Yeni Üniversiteye Geçiş Sınav Tarihleri Açıklandı

Yeni Üniversiteye Geçiş Sınav Tarihleri Açıklandı

ÖSYM 2018 Yükseköğretim Kurumları Sınavları YKS

Temel Yeterlilik Testi ve Lisans Testlerinin 23 Haziran 2018 Cumartesi ve 24 Haziran 2018 Pazar yapılacağını duyurdu.

Ayrıca, sınav başlama saatinden 15 dakika önce öğrenci alımının durdurulması uygulaması da kaldırıldı.

12.10.2017

Yeni Üniversiteye Geçiş Sistemi Açıklandı

YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç, yeni Üniversiteye Geçiş Sistemini açıkladı.

Sistem Ayrıntıları:

Yükseköğretim Kurumları Sınavları YKS

Temel Yeterlilik Testi

Lisans Sınavı

Yabancı Dil Sınavı

Tek hafta sonu (Haziran Cumartesi-Pazar)

Haziran Cumartesi

İki Oturum

İlk Oturum:

Temel Yeterlilik Testi (TYT)

İkinci Oturum:

Lisans Sınavı (LS)

Yabancı Dil Sınavı

Haziran Pazar

Tek gün

Tek oturum

Temel Yeterlilik Testi (TYT)

İlk Oturum

Haziran Cumartesi Sabah 10.00

Türkçe 40 Soru

Matematik 40 Soru

Temel Yeterlik Testi Puanı

Türkçe %50

Matematik %50

TYTP  Önlisans Programları İçin kullanılacak.

Önlisans tercihi için TYTP 150 olması gerekiyor.

TYTP 180 ve üzeri olan adaylar lisans tercihi yapabilecek.

TYTP 200 ve üzeri olan adaylar isterlerse puanlarını izleyen yıl da kullanabilecek.

İkinci Oturum:

Lisans Testi (LT)

Haziran 2017 Cumartesi 14.00

Matematik 40

Edebiyat-Coğrafya 40

Fen 40

Sosyal (Tarih-Coğrafya-Felsefe-Din) 40

LTS Sayısal (SAY) Mat %50 Fen %50

LTEA Eşit Ağırlık EA Mat %50 Ed-Coğ %50

LTSÖZ Sözel (SÖZ) Ed-Coğ %50 %50

LTDİL Yabancı Dil (DİL) Yabancı Dil %60 TYSP %40

OBP hesaplamasında değişiklik yok.

Temel Yeterlilik Testi’ne giren ve Temel Yeterlilik Testi puanı en az 150 olan adaylar, özel yetenekle öğrenci alan lisans programlarını tercih edebileceklerdir.

11.10.2017

YÖK Yeni Üniversiteye Geçiş Sistemini Açıklıyor

YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç yarın (12.10.2017 Perşembe) 11.00’de, yeni Üniversiteye Geçiş Sistemini açıklayacak.

 

1.10.2017

YGS/LYS yerine getirilecek sistemi anlatan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, üniversiteye geçişte tek sınavın bu haziranda uygulanacağını dile getirdi.

“ÜNİVERSİTEYE GİRİŞTE TEK SINAV YAPILACAK”

Üniversite sınavında cumartesi başlasın pazar öğle bitsin istiyoruz. Tek sınav bu yıl uygulanacak ve 18 çeşit puandan 4 türe düşecek. Bu puanlara göre öğrenciler yerleşecek. Bu sınavda da Türkçe ve matematik ağırlıklı olacak.

Bakan: “Üniversiteye Geçişte daha yalın bir sistemi amaçlıyoruz”

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: Sınav stresini azaltacak, daha yalın bir sistemi amaçlıyoruz

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, “Üniversite giriş sisteminin aksayan taraflarını gidererek sınav stresini azaltacak, karmaşıklıktan uzak, daha yalın ve sade bir sistemi amaçlıyoruz.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 4 Eylül Spor Salonu’nda düzenlenen partisinin Sivas Merkez İlçe 6. Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada, bu yola halkın ve Hakk’ın rızasını kazanmak için çıktılarını söyledi.

Hükümetleri döneminde yapılan yatırımlara değinen Yılmaz, bundan sonra yılmadan, yorulmadan daha çok çalışmak gerektiğini vurguladı.

Yılmaz, hükümete geldikleri günden bu yana kişi başına düşen milli gelirin, ihracaatın, sağlıkta memnuniyetin arttığını dile getirerek, eğitimin de çağın gereklere uygun değiştiğini, geliştiğini ve tecrübeler ışığında da güncellendiğini bildirdi.

Türkiye’nin bir çok ülkeden daha iyi noktaya gelmesinin sebebinin eğitim olduğunu vurgulayan Yılmaz, Türkiye’de eğitimin iyi bir yolda gittiğini söyledi. Yılmaz, değişen sınav sistemleriyle ilgili şu değerlendirmede bulundu:

Üniversite giriş sistemiyle ilgili de bir değişiklik var. Üniversite giriş sisteminin aksayan taraflarını gidererek sınav stresini azaltacak, karmaşıklıktan uzak, daha yalın ve sade bir sistemi amaçlıyoruz. Eğitim öğretimin bütün kademelerinde öğrencinin üzerindeki stresi azaltmak ana gayemizdir. Öğrenci stres içinde olursa başarıyı yakalayabilmesi mümkün değildir. Uygulanmakta olan giriş sistemi iki aşamada gerçekleştirilmektedir. Sınavların ilki mart, diğeri haziran ayındadır. Sınavlar 3 hafta sonuna yayılmakta ve toplam 5 gün sürmekteydi. YÖK tarafından yapılan yeni düzenlemeyle sınav bir hafta sonunda gerçekleştirilecektir. Yani cumartesi başlayacak, pazar günü öğlen bitecek.

Diğer bir önemli değişiklik, puan türleriyle ilgilidir. Şu an var olan 18 puan türü yönetilmesi gereken süreci zorlaştırmakta ayrıca bazı programlar için aday havuzunu daraltmaktaydı. 18 puan türü azaltılacak ve az sayıda adayın girdiği dil puanı dışında temel olarak sayısal, sözel ve eşit ağırlık puan türleri olacaktır. Sayısal, sözel, eşit ağırlık bir de dili katarsak 4 puan türü olacak. Artık eskisi gibi 18 puan türü olmayacak. Yeni sistemde bir diğer önemli değişiklik de şudur, Türkçe ve matematik sınavın merkezinde olacak. Bu diğer müfredatın sorulmayacağı anlamına gelmemektedir.

Milli Eğitimin müfredatı daha önce olduğu gibi sorgulanmaya devam edecektir. Yine baraj puanı da olacaktır. Sınavda YGS ve LYS ayrımı kalkacaktır. Yüksek öğrenim programlarına sayısal, sözel, eşit ağırlık ve dil puanlarıyla girilecektir. Belirli alanlarda uygulanmakta olan başarı sıralaması bundan sonra da aranacaktır. Hangi alanlardı? Tıpta vardı, hukukda vardı, mimarlıkta vardı, eğitim fakültelerinde vardı. YÖK yeni düzenlemeyle sınavı öğrencilerimiz, aileleri, rehber hocaları için daha yalın, daha sade ve daha sistemli yönetilebilir bir hale getirmeyi hedeflemektedir.”

29.09.2017

Başbakan: “Üniversitelerde de sınavlar basitleştirilecek. Buna benzer bir şey. Bir sınav olacak tek bir sınav bir müddet daha ama bu da esasında ortaokuldan, liseden gelen başarıyla birleştirilerek bu sınav gerçekleştirilecek. Bu sınav tek başına belirleyici bir sınav olmayacak”

26.09.2017

2018 Üniversite Giriş Sistemi Sil Baştan

YÖK Başkanı 2018’de uygulanacak yeni giriş sistemini açıkladı.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde katıldığı 2017-2018 Yükseköğretim Yılı Açılışı’nda konuştu.

Saraç’ın açıklamaları şöyle:

Üniversite Giriş Sınavları (Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS)) 3 hafta sonu yerine bir hafta sonu gerçekleştirilecek.

YGS ve LYS Haziran-2018’de uygulanacak.

18 olan (MF-1-2-3-4; TM-1-2-3; TS-1-2; DİL-1-2-3; YGS-1-2-3-4-5-6)

Puan Türleri 4’e düşürüldü:

Sayısal

Eşit-Ağırlık

Sözel

Dil

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS)

Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS)’de her puan türünde Türkçe ve Matematik testlerinin katkısı olacak.

 

———————————————————-


19.07.2014

Yeni Üniversiteye Geçiş Sistemi 2019’da Devreye Sokulacak

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yeni üniversiteye geçiş sistemi çalışmalarına devam ediyor.

Resmi bir açıklama yapılmamakla birlikte, birbirinden bağımsız YÖK, ÖSYM, TÜBİTAK ve MEB tarafından yapılan açıklamalarla sistemin ana başlıkları belirgenleşiyor.

MEB Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin, medyadaki 2016 ya da 2017’de değişiklik haberlerini yaylanladı.

EGK Eğitim Gelecek Kariyer eğitim ve danışmanlık portalının ulaştığı ham bilgilere göre 2019’dan itibaren uygulamaya konulacak yeni üniversiteye geçiş sisteminin şöyle olması bekleniyor:

  • Her yükseköğretim programının (bölümün) bir puan türü olacak.
  • Yerleştirme Puanları 3 ayrı ölçütten oluşacak.
  • Bu 3 ölçüt: 1- Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ham puanı, 2- Lise 12. Sınıfa ait merkezi ortak okul sınavları(ASP) 3- Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP)
  • YGS, Ekim-Ocak-Mart aylarının son haftası her yıl 3 kez uygulanacak.
  • YGS lise 9-10. Sınıf sonuna kadar olan ders ve konuları kapsayacak.
  • YGS, Türkçe 40, Matematik-Geometri 40, Fen Bilimleri (Fizik-Kimya-Biyoloji) 40, Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya, Felsefe, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi) 40 olmak üzere 160 soruluk 160 dakikalık bir sınav olacak.
  • Adaylar bu 3 YGS’den istediğine, dilerse her 3’üne de girebilecek. 1’den fazla girenler için aldıkları en yüksek ham puan geçerli olacak.
  • YGS’ye adaylar merkezi başvuru ve sistem esası ile girecek. Her aday, kendi okulunda değil, ÖSYM’ce belirlenen merkezlerde, okullarda sınava girecek.
  • YGS ham puanları 100-500 aralığında olacak.
  • YGS-Matematik Fen (YGS-MF); YGS-Türkçe-Matematik (YGS-TM); YGS-Türkçe-Sosyal (YGS-TS) ve YGS-Yabancı Dil (YGS-DİL) biçiminde 4 ayrı YGS ham puanı hesaplanacak.
  • Her puan türünde testlerin katkı katsayıları farklı olacak.
  • YGS-MF için Matematik 4, Fen Bilimleri 4, Türkçe 3, Sosyal Bilimler 1
  • YGS-TM için Matematik 4, Türkçe 4, Sosyal Bilimler 3, Fen Bilimleri 1
  • YGS-TS için, Türkçe 5, Sosyal Bilimler 5, Matematik 1, Fen Bilimleri 1
  • Önce her test için net sayılarının 2,5 ile çarpımı ile 100 üzerinden ve sonra da puan türüne göre ilgili katkı katsayıları ile çarpımı ile standart puanları (SP) hesaplanacak.
  • YGS-MF Formülü: (Matematik SP+ Fen Bilimleri SP+Türkçe SP+Sosyal Bilimler SP) x 0,42
  • YGS-TM Formülü: (Matematik SP+ Türkçe SP+Sosyal Bilimler SP+Fen Bilimleri SP) x 0,42
  • YGS-TS Formülü: (Türkçe SP+Sosyal Bilimler SP+Matematik SP+ Fen Bilimleri SP) x 0,42
  • Lise 12. Sınıfta, Türk Dili ve Anlatımı, Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Yabancı Dil derslerinin her dönem 1 okul sınavı MEB tarafından ortak ve merkezi olarak (MS) uygulanacak.
  • Öğrenciler, MS’lere farklı öğretmenler gözetiminde kendi okullarında girecek.
  • MS’ler arka arkaya Pazartesi-Salı-Çarşamba- Perşembe-Cuma 5 gün içinde uygulanacak.
  • Her gün 2 sınav uygulanacak. Cuma günü 3 sınav uygulanacak.
  • MS’ler 1. Dönem kasım 2. Dönem ise nisan aylarının son haftası uygulanacak.
  • Matematik, Tarih, Pazartesi; Geometri, Coğrafya, Salı;  Fizik, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Çarşamba; Kimya, Felsefe, Perşembe; Biyoloji, Türk Dili ve Anlatımı, Yabancı Dil Cuma günü uygulanacak.
  • Sınavlar, Pazartesi-Salı-Çarşamba-Perşembe 09.00-10.15, 10.45-12.00’de, Cuma günü ise 09.00-10.15, 10.45-12.00, 12.30-13.45’te uygulanacak.
  • MS’ler çoktan seçmeli olacak, her sınavda 50 soru sorulacak 75’er dakika süre verilecek. 2 Sınav arası 30 dakika ara verilecek.
  • Her MS için 100 üzerinden puan verilecek. Yılsonu MS puanı 1. Ve 2. Dönem aritmetik ortalaması alınarak yine 100 üzerinden puan oluşturulacak.
  • MS’ler Matematik-Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe-Sosyal (TS), Yabancı Dil (DİL) biçiminde gruplanarak değerlendirilecek.
  • MF için, Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji derslerine ait MS puanları kullanılacak.
  • TM için, Matematik, Geometri, Türk Dili ve Anlatımı, Coğrafya derslerine ait MS puanları kullanılacak.
  • TS için, Türk Dili ve Anlatımı, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine ait MS puanları kullanılacak.
  • DİL için, Yabancı Dil dersine ait MS puanları kullanılacak.
  • MF, TM, TS, DİL için MS’lere ait 100’lü puanlar toplamından 100-500 aralığında ASP’ler hesaplanacak.
  • Her puan türünde derslerin katkı katsayıları 4 olacak.
  • MF-ASP Formülü: (Matematik MS+Geometri MS+Fizik MS+Kimya MS+Biyoloji MS) x 025
  • TM-ASP Formülü: (Matematik MS+Geometri MS+Türk Dili-Anlatımı MS+Coğrafya MS) x 031
  • TS-ASP Formülü: (Türk Dili-Anlatımı MS+Coğrafya MS+Tarih MS+Coğrafya MS+Felsefe MS+Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi MS) x 025
  • DİL-ASP Formülü: (Yabancı Dil MS) x 1,25
  • OBP ise, Diploma Puanı (DP) x 5 olacak.
  • Yerleştirme puanı (Y) ise: İlgili YGS puanı x 0,40 + İlgili ASP 0,40 + OBP x 0,20 olarak 100-500 aralığında hesaplanacak.
  • Y-MF Formülü: (YGS-MF x 0,40 + MF-ASP x 0,40 + OBP x 0,20)
  • Y-TM Formülü: (YGS-TM x 0,40 + TM-ASP x 0,40 + OBP x 0,20)
  • Y-TS Formülü:   (YGS-TS   x 0,40 + TS-ASP   x 0,40 + OBP x 0,20)
  • Y-DİL Formülü: (YGS-TS    x 0,40 + DİL-ASP x 0,40 + OBP x 0,20)
  • Programın istediği Y puan türünde 500 üzerinden 200 alan her aday tercih yapabilecek.
  • Ön lisans programları ve özel yetenek sınavı ile alan programlar için ise herhangi YGS Ham puanı 180 ve üzeri olan adaylar başvurabilecek. Engelli adaylar için bu barem 100 olacak.
  • Üniversite öğrencilerine ya da mezunlarına tekrar sınavlara girmesine gerek kalmadan yatay geçiş ya da ikinci üniversite şansları verilecek.

TÜBİTAK derecelerine Y-YGS/LYS ek OBP katsayı uygulaması kaldırıldı / Kendi alanlarında doğrudan yerleştirme devam

TÜBİTAK derecelerine Y-YGS/LYS’lerde ek OBP katsayı uygulaması kaldırıldı / Kendi alanlarında doğrudan yerleştirme devam ediyor

YÖK TÜBİTAK derecelerine verilen ek katsayı uygulamasını kaldırdı

YÖK, TÜBİTAK-Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığınca LİSE öğrenimine devam etmekte olan öğrencilerini, temel, sosyal ve uygulamalı bilim alanlarında çalışmalar yapmaya teşvik etmek, çalışmalarını yönlendirmek ve mevcut bilimsel çalışmalarının gelişimine katkı sağlamak amacıyla düzenlediği, Bilgisayar, Biyoloji, Coğrafya, Değerler Eğitimi, Fizik, Kimya, Matematik, Psikoloji, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Teknolojik Tasarım ve Tarih alanlarında araştırma projeleri yarışmalarında derece alan öğrencilerin, ÖSYS’de (YGS/LYS) faydalandığı ek katsayı uygulamasına son verdi.

