Destekleme ve Yetiştirme Kursları 2016-2017 Takvimi Açıklandı

Destekleme ve Yetiştirme Kursları 2016-2017 Takvimi Açıklandı

Millî Eğitim Bakanlığının öğrenci ve mezunlar için ücretsiz açacağı destekleme ve yetiştirme kurslarıyla ilgili kılavuz yayımlandı.

 

Destekleme ve yetiştirme kurslarına öğrenci başvuruları 22-27 Eylül´de alınacak. Kurslar, birinci dönem, ikinci dönem ve yaz dönemi olarak üç dönemde açılacak. Kılavuza göre, birinci dönem kursları 3 Ekim´de başlayacak, 15 Ocak 2017´de sona erecek. İkinci dönem kursları 27 Şubat-4 Haziran 2017, yaz kursları ise 3 Temmuz-27 Ağustos 2017´de yapılacak. Ara sınıflardaki öğrencilerin tercih edebileceği ders sayısı ise 3´ten 5´e çıkarıldı.

 

Ortaokulların 5, 6 ve 7´inci sınıflarındaki öğrenciler ile lisenin 9, 10 ve 11´inci sınıflarındaki öğrenciler en fazla 5 farklı dersten haftalık toplam 12 saate kadar, 8´inci sınıftaki öğrenciler ise en fazla 6 farklı dersten haftalık 18 saate kadar, 12´inci sınıf öğrencileri ile mezun durumundaki öğrenciler ise en fazla 6 farklı dersten haftalık 24 saate kadar kurs alabilecek. Sınıf oluşturma işlemleri  “Türkçe sınıfı”, “Matematik sınıfı” gibi ders bazlı yapılacak ve e-kurs modülünde buna göre sınıf oluşturulacak. Öğrenci devamsızlıkları, derslere göre takip edilecek.

 

10 milyon öğrenciye ücretsiz kurs sağlandı

Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülen 2015-2016 yılı birinci dönem, ikinci dönem ve yaz dönemi destekleme ve yetiştirme kurslarında, yaklaşık 10 milyon öğrenciye ücretsiz kurs imkânı sağlandı. Kurslarda öğretmenlere ve öğrencilere destek olmak amacıyla 40 bin soru geliştirildi, 3 bin 600 kazanım kavrama testi ve 30 değerlendirme sınavı yayımlandı. Ayrıca videolu soru çözümleri ve elektronik deneme sınavları teknoloji ile buluşturularak öğrencilerin ücretsiz bir biçimde erişimi sağlandı.

3 Mart 2016

Ücretsiz MEB YGS/LYS destek kursları YGS Deneme Sınavı Online Yayında

Sınav İçin:

http://odsgm.meb.gov.tr/kurslar

http://sinavlar.meb.gov.tr/ 

Millî Eğitim Bakanlığınca, 13 Mart 2016´da yapılacak Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) öncesi destekleme ve yetiştirme kurslarına devam eden 12’nci sınıf öğrencilerine yönelik elektronik değerlendirme (e-değerlendirme) sınavlarının 3´üncüsü başlatıldı.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen 12´nci sınıf öğrencilerine yönelik e-değerlendirme sınavlarına 10 Mart´a kadar girilebilecek. Bu öğrencilere yönelik e-değerlendirme sınavlarının 4´üncüsü 8 Mayıs 2016, 5’incisi de 5 Haziran 2016 tarihinde uygulanacak.

Destekleme ve yetiştirme kurslarına kayıtlı öğrenciler, EBA şifreleriyle sisteme giriş yaparak sınava katılabilecek. Kurslara kayıtlı olmayan öğrenciler ise aynı sınava Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünün web sayfasından ulaşabilecek. Millî Eğitim Bakanlığının bütün sınıf düzeylerinde hazırladığı kazanım kavrama testleri ile değerlendirme sınavlarına Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünün “http://odsgm.meb.gov.tr/kurslar” adresinden erişilebilecek.

Ayrıca, 8´inci sınıflara yönelik elektronik değerlendirme sınavlarının 3´üncüsü ise 10 Mart 2016, 4´üncüsü de 9 Nisan 2016 tarihinde yapılacak.

8.11.2015

Ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kurslarındaen çok tercih edilen akademik ders matematik oldu

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) bu yılki destekleme ve yetiştirme kurslarına en yoğun talep matematik, Türkçe ve fen bilimlerine geldi.

Sanatsal ve sportif becerileri arttıran derslere 411 binin üzerinde kayıt gerçekleşirken, bunlar arasında en çok talep beden eğitimine geldi.

 

MEB Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt Kurt, şu bilgileri paylaştı:

“Kurslarımızda en fazla talep gören dersler sırasıyla, matematik, Türkçe ve fen bilimleri derslerine oldu. Destekleme ve yetiştirme kurslarını öğrencilerin sadece derslerine takviye amacıyla açmıyoruz, öğrencilerin ilgi, yetenek ve istekleri doğrultusunda sanatsal ve sportif becerilerini arttırmaya dönük çalışmaları da başlattık. Bu kapsamda, bu yıl destekleme ve yetiştirme kurslarına sanat ve spor dallarında 411 bin 547 öğrenci başvuru yaptı. Bu öğrencilerden 353 bin 213’ü beden eğitimi ve spor, 55 bin 89’u resim, 53 bin 245’i de müzik grubu derslerinden kurs almak için başvurdu.”

Muhterem Kurt, dönemlik açılan kurslar için sömestr tatilinden sonra yeni kursların açılacağını belirterek, yıllık kursların ise Haziran ayına kadar devam edeceğini, Temmuz ayında da 3 ay sürecek yaz kurslarının başlayacağını söyledi.

05.11.2015

“Ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kurslarında öğrenciler kendi okulları dışındakilere de gidebilecek”

Milli Eğitim Bakanlığı, Ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kursları yönetmeliğinde bir dizi değişiklik yaptı.

Yönetmelikte değişiklik yapılmasına ilişkin resmi karar:

http://hbogm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2015_11/02041613_desteklemeveyetitirmekursudeiiklikmetni.pdf

Değişikliklere göre:

  • Kurslar özel kurumlarda da açılabileceği için resmi kavramı yerine resmi/özel kavramı getirildi
  • Mezunlar için açılacak kurslarda halk eğitim merkezlerinin olmadığı yerlerde bu kurslar okullarda da açılabilecek
  • Kurs merkezleri, öncelikle kendi öğrencileri olmak üzere aynı ilçe içerisinde bulunan diğer okullardan da öğrenci kabul edebilecek
  • Kurs programı açmak için en az 10 öğrenci gerekiyordu, ancak 10’dan az olduğunda ise en az 5 öğrenci ile MEB onayı ile program açılabilecek
  • Kurslarda görev almak isteyen öğretmenler, ders yılı başında yayımlanan kılavuzda belirlenen takvime göre e-kurs modülü üzerinden veya millî eğitim müdürlüklerine şahsen başvuruda bulunur. Kurslarda görev alacak öğretmenler, başvuruda bulunan öğretmenler arasından veli ve öğrencilerin tercihleri de dikkate alınarak görevlendirilir. Kurslarda, belirtilen nitelikleri taşımaları kaydıyla diğer okullarda görevli öğretmenlerden de görevlendirme yapılabilir. Kurslarda görevlendirilecek kadrolu öğretmen sayısının yetersiz olması hâlinde, millî eğitim müdürlüklerince aday öğretmen olarak atanabilme şartlarını taşıyanlar arasından ek ders ücreti karşılığında ders okutmak üzere görevlendirme yapılabilir

28.10.2015

Avcı: “Ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kurslarında kitaplar/testler de ücretsiz”

Milli Eğitim Bakanı Prof.Dr. Nabi Avcı, Avcı: “Ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kurslarında, kitapların da/testlerin de, herşeyin ücretsiz olduğunu, öğrenciden ne adı altında olursa olsun ücret istenemeyeceğini, isteyenler hakkında da yasal işlem yapılacak.”

 

24.10.2015ar

Ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kurslarında bir ilk: e-sınav

Milli Eğitim Bakanlığı, ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kurslarında, test ve deneme sınavlarını, etkileşimli tahtalar ve tabletlerle uygulamaya başladı.

Bu uygulama, FATİH projesi tümüyle hayata geçirildiğinde, okul sınavları, TEOG ortak sınavlar ve YGS/LYS’lerde de uygulanacak.

18.10.2015

Ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kurslarına “ABİDE” Takviyesi

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, “Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi ‘ABİDE’ diye ayrıca tanıtacağımız bir projemiz var. Sene içerisinde öğrencilerimizi, hem açık uçlu sorularında bulunduğu sınava almak hem de açık uçlu sınavlarla öğrencinin nerede zafiyeti olduğunu görüp daha sonra takviyeyi ona göre programlamak biçimde planladığımız bir çalışmamız var” dedi.

Avcı, “Ölçme, Değerlendirme Genel Müdürlüğümüz ilk model sınav uygulamasını yaptı. Çok da başarılı sonuçlar aldı. Açık uçlu soruları da kullanarak yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Uzmanlaşmış öğretmenler görev yapacak

Avcı, mevcut duruma göre bakanlığın 95 bin öğretmene ihtiyacı olduğunu belirterek, “Proje kapsamında, sınav yapanla ders anlatan öğretmeni ayıracağız” dedi.

Görevi sadece ölçme değerlendirme olan öğretmenlerin istihdam edilmesinin planlandığını belirten Avcı, “Önümüzdeki öğretmen alım projeksiyonlarımızda bu da var. Derse girmeyecekler illerde oluşturduğumuz sınav merkezlerinde görev yapacaklar” şeklinde konuştu.

Avcı, sınıf mevcudu en fazla 30 olduğunda, 21 milyar lira harcanarak yeni derslikler yapılması gerektiğini aktararak, en fazla 34 öğrenci olsun denildiğinde ise 12-13 milyar lira gerektiğine değindi.

Bakan Avcı, şöyle devam etti:

“13 milyarı iki bütçe döneminde harcarsak bütün okullarımızı en fazla 34 öğrencili dersliklerle donatmış ve tekli eğitime geçmiş de oluruz. Ama hedefimiz en fazla 30, hatta mümkün olursa 24. Ama 24 olursa 43 milyar lira lazım.”

 

15 Ekim 2015

Ücretsiz MEB TEOG – YGS/LYS destek kurslarına başvurular 18 Ekim’e uzatıldı

 

12 Ekim 2015

Ücretsiz MEB TEOG ve YGS/LYS destek kursları 4 milyona yakın öğrenci ile başladı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından öğrenci ve mezunlar için ücretsiz açılacak destekleme ve yetiştirme kurslarıyla (DYK) 3 Ekim 2015 Cumartesi mezunlar için Halk Eğitim Merkezlerinde, 12 Ekim 2015 Pazartesi ise örgün öğrenciler için okullarında başladı.

Destekleme ve yetiştirme kurslarına şu an itibarıyla 3 milyon 645 bin öğrencimiz müracaat etmiş durumda. 22 bin 268 eğitim kurumunda kurs açıldı..  244 bin kadrolu öğretmen bu kurslarda görev almak için müracaatta bulundu. Bunun yanında 34 bin atama bekleyen öğretmen de ücretli öğretmen olarak kurslarda görev almak için başvurdu.

Kurslarda görevlendirilecek öğretmenler, iki kat ek ders ücreti alacak. Haftada 15 saat ders veren bir öğretmen, bin 200 lira ek gelir sağlayacak.

Başvuru yapan 244 bin öğretmenden yaklaşık 175 bini kurslarda görevlendirildi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından öğrenci ve mezunlar için ücretsiz açılacak destekleme ve yetiştirme kurslarıyla (DYK) ilgili e-kılavuz:

http://www.meb.gov.tr/sinavlar/dokumanlar/2015/kilavuz/DestekleYerlesKursuKlvz_2015.pdf

Tanıtım Filmi: https://www.youtube.com/watch?v=N6JRv99Rc-4&feature=youtu.be

 

3 Ekim 2015

Öğrenciler için başvuru süresi 9 Ekim Cuma gününe kadar uzatılan kurslara 5 milyondan fazla başvuru olması bekleniyor.

3 Ekim’de başlayacak destekleme ve yetiştirme kurslarına, örgün eğitimde okuyan ortaokul ve lise öğrencileri başta olmak üzere açık öğretim okullarına kayıtlı ortaokul, lise öğrencileri ile özel okul öğrencileri ve mezunların başvurabiliyor.

Bu yıl ilk kez DYK’lar için e-kurs modülü başlatıldı.

Bu sistem sayesinde kurslarla ilgili sayısal verilere anlık ulaşabiliyor.

Şu ana kadar 22 bin 102 eğitim kurumunun kurs için başvuru yaptı.

-Başvuru sayıları

Kurslara öğrenci başvuru sayısı üç günde 1 milyonu aştı. İlk üç günlük rakama bakılarak haftada 3 milyon başvuru ve toplamda 5 milyonun üzerinde kurslara başvuru bekleniyor.

681 bin 301 dersten kurs açılacağı için başvuru sayısının en az 5 milyon olması bekleniyor.

Öğrenciler, kurslara başvuru için kurs şifrelerini bulundukları okullarından alabiliyorlar.

-Öğretmen ve öğrencilerin başvuru süresi uzatıldı

225 bin 950 kadrolu öğretmen ile 22 bin 241 ücretli öğretmen de kurslarda görev yapmak için başvurdu.

MEB, 37 bin yeni öğretmen ataması yapmıştı. Yeni atanan öğretmenlerin de kurslarda görev alma taleplerini değerlendirmek için başvuru süresi öğretmenler için 5 Ekim Pazartesi günü saat 17.00, öğrenciler için de 9 Ekim Cuma günü saat 17.00’ye kadar uzatıldı.

 

İhtiyaç olması halinde de ücretli öğretmenler de kurslar için görevlendirilebilecek.

Kurslara devam edecek öğretmenlerin ek ders ücretlerinin 2 kat artışla yaklaşık 20 liraya çıkarılmıştı.

Bir öğretmen normal şartlarda, haftada 10-15 saat kurslarda derse girdiğinde bütçesine aylık olarak bin lira katkı sağlayacak. Bu da yaklaşık olarak ayda aldığı ek dersin iki katı daha ücret alması anlamına geliyor.

Bu yıl ilk kez ücretsiz destekleme ve yetiştirme kursları için öğretmen ve öğrencilerin elektronik ortamda başvuru yapmalarını sağlayan e-kurs modülünü hayata geçirildi.

Bu modül sayesinde 5. sınıftan 12. sınıfa kadar tüm öğrenciler ve mezunlar kazanım testlerine ulaşabilecekler.

Kursa katılan tüm öğrencilere elektronik ortamda ders çalışma imkanı sunulacak.