İlgili bölümlere sınavsız geçişle ilgili uygulama ise devam ediyor.

Uygulama şöyleydi:

ÖSYS’ye başvuran adaylardan ortaöğretim kurumlarında okumaktayken Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu – Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (TÜBİTAK-BİDEB) tarafından • uluslararası bilim olimpiyatlarına ve proje yarışmalarına gönderilen ve dereceye giren, • yurt içinde düzenlenen bilim olimpiyatlarında ve proje yarışmalarında dereceye giren adaylar, katıldıkları ve derece aldıkları alanlarla ilgili yükseköğretim programlarını tercihleri arasında gösterdikleri takdirde, bu programlara yerleştirilmelerinde adayların OBP’si ayrı bir katsayı ile çarpılarak 2015 yerleştirme puanlarına eklenecektir.2015 yerleştirme puanlarına katılacak puanlar hesaplanırken uluslararası bilim olimpiyatlarında; • altın madalya alanlara 0,10, • gümüş madalya alanlara 0,09, • bronz madalya alanlara 0,08 • uluslararası bilim olimpiyatlarına katılan fakat derece alamayanlara 0,07; ulusal bilim olimpiyatları ile uluslararası proje yarışmalarında; • birinci olanlara 0,07, • ikinci olanlara 0,06, • üçüncü olanlara 0,05; ulusal proje yarışmasında; • birinci olanlara 0,05, • ikinci olanlara 0,04, • üçüncü olanlara 0,03 katsayısı uygulanacaktır. Birden fazla kategoride derecesi bulunan adaylar için en yüksek olan katsayı uygulanır.5TÜBİTAK’ın katıldığı Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında altın, gümüş, bronz madalya alanlar ile Uluslararası ISEF Proje Yarışması ve AB Genç Bilim Adamları Yarışmasına katılarak birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülü alanlardan isteyenler; alanlarındaki yükseköğretim programlarından burslu programlar hariç, istediklerine sınavsız olarak kontenjan dışında ÖSYM tarafından yerleştirileceklerdir. Bu adaylar, burslu programlara yerleştirilmek istiyorlarsa 2016- ÖSYS’ye girmek ve merkezî yerleştirme işlemlerine dâhil olmak zorundadırlar. Kazandıkları derece nedeni ile 2016- ÖSYS’ye girmeyip sınavsız yerleştirilme hakkından yararlanmak isteyen adayların da mutlaka 2016-ÖSYS’ye başvurmaları gerekmektedir. TÜBİTAK yarışmalarında başarılı olan adaylara yönelik olarak yukarıdaki uygulamanın yapılabilmesi için 2016-ÖSYS’ye başvurmuş adayların, 1 Haziran- Temmuz 2016 tarihleri arasında TÜBİTAK’ın https://e-bideb.tubitak.gov.tr internet adresinden bireysel olarak başvuru yapmaları ve onayladıkları başvuru formunun çıktısını alıp imzaladıktan sonra TÜBİTAK’a 13 Temmuz 2016 günü mesai bitimine kadar ulaştırmaları gerekmektedir. Adayların katıldıkları olimpiyat veya proje yarışmaları, aldıkları derece, tercihleri, T.C. Kimlik Numaraları, adları ve soyadlarının, TÜBİTAK tarafından ÖSYM’ye en geç 15 Temmuz 2016 tarihinde ulaşacak şekilde gönderilmesi gerekmektedir. 2016-ÖSYS’ye başvurusunu yapan adaylardan 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra yukarıda belirtilen sınavsız geçiş şartlarını sağlayanların, katıldıkları olimpiyat veya proje yarışmaları, aldıkları derece, T.C. Kimlik Numaraları, adları, soyadları ve yükseköğretim programları tercihleri TÜBİTAK tarafından en geç 8 Eylül 2016 tarihine kadar ÖSYM’ye bildirilmesi kaydıyla, yerleştirme işlemleri (mevcut kontenjan harici), 30 Eylül 2016 tarihine kadar ÖSYM tarafından yapılacaktır. Sınavsız giriş hakkı, ÖSYS’ye ilk kez başvurulduğu yıl uygulanır, bundan sonraki ÖSYS’lerde bu adaylar için herhangi bir uygulama yapılmaz. Derece alan adaylar, ilk kez ÖSYS’ye başvurdukları yıl TÜBİTAK’a süresi içinde başvurarak bilgilerinin bu kurum tarafından ÖSYM’ye resmen ulaştırılmasını sağladıkları takdirde bu haktan yararlanabileceklerdir. Bilim olimpiyatlarında veya proje yarışmalarında dereceye girenlerle ilgili yükseköğretim programları, derece alınan alanlara göre 2016-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda verilecektir.

10.12.2015

YÖK TÜBİTAK derecelerine ek katsayı uygulamasını tekrar getirmek istiyor

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, bilim olimpiyatlarına katılarak derece kazanan öğrencilere, üniversiteye giriş sınavında ek puan verilmesine ilişkin yasa teklifini Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) gönderdiklerini bildirdi.

YÖK’ten yapılan açıklamada, Saraç’ın konuyla ilgili Twitter üzerinden paylaşımda bulunduğu belirtildi.

Saraç söz konusu paylaşımlarında, bilim olimpiyatlarına katılan ve dereceye giren öğrencilere ek puan verilmesi uygulamasına kanun müsaade etmediği için son verdiklerini ve konuya ilişkin çalışmaların sürdüğüne yönelik açıklamalarını anımsattı.

Yeni YÖK olarak sorunlara hızlı çözüm üretme doğrultusunda adım atmaya devam ettiklerini belirten Saraç, “Bu kapsamda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık ile dün bir görüşme gerçekleştirdik. Yapmış olduğumuz görüşmede söz konusu öğrencilerimize ek puan verilmesi uygulamasının hukuki zeminini oluşturmak için yasa teklifinin MEB’e gönderilerek, Meclis’e sevk edilmesi sürecini başlattığımızı ifade ettik ve kendilerinin bu konuda desteklerini aldık”  ifadelerini kullandı.

3 Aralık 2015

YÖK TÜBİTAK derecelerine verilen ek katsayı uygulamasını kaldırdı

YÖK, TÜBİTAK-Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığınca LİSE öğrenimine devam etmekte olan öğrencilerini, temel, sosyal ve uygulamalı bilim alanlarında çalışmalar yapmaya teşvik etmek, çalışmalarını yönlendirmek ve mevcut bilimsel çalışmalarının gelişimine katkı sağlamak amacıyla düzenlediği, Bilgisayar, Biyoloji, Coğrafya, Değerler Eğitimi, Fizik, Kimya, Matematik, Psikoloji, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Teknolojik Tasarım ve Tarih alanlarında araştırma projeleri yarışmalarında derece alan öğrencilerin, ÖSYS’de (YGS/LYS) faydalandığı ek katsayı uygulamasına son verdi.

İlgili bölümlere sınavsız geçişle ilgili uygulamanın ise devam etmesi bekleniyor.

Uygulama şöyleydi:

ÖSYS’ye başvuran adaylardan ortaöğretim kurumlarında okumaktayken Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu – Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (TÜBİTAK-BİDEB) tarafından • uluslararası bilim olimpiyatlarına ve proje yarışmalarına gönderilen ve dereceye giren, • yurt içinde düzenlenen bilim olimpiyatlarında ve proje yarışmalarında dereceye giren adaylar, katıldıkları ve derece aldıkları alanlarla ilgili yükseköğretim programlarını tercihleri arasında gösterdikleri takdirde, bu programlara yerleştirilmelerinde adayların OBP’si ayrı bir katsayı ile çarpılarak 2015 yerleştirme puanlarına eklenecektir.2015 yerleştirme puanlarına katılacak puanlar hesaplanırken uluslararası bilim olimpiyatlarında; • altın madalya alanlara 0,10, • gümüş madalya alanlara 0,09, • bronz madalya alanlara 0,08 • uluslararası bilim olimpiyatlarına katılan fakat derece alamayanlara 0,07; ulusal bilim olimpiyatları ile uluslararası proje yarışmalarında; • birinci olanlara 0,07, • ikinci olanlara 0,06, • üçüncü olanlara 0,05; ulusal proje yarışmasında; • birinci olanlara 0,05, • ikinci olanlara 0,04, • üçüncü olanlara 0,03 katsayısı uygulanacaktır. Birden fazla kategoride derecesi bulunan adaylar için en yüksek olan katsayı uygulanır. Bilim olimpiyatlarında veya proje yarışmalarında dereceye girenlerle ilgili yükseköğretim programları, derece alınan alanlara göre 2015-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda verilecektir. TÜBİTAK’ın katıldığı Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında altın, gümüş, bronz madalya alanlar ile Uluslararası ISEF Proje Yarışması ve AB Genç Bilim Adamları Yarışmasına katılarak birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülü alanlardan isteyenler; alanlarındaki yükseköğretim programlarından burslu programlar hariç, istediklerine sınavsız olarak kontenjan dışında ÖSYM tarafından yerleştirileceklerdir. Bu adaylar burslu programlara yerleştirilmek istiyorlarsa 2015-ÖSYS’ye girmek ve kendilerine verilecek olan ek puanla merkezî yerleştirme işlemlerine dâhil olmak zorundadırlar. Ek puan alarak merkezî yerleştirme ile burslu programlara yerleşemeyen adaylar burslu programlar hariç istediklerine sınavsız olarak yerleştirilecektir. Kazandıkları derece nedeni ile 2015-ÖSYS’ye girmeyip sınavsız yerleştirilme hakkından yararlanmak isteyen adayların da mutlaka 2015-ÖSYS’ye başvurmaları gerekmektedir. Bu nedenle, yukarıdaki uygulamaların yapılabilmesi için 2015-ÖSYS’ye başvurmuş adayların (sınavsız giriş hakkından yararlanmak isteyen adaylar da dâhil), 1 Haziran – 9 Temmuz 2015 tarihleri arasında TÜBİTAK’ın https://e-bideb.tubitak.gov.tr İnternet adresinden bireysel olarak başvuru yapmaları ve onayladıkları başvuru formunun çıktısını alıp imzaladıktan sonra TÜBİTAK’a 13 Temmuz 2015 günü mesai bitimine kadar ulaştırmaları gerekmektedir. Adayların katıldıkları olimpiyat veya proje yarışmaları, aldıkları derece, tercihleri, T.C. Kimlik Numaraları, adları ve soyadlarının, TÜ- BİTAK tarafından ÖSYM’ye en geç 15 Temmuz 2015 tarihinde ulaşacak şekilde gönderilmesi gerekmektedir. 2015-ÖSYS’ye başvurusunu yapan adaylardan 15 Temmuz 2015 tarihinden sonra yukarıda yer alan şartları sağlayanların, katıldıkları olimpiyat veya proje yarışmaları, aldıkları derece, T.C. Kimlik Numaraları, adları, soyadları ve yükseköğretim programları tercihleri TÜBİTAK tarafından en geç 14 Eylül 2015 tarihine kadar ÖSYM’ye bildirilmesi kaydıyla, yerleştirme işlemleri (mevcut kontenjan harici), 30 Eylül 2015 tarihine kadar ÖSYM tarafından yapılacaktır. Bilim olimpiyatları ile proje yarışmalarında derecelere uygulanacak katsayılar ve sınavsız giriş, ÖSYS’ye ilk kez başvurulduğu yıl uygulanır, bundan sonraki ÖSYS’lerde bu adaylar için herhangi bir uygulama yapılmaz. Derece alan adaylar ilk kez ÖSYS’ye başvurdukları yıl, TÜBİTAK’a süresi içinde başvurarak bilgilerinin bu kurum tarafından ÖSYM’ye resmen ulaştırılmasını sağlamalıdırlar.