2 bin 500 dolayında test ve 40 binin üzerinde soru oluşturuldu.

Kurslara katılmayan öğrenciler de bu testlere ulaşabilecekler ancak kursa devam eden öğrenciler e-kurs modülü üzerinden bu testlere daha önce ulaşma ve elektronik olarak çözme imkanı bulacaklar.

Mezun öğrenciler ile 8. ve 12. sınıflara ayda bir tarama testleri yayımlanacak.

 

Kurt, eğitim kurumlarının yarın saat 12.00’ye kadar kurs merkezi başvurularını, öğretmenlerin 5 Ekim Pazartesi, öğrencilerin de 9 Ekim Cuma gününe kadar kurs başvurularını tamamlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.

2015-2016 Ücretsiz MEB TEOG ve YGS/LYS destek kurslarının takvimi açıklandı

MEB tarafından öğrenci ve mezunlar için ücretsiz açılacak destekleme ve yetiştirme kurslarıyla ilgili e-kılavuz yayımlandı.

 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından öğrenci ve mezunlar için ücretsiz açılacak destekleme ve yetiştirme kurslarıyla (DYK) ilgili e-kılavuz yayımlandı.

Kılavuz: http://www.meb.gov.tr/sinavlar/dokumanlar/2015/kilavuz/DestekleYerlesKursuKlvz_2015.pdf

Tanıtım Filmi: https://www.youtube.com/watch?v=N6JRv99Rc-4&feature=youtu.be

MEB’in internet sitesinden yayımlanan e-kılavuza göre, DYK’lara 21 Eylül-2 Ekim 2015’de öğrenci başvuruları alınacak. DYK’lar, 1.dönem, 2.dönem ve 3. dönem (yaz kursları) olmak üzere üç dönemde açılacak.

1. dönem kursları 3 Ekim 2015’te başlayacak ve 24 Ocak 2016’da sona erecek. 2. dönem kursları ise 8 Şubat 2016’da başlayacak. 2. dönem kursları ve yıllık kurslar 17 Haziran 2016’da tamamlanmış olacak. 3. dönem yaz kursları ise 20 Haziran-11 Eylül 2016 tarihleri arasında düzenlenecek. Öğrenciler ders ve öğretmen tercihinde bulunabilecek.

Ortaokulların 5, 6 ve 7. sınıflarındaki öğrenciler ile 9,10 ve 11. sınıflarındaki öğrenciler en fazla 3 dersten haftalık toplam 12 saate kadar; 8. sınıftaki öğrenciler ise en fazla 6 dersten 18 saate kadar; ortaöğretim kurumlarının 12. sınıfındaki öğrenciler ve mezun durumdakiler ise en fazla 6 dersten 24 saate kadar haftalık kurs alabilecekler.

Kurslarda her bir öğrenci ve kursiyer için, hafta içi günde en fazla 2 dersten 4 saate kadar, hafta sonları ise bir günde en fazla 5 dersten 8 saate kadar kurs verilebilecek.

Kurslarla ilgili ders programları ve haftalık örnek ders çizelgeleri ile kazanım testleri, tarama testleri Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünün resmi internet sayfasında ve e-kurs modülünde yayımlanacak.

Kurslara, MEB’e bağlı resmi ve özel ortaokullar, imam-hatip ortaokulları, resmi ve özel ortaöğretim kurumları ve açık öğretim kurumlarına devam eden her sınıf seviyesindeki istekli öğrenciler ile mezun durumdaki kursiyerler başvurabilecek.

Başvuru koşulları

Kursa katılmak isteyen örgün eğitime devam eden öğrenciler, okul veya kurumlarından alacakları Eğitim Bilişim Ağı (eba) şifresi ile e-kurs modülü üzerinden veya bizzat kurs müdürlüğüne kurs açılan derslerle ilgili başvuru yapabilecekler.

İstenen derslerden kurs açılmaması durumunda talepler kurs merkezine yazılı olarak iletilebilecek. Açık öğretim öğrencileri, başvurularını örgün kurs merkezleri, kursiyerler ise halk eğitim merkezleri aracılığıyla yaygın eğitim kurs müdürlüklerine bulundukları sınıf düzeyini gösterir belge veya diploma ile bizzat başvurarak yapacaklar ve kurs şifrelerini alacaklar.

Her bir kurs programına devam edecek sınıftaki öğrenci, kursiyer sayısı 10’dan az olamayacak. Sınıf mevcudunun 20 olması esas olacak. Bu sayı dolmadan yeni bir sınıf açılamayacak.

Sınıf mevcudu en fazla 25’e kadar çıkartılabilecek. Kursa devam eden öğrenci, kursiyer sayısının 10’un altına düşmesi durumunda kursun birleştirilmesi veya kapatılıp kapatılmamasına o ay sonunda komisyon tarafından karar verilecek.

E-kurs modülü üzerinden başvuru yapacak öğrenci, açık öğretim öğrencisi ve mezunlara eba/e-kurs kullanım şifresi verilecek.

Kayıt yaptıran öğrencilerin devamları zorunlu olacak. Her kurs döneminde okutulması gereken toplam ders saatinin özürsüz olarak 10’da birine kadar devam etmeyen öğrencilerin kurs kaydı silinecek. Aynı dönemde başka bir kursa devam edemeyecek.

Diploma notuna da bakılacak

Merkezler, e-kurs modülü üzerinden öğrencilerin bir önceki yıla ait ağırlıklı yılsonu başarı puanı, Bakanlıkça veya kurs müdürlüğünce yapılacak tarama test sonuçları, kursiyerlerin diploma notu gibi ölçülebilir kriterleri de dikkate alarak sınıf oluşturma iş ve işlemlerini yapacaklar.

Kurslarda görev almak isteyen kadrolu öğretmenler, Mebbis şifreleri ile e-kurs modülünden görev almak istedikleri kurs tercihini yaparak başvuruda bulunacaklar.

Öğretmenler, ilçe içinde görev almak istedikleri kurs merkezlerinden üç tercihte veya tüm ilçede herhangi bir okulda görev alma isteğinde bulunabilecekler.

Derslere öğretmen atamaları, kurs merkezi müdürlüğü tarafından öğrenci tercihleri ve ihtiyaçlar da göz önünde bulundurularak yapılacak.

Ücretli öğretmenler, e-kurs üzerinden sisteme ilk girişte oluşturabilecekleri şifreler ile başvuru yaparak, ilgili evrakları komisyonlara ulaştıracaklar.

 

11 Temmuz 2015

2015-2016 Ücretsiz takviye kursları için başvurular 1 Eylül’de

Millî Eğitim Bakanlığınca öğrencilerin yanı sıra lise mezunları için Türkiye genelinde halk eğitim merkezleri ve okullarda düzenlenecek ücretsiz takviye kursların ayrıntıları belli oldu. Buna göre, 1 Eylül´den itibaren başvuruları alınacak takviye kursları 1 Ekim´de başlayacak.

11.07.2015 14:28

Millî Eğitim Bakanlığı, okulları ve halk eğitim merkezlerini, haftanın her günü eğitim çalışmalarının sürdüğü ortamlara dönüştürecek hazırlık sürecini tamamladı. Kurslara ilişkin detaylar 14 Temmuz Salı günü gerçekleştirilecek toplantıda ise, 81 ilin millî eğitim müdürüyle paylaşılacak.

2015-2016 eğitim öğretim yılında ortaokul ve lise öğrencilerinden 1 Eylül´de başvurular alınacak, 1 Ekim itibarıyla da ders saatleri dışında ve hafta sonlarında öğrencilerin tercihine uygun gün ve saatlerde kurslar başlatılacak. Lise mezunları için de başvuru ve kurs başlama tarihi aynı olacak.

 

400 bin derslik kullanıma sunabilecek

Öğrenci ve mezunlar, bir dönem boyunca an az 36 saat olmak üzere, bir dersten ortalama 96 saate kadar takviye kursu alabilecek.

MEB, takviye kursları için Türkiye genelinde yaklaşık 400 bin dersliği kullanıma sunabilecek. Lise mezunu ve devam eden öğrencilere, Türkçe-matematik-fen bilimleri-sosyal bilimler gibi alanlarda paket program önerileri sunulabilecek. Öğrenciler, bu programlardan istediklerini seçebilecek, ayrıca başka derslerden de kurs alabilecek.

Ortaokul ve liseye devam eden öğrencilere okulda, lise mezunlarına ise halk eğitim merkezinde kurs açmak üzere planlamalar yapıldı.

 

Kazanım ve tarama testleri yapılacak

Kurslarda, öğrencilerin kazandıkları bilgi ve becerileri ölçmek amacıyla değerlendirme ve analizlerin yapılabilmesi için tedbirler alındı. Bakanlık, bu anlamda temel eğitim ve orta öğretim müfredatı kapsamında örgün ve yaygın öğretime dönük açılan kurslar için “kazanım temelli testler ile aylık tarama testlerinin” hazırlıklarına da hız verdi.

Bakanlık kurslarla, örgün öğretim çağı dışında kalmış mezun gençlerin okul müfredatına ilişkin kazanımlarını tekrarlamayı, eksiklikleri gidermeyi ve takviye etmeyi, okul çağındaki gençlere ise derslerine ilişkin pekiştirme imkanı oluşturmayı amaçlıyor. İhtiyaç duyan, talep eden bütün gençlere bu imkan tanınacak.

 

Sosyal ve sanatsal yeteneklerle ilgili kurslar

2014-2015 eğitim öğretim yılında, takviye kursları düzenlemek üzere çıkarılan Millî Eğitim Bakanlığı Örgün ve Yaygın Eğitimi Destekleme Yönergesi, pilot uygulama sonrasında revize edildi ve yeni döneme ilişkin hazırlıklar tamamlandı.

Bu kapsamda, örgün öğretim çağındaki çocuklara, okullarında ihtiyaç duydukları bütün dersler için takviye niteliğinde kurslar açıldı. Kurslar, çocukların sosyal, sanatsal ve kültürel yeteneklerini geliştirmek amacıyla da tasarlandı. Okullarda yeterli başvuru ve ilgi bulunması durumunda bu tür kurslar da aynı yönerge ve uygulama kapsamına alındı.

 

Mezun ve örgün öğretim çağı dışında kalan gençlere kurslar

Örgün öğretim çağı dışında kalan gençler için de okul derslerine ilişkin bilgilerini güncellemek ve üniversitelere giriş sınav sürecinde ihtiyaç duyduğu müfredat eksikliklerini gidermek amacıyla, halk eğitim merkezlerince koordine edilen takviye kursları hayata geçirilecek.

Halk eğitim merkezlerinin yanında bu konuda ihtiyaç duyulması halinde okul binaları başta olmak üzere bakanlığın bütün imkanları kullanılacak. Hem okullardaki bu tür kurslar hem de halk eğitim merkezlerindeki takviye kursları ücretsiz sunulacak.

 

Öğretmenlerin ek ders ücretleri yüzde 100 artırıldı

Takviye kurslarında görev alacak öğretmenler için de teşvik niteliğinde iki uygulama getirildi. Bu kapsamda öğretmenlerin ek ders ücretleri yüzde 100 artırıldı. Ayrıca bu kursları açan ve yıl boyunca sürdüren öğretmenler için hizmet puanı hesaplanmasında ayrıcalık tanınarak, ek hizmet puanı uygulaması başlatıldı.

Geçen yıl pilot uygulamayla hayata geçirilen kurslar kapsamında ekimden itibaren örgün ve yaygın eğitim kurumlarında 18 bin 290 okulda toplam 179 bin 306 kurs açılmıştı. 2 milyon 687 bin 946 öğrencinin devam ettiği kurslarda, 112 bin 284 öğretmen görev yaptı.

 

Lise öğrencilere de rehberlik hizmeti hazırlığı

MEB tarafından Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında öğrencilere tercih sürecinde rehberlik ve danışmanlık hizmetleri vermek amacıyla ülke genelinde 2 binin üzerinde tercih danışmanlığı komisyonları oluşturulmuştu.

Bakanlık, aynı uygulamanın 2015-2016 eğitim öğretim yılı başından itibaren lise öğrencilerine yönelik de yapılması için hazırlıklara başladı. Yıl içinde ve sonunda üniversiteye yönelik rehberlik ve danışmanlık hizmeti almak isteyen bütün öğrenciler, bu imkandan yararlanacak. Öğrencilere, uzman öğretmenler rehberlik edecek.

Bu çalışmalarda ihtiyaç durumuna göre rehber öğretmenlerin yanı sıra branş öğretmenleri görev alacak. Aynı uygulama, mezun durumdakiler için de halk eğitim merkezlerince koordine edilecek.

29 Ocak 2015

Avcı: “2015-2016’da hafta sonları halk eğitim merkezlerinde YGS/LYS takviye dersleri olacak”

Milli Eğitim Bakanı Prof.Dr. Nabi Avcı Antalya’da yaptığı basın toplanıtısında, 2015-2016’da hafta sonları halk eğitim merkezlerinde YGS/LYS takviye dersleri olacağını açıkladı.

 