3.3. TÜBİTAK YARIŞMALARINDA BAŞARILI OLANLAR ÖSYS’ye başvuran adaylardan ortaöğretim kurumlarında okumakta iken Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu – Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (TÜBİTAK-BİDEB) tarafından; a) Uluslararası bilim olimpiyatlarına ve proje yarışmalarına gönderilen ve dereceye giren, b) Yurt içinde düzenlenen bilim olimpiyatlarında ve proje yarışmalarında dereceye giren adaylar ile ilgili yükseköğretim programları, derece alınan alanlara göre şöyledir: Bilgisayar alanında alınan dereceler için adli bilişim mühendisliği, bilgisayar bilimleri, bilgisayar bilimleri ve mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, bilgisayar teknolojisi ve bilişim sistemleri, bilgisayar ve yazılım mühendisliği, bilişim sistemleri mühendisliği, bilişim sistemleri ve teknolojileri, elektrik mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, elektronik mühendisliği, elektronik ve haberleşme mühendisliği, istatistik ve bilgisayar bilimleri, kontrol ve otomasyon mühendisliği, mekatronik mühendisliği, matematik ve bilgisayar bilimleri, matematik-bilgisayar, mühendislik programları, mühendislik ve doğa bilimleri programları, endüstri ve sistem mühendisliği ve yazılım mühendisliği. Biyoloji alanında alınan dereceler için balıkçılık teknolojisi mühendisliği, beslenme ve diyetetik, biyokimya, biyoloji, biyomedikal mühendisliği, biyomühendislik, biyosistem mühendisliği, biyoteknoloji, biyoteknoloji ve moleküler biyoloji, çevre mühendisliği, diş hekimliği, eczacılık, genetik ve biyomühendislik, gıda mühendisliği, kimya-biyoloji mühendisliği, moleküler biyoloji ve genetik, mühendislik ve doğa bilimleri programları, orman mühendisliği, orman endüstrisi mühendisliği, su ürünleri mühendisliği, tarımsal genetik mühendisliği, tıp, tıp mühendisliği, veteriner. Coğrafya alanında alınan dereceler için coğrafya, çevre mühendisliği, inşaat mühendisliği, jeofizik mühendisliği, jeoloji mühendisliği, geomatik mühendisliği, harita mühendisliği, hidrojeoloji mühendisliği, maden mühendisliği, meteoroloji mühendisliği, petrol ve doğalgaz mühendisliği, şehir ve bölge planlama, ulaştırma mühendisliği. Enerji Verimliliği alanında alınan dereceler için elektrik-elektronik mühendisliği, elektrik mühendisliği, elektronik mühendisliği, enerji sistemleri mühendisliği, enerji ve malzeme mühendisliği, enerji yönetimi, imalat mühendisliği, kontrol ve otomasyon mühendisliği, makine mühendisliği, makine ve imalat mühendisliği, mekatronik mühendisliği, mekatronik sistemler mühendisliği, mühendislik programları, mühendislik ve doğa bilimleri programları, nükleer enerji mühendisliği. Fizik alanında alınan dereceler için astronomi ve uzay bilimleri, çevre mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, elektrik mühendisliği, elektronik mühendisliği, elektronik ve haberleşme mühendisliği, fizik, fizik mühendisliği, gemi inşaatı ve gemi makineleri mühendisliği, geomatik mühendisliği, harita mühendisliği, havacılık elektrik ve elektroniği, havacılık ve uzay mühendisliği, hidrojeoloji mühendisliği, imalat mühendisliği, inşaat mühendisliği, jeofizik mühendisliği, jeoloji mühendisliği, kontrol ve otomasyon mühendisliği, makine mühendisliği, makine ve imalat mühendisliği, makine ve malzeme mühendisliği, malzeme bilimi ve mühendisliği, malzeme bilimi ve nanoteknoloji mühendisliği, malzeme mühendisliği, mekatronik mühendisliği, mekatronik sistemler mühendisliği, metalurji ve malzeme mühendisliği, meteoroloji mühendisliği, mühendislik programları, mühendislik ve doğa bilimleri programları, nanoteknoloji mühendisliği, nükleer enerji mühendisliği, otomotiv mühendisliği, polimer mühendisliği, tekstil mühendisliği, uçak mühendisliği, uçak ve uzay mühendisliği, uçak elektrik-elektronik, uçak gövde-motor, uçak gövde-motor bakım, uzay bilimleri ve teknolojileri, uzay mühendisliği. Kimya alanında alınan dereceler için biyokimya, çevre mühendisliği, deri mühendisliği, diş hekimliği, eczacılık, endüstri mühendisliği, enerji ve malzeme mühendisliği, gıda mühendisliği, hidrojeoloji mühendisliği, jeoloji mühendisliği, kimya, kimya mühendisliği, kimya-biyoloji mühendisliği, kimya ve süreç mühendisliği, lif ve polimer mühendisliği, maden 8 mühendisliği, malzeme bilimi ve mühendisliği, malzeme bilimi ve nanoteknoloji mühendisliği, malzeme mühendisliği, metalurji ve malzeme mühendisliği, mühendislik programları, mühendislik ve doğa bilimleri programları, nanoteknoloji mühendisliği, petrol ve doğalgaz mühendisliği, polimer mühendisliği, tekstil mühendisliği, tıp. Matematik alanında alınan dereceler için bilgisayar bilimleri ve mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, bilgisayar ve yazılım mühendisliği, elektrik mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, elektronik mühendisliği, elektronik ve haberleşme mühendisliği, endüstri mühendisliği, endüstri ve sistem mühendisliği, geomatik mühendisliği, harita mühendisliği, istatistik, istatistik ve bilgisayar bilimleri, jeodezi ve fotogrametri mühendisliği, kontrol ve otomasyon mühendisliği, matematik, matematik mühendisliği, mekatronik mühendisliği, mühendislik programları, mühendislik ve doğa bilimleri programları. Psikoloji alanında alınan dereceler için antropoloji, çocuk gelişimi, felsefe, halkbilim, halkla ilişkiler ve reklamcılık, insan kaynakları yönetimi, insan ve toplum bilimleri, okul öncesi öğretmenliği, psikoloji, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, reklamcılık ve halkla ilişkiler, sanat ve sosyal bilimler programları, sosyal hizmet, sosyoloji, Türk halkbilimi, üstün zekalılar öğretmenliği, zihin engelliler öğretmenliği. Sosyoloji alanında alınan dereceler için antropoloji, arkeoloji, arkeoloji ve sanat tarihi, Avrupa birliği ilişkileri, coğrafya, felsefe, halkbilim, halkla ilişkiler, hukuk, insan kaynakları yönetimi, insan ve toplum bilimleri, psikoloji, sanat tarihi, sanat ve sosyal bilimler programları, siyaset bilimi, siyaset bilimi ve kamu yönetimi, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler, sosyal hizmet, sosyoloji, tarih, Türk halkbilimi, uluslararası ilişkiler. Tarih alanında alınan dereceler için antropoloji, arkeoloji, felsefe, sanat tarihi, sosyoloji, tarih, Türk dili ve edebiyatı, uluslararası ilişkiler. Türk Dili ve Edebiyatı alanında alınan dereceler için basın ve yayın, bilgi ve belge yönetimi, çağdaş Türk lehçeleri ve edebiyatları, dilbilim, dilbilimi, gazetecilik, halkbilim, karşılaştırmalı edebiyat, Türk dili ve edebiyatı, Türk halkbilimi. TÜBİTAK’ın katıldığı Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında altın, gümüş, bronz madalya alanlar ile Uluslararası ISEF Proje Yarışması ve AB Genç Bilim Adamları Yarışmasına katılarak birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülü alanlardan isteyenler; alanlarındaki yükseköğretim programlarından burslu programlar hariç istediklerine (İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’nin Fizik (Tam Burslu) 3 kontenjan, Kimya (Tam Burslu) 3 kontenjan, Matematik (Tam Burslu) 3 kontenjan, Koç Üniversitesi’nin Fizik (Tam Burslu) 3 kontenjan, Kimya (Tam Burslu) 3 kontenjan, Matematik (Tam Burslu) 3 kontenjan, Moleküler Biyoloji ve Genetik (Tam Burslu) 3 kontenjan ve Sabancı Üniversitesi’nin Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi programları (Tüm programlarda Tam Burslu) 2 kontenjana yerleştirme yapılabilir.), sınavsız olarak kontenjan dışında ÖSYM tarafından yerleştirileceklerdir. Bu adaylar burslu programlara yerleştirilmek istiyorlarsa 2015-ÖSYS’ye girmek ve kendilerine verilecek olan ek puanla merkezî yerleştirme işlemlerine dâhil olmak zorundadırlar. Ek puan alarak merkezî yerleştirme ile burslu programlara yerleşemeyen adaylar burslu programlar hariç istediklerine sınavsız olarak yerleştirilecektir. Kazandıkları derece nedeni ile 2015-ÖSYS’ye girmeyip sınavsız yerleştirilme hakkından yararlanmak isteyen adayların da mutlaka 2015-ÖSYS’ye başvurmaları gerekmektedir. Bu nedenle, yukarıdaki uygulamaların yapılabilmesi için 2015-ÖSYS’ye başvurmuş adayların (sınavsız giriş hakkından yararlanmak isteyen adaylar da dâhil), 1 Haziran-9 Temmuz 2015 tarihleri arasında TÜBİTAK’ın https://e-bideb.tubitak.gov.tr İnternet adresinden bireysel olarak başvuru yapmaları ve onayladıkları başvuru formunun çıktısını alıp imzaladıktan sonra TÜBİTAK’a 13 Temmuz 2015 günü mesai bitimine kadar ulaştırmaları gerekmektedir. Adayların katıldıkları olimpiyat veya proje yarışmaları, aldıkları derece, tercihleri, T.C. Kimlik Numaraları, adları ve soyadlarının, TÜBİTAK tarafından ÖSYM’ye en geç 15 Temmuz 2015 tarihinde ulaşacak şekilde gönderilmesi gerekmektedir. TÜBİTAK tarafından verilecek burslara ilişkin duyurular bu kılavuzun son sayfalarında yer almaktadır.

TÜBİTAK yerli uçağın motoru için ilk prototip üretimini yaptı

TÜBİTAK yerli uçağın motoru için ilk prototip üretimini yaptı

TÜBİTAK mühendisleri, uçak motorlarının en önemli parçalarından biri olan türbin kanatlarının Türkiye’deki ilk prototip üretimini yaptı.

TÜBİTAK MAM bünyesindeki Malzeme Enstitüsü’nde, uçak motorunda 1350 santigrat dereceye ulaşan sıcaklıkta görevini sorunsuz yerine getiren tek kristal türbin kanadı prototipi üretimi gerçekleştirildi.

Başta yüksek sıcaklık olmak üzere çok yönlü kuvvetler, yüksek hız ve zor çevre şartlarına uzun süre dayanabilme özelliğine sahip olmasından dolayı yeni nesil jet motorlarında kullanılan süper alaşım tek kristal türbin kanatlarının Türkiye’de yapılması için çalışma başlatan TÜBİTAK, Malzeme Enstitüsü’nde kurduğu laboratuvarda söz konusu parçanın prototip üretimini gerçekleştirdi.

Bin santigrat derecenin üzerinde işlevini yerine getirme özelliğine sahip türbin kanadının yerli ürüne dönüştürülmesiyle milli uçak üretiminde en kritik safhalardan biri de aşılmış olacak.

TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Metin Usta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle havacılık alanında ilerlemek için nikel-tek kristal teknolojilerine sahip olunması gerektiğini söyledi.

“Bunlar bilgi aktarımının kısıtlı olduğu teknolojiler”

Bu teknolojinin dünyada ilk olmadığını fakat Türkiye için ilk ve çok önemli olduğunu vurgulayan TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü Kritik Malzemeler Grup Sorumlusu Doç. Dr. Havva Kazdal Zeytin, yerli uçak yapmak istiyorsak, yerli uçak motoru yapmak istiyorsak ileri malzeme teknolojilerine sahip olunması gerektiğine işaret etti.

Bu projeyle yerli uçağın motorunun türbin parçasının ilk yerli prototipini ürettiklerini belirten Zeytin, “Çok büyük oranlarda döviz kaybımız var bu konuda. Ülkemiz uçakla birlikte malzemesini de yurt dışından alıyor ve bunlar çok pahalı malzemeler. Bu teknoloji ile yüksek miktardaki döviz kaybının önüne geçeceğiz. Diğer en önemli boyutu kendi havacılık teknolojimize sahip olacağız. Uçak yapabilirsiniz ama bunu oluşturan parçaları kendiniz üretmezseniz bu yaptığınız uçak yerli olmaz. Dolayısıyla malzeme teknolojilerine de sahip olmanız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Malzeme teknolojilerinde bilgi aktarımının çok kısıtlı olduğunu vurgulayan Zeytin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu bilgiyi kendi imkanlarımızla ve yardım da alarak oluşturmaya çalışıyoruz. Türbin kanatlarının bir adedi 30-40 bin avro civarında. Yerli ürettiğimiz zaman bunu kıyas edilmeyecek rakamlarla üreteceğiz. Bizim için en önemli getirisi bunun bir kritik teknoloji olması ve bu teknolojiye sahip olan ülkelerin bize vermediği durumlarda bizim bunu üretebilir olmamız. Kritik teknoloji olması fiyatından çok daha önemli. Kendimiz üretebilir durumda olduğumuz zaman bizim her alanda önümüz açık olacak. Üretebilir olmak bağımlılıktan kurtulmanın en önemli adımlarından birisi.”

 

TÜBİTAK 50. Bilim, Özel ve Teşvik Ödüllerini Kazanan Akademisyenler Ödüllerini Cumhurbaşkanlığında Aldı

 TÜBİTAK 50. Bilim, Özel ve Teşvik Ödüllerini Kazanan Akademisyenler Ödüllerini Cumhurbaşkanlığında Aldı

TÜBİTAK 50. Bilim, Özel ve Teşvik Ödüllerini Kazanan Akademisyenler:

Bilim Ödülü kategorisinde; Temel Bilimlerde Prof. Dr. Alikram Nuhbalaoğlu (Alıev) ve Prof. Dr. Marat Akhmet, Sağlık Bilimlerinde Prof. Dr. K. Arzum Erdem Gürsan, Prof. Dr. Özcan Erel.

Özel Ödül kategorisinde; Sağlık Bilimlerinde Prof. Dr. Hazire Oya Alpar.

Teşvik Ödülü kategorisinde; Temel Bilimlerde Doç. Dr. Ramazan Solmaz, Prof. Dr. Atilla Cihaner, Yrd. Doç. Dr. Seda Aksoy Esinoğlu, Doç. Dr. Hakan Altan. Mühendislik Bilimlerinde Yrd. Doç. Dr. Can Alkan, Doç. Dr. Mesut Şimşek, Doç. Dr. Sinan Gezici, Prof. Dr. Çağatay Candan, Sağlık Bilimlerinde Doç. Dr. Hakan Parlakpınar ve Prof. Dr. Hasan Kırmızıbekmez, Sosyal Bilimlerde Doç. Dr. Şaban Nazlıoğlu, Doç. Dr. Z. Ayşecan Boduroğlu ve Yrd. Doç. Dr. Kamil Kıvanç Karaman”

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 2015 Yılı TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde yaptığı açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bundan sonra her alanda olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da çıtayı yükseltmemiz, hedeflerimizi büyütmemiz gerekiyor. Bu konuda en büyük görev bilim dünyamızın siz kıymetli temsilcilerine düşüyor. Ben sizlere inanıyorum, güveniyorum” dedi. Türkiye’nin dört bir yanındaki ve yurt dışındaki üniversitelerden 18 bilim insanının, yaptıkları başarılı çalışmalardan dolayı ödül alacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl verilen 4 Bilim Ödülü, 1 Özel Ödül, 13 Teşvik Ödülünü almaya hak kazanan bilim insanlarını tebrik ederken, kendilerinden çok daha büyük başarılar beklediklerini bildirdi. Erdoğan, TÜBİTAK’ın 1966’dan bugüne kadar 160 bilim, 87 hizmet, 470 teşvik, 15 özel ödül vererek 732 bilim insanını maddi ve manevi olarak desteklediğini ifade etti. TÜBİTAK ödüllerinin çok önemli olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde eskiden liseyi bitiren öğrencilerimizin en büyük sorunu üniversiteye girebilmekti. Çünkü üniversite sınavına giren kişi sayısıyla üniversiteye kayıt yaptırma hakkı elde edebilen kişi sayısı arasında 10 kata varan bir fark vardı. Yani sınava giren her 10 kişiden sadece bir tanesi üniversite kapısından içeri girebilme hakkı elde edebiliyordu. Bu durum eğitim sistemimizde yukarıdan aşağıya doğru büyük bir baskıya ve tahribata yol açıyordu” değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eksikliğin üzerine bir de katsayı gibi adaletsiz uygulamaların eklendiğini ve durumun gerçekten vahim bir hale dönüştüğünü vurguladı.

Son 13 yılda açılan yeni üniversitelerle, mevcut üniversitelerin geliştirilmesiyle, adaletsizliklerin giderilmesiyle, Türkiye’nin bu sorunu geride bıraktığını anımsatan Erdoğan, “Bugün neredeyse lisans yerleştirme sınavına giren öğrenci sayısına yakın üniversite kontenjanına sahibiz. Artık üniversiteye veya herhangi bir bölüme yerleşebilme değil hedeflenen üniversitelere, bölümlere girme yarışı söz konusudur” diye konuştu.

– “En büyük görev bilim dünyamızın kıymetli temsilcilerine düşüyor”

Ülkede öğreten ve öğrenen arasındaki ilişkinin çok sığlaştığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Halbuki bizim kültürümüzde öğreten muallimdir yani ilim tedris eden, eğitim ve öğretimi birlikte yürüten kişidir. Öğrenen de talebedir. Yani ilime talim, eğitimi ve öğretimi birlikte alan kişidir. Biz, öğretmenliği ders anlatma ve not verme, öğrenciliği de sınava girme ve not alma düzeyine indirerek tarihi bir yanlışın içine girdik. Bir an önce ‘muallim’ ve ‘talebe’ kavramlarının derinliğini, eğitim sistemimize hakim kılmak mecburiyetindeyiz. Aynı şekilde ‘alim’ de adeta sırtımızı döndüğümüz kavramlarımız arasında. Bilim tarihinin en büyük isimlerini yetiştirmiş bir medeniyetin temsilcileri olarak böyle bir daralmayı asla kabul edemeyiz.”

Çalışmalarını Amerika’da sürdüren Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumu büyük bir memnuniyet ve sevinçle karşıladıklarını ifade ederek, her yıl bu şekilde dünya çapında ödül alan, ödüle aday gösterilen daha çok bilim adamının olması gerektiğini bildirdi.

Geçmişte istikrar konusunda sıkıntıların yaşandığını, son 13 yılda ise edindikleri tecrübeyle bu konuda önemli bir birikimi ortaya çıkardıklarını anlatan Erdoğan, “Bundan sonra her alanda olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da çıtayı yükseltmemiz, hedeflerimizi büyütmemiz gerekiyor. Bu konuda en büyük görev bilim dünyamızın siz kıymetli temsilcilerine düşüyor. Ben sizlere inanıyorum, güveniyorum. Devleti olarak da üzerimize ne düşüyorsa bunu yerine getirmeye hazır olduğumuzu özellikle burada ifade etmek istiyorum” dedi.

Bilim Adamlarına Destek Devam Edecek

Başbakanlığı döneminde olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı sürecinde de bilim adamlarına her türlü desteği vereceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkede 2002 sonrasında üniversitelerden yapılan bilimsel proje başvuru sayısında 6 kattan fazla, destek verilen proje sayısında ise 5 kata yakın artış yaşandığını, bu iş için tahsis edilen bütçenin ise 17 kat arttığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel sektör ve kamu projelerine verilen desteklerde de aynı şekilde çok ciddi artışların söz konusu olduğunu kaydetti.

Dünyanın en iyi üniversitelerine, en önemli bilim insanlarına, en yenilikçi inovatif şirketlerine sahip bir Türkiye hedefine olan inancın, elde edilen her başarı ile biraz daha güçlendiğine işaret eden Erdoğan, özellikle eğitim teknolojilerindeki çalışmaların bu alanlardaki hedeflerin, ne kadar isabetli olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

Bakan Fikri Işık: “Ödüller Bilim İnsanları İçin Ciddi Bir Moral ve Motivasyon Değeri Taşıyor”

Törende konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, geçen yıl Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payının ilk defa yüzde 1 seviyesini geçtiğini ifade ederek, “Yüzde 1 seviyesi, Türkiye’nin hedefleri için asla yeterli değildir. Önümüzdeki dönemde bu oranı artırmaya devam edeceğiz ve gelişmiş ülkelerdeki yüzde 2-3 seviyesine çıkaracağız” dedi.

Bakan Işık, verilen ödüllerin bilim insanları için ciddi bir moral ve motivasyon değeri taşıdığına inandığını söyledi. Aziz Sancar’ın kimya dalında Nobel ödülü kazanarak, Türkiye’yi gururlandırdığını hatırlatan Işık, “Önümüzdeki süreçte bilimsel faaliyetlerini Türkiye’de sürdüren bilim insanlarımızın da böyle prestijli ödüller kazandığı, hatta Türkiye’de çalışan yabancı bilim insanlarının bu ödüllere aday olduğu bilim ekosistemini hep birlikte inşa edeceğiz. Tarih boyunca bilimin belli merkezlerde serpilip gelişmesine dikkat edersek, bugün yapmamız gerekenleri daha doğru analiz edebiliriz. Bağdat, İskenderiye, Semerkand, Atina, Endülüs, Floransa gibi tarihi tecrübeler, günümüzde Silikon Vadisi gibi örnekler, bilim ve teknolojinin ekosistem meselesi olduğunu ortaya koyuyor” diye konuştu.

Geçmişte Müslüman Türk dünyasının, bilim ve düşüncenin gelişimine çok değerli katkılar sağladığına işaret eden Işık, “Fuat Sezgin Hocamızın çalışmalarında da ortaya koyduğu üzere, özellikle Orta Çağ döneminde Müslümanlar dünyada bilimin, teknolojinin, düşüncenin taşıyıcısı ve geliştiricisi oldular. Optikte İbn-i Heysem’in, matematikte Harizmi’nin, mekanikte El Cezeri’nin, tıpta İbn-i Sina’nın, sosyolojide İbn-i Haldun’un, metafizikte İbn-i Rüşd’ün ve daha nicelerinin çalışmaları, bugünkü bilimsel birikimin oluşmasında kilit rol oynamıştır. İşte biz bu toprakları, toplumu yeniden bilimin, özgür düşüncenin, sanatın çok güçlü şekilde hayat bulduğu, değerli bilim insanlarının yetiştiği bir ekosistem haline getirmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

 “Yüksek gelir grubu ülkeler arasına girmeyi hedefliyoruz”

Işık, Türkiye’nin daha fazla bilgi üreten, ürettiği bilgiyi ticarileştiren ve dünya pazarlarından daha fazla pay alabilen bir ülke haline gelmesini istediklerini bildirdi. Türkiye’nin son 13 yılda üst-orta gelir grubuna yükseldiğini kaydeden Işık, şöyle devam etti:

“Yüksek gelir grubu ülkeler arasına girmesini hedefliyoruz. Eğitim sistemimizde yapacağımız uygulamalarla, çocuklarımıza erken yaşlarda bilim sevgisi kazandıracak bilim merkezlerimizle, yükseköğretim reformuyla, ülkemizde bilimsel düşünceyi hakim kılmaya çalışıyoruz. Konya, Kocaeli ve Bursa’da kurmuş olduğumuz bilim merkezlerini diğer illerimizde de kurarak, bilim sevgisini daha erken yaşlarda çocuklarımıza kazandırmak istiyoruz. TÜBİTAK’ta başlattığımız Temel Bilimler Burs programını bu açıdan çok önemsiyoruz. Araştırma altyapılarına, üniversitelere, akademisyenlerimize sağladığımız desteklerle, Ar-Ge’ye ayırdığımız ciddi kaynaklarla, Türkiye’de bilimin gelişmesine öncülük ediyoruz.”

Üretilen bilginin teknolojiye dönüşmesi için de mevcut mekanizmaları iyileştirmeye devam ettiklerini dile getiren Işık, artık bilgisi, teknolojisi, patenti, lisansı, tasarımı, fikri mülkiyet hakları Türkiye’ye ait üretim süreçlerini yaygınlaştıracak adımlar attıklarını vurguladı. Uzay, nanoteknoloji, biyoteknoloji, enerji, savunma gibi alanlarda uygulamalı bilim çalışmalarını desteklemeye öncelik verdiklerinin altını çizen Işık, teknopark, teknoloji transfer ofisi ve mükemmeliyet merkezleriyle bilimsel bilginin ticarileşmesi için gerekli altyapıları inşa ettiklerini anlattı.

“Reformcu kimliğimizi sürdüreceğiz”

Işık, geçen yıl Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payının ilk defa yüzde 1 seviyesini geçtiğine dikkati çekerek, “Yüzde 1 seviyesi, Türkiye’nin hedefleri için asla yeterli değildir. Önümüzdeki dönemde bu oranı artırmaya devam edeceğiz ve gelişmiş ülkelerdeki yüzde 2-3 seviyesine çıkaracağız. Maddi kaynakları artırmak, inanın artık Türkiye için mesele değil. Maddi imkanları artırırken, çok daha önemlisi, bilimin tabiatına uygun bir sosyal ve demokratik ortamı inşa etmek için reformcu kimliğimizi sürdüreceğiz. Bütün bu çalışmalarımızda, en büyük gücümüzün bilim insanlarımız olacağını biliyoruz. Ödüle layık görülen bilim insanlarımızı tekrar kutluyor ve teşekkür ediyorum. Programı himayelerinde gerçekleştirdiğiniz Sayın Cumhurbaşkanımıza tekrar şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, ödülleri sahiplerine takdim etti.

 

Başkan Prof. Dr. Ahmet Arif Ergin: ”Bilim İnsanları Medeniyet Ağacının Cansuyu”

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Ahmet Arif Ergin, yeni ve güçlü Türkiye’yi hedeflerine ulaştırabilmek için bilimin toplumun odak noktası haline gelmesi gerektiğini belirterek, “Bilim ve teknolojiyi içselleştirerek ihraç eder konuma gelmek zorundayız” dedi.

Bilim insanlarını tanımanın, kutlamanın, ödüllendirmenin TÜBİTAK için bir görev olduğunu belirten Prof. Dr. Ergin, bu amaç doğrultusunda TÜBİTAK’ın, bilim insanlarını desteklemeye yönelik 1965 yılında “İlim Mükafatı” adıyla başlattığı “Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri”nin yarım asrı geride bıraktığına dikkati çekti.  Ergin, “Ülkemizin gelişmiş ülkelerle arasındaki bilimsel ve teknolojik farkı kapatabilmesi daha çok çalışmakla, teknolojiye hakim olmakla ve daha çok üretmekle mümkün olacaktır. Sorun sadece bilim ve teknolojiye egemen olmaktan ibaret değildir. Bu egemenliği mutlaka ve mutlaka ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürmek gerekmektedir. Bilim ve teknolojiyi içselleştirerek ihraç eder konuma gelmek zorundayız” diye konuştu.

İnsanlığı güçlü kılacak temel faktörün bilimsel gelişmelerdeki insani değerler olduğuna değinen Ergin, şunları kaydetti:

“Bizim için medeniyet bir ağaç gibidir. Bu medeniyet ağacının kökleri kültür ve tarih, gövdesi bilgi, dalları teknoloji, çiçekleri, yaprakları üretim ve meyvesi toplumsal refahtır. Bu ağaca bakmak, onu koruyup gözetmek toplumun her kesiminin görevidir. Bilim insanları ise medeniyet ağacının can suyunu dallara, yapraklara ve meyvelere taşıyan öncü unsurlardır. Bu yüzden onlar tanınmalı, tanıtılmalı ve kıymetleri anlatılmalıdır.”

“Ödüllerin Külliye’de Takdim Edilmesi Türkiye’de Bilim İnsanlarına Verilen Önemin En Anlamlı Göstergelerinden Biridir”

Bilim, Özel ve Teşvik Ödüllerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayelerinde Külliye’de takdim edilmesinin, Türkiye’de bilim insanlarına verilen önemin en anlamlı göstergelerinden biri olduğunu dile getiren Ergin, “Bilime verdikleri önem ve kendilerini insanlığa adayan bilim insanlarımıza iltifatları için tüm bilim insanları adına ve Kurumum adına Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.  TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödüllerinin 2015 yılı sahiplerini kurumumuz ve şahsım adına içtenlikle kutluyorum” ifadelerini kullandı.

Törene, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Başbakan Yardımcıları Numan Kurtulmuş, Tuğrul Türkeş ve Lütfi Elvan, Maliye Bakanı Naci Ağbal, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da katıldı.

 

24 Temmuz 2015

50. TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri Açıklandı

Bilim ödülü temel bilimler kategorisinde Prof. Nuhbalaoğlu ve sağlık bilimleri kategorisinde Prof. Gürsan ve Prof. Erel, ödüle layık görüldü.

 

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), 2015 yılı bilim, özel ve teşvik ödüllerini kazananların listesini açıkladı.

TÜBİTAK’tan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bilim Kurulu tarafından 2015 yılında 4 bilim, 1 özel ve 13 teşvik ödülü verilmesi kararlaştırıldı.

Türkiye’de yaptığı çalışmalarla bilime uluslararası düzeyde önemli katkılarda bulunmuş hayattaki bilim insanlarına, Bilim Ödülü kapsamında 2015 yılında 50 bin lira, altın plaket, ödül beratı ve ayrıca araştırma desteği veriliyor.

Bilim Ödülü eşdeğeri olarak oluşturulan Özel Ödül ise yurtdışında yaptığı çalışmalarıyla bilime uluslararası düzeyde katkıda bulunmuş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, hayattaki bilim insanlarına takdim ediliyor. Bu yıl için Özel Ödül miktarı 50 bin lira, altın plaket ve ödül beratından oluşuyor.

Teşvik Ödülü olarak da çalışmalarıyla bilime gelecekte uluslararası düzeyde önemli katkılarda bulunabilecek niteliklere sahip olduğunu kanıtlanan, ödülün verildiği yılın ilk gününde 40 yaşını geçmeyen hayattaki bilim insanlarına, 20 bin lira, gümüş plaket ve ödül beratı takdim ediliyor.

Ödül listesi

2015 yılı bilim, özel ve teşvik ödüllerine sahip olan isimler şöyle:

“Bilim ödülü temel bilimler kategorisinde Prof. Dr. Alikram Nuhbalaoğlu ve Prof. Dr. Marat Akhmet, sağlık bilimleri kategorisinde Prof. Dr. K. Arzum Erdem Gürsan ve Prof. Dr. Özcan Erel.

Teşvik ödülü temel bilimler kategorisinde Doç. Dr. Ramazan Solmaz, Prof. Dr. Atilla Cihaner, Yrd. Doç. Dr. Seda Aksoy Esinoğlu ve Doç. Dr. Hakan Altan, mühendislik bilimleri kategorisinde Yrd. Doç. Dr. Can Alkan, Doç. Dr. Mesut Şimşek, Doç. Dr. Sinan Gezici ve Doç. Dr. Çağatay Candan, sağlık bilimleri kategorisinde Doç. Dr. Hakan Parlakpınar ve Prof. Dr. Hasan Kırmızıbekmez, sosyal bilimler kategorisinde ise Doç. Dr. Şaban Nazlıoğlu, Doç. Dr. Ayşecan Boduroğlu ve Yrd. Doç. Dr. Kamil Kıvanç Karaman.

Özel ödül sağlık bilimleri kategorisinde Prof. Dr. Hazire Oya Alpar.”

24 Aralık 2015

49. TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu

49. TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

Himayesinde gerçekleştirilen ödül töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2014 yılı TÜBİTAK ödüllerine hak kazanan bilim insanlarını tebrik ederek, başarılarının artarak devam etmesini diledi.

TÜBİTAK’a ve ödüllerin verilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüllerin Cumhurbaşkanlığı himayesine alınmasında katkısı bulunan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de ayrıca şükranlarını sunduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül alan bilim insanlarının ikisinin ABD’deki üniversitelerde, dördünün Koç Üniversitesi’nde, üçünün Bilkent, üçünün de ODTÜ’de görev yaptığını belirterek, “Bunun yanında Erzurum’dan İzmir’e, Kayseri’den Eskişehir’e, Ankara’dan İstanbul’a, Bursa’ya kadar Anadolu’daki üniversitelerimizin de başarılarını görüyoruz. Elbette Türkiye’de ödüle hak kazanacak bu ölçüde bilimsel başarı sadece bu kadar değil. Seçici kurul bir sıralama ve bir sınırlama yapmak zorundaydı. Bu yıl sadece 19 hocamız, 19 bilimsel çalışma ödülü almaya hak kazandılar. Şunu çok iyi biliyoruz ki diğer üniversitelerimiz de üniversite dışı merkezlerimiz de ya da yurtdışında çok sayıda başarılı bilim insanımız çalışma yapıyor. Dünyaya isimlerin duyuracak, önemli çalışmaların altına da imzalarını atıyorlar” diye konuştu.

Bilim alanındaki çalışmaları ve başarıları yeterli bulmadığını ve bunun Türkiye’nin gerçek potansiyelini yansıtmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  şöyle devam etti:

“Türkiye’nin bilim insanları, üniversitelerin, merkezleri mevcudun çok çok üzerinde güzel işler başarma potansiyeline sahiptir. Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettim; bilim uygun bir atmosfer, uygun bir iklim bulduğunda, yani gerekli şartlar sağlandığında doğar, büyük ve gelişir. İstediğiniz kadar para akıtın, imkan sağlayın, istediğiniz kadar teşvik edin ya da zorlayın eğer bilim için gerekli atmosfer yoksa oradan alınacak sonuç da yoktur. Bize ilim, bir pınardan akan suya benzetilmiştir, yani ilim gece, gündüz bir kaynaktan durmaksızın akar. Siz oradan ancak içmek istediğinizde içersiniz. Ne kadar içmek isterseniz, ancak o kadar içersiniz. Yani ilim bir gönüllülük işidir. Önce gönülde, önce kalpte kararı verilen bir çabadır, zihinsel bir hazırlıktır ve böylece yüksek bir gayrettir.”

“Öğrenci değil talebe”

Eskiden “öğrenci” değil, “talebe” denildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bizim medeniyetimizde ‘talebe’ kavramı, mefhumu çok önemli. Talebe, yani talep eden, yani isteyen manasına geliyordu. İlmi isteyen, arzulayan, gönüllü olarak meşakkate katlanacak kişiler ancak talebe olabiliyordu. Yoksa eğitimde zorla öğretelim, yani formatlayalım diye bir gaye, böyle bir hedef, böyle bir amaç yoktu. Bizim medeniyet tarihindeki ilim merkezlerine baktığımızda, ilim için gerekli şartların oluşturulduğunu ve çok hassas şekilde korunduğunu görürsünüz. Semerkant, Buhara, Bağdat, İsfahan, Konya, Kahire, Şam, Trimuttu, Gırnata, Kurtuba, İstanbul ve elbette Medine… Bütün bu tarihi ilim şehirleri sadece o kendi alimlerini yetiştirmekle kalmamış, dönemlerinin alimlerini, bilim insanlarını da şehirlerine cezbetmiş, çekmiştir. Peki bu cazibeyi nasıl oluşturuyorlar. Birincisi, alimlerin, bilim insanların özgür bir şekilde çalışmalarını temin edecek iklimi tesis ediyorlar. Maddi kaygıları ortadan kaldırıyorlar. Güvenliğine ilişkin tüm tedbirleri alıyor, emniyeti sağlıyorlar. Tesis derseniz, yani medrese, kütüphane hepsini temin ediyorlar. İlim erbabına en yüksek payeleri veriyorlar. Gereken hürmeti en üst düzeyde gösteriyorlar. Bizzat sultanlar, padişahlar, ilim erbabının ayağına kadar gidiyor, onları teşvik ediyorlar. Yani ‘Akşemsettin’in atının ayağından sıçrayan çamur benim kaftanımın şerefidir’ diyorsa bir sultan, bir padişah, bunun çok büyük bir anlamı vardır.”

“Övünmek haktır ama yeterli değil”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim için uygun iklim oluşturulduğunda, oraların şöhretinin de dünyanın her yerine yayıldığını ve herkesin oralara akın ettiğini anlatarak, alimlerin de talebelerin de o yerlere geldiğini, o zaman da bütün ülkeyi hatta dünyayı besleyen bir heyecanın oluşmaya başladığını söyledi.