Okullarda haftsonu ücretsiz takviye kurslarında kayıt 2,5 milyonu aştı

MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Biçerli, Türkiye genelinde halk eğitim merkezleri ve okullarda düzenlenen ücretsiz destekleme kurslarına kayıtların 2,5 milyonu aştığını söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Kemal Biçerli, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik, Türkiye genelinde halk eğitim merkezleri ve okullarda düzenlenen ücretsiz destekleme ve yetiştirme kurslarına 2 milyon 547 bin 902 öğrencinin kayıt olduğunu bildirdi. MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğince eğitim muhabirleriyle Bakanlık bürokratlarının bir araya getirilmesinin hedeflendiği “Basın Merkezi Toplantıları”nın ilki gerçekleştirildi. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Biçerli, Bakanlık’ta yapımı yeni tamamlanan Sakıp Sabancı Basın Merkezi’ndeki toplantıda, çalışmaları ve hedefleri hakkında bilgi verdi. Biçerli, Türkiye’nin tüm il ve ilçelerinde bin 337 yaygın eğitim kurumu, 980 halk eğitim merkezi ve 332 mesleki eğitim merkezi, 15 olgunlaşma enstitüsü, 10 turizm merkezi ile hayat boyu öğrenme faaliyetlerinin desteklendiğini bildirdi. Kemal Biçerli, 2008’den bugüne kadar yaygın eğitim kurumlarında 28 milyon 144 bin 479 kişiye kursprogramları ile eğitim öğretim hizmeti verdiklerini, 2007’de 321 olan kurs programı sayısının 2014 itibarıyla 2 bin 51’e ulaştığını, kursiyer sayısının da 4 milyon 724 bin 491 olduğunu kaydetti. Biçerli, 2009’da yüzde 29 olan mesleki ve teknik kursların, toplam kurslar içindeki oranının 2014’te yüzde 67 çıkarıldığını belirtti. Kurs dağılımlarını da açıklayan Biçerli, yiyecek ve içecek hizmetleri kursuna yüzde 20, kişisel gelişimeğitim kurslarına yüzde 16, pazarlama ve perakende kurslarına yüzde 11, el sanatları teknolojisi ve gıda teknolojisi kurslarına yüzde 6, bilişim teknolojileri, yabancı diller, güzellik ve saç bakım hizmetleri, spor dallarında açılan kurslara yüzde 4, okuma yazma kurslarına yüzde 3, çocuk gelişimi ve eğitimi kurslarına yüzde 2 oranında talep geldiğini aktardı. Biçerli, kursiyerlerin yüzde 59’unun kadın, yüzde 41’inin erkek, yüzde 40’ının bekar, yüzde 60’nın da evli olduğunu bildirdi. Türkiye’nin hayat boyu öğrenme katılım oranlarının istikrarlı şekilde yükseltildiğini vurgulayan Biçerli, Türkiye’nin 2013 verilerine göre yüzde 122’lik artış göstererek hayat boyu katılım oranlarındaki yükseliş hızı açısından Fransa ve Portekiz’in ardından 3. sırada yer aldığını kaydetti. “Takviye kurslarına talep için her türlü tedbiri aldık” Kemal Biçerli, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik Türkiye genelinde halk eğitim merkezleri ve okullarda düzenlenen ücretsiz destekleme ve yetiştirme kurslarına ilişkin son istatistikleri de açıkladı. Kursların 20 Ekim 2014’ten itibaren açılmaya başladığını bildiren Biçerli, bu tarihten itibaren 17 bin 667 okul ve kurumda 196 bin 848 kursun hizmet verdiğini, 2 milyon 547 bin 902 öğrencinin yararlandığını kurslarda 104 bin 799 öğretmenin görev aldığını kaydetti. Kurslarda görev alan öğretmenlerin “alnı öpülesi” olduklarını ifade eden Biçerli, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın öğretmenlerin ders ücretlerinin arttırılması konusunda desteği ve dershanelerin dönüşüm süreciyle birlikte kurslara kayıt sayısının daha da artmasını beklediklerini söyledi. Biçerli, kurslara artacak talep karşısında her türlü tedbiri aldıklarını da kaydetti. Kuş dilinden cenaze hizmetlerine ilginç kurslar Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesinde çok farklı alanlarda kurslar düzenlendiğini anlatan Biçerli, geçen yıl Giresun’un Çanakçı Halk Eğitim Merkezi’nde “Kuş Dili” sertifika programının açıldığını söyledi. Biçerli, “Kurslarımızdaki yelpaze çok geniş. Ardahan’dan çobanlar için eğitim istendi. Sürü yöneticiliği modülünü hazırladık. Siirt’ten cenaze yıkama eğitimi, Batman’dan kalorifer ateşleyiciliği eğitimi, Kadıköy Halk Eğitim Merkezinden ise tango eğitimi’isteniyor” diye konuştu. “Osmanlıca çok da güzel öğrenilebiliyor” Osmanlıca kurslarının en çok ses getiren kurslardan olduğunu dile getiren Biçerli, “Bu kursların hafızayı yenilemekten başka bir amacı yok” ifadesini kullandı. Osmanlıca kurslarını 2 yıldır yaygın olarak düzenlediklerini dile getiren Biçerli, Türkiye genelinde açılan 6 bin 466 kursta 175 bin 734 kursiyerin Osmanlıca öğrendiğini kaydetti. Osmanlıca kursunun diploma töreninde izlediği bir videodaki izlenimlerini paylaşan Biçerli, “11 yaşındaki bir çocuk diyor ki ‘Dedemin eski fotoğraflarının arkasında Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Merak ettim ve nasıl öğrenebileceğimi araştırdım’. Çocuk, çıktı sahnede Osmanlıca bir metni baştan aşağıya okudu. Çok da güzel bu iş öğrenilebiliyor demek ki. Bu kursa her yaş grubundan kursiyer katılıyor” diye konuştu.

Dershanelerin yerini “temel lise”ler alıyor / Okullarda haftsonu ücretsiz kurslar yaygınlaşıyor   Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından dershanelerin özel okula dönüşümünü öngören kanuna dayanılarak hazırlanan Özel Öğretim Kurumları Yönetmelik Taslağına göre, dershanelerden özel okula dönüşecek liselerin adı “temel lise” olacak. MEB, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un, 14 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından Bakanlığa bağlı özel dershane ve özel etüt eğitim merkezlerinin özel okula dönüşümü çerçevesinde ilgili paydaşların görüşlerini de alarak yol haritası niteliğinde bir kılavuz hazırladı. Özel okula dönüşmek için başvurular, 2 Haziran 2014’ten itibaren Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri’nde (MEBBİS) oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü üzerinden alınmaya başladı. Dönüşüm Programına dahil olmak isteyen ilk okulun Balıkesir’den başvuru yaptığı öğrenildi. Bakanlık, dershanelerin özel okula dönüşümünü içeren Milli Eğitim Temel Kanunu’nda değişiklik öngören yasanın ardından Özel Eğitim Kurumları Yönetmelik taslağını da hazırladı. Buna göre, dershaneden özel okula dönüşecekler için yapılacak işlemler için MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü bünyesinde Dönüşüm ve Teşvik Daire Başkanlığı oluşturuldu.  Özel okula dönüşmek isteyen dershaneler, okul öncesi, ilkokul ve ortaokul açabilecek. Özel okula dönüşecek liselerin adı “temel lise” olacak. Temel liseler, haftada 20 saat yüz yüze, kalan saatlerde de sınav yapmak üzere sabahçı-öğlenci olmak üzere ikili öğretim yapabilecek. Özel okula dönüşen liselerde okul bahçesi ya da müstakil bina şartı aranmayacak. Dershanelerden dönüşecek özel okullar, cumartesi günleri, kendi öğrencilerine takviye kursları düzenleyebilecek.   Teşvik için minimum sınıf kontenjanı 12 Yönetmelik taslağında, derslik başına düşen öğrenci sayısına göre teşvikler konusunda da bazı hususlara yer verildi. Buna göre, öğrenci başı eğitim öğretim desteğinden faydalanmak için kanunda yer alan “derslikteki boş kontenjanlar” tanımlaması gereği, bir sınıfın minumum ve maksimum kontenjanları da belirlendi. Teşvik için bir sınıfın minumum kontenjanının 12, maksimum kontenjanının da 24 olması gerekecek. Taslağa göre, özel okullar 12 kontenjanının altında da sınıf açabilecek. Ancak teşvik, 12 öğrenciden sonrasına verilecek. Öğrenci teşviklerinin takibi için de modül hazırlanacak. Teşvik alacak özel okullara yerleştirmeler de bu modül üzerinden yapılacak.   Milli Eğitim Bakanlığı, Özel Öğretim Kurumları internet sitesinde oluşturduğu “Dönüşüm Takvimi” butonu üzerinden, sürece ilişkin sık sorulan soruları ve yanıtlarına yer verdi.     Genel Müdürlüğün sitesinde yayımlanan “Sıkça Sorulan Sorular”: Bakanlık, “Dershanelerde ve etüt eğitim merkezlerinde çalışan hizmetli, sekreter, büro görevlisi, memur statülerinde çalışan kişiler de Bakanlıkta istihdam edilecek mi?” sorusunu, “5580 sayılı Kanunun Ek Madde 1. Fıkrasında, bu haktan yararlanabilecekler belirtilmiştir. Buna göre dershaneler ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinde “eğitim personeli “ olarak çalışmakta olanlar ifadesi yer almaktadır. Bununla birlikte söz konusu eğitim kurumlarının dönüşümü esas alındığından, bahsi geçen personelin dönüşen kurumlarda da istihdam edilebileceği değerlendirilmektedir” şeklinde yanıtladı. -MEB, “Bakanlıkta istihdam edilebilmek için 2014-2015 eğitim öğretim yılında da bir dershane veya etüt eğitim merkezinde çalışmam gerekli mi?” sorusunda  ise Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte dershane ve etüt eğitim merkezlerinde fiilen eğitim personeli olarak çalışanlardan, 1 Ocak 2014  itibariyle bu iş yerleri üzerinden ödenmiş prim gün sayısı en az altı yıl olanların düzenleme yapıldığı bilgisine yer verdi. MEB, özel okula dönüşecek dershanelerde, öğrenci başına verilecek eğitim ve öğretim desteği miktarının sorusunu da çalışmanın Maliye Bakanlığı ile ortak yürütüldüğü ve tamamlandığında kamuoyu ile paylaşılacağını belirtti. -Bakanlığa, “Temel Lise nedir? Hangi programı uygulayacak, haftada kaç saat ders olacak, Temel Lise’ye bu sene 11. sınıfta okuyan Anadolu ve Fen Lisesi öğrencisi nakil yaptırabilecek mi?” sorusu da yöneltildi. Bakanlık bu soruyu da “Temel Lise, dönüşüm süresince faaliyet gösterebilecek özel ortaöğretim kurumlarının adıdır. 2018-2019 eğitim-öğretim yılı sonunda faaliyetlerine son verilecektir. Temel Lise, her sınıf düzeyinde öğrenci kaydı alabilecektir. Uygulanacak program ile ilgili çalışmalar tamamlanma aşamasına gelmiştir” şeklinde cevaplandırdı. -“Mevcut dershane binamızda 2018/2019 öğretim yılı sonuna kadar herhangi bir düzenleme yapmaksızın Temel Lise olarak hizmet verebilir miyiz?” şeklindeki soru da “Mevcut binanız yayımlanacak olan Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ve Özel Öğretim Kurumları Standartlarına uygun ise binanızda Temel Lise olarak faaliyet gösterebileceksiniz” bilgisiyle cevaplandırıldı. -“Kurumumuzu 1 Eylül 2015 tarihinde kapatırsak kıdem tazminatı ve diğer hak taleplerini kurumumuzdan mı karşılayacağız?” sorusu da Bakanlık tarafından, “5580 sayılı Kanunun Ek 1. maddesine göre öğretmen unvanlı devlet memurluğu kadrolarına atananlar kurumlarından tazminat talebinde bulunamayacaklardır” şeklinde cevaplandırıldı. -Mevcut bir çatı altında birleşme devir kapsamında Bakanlığa yöneltilen diğer sorular ve yanıtları şöyle: -Farklı bir kurumla birleşerek başvuru yapmak isteyen kurumlar yeni bir şirket kurmadan var olan dershanelerden birinin adı üzerinde birleşebilirler mi? MEB: Birden fazla dershanenin mevcut bir çatı altında birleşmesi, diğer dershaneler açısından devir olma anlamına gelmektedir. Bu tür bir devir yoluna başvuranlar dönüşüm programına başvurabilir. Ancak 4706 sayılı Kanun ‘Aynı ilde birden fazla dershanenin şubesi niteliğinde olmaksızın faaliyet gösteren birden çok dershanenin kurucusunun bir araya gelerek kurdukları şirket tüzel kişiliklerince aynı taşınmaz için müracaat edilmesi durumunda bunların başvuruları öncelikli olarak değerlendirilir’ ifadesine yer vermektedir. Buna göre diğer dershanelerin mevcut bir kurucuya ait olan bir dershane ismi altında bir araya gelmesi 4706 sayılı Kanun’un geçici 16. maddesinde bahsettiği içerikteki bir birleşme anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla yeni bir tüzel kişilik oluşturmadan bir araya gelen dershaneler mevcut bir dershane ismine devir olarak dönüşüm programına katılabilir ama Kanun’un ön gördüğü irtifak hakkı ve bina kiralamada öncelikli olma hakkını sağlamaz. -3 yıldan az faaliyet gösteren dershaneler de teşviklerden yararlanmamak koşulu ile dönüşüm programına alınıyor mu? MEB: 14 Mart 2014 tarihinde faal olan tüm dershaneler dönüşüm programına başvurabilir. 