“Biz, kendi tarihimizde, medeniyetimizde bu tür cazibe merkezlerini, ilim merkezlerini inşa ettiğimiz için bilim tarihine çok önemli katkılar sağladık” diyen Erdoğan,  şu değerlendirmelerde bulundu:

“İbn-i Sina’dan Farabi’ye, Attar’dan Hayyam’a, Ali Kuşcu’dan Harezmi’ye, Cabir’den Piri Reis’e kadar dünya bilim tarihine istikamet çizen çok sayıda bilim insanı yetiştirdik. Elbette tarihimizde yetiştirdiğimiz büyük ilim insanlarıyla övünmek bizim için haktır, ama yeterli değildir, olmaz ve olamaz. Bizim geçmişle övünmek yerine bugün ‘neden olmuyor, bugün neden dünya bilimine yön veren bilim insanları yetişmiyor’ sorusunu kendimize her fırsatta sormamız gerekiyor. Eksik olan en başta iklimdir, atmosferdir, yani gerekli şartlardır. Bugün eğer Türkiye dahil dünyadaki bir çok ülkenin beyinleri kendi ülkelerini bırakıp Batı’daki bilim merkezlerine akın ediyor, oralarda da aradıklarını buluyorlarsa bu işte buradaki iklimin kaybolmasındandır. Bilim insanı özgür değilse, bilim insanı kendisini emniyette hissetmiyorsa, bilim insanı bilimden ziyade maişetini dert ediniyorsa, ilim sahibi olmanın yüksek payesini hissedemiyorsa, tarihte hep olduğu gibi kalkar daha uygun şartlara göç eder. Bizim bu iklimi yeniden oluşturmamız, yeniden inşa etmemiz gerekiyor. İlimi, devletin ve siyasetin müdahalesinden, yargının müdahalesinden olduğu kadar mahalle baskısından da kurtarıp, daha da özgür bir zemine kavuşturmak zorundayız.”

Erdoğan, “Türkiye, paralel yapıyla olan mücadelesini kazanmıştır, Allah’ın izniyle kazanmaya devam ediyor. Bu bir özgürlük mücadelesiydi ve önümüzde önemli bir engeldi, şimdi bu açığa çıktı. Bu engelin aşılmasıyla siyasetin, ekonominin, dış politika ve toplumsal hayatın yanında eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır, açılmaya devam edecektir” dedi.

Erdoğan, Başbakanlık yaptığı 12 yıl boyunca “bilim altyapısını güçlendirmenin, özgür hale getirmenin ve gerekli iklimi, atmosferi tesis etmenin mücadelesini verdiklerini” belirterek, şunları söyledi:

“Bizde eğitim ilkokuldan başlayarak, üniversite son sınıfa kadar bir formatlama süreciydi. 7-8 yaşında çocuklara her sabah, baskı rejimlerinde olduğu gibi koro halinde bir ezberi okutmak, özgürlükle ya da özgür zihinler yetiştirmekle bağdaşabilir mi? Kimin hangi okula gideceğine ya da gidemeyeceğine devlet karar verebilir mi? Herkesin girdiği bir sınavda, bazılarına kat sayı engeli koymayı, daha en başta yarışta dezavantajlı konuma getirmeyi adaletle, eşitlikle, özgürlükle izah edebilir miyiz? Üniversitede okuyan gençlerin, kıyafetlerini, sakallarını, bıyıklarını on yıllar boyunca bu ülkenin gündeminde tutmayı, üniversiteleri, bununla meşgul etmeyi bilimle izah edebilir miyiz? Düşüncelerinden dolayı bilim insanlarının özgürlüklerini elinden almayı hatta onları sürgüne göndermeyi ilimle, bu toprakların kültürüyle, birikimiyle denk düşürebilir miyiz? Hatırlayalım, 1402 sayılı sıkıyönetim kanununa bir ekleme yaptılar, önemli bir kısmı üniversite hocası olan 5 bin kamu çalışanının işine son verdiler, sokağa terk ettiler. Bunların hepsi yetişmiş profesörlerdi, doçentlerdi. Maalesef on yıllar boyunca ülkemizde bunlar yaşandı. Nasıl ki siyaset bir çerçeve içine alınmak, belli kalıplara belli sınırlara hapsedilmek istendiyse, üniversite, bilim, fikir, eğitim aynı şekilde dar kalıplara dar bir çerçeve içine alınmak istendi.”

“Bakın şu anda dahi, üniversitelerimizde 1940’ların dünyasında yaşayan, o günlere takılıp kalmış, maalesef üzülerek söylüyorum, akademisyenler var. Elbette çeşitlilik olarak, bir numune olarak onların da fikirlerine saygı duyacağız ama bu zihnin, bu fikrin bütün bir eğitim sistemini, üniversite sistemini, bilim atmosferini karartmasına ve zehirlemesine müsaade etmemeliyiz” diye konuşan Erdoğan, Türkiye’de siyaset, hukuk, toplumsal hayat hızla normalleşirken üniversite ve bilim dünyasının da hızla normalleşmesini sağlayacaklarını kaydetti.

Çocukların, gençlerin, bilim insanlarının yurtdışına gitmeye gerek duymayacağını, ülkelerinde gerekli atmosferi bulacaklarını söyleyen Erdoğan, “yurtdışına gidenlerin de cazibe merkezi olan ülkelerine süratle geri döneceklerini, 300’ü aşkın akademisyenin geri döndüğünü duymanın önemli bir haber olduğunu” belirtti.

Erdoğan, “Bununla birlikte dünyanın her yerinden akademisyen, bilim insanı, araştırmacıları cezbedecek, ülkemizi bu anlamda da bir cazibe merkezi haline getiriyoruz, getireceğiz. Bu arada biliyorsunuz, bizim değerlerimiz ilim Müslümanın yitiğidir, nerede bulursa alır. Onun için gerek YÖK, gerek TÜBİTAK şu anda biliyorsunuz yurtdışına lisans, lisansüstü, doktora öğrencileri gönderiyor. Bizler bütün bunları her geçen gün yapacak güçteyiz. En önemlisi de bunu inşa edecek tarihi bir tecrübeye sahibiz. Bilim merkezi, cazibe merkezi Buhara’yı, Konya’yı, İstanbul’u, bugün bu topraklarda bir kez daha kurabiliriz. Yeter ki en başta kendimiz buna inanalım.” dedi.

2002 yılında göreve geldiklerinde en fazla önem verdikleri konunun eğitim-öğretim olduğunu vurgulayan Erdoğan, o zaman 75 olan üniversite sayısının 176’ya ulaştığını ve üniversite olmayan ilin kalmadığını kaydetti.

Erdoğan, “Şimdi üniversitemiz olmayan ilimiz yok. Yani Iğdır’daki, Hakkari’deki genç maddi imkansızlıklar nedeniyle ‘acaba ben üniversite okuyabilecek miyim’ diye düşünmeyecek. O gidemeyebilir ama biz yönetim olarak ne yaptık, üniversiteyi onun ayağına götürdük. Kendi ilinde evinden çıkıp üniversitede artık tahsilini yapabilir” diye konuştu.

İnovasyona, markalaşmaya, araştırmaya geliştirmeye çok büyük yatırımlar yaptıklarını dile getirenCumhurbaşkanı Erdoğan, Ar-Ge çalışmalarına destekte bir hedef koyduklarını ve milli gelirin yüzde 2’sini Ar-Ge’ye ayırmaya karar verdiklerini belirtti.

“Hedefi henüz yakalamış değiliz, şu anda yüzde 1’e gelmedik ama hedef yüzde 2. Şimdi özel sektör de bu konuda adımlar atmaya başladı. Özel sektör, araştırma geliştirmeye büyük önem veriyor, bu çok önemli. Daha önce özel sektör hep hazıra yükleniyordu, ama şimdi kendileri başladı. Bu da bizim için çok önemli bir gelişme” diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TÜBİTAK’ı, bu ülkenin bilim politikalarına istikamet çizecek bir merkez olarak güçlendirdik, güçlendiriyoruz. Niyetimiz tamamen burada özellikle kaliteyi yükseltmek, hedefimiz, gayemiz bu ülkede bilimin desteklenmesi, teşvik edilmesi. Ama ne oldu? Bir gizli yapı sinsice TÜBİTAK’ın içinde büyüdü, adeta bir ur gibi gizlice bünyeyi sardı, bünyeye hakim oldu ve başka gayelere hizmet etmeye başladı. Bilim üretmesini, bilimi teşvik etmesini beklediğimiz TÜBİTAK, kendi ülkesinin cumhurbaşkanını, başbakanını, genelkurmay başkanını, bakanlarını dinlemek gibi, uluslararası istihbarat servislerine hizmet vermek gibi haince bir planın ne yazık ki zemini oldu. ‘Kriptolu telefon ürettik’ dediler, diyorlar. Bunu devletin üst düzey yöneticilerine veriyorlar ve sonra ellerindeki şifrelerle bu telefonları dinleyip bir yerlere servis ediyorlar. Burada sadece ihanet yok, burada aynı zamanda çok ciddi bir ahlaksızlık da var. Ayrıca burada sadece kendi vatanına ihanet, kendi milletine ahlaksızlık değil bilime ihanet, tüm bilim camiasına yönelik ahlaksızlık da var.”

Erdoğan, kendilerine verilen imkanları, bilim için, insanlığın yararı için kullanmak yerine vatana ihanet için kullanan kişilerin bilim camiasının yüz karasından başka bir şey olmadığını ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı sırasında kendisini ziyaret eden, geçmiş yıllarda öldürülen Musevi bir vatandaşın, insan, bilgi ve para yönetiminin, başarının sırrı olduğunu, bu 3 şeyi başardıkları için dünyanın en güçlü etnik yapısı haline geldiklerini söylediğini aktardı.

 Bu sözlerin önemine işaret eden Erdoğan, kendisi için bunların yönlendirici bir hedef olduğunu söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öyle bir bilgi vardır ki siz onu rahatlıkla, ranta dönüştürür, paraya dönüştürür ve sürekli olarak onun neticesini alırsınız. O hiçbir zaman kaybolmayacaktır, onun patenti sizdedir. Bunun yanında parayı yönetmek çok çok önemli.  Eğer parayı hakikaten başarıyla yönetebiliyorsanız, onun da neticesini alırsınız.

TÜBİTAK’ı da işte bu ilim camiasının, bu bilim insanlarının, yüz karalarından aktarma süreci olarak görüyorum. Bilgiyi ülkemiz için, tüm insanlarımız için önemli bir yönetim aracı olarak kullanma noktasında TÜBİTAK’ı hedef olarak görüyorum ve oradan elde edilecek hasılanın da bu ülke için çok önemli bir kaynak olduğunu ifade etmek istiyorum.”

“Eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır”

Türkiye’nin, paralel yapıyla mücadelesini kazandığını belirten Erdoğan, “Allah’ın izniyle kazanmaya devam ediyor. Bu bir özgürlük mücadelesiydi ve önümüzde önemli bir engeldi, şimdi bu açığa çıktı. Bu engelin aşılmasıyla siyasetin, ekonominin, dış politika ve toplumsal hayatın yanında eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır, açılmaya devam edecektir” diye konuştu.

Bu konuda kendilerine düşen ne ise onu hakkıyla, layıkıyla yerine getirmeye devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, ülkede 77 milyonun her bir ferdinin sanal gündemlerle değil kendi asli vazifesi ve işiyle meşgul olması için daha çok çalışacaklarını vurguladı.

“Geleceğe ümitle bakıyorum” 

Çözüm Süreci ile mutlak bir huzur ortamını tesis ederek, daha fazla büyümeye, kalkınmaya ve daha ileri demokratik standartlara, bilim içinde daha özgür bir iklime yoğunlaşılacağını anlatan Erdoğan, “Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak ümitvarım. Geleceğe ümitle bakıyorum” ifadelerini kullandı.

12 yılda açılan 265 bin dersliğin Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri hariç, Cumhuriyet tarihi boyunca 79 yılda açılan dersliklerin 3’te 2’si olduğunu kaydeden Erdoğan, sınıflardaki öğrenci sayısını 30’a düşürmeyi hedeflediklerini belirtti.

Ekonomik gücü süratle yakalayıp, öğretmen sayısında gelinen noktayı daha da arttırmak istediklerini bildiren Erdoğan, yeterli sayıda öğretmen atayabilmeyi istediklerini söyledi.

Bazı öğretmen adaylarının kendilerine “Bize öğretmenlik yok mu” dediğini aktaran Erdoğan, “Öğretmenlik hakkını kazanan herkes, şüphesiz ki öğretmen olmayacaktır. Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar olacaktır, bütçe neye müsaade ediyorsa o nispette de bu atamalar yapılacaktır. Ama ben şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bizler, Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde olmayan bütçeyi, milli bütçeden, eğitime ayırdık ve hiçbir dönemde olmayan öğretmen atamasını da birinci sırada devamlı milli eğitimde yaptık. Kadroların her zaman çoğu milli eğitime verildi. Yine bu yıl da aynı şekilde oraya verildi.”

“Gözleri parıldayan bir nesil” 

Öncelikli meselenin eğitim, sağlık, adalet ve emniyet olduğunu belirten Erdoğan, çok farklı, donanımlı ve birikimli, gözleri parıldayan bir nesil yetiştiğine işaret etti.

Erdoğan, kendilerinin sahip olamadığı imkanlara ve atmosfere sahip olan bu yeni neslin Türkiye’yi daha dönüştüreceğine, gelecek nesillere çok daha farklı bir Türkiye emanet edeceğine olan inancını ve bu nesile güvenini dile getirdi.

“Takip ve taklit edilen olmaya ihtiyacımız var”

Her zaman, “Takip eden geride kalır, taklit eden hep bir adım geride kalmaya mahkumdur” dediğini hatırlatan Erdoğan, “Bizim artık takip etmekten, taklit etmekten çıkıp, öne geçmeye takip ve taklit edilen olmaya ihtiyacımız var. Bunu sağlayacak potansiyelimiz de var” ifadelerini kullandı.

Savunma sanayinde “adeta sessiz bir devrim” gerçekleştirildiğini kaydeden Erdoğan, ithal eden, taklit eden, montaj yapan bir ülkeden, planlayan, projelendiren, tasarlayan ve üreten bir ülke konumuna gelindiğini vurguladı.

Türkiye’nin kendi tankını, milli tüfeğini, helikopterini, insansız hava araçlarını, savaş gemilerini, roketlerini tasarlayan ve üreten bir ülke konumuna yükseltildiğini anlatan Erdoğan, Gebze’de TURKSAT 6A uydusunun inşa imza törenine katıldığını hatırlattı.

Erdoğan, Türkiye’nin artık kendi uydularını üretebilen bir ülke konumuna yükseldiğini ve çok daha fazlasının yapabilineceğini kaydetti.

“En fazla ihtiyacımız olan şey özgüvendir”

Nano teknolojiyle ilgili başarıları ortaya koyan kişilerin ödül törenini izlediklerini söyleyen Erdoğan, “Bizim en fazla ihtiyacımız olan şey yapabileceğimize inanmaktır. Yani, özgüvendir. Bizim bu özgüvene sahip olmamız, yetişen nesillere de bu özgüveni aşılamamız gerekiyor. Bu tabii birinci derecede hocalarımızın asli görevi olsa gerek. Çünkü hocalarımız ellerindeki o yavruları yoğuracaklar onlara o özgüveni verecekler ve o özgüvenle de bu nesil inanıyorum ki geleceğimizi çok daha farklı bir şekilde inşa edecektir” diye konuştu.

“Yalan söyleyen bir tarih öğrettiler”

Farabi, Piri Reis, Ali Kuşçu denildiğinde kimilerinin kompleks içinde bu isimleri hafife aldığını belirten Erdoğan, Amerika kıtasına Kristof Kolomb’dan önce Müslümanların ulaştığını söylediğinde birilerinin kıyamet kopardığını söyledi.

Bu konuda yazılan kaynak eserlerin ortada olduğunu dile getiren Erdoğan, bu ülkenin gençlerinin bugün hala tartışılan bu mesele karşısında okumak, araştırmak, iddiaları incelemek yerine kompleks içinde alay edebildiğini belirti.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çünkü bizlere maalesef yalan söyleyen bir tarih öğrettiler.  Bunu sıkıntılarını yaşadık yaşıyoruz. Bize lazım olan Batı karşısında kompleks değil tarihimizden ve ecdadımızdan miras kalan özgüvendir. Bize lazım olan taklit etmek, takip etmek değil geçmişte olduğu gibi bugün de bu toprakların bereketinin gereğini yapmaktır. Kendisi olamayan bir toplum, altını çiziyorum, başkası olur. Kendi değerlerine sahip çıkamayan bir toplum sadece esir olur, sadece takipçi olur, taklitçi olur. Dilimizden inancımıza kadar kültürümüzden ortak değerlerimize kadar her alanda ne kadar kendimiz olabilirsek işte o kadar üreten oluruz, işte o kadar öncü oluruz, lider oluruz.”

“Bu sorunların hepsini aşmak zorundayız”

En büyük sıkıntılardan birinin dil konusunda yaşandığını belirten Erdoğan, “Bizim son derece zengin, bilim yapmaya, üretmeye son derece müsait bir dilimiz varken bir gece yattık sabah kalktık, baktık ki o dil yok” diye konuştu.

Türkiye’nin, yabancı dillerle ya da yabancı kelime ve kavramlarla bilim öğrenen ve öğreten bir ülke haline getirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Binlerce kelime ve kavram unutturuldu, sözlüklerden çıkarıldı. Kelime ve kavram üretmeye son derece elverişli olan dil yapısı adeta törpülendi. Şu anda Türkçenin mevcut kelime hazinesiyle felsefe yapamazsınız. Ya Osmanlıca kelime ve kavramlara başvuracaksınız ya da İngilizce, Almanca, Fransızca kelime ve kavramlara başvuracaksınız. Bu sorunların hepsini aşmak zorundayız. Bu sorunlar devlet eliyle değil bilim insanları eliyle aşılacak sorunlardır. Özgüven sahibi bilim insanları ve onların yetiştireceği talebeler inşallah bilim diline, kültürüne, ahlakına sahip bir toplum inşa edecektir. Şahsen yeni Türkiye ile birlikte bu yeni ve umut verici sürecin de başladığına inanıyorum. İnşallah müdahaleden arındırılmış bir üniversite ve bilim kendi mecrasını da menzilini de bulacak ve oraya doğru hızla akacaktır.”

“Bilim insanlarımızın her fikrine, önerisine, eleştirisine açığız”

Türkiye’nin özgüven sembolü oldukları ve ülkenin özgüvenine güç kattıkları için ödül alanları bir defa daha kutlayan Erdoğan, “Cumhurbaşkanı olarak bilim insanlarımızın her fikrine, önerisine, eleştirisine açık olduğumuzu, olacağımızı yeni bir bilim iklimi oluşması için de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadele edeceğimi bilmenizi özellikle rica ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, mühendislik bilimleri alanında Prof. Dr. Timur Doğu, sağlık bilimleri alanında Prof. Dr. H. Fahrettin Keleştemur ve sosyal bilimler alanında Prof. Dr. Zeynep Aycan’a “bilim ödüllerini”, temel bilimler alanında Doç. Dr. Çağan H. Şekercioğlu ve sağlık bilimleri alanında Prof. Dr. Hayat Önyüksel’e de “özel ödüllerini” takdim etti.

Törene TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı, ödül alan bilim insanlarının yakınları ve çok sayıda davetli katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından davetlilere resepsiyon verdi.

TÜBİTAK Bilim Kurulu tarafından bu yıl üç bilim ödülü, iki özel ödül ve 14 teşvik ödülü verilecek. Ödüller ve Ödül Alan Bilim İnsanları:

BİLİM ÖDÜLÜ

Mühendislik Bilimleri

Prof. Dr. Timur DOĞU

Alanı: Kimya Mühendisliği – Proses ve Reaktör Tasarımı

Araştırma Konuları: Kimyasal Reaksiyon Mühendisliği, Katalizörler ve Katalitik Prosesler, Çevre Dostu Prosesler, Alternatif Yakıtlar, Düzenli Mezo-gözenekli Katalitik Malzemeler

Görev Yeri: Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://che.metu.edu.tr/tr/prof-dr-timur-dogu

Kimyasal Reaksiyon Mühendisliği alanında, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir süreçler ve ürünler için yeni katalizörler geliştirilmesi, alkollerden ve sentez gazından alternatif motorlu taşıt yakıtları ve değerli kimyasalların üretimine yönelik yeni yaklaşımlar ve heterojen reaksiyon sistemleri için bilim dünyasına kazandırdığı yeni modeller konularında uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Bilim Ödülü verilmiştir.

Sağlık Bilimleri

Prof. Dr. H. Fahrettin KELEŞTEMUR

Alanı: İç Hastalıkları, Endokrinoloji

Araştırma Konuları: Reprodüktif Endokrinoloji, Nöroendokrinoloji, Hipofiz

Görev Yeri: Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji Bilim Dalı

Daha fazla bilgi için: http://rektor.erciyes.edu.tr

Nöroendokrinoloji alanında kafa travmasına bağlı nöroendokrin değişiklikler konusundaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Bilim Ödülü verilmiştir.

Sosyal Bilimler

Prof. Dr. Zeynep AYCAN

Alanı: Psikoloji

Araştırma Konuları: İnsan Kaynakları Yönetimi, Liderlik, İş-Hayat Dengesi

Görev Yeri: Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://zeynepaycan.net

Psikoloji alanında Kültürlerarası Endüstri ve Örgüt Psikolojisi konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Bilim Ödülü verilmiştir.

ÖZEL ÖDÜL

Temel Bilimler

Doç. Dr. Çağan H. ŞEKERCİOĞLU

Alanı: Ekoloji, Ornitoloji ve Doğa Koruma Bilim

Araştırma Konuları: Ornitoloji (kuş bilim), çevrebilim, doğa koruma biyolojisi, mammaloji, yaban hayatı ekolojisi, iklim değişikliği, kuş göçleri, ekolojik modelleme, soy tükenme senaryoları, sulak alan restorasyonu, tropikal biyoloji, insanların habitatlara ve yaban hayatına etkisi, kommunite ekolojisi

Görev Yeri: Utah Universitesi Biyoloji Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://bioweb.biology.utah.edu/sekercioglu/

Ekoloji, doğa koruma biyolojisi (conservation biology), çevre bilim, ornitoloji ve yaban hayatı biyolojisi alanlarındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Özel Ödül verilmiştir.

Sağlık Bilimleri

Prof. Hayat ÖNYÜKSEL

Alanı: Eczacılık ve Biyomühendislik

Araştırma Konuları: Nanoteknoloji uyguluyarak kansere ve romatizmal hastalıklara karşı yeni hedeflendirilmiş ilac veriliş sistemleri geliştirmek

Görev Yeri: Illinois Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Biyoilaç Bilimleri Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://www.uic.edu/pharmacy/depts/Biopharmaceutical_Sciences/our_people/faculty/onyuksel.php

Kanser tedavisi alanında kansere karşı yeni hedeflendirilmiş nanoilaç konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Özel Ödül verilmiştir.

TEŞVİK ÖDÜLÜ

Temel Bilimler

Yrd. Doç. Dr. Bülend ORTAÇ

Alanı: Fizik

Araştırma Konuları: Lazerler, fiberler, lineer olmayan sistemler, femtosaniye-nanosaniye optik, lazer malzeme işleme, nanoteknoloji, lazerle nanomalzeme üretme ve uygulamaları

Görev Yeri: Bilkent Üniversitesi, UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü

Daha fazla bilgi için: http://www.nano.org.tr/~bortac/ortac.html

Lazer teknolojisi alanında yüksek performanslı doğrusal ve femtosaniye – nanosaniye sürelerde atmalar üreten fiber lazer sistemlerinin geliştirilmesi, lazer sistemlerinde kullanılan kritik elemanların dizaynı, üretilmesi ve bu sistemlerin katı ve biyolojik malzemelerin karakterizasyonu, modifikasyonu ve nanoteknoloji alanlarında uygulamaları konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Doç. Dr. Emrah ÖZENSOY

Alanı: Kimya

Araştırma Konuları: Kataliz, Yüzey Kimyası, Nano-malzemeler

Görev Yeri: Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi, Kimya Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://www.fen.bilkent.edu.tr/~ozensoy/ozensoy.html

Kimya alanında heterojen katalizörlerin atomik ölçekteki yüzey kimyası ve katalitik süreçlerin çalışma mekanizmalarının moleküler spektroskopik yöntemlerle, gerçek zamanda/yerinde (in-situ) çözümlenmesi konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Prof. Dr. Okan Zafer YEŞİLEL

Alanı: Kimya (Anorganik Kimya)

Araştırma Konuları: Metal-Organik Kafes Yapılar, Gözenekli Koordinasyon Polimerleri, Gaz Depolama ve Ayırımı, Koordinasyon Kimyası, Termik Analiz, Kristal yapı tayini, supramoleküler etkileşimler.

Görev Yeri: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://www.yesilel.ogu.edu.tr

Koordinasyon kimyası alanında metal-organik kafes yapılar (MOF), gaz Adsorpsiyon ve gaz ayırımı, kovalent olmayan etkileşimler konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Mühendislik Bilimleri

Prof. Dr. Özgür Barış AKAN

Alanı: Elektrik-Elektronik Mühendisliği

Araştırma Konuları: Gelecek-nesil haberleşme ağları, kablosuz haberleşme, nano-ağlar ve moleküler haberleşme, enerji-verimli ve yeşil haberleşme, uydu ve derin-uzay haberleşmesi, bilgi kuramı.

Görev Yeri: Koç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://home.ku.edu.tr/~akan/

Haberleşme kuramı ve haberleşme ağları alanında gelecek-nesil haberleşme ağları, kablosuz haberleşme ve sensör ağları, nano haberleşme ve nano-ağlar konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Yrd. Doç. Dr. Özgür ERGÜL

Alanı: Elektrik-Elektronik Mühendisliği

Araştırma Konuları: Bilişimsel Elektromanyetik, Sayısal Hesaplama

Görev Yeri: Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://www.eee.metu.edu.tr/~ozgur.ergul

Elektromanyetik dalgalar alanında bilişimsel elektromanyetik ve sayısal hesaplama konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Doç. Dr. Önder ÖZGENER

Alanı: Makine Mühendisliği

Araştırma Konuları: Termodinamik Enerji Teknolojileri, Yenilenebilir Enerjiler

Görev Yeri: Ege Üniversitesi, Güneş Enerjisi Enstitüsü

Daha fazla bilgi için: http://akademik.ege.edu.tr/?q=tr/bilgiler&id=2956

Makine Mühendisliği alanında enerji, yenilenebilir enerji teknolojileri ve termodinamikkonularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Doç. Dr. Mustafa ŞAHMARAN

Alanı: İnşaat Mühendisliği

Araştırma Konuları: Yapı Malzemeleri, Çimento bağlayıcılı kompozitler

Görev Yeri: Gazi Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://websitem.gazi.edu.tr/site/sahmaran

Yapı Malzemeleri Alanında sürdürülebilir kalkınma için yeni nesil yüksek performanslı, çevre dostu ve hasarını kendiliğinden onarabilen çimento bağlayıcılı kompozitlerin geliştirilmesi konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Doç. Dr. Tamer UYAR

Alanı: Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji

Araştırma Konuları: Fonksiyonel nanoliflerin (nanofiber) elektro-eğirme (electrospinning) tekniği ile üretilmesi ve filtrasyon, nanotekstil, biyoteknoloji, sağlık, gıda, paketleme, katalizör, sensör, enerji ve nanokompozit alanlarında uygulamalarının araştırılması.

Görev Yeri: Bilkent Üniversitesi, UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü

Daha fazla bilgi için: http://unam.bilkent.edu.tr/~uyar/TUyar.html

Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji alanında Fonksiyonel nanoliflerin geliştirilmesi konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

 Doç. Dr. Hüsnü Emrah ÜNALAN

Alanı: Metalurji ve Malzeme Mühendisliği

Araştırma Konuları: Nanomalzemeler ve Elektronik Aygıtlar

Görev Yeri: Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://mete.metu.edu.tr/tr/people/h-emrah-unalan

Malzeme bilimi ve nanoteknoloji alanında nanotellerin elektronik cihazlarda kullanılması konusundaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Sağlık Bilimleri

Doç. Dr. Mehmet CANSEV

Alanı: Tıbbi Farmakoloji

Araştırma Konuları: Nörodejeneratif Hastalıklar, Beyin Metabolizmasının Gıdalarla Düzenlenmesi, Kardiyovasküler Sistemin Düzenlenmesi, Kolinerjik Sistem, Pirimidinerjik Sistem, Şok, Yenidoğan Hastalıklarının Deneysel Modelleri

Görev Yeri: Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Farmakoloji Ana Dalı

Daha fazla bilgi için: http://mehmetcansev.com

Sinir Bilimleri alanında Alzheimer hastalığının tedavisinde “Tıbbi Beslenme (Medical Nutrition)” kavramının yerleştirilmesi konusundaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Doç. Dr. Mehmet KANBAY

Alanı: İç Hastalıkları, Nefroloji

Araştırma Konuları: Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda kardiyovasküler hastalıkların etyopatogenez ve tedavisi

Görev Yeri: İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı

Daha fazla bilgi için: http://aves.medeniyet.edu.tr/mehmet.kanbay/kimlik

Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda hiperüriseminin böbrek hastalığının progresyonunda, kardiyovasküler hastalıkların gelişimindeki rolü ve kronik böbrek yetmezliği olan kişilerde kardiyovasküler hastalıkların nedenleri ve risk yönetimi konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Prof. Dr. A. Mecit KANTARCI

Alanı: Radyoloji

Araştırma Konuları: Kardiyovasküler Sistemin Noninvaziv Görüntülenmesi, Transplantasyon Radyolojisi

Görev Yeri: Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı

Daha fazla bilgi için:  http://www.atauni.edu.tr/#personel=a-mecit-kantarci

Kardiyovasküler sistem ve karaciğerin Multidedektör Bilgisayarlı Tomografi ve Manyetik Rezonans görüntüleme ile noninvaziv görüntülenmesi ile karaciğer ve böbrek transplantasyonu radyolojisi konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Sosyal Bilimler

Doç. Dr. Fuat BALCI

Alanı: Deneysel Psikoloji

Araştırma Konuları: Bilişsel Psikoloji, Hesaplamalı Modeller, Davranışsal Sinirbilim, Psikofarmakoloji

Görev Yeri: Koç Üniversitesi, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://home.ku.edu.tr/~fbalci/

Deneysel psikoloji ve davranışsal sinirbilim alanında zaman algısı, karar verme ve depresyon konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

Doç. Dr. Bahar RUMELİLİ SANCAK

Alanı: Uluslararası İlişkiler

Araştırma Konuları: Uluslararası İlişkiler Kuramları, Avrupa Birliği Çalışmaları, İhtilafların Çözümü

Görev Yeri: Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü

Daha fazla bilgi için: http://home.ku.edu.tr/~brumelili/

Uluslararası İlişkiler alanında kimlik kuramları ve Avrupa Birliği çalışmaları konularındaki uluslararası düzeyde üstün nitelikli çalışmaları” nedeniyle Teşvik Ödülü verilmiştir.

2013’te Kimler Almıştı? : TÜBİTAK bilim ödülüne layık görülen Koç Üniversitesinden Prof. Dr. Alphan Sennaroğlu ile Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Cihan Yurdaydın, TÜBİTAK özel ödülüne layık görülen British Columbia Üniversitesinden Prof. Dr. Yüksek Mühendis Yusuf Altıntaş ile Boston Üniversitesinden Prof. Dr. M. Utku Ünver, ödüllerini Cumhurbaşkanı Gül’ün elinden aldı. Cumhurbaşkanı Gül, TÜBİTAK teşvik ödülü kazanan Eskişehir Osmangazi Üniversitesinden Prof. Dr. Sibel Akar, Zirve Üniversitesinden Doç. Dr. Zübeyir Çınkır, Bilkent Üniversitesinden Doç. Dr. Mustafa Özgür Güler, Bilkent Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Coşkun Kocabaş, İstanbul Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Selçuk Aktürk, Koç Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Seda Keskin Avcı, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Haluk Külah, Akdeniz Üniversitesinden Prof. Dr. Münire Erman Akar ve Atatürk Üniversitesinden Doç. Dr. Zekai Halıcı ile TÜBİTAK-TWAS Teşvik Ödülünü alan Çankırı Karatekin Üniversitesinden Doç. Dr. Turgay Ünver’e ödüllerini verdi. Törene katılamayan, Sabancı Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. İnanç Adagideli’nin ödülünü annesi,  Sabancı Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. İbrahim Burç Mısırlıoğlu’nun ödülünü de babası aldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül törende bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Nüfusu büyük, tarihi köklü, bulunduğu coğrafyada önemli olan, insanlık tarihine önemli katkılar sunmuş, dünya çapında büyük devletler kurmuş bir neslin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti, teknolojiyi transfer ederek veya teknolojiyi alıp uygulayarak yoluna devam edemez” dedi.   Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasına, ödül töreninin Çankaya Köşkü’nde yapılmasından ve bilim insanlarını ağırlamaktan gurur duyduğunu belirterek başladı. Marifetin iltifata tabi olduğunu söyleyen, İbn-i Sina’nın “Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder” sözünü anımsatan Gül, bilim ve sanatın takdir, teşvik edildiği yerlerde yeşerdiğini, büyük başarıların ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’de bilim, teknoloji ve araştırmaya verilen önemi görmekten memnuniyet duyduğunu dile getiren Gül, uzun yıllardan sonra böyle bir döneme girildiğini, ekonomisi ve siyasi istikrarını rayına koyan Türkiye gibi bir ülkede önceliklerin değiştiğini ifade etti. “Nüfusu büyük, tarihi köklü, bulunduğu coğrafyada önemli olan, insanlık tarihine önemli katkılar sunmuş, dünya çapında büyük devletler kurmuş bir neslin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti, teknolojiyi transfer ederek veya teknolojiyi alıp uygulayarak yoluna devam edemez” diyen Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin teknolojiyi üretmesi, tasarlaması ve satması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de milli gelirin yüzde 1’inin araştırma ve geliştirmeye ayrılmaya başlandığına dikkati çeken Gül, kısa süre içinde AB ortalaması olan yüzde 2’ye ulaşmanın ve geçmenin hedeflendiğini kaydetti. Bu iradenin ortaya konmasının önemini vurgulayan Gül, küresel ekonomik kriz döneminde Türkiye’de araştırma ve geliştirme kaynaklarında tasarrufa gidilmemesinin da bu iradeyi gösterdiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, “Bütün bunların karşılığı tabii ki alınacaktır. Bu bir gecelik iş değildir. Ne kadar çok bu konuya önem verirseniz, ne kadar teşvik ederseniz, bilim insanlarını bu alana çekerseniz onların çalışmaları da muhakkak neticesini verir. Bütün dünyada da böyle olmuştur. Bu alanda başarılı ülkeler önümüzdedir. Avrupa ülkeleri, ABD’nin uygulamaları… İbn-i Sina’nın dediği gibi beyin göçü bunun için olmuştur. Niçin bugün ABD’de dünyanın her tarafından en değerli beyinler vardır? Takdir ve teşvik ettikleri, sahip çıktıkları için vardır” diye konuştu. Türkiye’de de bu alanda önemli düzenlemeler yapıldığını, kuralların değiştirildiğini, teşviklerin ve üniversitelerin sayısının artırıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, sonuçların da alınmaya başlandığının altını çizdi. “Yurt dışındaki bilim adamları niçin Türkiye’ye gelmez” sorusunun sık sık sorulduğuna dikkati çeken Gül, “Onları durduk yere çağırmaya hakkımızın olmadığını defalarca kere söylemişimdir. Ama artık biz çağırmadan, Türkiye’nin verdiği önemi gördükleri için önemli dönüşler başlamıştır. Her geçen sene çok daha hızlı, bildiğim kadarıyla. Geçen seneye göre bu sene 5 kat artış vardır dönüşlerde. Bu ancak, kendiliğinden olursa, bilim insanları kendi kararıyla dönerse değerlidir. Yoksa onları zorla burada bir göreve oturtmak döndükleri anlamına gelmez. O geçici bir geliştir. Türkiye’nin artık önemli bir bilim, araştırma merkezi haline geldiğinin ortaya çıkmasıyla bu beyin akışındaki dönüş gerçekleşecektir” değerlendirmesinde bulundu. Araştırma, geliştirme ve bilim üretmenin merkezinin üniversiteler olduğuna vurgu yapan Gül, sözlerine şöyle devam etti: “Üniversiteleri çok dikkatli takip etmeli ve hepsine sahip çıkmalıyız. Çok sayıda üniversitenin olmasıyla övünürüz ama üniversitelerimizin eğitim seviyeleri, bilim alanındaki faaliyetleri, ortaya koyduğu netice ve kaliteye bakmamız gerekir. Yoksa bu kadar büyük kamu kaynaklarının ayrıldığı, büyük imkanların verildiği üniversitelerimiz lise üstü kuruluşlar şeklinde kalır ki, bu da çok büyük yazık olur. Onun için gerek YÖK, gerek TÜBİTAK, gerek üniversitelerin büyük işbirliği içinde bu hedefleri gerçekleştirmeleri şarttır.” Teknoloji, araştırma-geliştirme, inovasyon, sanayi-üniversite işbirliği zincirinde de önemli desteklerin verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, bu alanda çalışanların bile bu kadar büyük imkanlar bulunduğunun farkında olmadıklarını, desteklerin en iyi şekilde değerlendirilmesinin önemine işaret etti. Gül, kendisine iletilen talepler olduğunu belirterek, devlet üniversitelerine araştırma-geliştirme alanında sağlanan desteğin vakıf üniversitelerine de verilmesini gerektiğine işaret etti. Gençlere ve çocuklara “bilim ve teknoloji aşkı”nın aşılanmasının önemini de vurgulayan Gül, geçen hafta uluslararası bilim olimpiyatlarına katılan Türk öğrencilerle bir araya geldiğini, Çankaya Köşkü’ndeki en mutlu günlerinden birini yaşadığını aktardı. “20’ye yakın, kızlı, erkekli, göğüslerinde altın, gümüş, bronz madalyalarla geldiler. Onlarla bir süre sohbet ettim, konuştum, hepsine tek tek sordum. Gerçekten çok heyecan ve gurur verici” diyen Gül, Türkiye’de binlerce öğrenci arasından seçilen madalyalı gençlerin dünyada çapında başarı kazandıklarını anlattı. Cumhurbaşkanı Gül, sözlerine şöyle devam etti: “Hepsinin gelecekle ilgili düşüncelerini tek tek sorduğumda, bir kez daha Türkiye’nin geleceğinden büyük bir gurur duydum. Bu heyecanı, nesillere ve gençlere aktarmanın bir yolu da tabii ki basındır. Gazeteler, televizyonlar, magazinlerin aynı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi teknoloji, bilim sayfalarını artırmalarının, bunu hayatın bir parçası haline getirmelerinin çok önemli olduğuna inanıyorum.” Gül, konuşmasını, ödül kazanan bilim insanlarını ve onlara bu ortamı hazırlayan kurumları tebrik ederek bitirdi. Törenin sonunda, Cumhurbaşkanı Gül, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Altunbaşak ödül kazanan bilim insanlarıyla fotoğraf çektirdi. Fotoğraf çekiminin ardından resepsiyona geçildi.

Öğretmenlere “TÜBİTAK Proje Yazma Eğitimi”

Öğretmenlere “TÜBİTAK Proje Yazma Eğitimi”

Erzurum’daki 156 ortaöğretim öğretmenine nitelikli projeler geliştirmek amacıyla, 13-15 Kasım tarihinde “TÜBİTAK Proje Yazma eğitimi” verildi.

 

DAP Bölge Kalkınma İdaresi, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Atatürk Üniversitesi ve TÜBİTAK Bölge Koordinatörlüğü işbirliğiyle Atatürk Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’ndeki “TÜBİTAK Proje Yazma Eğitimi” açılış törenine DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Adnan Demir, İl Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan, TÜBİTAK Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Şükrü Beydemir ve ‘Proje Yazma Eğitimi’ alacak öğretmenler katıldı.

 

Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜBİTAK Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Şükrü Beydemir, bölgedeki projelerin genel durumu hakkında bilgi verdi. TÜBİTAK’ın bu yarışmalarının 46 yıldır devam ettiğini dile getiren Beydemir, “TÜBİTAK Türkiye’yi 12 bölgeye ayırıyor. Bunlardan bir tanesi de Erzurum Bölgesi. Bu bölgede bize bağlı 10 ilimiz var. Bunlar Erzurum, Erzincan, Bayburt, Gümüşhane, Trabzon, Rize, Artvin, Ardahan, Iğdır ve Kars illerinden oluşuyor” dedi.

 

Yıllara göre hazırlanan proje sayılarına değinen Beydemir, şunları kaydetti:

 

“Ortaöğretim öğrencileri arası Araştırma Projesi Yarışmasına 2004’te Türkiye geneli 528 proje başvurmuş. Bu sayı 2015 yılında 13 bin 775 projeye ulaşmış. Bu büyük bir başarı. 2005 yılında Erzurum bölgesinden bize gelen proje sayısı 21’dir. 2012’ye geldiğimizde sayıda ciddi bir artış görüyoruz. 525 proje. 2015 yılında ise 2 bin 413 projeye ulaşmışız. Dolayısıyla Türkiye genelindeki 13 bin 700 projeden 2 bin 413’ü bölgemize ait projelerdir. Nicel olarak baktığımızda hem 2014 hem 2015 yılında sayısal olarak Türkiye birinciliğini almışız. Tabii bunun yanında, ödüller anlamında baktığımızda 2014 yılında Türkiye ortalarında yer almışız. 2015 yılına geldiğimizde proje sayılarında artışla birlikte kalitenin de arttığını görüyoruz. Bu bizim için yeterli değil. Çünkü 10 ilden oluşan bir bölgemiz var ve birçok okulumuz var ve çok değerli öğretmenlerimiz var. Bu işi yapabilecek kapasiteli bir ekibe sahibiz. Onun için bunun daha çok yükselebileceğini düşünüyoruz. Ve böylelikle DAP İdaresi Başkanlığı, Milli Eğitim Müdürlüğümüz ve TÜBİTAK Koordinatörlüğümüz olarak ortak bir işe imza atmış oluyoruz. Öğretmenlerimizi proje eğitimi üzerine eğiterek, kendi okullarında hem öğretmenlere, hem de öğrencilerimize katkıda bulunacaklarını düşünüyoruz. Aslında yaptığımız şey Erzurum için pilot bir uygulamadır.”

 

ARSLAN: “DAP İDARESİNE TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

 

“TÜBİTAK Proje Yazma Eğitimi”nin fevkalade önemli olduğu konusuna değinen Erzurum Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan, “Zira bu yarışmanın yüzde 20’lik proje kısmını biz üretiyoruz. Arzuladığımız daha iyi derecelerle sonraki yıllarda teşvik edici neticeler almak. Proje yazma eğitiminin bu sürece çok olumlu katkılarının olduğunu düşünüyoruz. Bu çalışmanın, öğretmen arkadaşlarımın ve yöneticilerimiz tarafından kıymetinin takdir edilmesini, sahiplenilmesini, dikkatle izlenmesini, faydalanılmasını, mutlaka okullardaki öğrencilerimize bu kazanımların paylaşılmasını, daha nitelikli projelerle sayısal oranı azaltmaksızın Türkiye’de iyi neticeler alabilecek bir çalışmaya vesile olmasını diliyorum” dedi.

DAP Bölge Kalkınma İdaresi’nin desteğiyle, ilk olarak, Türkçe ve Matematik öğretmenlerine yönelik kodlama eğitimi yazılımlarının düzenlenmesiyle ilgili bir çalışmanın varlığından söz eden Arslan, devamında ise “Değerler Eğitimi”nin sırada olduğunu söyledi. Arslan, “Bunu önemsiyoruz. Zira eğitim adına yapılan bütün eleştirilerin belki yüzde 80’i değerlerimizle yozlaşmayla ilgili. Eğitim camiası olarak, biz kendimizi çok fazla anlatsak da, değerlendirildiğimiz yer çıktı olarak öğrencilerimiz. Desteğinden dolayı DAP İdaresine teşekkür ediyorum.”

 

DEMİR: “BU EĞİTİMLE NİTELİKLİ PROJE SAYISI ARTACAK”

 

Proje havuzlarında, TÜBİTAK’a verilmek üzere, bölgelerin en az yüz proje üretmesinin önceliğinden bahseden DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Adnan Demir, yeni icatlara destek sağlayacak öğretmenlerle böyle bir eğitimle buluşmaktan mutlu olduğunu dile getirdi. “Ülkeler, beşeri sermayelerine yatırım yaptıkları ve beşeri sermaye niteliği artırdıkları ölçüde büyürler, gelişirler ve daha yüksek refah düzeylerine ulaşırlar” diye konuşan Başkan Demir, söz konusu eğitimin önemine vurgu yaptı ve önümüzdeki yıllarda üretilecek projelerin sayısının artarak, daha nitelikli projeler kapsamında değerlendirileceğini söyledi.

 

DAP İdaresi olarak, eğitime büyük önem verdiklerini ve bu konudaki destekleri artırarak devam ettireceklerini ifade eden Demir, bu yıl Erzurum Teknik Üniversitesi işbirliği ile DAP-ETÜ Bilim şenliği gerçekleştirdiklerini ve bu bilim şenliğine ilkokul, ortaokul ve liselerden 10 bin civarında öğrencinin katıldığını söyledi.

 

DEMİR: “KODLAMA EĞİTİMLERİ VERMEYİ PLANLIYORUZ”

 

“Bir diğer husus, İdaremiz, Atatürk Üniversitesi Genç Mühendisler Kulübü ATÜGEM ile birlikte oluşturduğumuz 4 ayrı ekip ile Milli Eğitim Müdürlüğümüzle işbirliğine giderek 2015-16 eğitim-öğretim sezonu sonuna kadar Erzurum merkez ilçelerinde bulunan 53 Ortaokulumuzdan en az 30’unda kodlama eğitimleri vermeyi planlıyoruz. Bu program kapsamında vereceğimiz kodlama eğitimleri ile hem çocuklarımızın analitik düşünme yeteneğini geliştirmeyi, hem de kendi robotlarını tasarlayıp üreterek onlara bilimi sevdirmeyi ve onları bilime yönlendirmeyi amaçlamaktayız.”

 

“TEKNOMİNİ-MUCİTBANK PROJESİNİ HAYATA GEÇİRMEK İSTİYORUZ”

 

“Yine, ülkemizin yarınlarına ışık tutmasını umut ettiğimiz, TÜBİTAK yarışmalarına proje sunan, sergi dönemi bittikten sonra ise projeleriyle ilgili hiçbir çalışma imkanı ve fırsatı bulunmayan öğrencilerimiz başta olmak üzere, bu ülke için değer üretmek isteyen herkesin 7/24 ücretsiz sarf malzemesi, ekipman ve danışmanlık desteği alabileceği, fikirden projeye, projeden prototipe, prototipten üretime geçebileceği adına TEKNOMİNİ veya MUCİTBANK diyeceğimiz bir projeyi hayata geçirmek için İdaremiz koordinasyonunda ilgili kurumlarla görüşmeler devam etmektedir. İçinde bulunduğumuz bu binada, TEKNOKENT ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının katılımı, Milli Eğitim Bakanlığının da desteği ile hayata geçireceğimiz bu proje, ilgili kurumlarla model tasarımı bittikten sonra hayata geçecek inşallah.”

 

Üç gün süren “TÜBİTAK Proje Yazma Eğitimi” 6 sınıfta ve uzman ekipler tarafından öğretmenlere anlatıldı. Eğitimler sonunda proje yazma eğitimi alan öğretmenlere katılım belgesi verildi.

En girişimci ve yenilikçi üniversiteler endeksi 2015 açıklandı / İlk 50 Üniversite listesi

En girişimci ve yenilikçi üniversiteler endeksi 2015 açıklandı / İlk 50 Üniversite listesi

 

TÜBİTAK tarafından, üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralandığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi 2015 yılı sıralaması Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından TÜBİTAK’ta düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Bu yılın birincisinin 88,40 puanla Sabancı Üniversitesi olduğunu bildiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, ikinci sırada 85,96 puanla Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), üçüncü sırada ise 79,66 puanla Boğaziçi Üniversitesi’nin bulunduğunu ifade etti.

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile üniversitelerde girişimcilik ve yenilikçilik faaliyetlerinin teşvik edilmesinin amaçlandığını belirten Bakan Işık, “Bu çalışma, üniversitelerin eğitim kalitesine göre sıralandığı bir liste veya en başarılı üniversiteyi ortaya koyan bir sıralama değildir” diye konuştu.

Basın Toplantısına Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın yanı sıra, Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Cevahir Bozkurt, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin, Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Çelik, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Genel Sekreter Arif Koyuncu katıldılar.

Sıralamaya giren üniversitelerin tam listesi

http://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/gyue2015_siralama.pdf

2014’teki Liste:

En girişimci ve yenilikçi üniversiteler endeksi 2014 açıklandı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin 2014 yılında en girişimci ve yenilikçi üniversitesinin, 83,09 puanla Orta Doğu Teknik Üniversitesi olduğunu bildirdi.
Işık, TÜBİTAK’ta düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin en girişimci ve en yenilikçi ilk 50 üniversitesinin sıralandığı 2014 yılı TÜBİTAK Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksini açıkladı.

TÜBİTAK’ın üniversiteleri girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıraladığı “Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi”, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından açıklandı.

TÜBİTAK’ın ilk kez 2012’de hazırladığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile her yıl Türkiye’nin en girişimci ve yenilikçi 50 üniversitesi belirleniyor. 2014 yılı endeksi, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından açıklandı. Buna göre ilk üç sırada Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi yer aldı.

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi, üniversiteleri girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralayarak, üniversiteler arası girişimcilik ve yenilikçilik odaklı rekabetin artmasına böylelikle girişimcilik ekosisteminin gelişmesine katkı sağlıyor.

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile üniversiteler, bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, işbirliği ve etkileşim, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşme boyutları altında 23 göstergeye göre sıralandı. 23 göstergeden oluşan endeks kapsamında yaklaşık 900 bin hücrelik veri seti 6 aylık yoğun bir çalışma sonunda toplandı ve çeşitli kontrollere tabi tutularak değerlendirmeye alındı.

Bu sene üçüncüsü açıklanan endeks çalışmalarına, YÖK ve TÜİK’in yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TPE, Kalkınma Bakanlığı, TÜBA, TTGV, KOSGEB ve üniversiteler katkı sağladı.

144 Üniversite Değerlendirmeye Alındı

Endeks kapsamında 50 ve üzeri öğretim üyesi olan 144 üniversite hesaplamaya dahil edildi. Bu yıl, ilk 10’a bir yeni üniversite dâhil olurken, ilk 10’daki 8 üniversitenin yeri bir önceki döneme göre değişiklik gösterdi. Aynı şekilde ilk 20’ye 2; ilk 50’ye 4 yeni üniversite dâhil oldu.

 

2014 Yılı İlk 10 Sıra

  1. Orta Doğu Teknik Üniversitesi
  2. Sabancı Üniversitesi
  3. Boğaziçi Üniversitesi
  4. Bilkent Üniversitesi
  5. Koç Üniversitesi
  6. Özyeğin Üniversitesi
  7. İstanbul Teknik Üniversitesi
  8. TOBB ETÜ
  9. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
  10. Selçuk Üniversitesi

Listenin Tamamı: http://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/2014_gyue_siralama.pdf

1  ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
2  SABANCI ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
3  BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
4  İHSAN DOĞRAMACI BİLKENT ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
5  KOÇ ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
6  ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
7  İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
8  TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
9  İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ İZMİR DEVLET
10  SELÇUK ÜNİVERSİTESİ KONYA DEVLET
11  YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
12  GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ KOCAELİ DEVLET
13  ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ESKİŞEHİR DEVLET
14  HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
15  EGE ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
16  GAZİ ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
17  ATILIM ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
18  ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ADANA DEVLET
19  ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ BURSA DEVLET
20  SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ ISPARTA DEVLET
21  ERCİYES ÜNİVERSİTESİ KAYSERİ DEVLET
22  ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
23  KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ KAHRAMANMARAŞ DEVLET
24  KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ KOCAELİ DEVLET
25  GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ GAZİANTEP DEVLET
26  YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
27  BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
28  İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
29  ANKARA ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
30  FATİH ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
31  MERSİN ÜNİVERSİTESİ MERSİN DEVLET
32  İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
33  DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
34  AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ANTALYA DEVLET
35  OKAN ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
36  İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
37  MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ KAYSERİ VAKIF
38  KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TRABZON DEVLET
39  GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
40  İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
41  DÜZCE ÜNİVERSİTESİ DÜZCE DEVLET
42  ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ ESKİŞEHİR DEVLET
43  ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ERZURUM DEVLET
44  KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ KARAMAN DEVLET
45  SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SAKARYA DEVLET
46  FIRAT ÜNİVERSİTESİ ELAZIĞ DEVLET
47  KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
48  PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ DENİZLİ DEVLET
49  NİĞDE ÜNİVERSİTESİ NİĞDE DEVLET
50  ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN DEVLET

Üniversite Türüne Göre

1  ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
2  BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
3  İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
4  İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ İZMİR DEVLET
5  SELÇUK ÜNİVERSİTESİ KONYA DEVLET
6  YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
7  GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ KOCAELİ DEVLET
8  ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ESKİŞEHİR DEVLET
9  HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
10  EGE ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
11  GAZİ ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
12  ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ADANA DEVLET
13  ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ BURSA DEVLET
14  SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ ISPARTA DEVLET
15  ERCİYES ÜNİVERSİTESİ KAYSERİ DEVLET
16  KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ KAHRAMANMARAŞ DEVLET
17  KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ KOCAELİ DEVLET
18  GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ GAZİANTEP DEVLET
19  İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
20  ANKARA ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
21  MERSİN ÜNİVERSİTESİ MERSİN DEVLET
22  İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
23  DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
24  AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ANTALYA DEVLET
25  KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TRABZON DEVLET
26  GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
27  İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
28  DÜZCE ÜNİVERSİTESİ DÜZCE DEVLET
29  ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ ESKİŞEHİR DEVLET
30  ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ERZURUM DEVLET
31  KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ KARAMAN DEVLET
32  SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SAKARYA DEVLET
33  FIRAT ÜNİVERSİTESİ ELAZIĞ DEVLET
34  PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ DENİZLİ DEVLET
35  NİĞDE ÜNİVERSİTESİ NİĞDE DEVLET
36  ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN DEVLET
1  SABANCI ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
2  İHSAN DOĞRAMACI BİLKENT ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
3  KOÇ ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
4  ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
5  TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
6  ATILIM ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
7  ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
8  YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
9  BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
10  FATİH ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
11  OKAN ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
12  İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
13  MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ KAYSERİ VAKIF
14  KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF

Şehirlere Göre:

1  ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ADANA DEVLET
1  ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
2  İHSAN DOĞRAMACI BİLKENT ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
3  TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
4  ATILIM ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
5  ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ ANKARA VAKIF
6  HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
7  GAZİ ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
8  ANKARA ÜNİVERSİTESİ ANKARA DEVLET
1  AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ANTALYA DEVLET
1  ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ BURSA DEVLET
1  PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ DENİZLİ DEVLET
1  DÜZCE ÜNİVERSİTESİ DÜZCE DEVLET
1  FIRAT ÜNİVERSİTESİ ELAZIĞ DEVLET
1  ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ERZURUM DEVLET
1  ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ESKİŞEHİR DEVLET
2  ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ ESKİŞEHİR DEVLET
1  GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ GAZİANTEP DEVLET
1  SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ ISPARTA DEVLET
1  SABANCI ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
2  BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
3  İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
4  KOÇ ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
5  ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
6  YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
7  YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
8  BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
9  FATİH ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
10  OKAN ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
11  İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
12  KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL VAKIF
13  İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
14  GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
15  İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL DEVLET
1  İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ İZMİR DEVLET
2  EGE ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
3  İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
4  DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İZMİR DEVLET
1  KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ KAHRAMANMARAŞ DEVLET
1  KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ KARAMAN DEVLET
1  MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ KAYSERİ VAKIF
2  ERCİYES ÜNİVERSİTESİ KAYSERİ DEVLET
1  GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ KOCAELİ DEVLET
2  KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ KOCAELİ DEVLET
1  SELÇUK ÜNİVERSİTESİ KONYA DEVLET
1  MERSİN ÜNİVERSİTESİ MERSİN DEVLET
1  NİĞDE ÜNİVERSİTESİ NİĞDE DEVLET
1  SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SAKARYA DEVLET
1  ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN DEVLET
1  KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TRABZON DEVLET

Endeks 2013 Yılı İlk 10 Sıralaması

  1. Orta Doğu Teknik Üniversitesi
  2. Sabancı Üniversitesi
  3. Bilkent Üniversitesi
  4. Boğaziçi Üniversitesi
  5. İstanbul Teknik Üniversitesi
  6. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
  7. Özyeğin Üniversitesi
  8. Koç Üniversitesi
  9. TOBB ETÜ
  10. Hacettepe Üniversitesi

Listenin tamamı için:

http://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/2013_gyue.pdf

Endeks 2012 Yılı İlk 10 Sıralaması

  1. Sabancı Üniversitesi
  2. Orta Doğu Teknik Üniversitesi
  3. Bilkent Üniversitesi
  4. Özyeğin Üniversitesi
  5. İstanbul Teknik Üniversitesi
  6. Boğaziçi Üniversitesi
  7. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
  8. Koç Üniversitesi
  9. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü
  10. TOBB ETÜ

Listenin tamamı için:

http://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/girisimci_ve_yenilikci_universite_endeksi_2012_siralamasi_0.pdf

 

TÜBİTAK Başkanlığına Prof. Dr. Ergin atandı

TÜBİTAK Başkanlığına Prof. Dr. Ergin atandı

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanlığına Prof. Dr. Ahmet Arif Ergin’in atanmasına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

 

Kararda Ergin’in, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı TÜBİTAK Başkanlığına atanmasının, 278 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince uygun görüldüğü kaydedildi.

Ergin’in atanmasına ilişkin karar 11 Haziran’da alınmıştı.

Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektör Yardımcısı olarak görev yapan Ergin, BİLGEM Merkez Başkanlığı’na atanmadan önce TÜBİTAK BİLGEM’de Danışman ve 2001- 2005 yılları arasında Bilişim Teknolojileri Enstitüsü’nde (BTE) Uzman Araştırmacı ve TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü’nde Başuzman Araştırmacı olarak görev yapmıştır.

Profesör ERGİN, Dalga Propagasyon ve Saçınımı, Doğal Olayların Modellenmesinde Kullanılan Özgün ve/veya Bileşik Nümerik Metodlar, Radar Kesit Alanı (RCS) Hesapları, Elektromagnetik ve Akustik Alanlar konularında çalışma yapmaktadır.

TÜBİTAK’a 145 kişi usulsüz alınmış

TÜBİTAK’a 145 kişi usulsüz alınmış

TÜBİTAK soruşturmasında, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının genelgesine rağmen kuruma 145 kişinin usulsüz alındığı belirlendi.

 

TÜBİTAK soruşturmasında, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, “bakanlığın bilgisi olmadan personel alınamayacağına” ilişkin  31 Aralık 2013′ tarihli genelgesine rağmen kuruma 145 kişinin usulsüz alındığı belirlendi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince dün sabah düzenlenen operasyonla gözaltına alınan ve emniyetteki sorgusunun ardından sevk edildiği mahkeme tarafından serbest bırakılan eski TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak, ifadesinde kurumda yaşananlara ilişkin bilgi verdi.

Emniyetteki ifadesinde, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediği öğrenilen Altunbaşak’ın, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 31 Aralık 2013 tarihli “bakanlığın bilgisi olmadan personel alınamayacağına” ilişkin genelgeyi, kendisine ulaştıktan sonra alt birimlere gönderdiği ve usulsüz personel alımlarından bakanlık müsteşarının aramasıyla haberdar olduğunu söylediği öğrenildi.

Altunbaşak ifadesinde, 17 Aralık sürecinden yaklaşık 3 ay önce, TÜBİTAK Başkanlığı sırasında, o dönem BİLGEM Merkez Başkanı olan Hasan Palaz  hakkında  “paralel yapı” ile bağlantılı olduğu yönünde duyum aldığını, bunun üzerine görüştüğü Palaz’ın kendisine “evet sohbet toplantılarına katılıyorum” dediğini anlattı. Palaz’ın bu görüşmelerde kendisine söz konusu yapıyla bağlantılı bir kaç kişinin ismini vererek kendisine üstü kapalı  “mesaj” vermeye çalıştığını söyledi.

TÜBİTAK’a usulsuz personel alımının bilgisi dışında yapıldığını ve kendisi haricinde personel almaya yetkili kişilerin Hasan Palaz ile Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü Başkanı Osman K. ve eskiTÜBİTAK Başkanının Özel Kalem Müdürü  Eren Y. olduğunu savunan Altunbaşak, bakanlık genelgesinin sümen altı edilerek 145 kişinin projelerde görevlendirme adı altında işe alındığını sonradan öğrendiğini söyledi. Altunbaşak, işe alımların genelgenin yayımlandığı tarihten önce yapılmış gibi gösterildiğini de aktardı.

Diğer zanlı Osman K. ise ifadesinde, bakanlık genelgesinden haberi olmadığını, kendilerine bu konuda bir tebliğ yapılmadığını söylediği öğrenildi.

Sahte ODTÜ Diploması İle Kısa Dönem Askerlik ve TÜBİTAK’ta Görev

Sahte ODTÜ Diploması İle Kısa Dönem Askerlik ve TÜBİTAK’ta Görev

Hürriyet-23 Ocak 2015

Paralel Yapı operasyonu sırasında sahte diploma ile TÜBİTAK’a girdiği ortaya çıkan ve tutuklanan Hasan Başaran’ın, eski Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün yeğeninin eşi olduğu ortaya çıktı. Ergün, TÜBİTAK’a girmesini sağladığı iddia edilen damatla ilgili, “En ufak katkım yok” dedi.

Tüm ailenin, gözaltına alındığında sahtekârlığı öğrendiğini belirten Ergün şunları söyledi:

“Söz konusu Hasan Başaran, benim ağabeyimin kızı, yani yeğenimle 7 yıl önce evlendi. Herkes onu ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği mezunu sanıyordu. Gözaltına alınana kadar eşi dahil ailelerden kimse sahte diplomaya sahip olduğunu bilmiyordu. Ailesi olayla birlikte büyük bir şok ve travma yaşadı. Öğrendik ki, yıllar önce Başkent Üniversitesi’nin 2 yıllık Bilgisayar Bölümü’nde okula başlamış. Sonra ailesine dikey geçişle ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ne geçtiğini söylemiş. Sonra da mezun oldum deyip, sahte diplomayla askere gitmiş ve kısa dönem askerlik yapmış.

 

Önce Kocaeli Belediyesi’nde ardından da TÜBİTAK’ta işe girmişti. Gözaltı olayına kadar tüm aile ve bizler bunun doğru olduğunu sanıyorduk. Gözaltı olayında, sahte diploma olayı ortaya çıktığında tüm aile perişan oldu. Yeğenimle 7 yıldır evli ve bir oğulları var. Eşi de herkesle birlikte öğrendi. Evet bir yakınlığım var ama mağdur edilenin yakınıyım. Şimdi devlet bunun hesabını sorar. Ne suç işlediyse cezasını çeker. Sahtecilikten de ceza alır. Olmadı devletten aldıklarının parasını tahsil eder. Ama bir de ailesinin kaybettikleri var. Aile de şu anda perişan. Eşi ve oğlunun durumunu düşünün. Bundan sonra ne yaparlar bilmiyoruz.

 

Benim bakanlık yaptığım dönemde TÜBİTAK’ta işe başladı. Ama işe alınması sürecinde hiçbir dahlim ve katkım olmadı. Ne ben, ne de benim bürokratlarımın aracılığı oldu. TÜBİTAK’ın kendi iç inceleme ve eleme sistemiyle kuruma alındı. Bilgisayar Mühendisi olduğunu söyleyen, diploması olan ve kriptoloji lisansı yaptığını gösteren belgeleri olan biri olarak başvurmuş ve tüm elemelerden geçmiş. Asıl sorun da burada bana göre. Ne askerlik yapma aşamasında, ne de kamuda göreve alınma aşamasında gösterdiği belgelerin hiçbiri ciddi bir kontrolden geçmemiş. Daha önce de böyle sahtekârlar yakalandı. Sahte doktor olaylarını bile gördük. Aslında YÖK ile temasa geçip tek bir düğmeye basılarak, bu belgelerin teyidinin yapılması gerekir. Bir soruşturma konusu olmadan böyle bir sahtekârlık ortaya çıkmıyor.

 

TÜBİTAK’ta Paralel Yapı’yla ilgili olarak operasyon başladıktan sonra tüm diplomalar tarandığı için bu olay ortaya çıkıyor. Ailemizde, Paralel Yapı’yla bağı olduğuna dair tek bir bilgi yok. Adamın diplomasının sahte olduğunu bile ailede herkes gözaltına alındıktan sonra öğrendi.”

e-imzanın başındaydı

HASAN Başaran’ın ODTÜ’den alınmış gibi düzenlenen sahte diploma ile TÜBİTAK’ta işe girdiği ortaya çıkmıştı. ‘Paralel’cilerle ilişkisi olduğu öne sürülen Başaran’ın TÜBİTAK Gebze’de tüm kamu kurumlarında kullanılan e-imzaların hazırlandığı Kamu Sertifikasyon Merkezi’nin başında görev yaptığı öğrenildi. Başaran, Temmuz 2012’de Kamu Sertifikasyon Merkezi bünyesinde işe başlayıp 4 ay sonra aynı birimin başına geçti. Başaran’ın o dönem BİLGEM Başkanı Hasan Palaz’ın önerisi ve TÜBİTAK Başkanı Yücel Altınbaşak’ın onayı ile Kamu Sertifikasyon Merkezi’nin başına getirildiği öğrenildi. Kurumdan 7 bin TL maaş aldığı öğrenilen Başaran’ın sorgusunda, “Diplomamın sahte olduğunu anlayan olmadığı için askerliğimi de kısa dönem yaptım. İşe giriş esnasında sunduğum diplomayı da 2005’te bilgisayarımda Photoshop’la kendim yaptım. Ailem de gerçek sandı. İşe girişte, bana genellikle kriptografi üzerine sorular sordular. Sürekli makaleler okuduğum için rahatlıkla cevapladım” dediği iddia edildi.