3 yıl şartı dönüşüm programına başvurmak için değil, 4706 sayılı Kanun’un geçici 16. maddesinde yer alan irtifak hakkı ve bina kiralama hakkından yararlanabilmek için gerekli olan süredir. -Halen faaliyette bulunan Özel Öğrenci Etüt Eğitim Merkezlerinden Özel Okula dönüşmek istemeyen ancak 01 Eylül 2015 tarihinden sonra faaliyetine yine Öğrenci Etüt Eğitim Merkezleri olarak devam edecek kurumların dönüşümü nasıl gerçekleşecektir? MEB: Özel Okula dönüşmek istemeyen, faaliyetlerine Kanun’un öngördüğü çerçevedeki düzenlemeleri yaparak öğrenci etüt eğitim merkezi olarak devam etmek isteyen, bu nedenle de dönüşüm programına başvuru yapmadan dönüşümünü tamamlamak isteyen öğrenci etüt eğitim merkezlerinin, Kanunun öngördüğü düzenlemeleri yaparak Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat etmeleri gerekmektedir. Milli Eğitim Müdürlükleri kontenjan boyutunu da dikkate alacak şekilde gerekli incelemeyi yaparak Ruhsat üzerinde gerekli düzenlemeyi yapacaktır. -İrtifak hakkı ve bina kiralama durumundan etüt eğitim merkezleri yararlanabilecek midir? MEB: İrtifak ve bina kiralama haklarından etüt eğitim merkezleri yararlanamayacaktır. 4706 sayılı Kanunda “Aynı ilde birden fazla dershanenin şubesi niteliğinde olmaksızın faaliyet gösteren birden çok dershanenin kurucusunun bir araya gelerek kurdukları şirket tüzel kişiliklerince aynı taşınmaz için müracaat edilmesi durumunda bunların başvuruları öncelikli olarak değerlendirilir’ ifadesini yer almaktadır. -Aynı kurucuya ait kurumlar için yeni bir tüzel kişiliğe gerek yok Sitede, açıklamalar kısmında, aynı kurucuya ait birden fazla dershane dönüşüm sürecine ayrı ayrı başvurup her biri farklı kurumlara dönüşebileceğine ilişkin bilgiler de yer aldı. Açıklamalar kısmında şöyle denildi: “Dönüşüm sürecinde ayrı dönüşüm okulu olan bu kurumlar sonunda tek bir okula da dönüşebilir. Aynı kurucuya ait olan birden çok dershane dönüşüm sürecinde farklı okullar olup, nihai olarak tek bir okula dönüşecekse; başvuru sırasında alınan noter taahhüdünde, kurumların ayrı ayrı dönüşüm sürecinde okul açıp, dönüşüm süreci sonunda tek bir kuruma dönüşeceği ifadesi yer almalıdır. Aynı kurucuya ait bu durumdaki kurumlar için yeni bir tüzel kişilik oluşturmaya gerek yoktur.”   555 dershane protokol imzaladı Toplam dershane sayısı 3 bin 460. Özel okula dönüşmek için dönüşüm programına başvuran ve protokolü yapılan 555 dershane var. Bu kapsamda, ilk dönüşüm okulu olmak için, temel lise olmak için hak kazanan Özel Bingöl Boğaziçi Temel Lisesi oldu. Bu liselere her sınıf düzeyinde öğrenci kaydı alabilecek. Özel okula dönüşecek dershaneler, kütüphane, laboratuvar, güzel sanatlar ve müzik dersliği ortak olmakla beraber, en az 4 dersliği bulunması kaydıyla temel lise olabilecek.   2015′te kapanacak dershanelerin bazılarının ‘erken kayıt imkânından faydalanın’ gibi ifadelerle reklam yaptığı ortaya çıktı Dershanelerin özel okula dönüştürülmesi çalışmaları sürerken, bazı dershanelerin hiç kapanmayacakmış gibi reklam yaptığı ortaya çıktı. Dershane dönüşüm takvimine göre 1 Eylül 2015 tarihinde faaliyetleri sona erecek olan bazı dershanelerin reklam peşinde koştuğu belirlendi. Buna göre birçok il/ilçe milli eğitim müdürlüğü bu dershanelerin önümüzdeki eğitim-öğretim yılında da faaliyet gösterecekmiş gibi öğrenci ve velileri yanıltıcı nitelikle reklam yaptıklarını tespit etti. Bu dershanelerin reklam ve ilanlarında ise ‘ödüllü hazırlık sınavı’, ‘kayıtlarda indirim imkânı’, ‘erken kayıt imkânından faydalanın’ gibi ifadeler kullanıldığı öğrenildi. Konuyla ilgili olarak harekete geçen il/ilçe milli eğiti müdürlükleri, bu dershaneleri yazılı olarak uyaracak. Uyarıya rağmen bu tür reklam faaliyetinde ısrar eden dershaneler hakkında kanuni işlem yapılacak. Diğer taraftan dershane dönüşüm sürecinin sağlıklı ve hızlı bir şekilde de ilerlediği öğrenildi. Bu kapsamda geçtiğimiz Haziran ayında başlayan dönüşüm programı için bugüne kadar 3 bin 300 dershane içerisinde 906 dershane özel okula dönüşüm için başvurdu.  Bu dershanelerin 663′ü ise dönüşüm programına kabul edilirken toplamda 2 bin dershanenin dönüşüm için başvuracağı ifade edildi.   MEB seviye tespit sınavlarına ilişkin uyardı   Milli Eğitim Bakanlığı, dershanelerinin faaliyetlerinin 1 Eylül 2015′te sona ereceği anımsatılarak, öğrenciyle velilerin mağdur olmaması seviye belirleme ve tespit sınavlarına izin verilmemesi için valiliklere yazı gönderdi.   Milli Eğitim Bakanlığı (MEB),  seviye belirleme ve tespit sınavları düzenleyerek, öğrenci kaydı yapan dershanelere ilişkin valiliklere yazı gönderdi. MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce gönderilen yazıda, 14 Mart’ta dershanelerin özel okula dönüşümünü de içeren 6528 sayılı Kanun’un yayınlandığı hatırlatılarak, dershanelerle gerekli dönüşümü tamamlamayan özel öğrenci etüt eğitim merkezlerinin eğitim-öğretim faaliyetlerinin 1 Eylül 2015′te sona ereceğine dikkat çekildi. Ancak afiş, el ilanı, bilboardlar, görsel ve yazılı medyada, bazı dershane ve dershane gruplarının, 2015-2016 eğitim öğretim yılı için seviye tespit ve belirleme sınavları adları altında, sınav yapacağı ve bunların sonuçlarına göre kurumlarına öğrenci kayıt edeceğine ilişkin bilgilerin yer aldığı belirtildi. Yazıda, özel dershanelerin ilgili Kanun kapsamında 1 Eylül 2015′te kapatılacağından, öğrenci ve velilerin mağdur edilmemeleri amacıyla seviye tespit ve belirleme sınavlarına izin verilmemesi, velilerin ve kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi istendi.   Dönüşmek isteyen dershane oranı %60′a ulaştı Dershanelerin özel okula dönüşümü programına başvuran 906 dershaneden, 663′ünün programa kabul edildi. Dershanelerin yüzde 60′ı dönüşmek için zihinsel olarak, hazır durumda bekliyor. Toplamda dönüşüme girecek 2 bin dolayında dershane olduğunu söylenebilir. Dershanelere, açık kalması için 1 Eylül 2015′e, dönüşümü için de 2019′a kadar süre tanındı. Özel okula dönüşen kurum sayısı 54, bunların 45′i temel liseye dönüştü. Özel okul açabilmek için en son başvuru tarihi 1 Eylül 2015. 14 Mart’tan bu yana 328 dershane kendi isteğiyle kapandı.   Merkezi sınavlar dershaneciliği bitirdi Takviye kurslarına yaklaşık bir milyon 200 talep geldi. Zaten dershaneye giden kayıtlı öğrenci sayısı bu kadardı, bu giderek de artıyor. Temel eğitimden ortaöğretime geçişte, 6 dersin birer sınavlarının merkezi yapılması, dershaneye ihtiyacı ortadan kaldırmıştır. Bu eğitimimizin niteliğini arttıracak çok önemli bir adım. Bunun etkileri 4-5 sene sonra görülecek. Liseden üniversiteye geçişte de MEB’in amacı eğitimi ve öğrenciyi merkeze koyacak bir şekilde sistem oluşturmak. Hiç dönüşmeyi düşünmeyen, bir de dönüşemeyecek durumda küçük dershaneler için de çeşitli teşvikler var. Dershanelere sadece süre tanınmadı, irtifak hakkı, arsa desteği, bina kiralama, öğrenci başına eğitim öğretim teşviki de verildi. Özel okula dönüşeceklere irtifak hakkına ve bina kiralamaya ilişkin mevzuat için, Maliye Bakanlığı ile İnşaat ve Emlak Daire Başkanlığı ortaklaşa çalışıyor.   Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı kurulmasını öngören kanun tasarısı, yasalaştı. Yasada, dönüşen dershaneler için alkollü içki satılan yerler ve 100 metre kolaylığı da yer aldı Alkollü içki satılan yerler ile dönüşüm programına alınan dershane ve öğrenci etüt merkezleri arasında en az 100 metre mesafe bulunmasına ilişkin yasal zorunluluk, söz konusu eğitim kurumlarının dönüşümü için 2018-2019 öğretim yılının bitimine kadar öngörülen geçiş sürecine mahsus olmak üzere uygulanmayacak.   Dershane Yerine 16 bin 300 okulda 93 bin 203 öğretmen ile 2 milyon 199 bin 34 öğrenciye ücretsiz TEOG ve YGS/LYS Kursları Milli Eğitim Bakanlığı, dershanelerin kapanma sürecine girmesiyle ortaya çıkan takviye ders ihtiyacını karşılamak için ortaokul, liselerde eğitim gören ve mezun çocukları kapsayan bir genelge yayımladı. Genelge doğrultusunda eğitime devam eden çocuklar okullarında, mezun olanlar içinse halk eğitim merkezlerinde takviye kursları açıldı. Okul öncesi ve ilkokul öğrencileri ise takviye dersleri çocuk kulüplerinde alabilecek. Kurslara Türkiye genelinde 2 milyon 199 bin 34 öğrenci kayıt yaptırdı. Bu rakam ücretli kurs ve dersanelerin eğitimde fırsat eşitsizliğine neden olduğunu da bir kez daha gözler önüne serdi. MEB’in verilerine göre 2012-2013 eğitim- öğretim yılında ortaokul öğrencilerinin yalnızca yüzde 10.36′sı, lise öğrencilerinin de yüzde 14.75′i dershanelere gidebiliyordu. 1 milyon 110 bin civarında ortaokul ve lise öğrencisi bu dershanelerden yararlanabildi. Ancak ücretsiz kurslara olan talep bu rakamı 2′ye katladı. Yeni uygulama sayesinde öğrenciler dershaneye gitmek için vakit kaybından, veliler dershanelere para ödemekten kurtuldu. Türkiye genelinde toplam 16 bin 300 okulda 147 bin 635 kurs açıldı. Yıl içerisinde ücretsiz kurslara kayıt yaptıracak öğrencilerin sayısında daha da artış yaşanması bekleniyor. Yeni uygulamayla okul öğretmenleri ise ücretleri yanında ek gelir elde etmeye başladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kurslarda görev yapacak öğretmenlere verdiği yeni ücret düzenlemesi müjdesinin ardından eğitimci talebinde de artış oldu. Kurslarda toplam 93 bin 203 öğretmen görevlendirildi. Geçen yıl Türkiye genelinde, dershanelerde çalışan öğretmen sayısı 50 bin 85′ti. Özelikle Doğu ve Güneydoğu illerinde çocuklarını dershaneye gönderebilmek için ahırdaki hayvanları bile satmak zorunda kalan velilerin de derdi sona erdi. Bu bölgedeki illerde ücretsiz kurslara yoğun talep oldu. Örneğin, Van’da 37 bin 89, Hakkari’de 12 bin 397, Şırnak’ta 10 bin 368, öğrenci kurslara müracaat etti. Dershanelerin aksine, “sınava hazırlık” şeklinde test çözme programının yer almadığı uygulama kapsamında öğrencilere anlamadıkları konulara yoğunlaşılarak kurs veriliyor. Bir kurs dönemlik en az 36, yıllık ise 72 saat olarak belirlendi. 40 dakika süren derslere devamsızlık yapan öğrencinin kurs kaydı siliniyor. Bu yıl sadece İstanbul’da 1 milyon öğrenci kurs talep etti. Derslerde ilk sırayı, 3 bin 883 kursla matematik aldı. Bakanlık bünyesindeki Halk Eğitim Merkezlerinde 21 bin 382 kurs açıldı. 1 milyon öğrenciden 196 bin 821’i matematik, 120 bin 819’u İngilizce, 110 bin 470’i Türkçe, 70 bin 356’sı Sosyal Bilgiler, 60 bin 388’i ise Fen dersini istedi. Okullarda açılan takviye kurslarına 2 milyon 199 bin 34 öğrenci müracaat etti. Kurslar, 100 bine yakın öğretmen tarafından veriliyor. Ders saati olarak 9 lira 45 kuruş ödeniyor.   Kurslar Yönergesi: http://www.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_10/01060217_mebdesteklemeveyetistirmekurslariyonergesi.pdf   Çalışma Takvimi: http://www.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_10/01060217_calismatakvimi.pdf 1 Millî eğitim müdürlüklerinde komisyonun kurulması 29 Eylül – 01 Ekim 2014 2 Kurs merkezi okul ve kurumların tespit edilmesi 01 – 10 Ekim 2014 3 Öğrenci ve velilerin kurslardan haberdar edilmesi 01 Ekim 2014 4 Kurs vermek isteyen öğretmenlerin yazılı müracaatlarının komisyona alınması 01 – 10 Ekim 2014 5 Öğretmen tercihinde bulunmak isteyen veli ve öğrenci tercihlerinin okullar aracılığıyla komisyona iletilmesi 01 – 10 Ekim 2014 6 Kurs merkezleri ve görevlendirilen öğretmen onaylarının alınması13 – 17 Ekim 2014 7 Kurs açılacak derslerin dönemlik veya yıllık olarak belirlenmesi ve onaylarının alınması 13 – 17 Ekim 2014   Artık öğrenciler TEOG ve YGS/LYS türü sınavlara okullardaki kurslarda hazırlanacak. Kurslar ders saatleri dışında saat 22.00′ye kadar, yetkin öğretmenler tarafından ve en fazla 20′şer kişilik sınıflarda verilecek Dershanelerin özel okula dönüştürülmesinin ardından devletin öğrenci ve mezunlara vermeyi sınava hazırlık için okullarda ücretsiz kurs açacak. Söz konusu kurslarla ilgili hükümleri içeren Milli Eğitim Bakanlığı Örgün ve Yaygın Eğitimi Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi şu düzenlemeleri getiriyor: Kurslar, fizikî kapasitesi ve öğrenci/ kursiyer potansiyeli yeterli olan resmî ortaokullar, imam-hatip ortaokulları, ortaöğretim kurumları ile halk eğitimi merkezi müdürlükleri bünyesinde açılacak. Birinci dönem ve yıllık planlanan kurslar en geç ekim ayının ilk gününde, ikinci dönem için planlanan kurslar ise mart ayının ilk gününde başlatılacak. Örgün eğitim kurumlarında açılacak kurslarda 1 dersten dönemlik açılan kurs süresi 36, yıllık açılan kursun süresi ise 72 saatten az olamayacak. Okullardaki kurslar, çalışma günlerinde ders saatleri dışında saat 22.00′ye kadar yapılabilecek. İhtiyaç duyulması halinde cumartesi, pazar günleri ile yarıyıl ve yaz tatillerinde de açılabilecek ve bir kurs saatinin süresi 40 dakika olacak. Kurs merkezinin imkânları ölçüsünde her bir kurs günü 2 saatten az, 8 saatten çok olmamak üzere haftanın değişik günlerine dağıtılabilecek. Ancak, bir güne aynı dersten 2 saatten fazla ders konulamayacak ve kurslar en geç saat 22.00′de sona erdirilecek. Kurslarda yararlanılacak temel kaynaklar ders kitaplarından oluşacak. Her bir kurs programına devam edecek öğrenci veya kursiyer sayısı 10′dan az; bir kursun sınıf mevcudu ise 20′den fazla olamayacak. Öğrenci veya kursiyer ve veliler ders seçimiyle birlikte öğretmen tercihinde de bulunabilecekler. Açılacak kurslarda görev almak isteyen öğretmenler, ders yılı başında kurs merkezi müdürlüğüne başvuracaklar ve kurs merkezi, başvuru yapan öğretmenler arasından öncelikle; bilgi ve tecrübesi ile branşında deneyim kazanmış, öğretme yöntem ve tekniklerine hakim, teknolojik araç-gereçleri eğitim ortamında kullanabilen öğretmenlerden seçilecek. Kurslara kayıt yaptıran öğrencilerin devamları zorunlu olacak. Her kurs döneminde okutulması gereken toplam ders saatinin özürsüz olarak altıda birine devam etmeyen öğrencilerin kurs kaydı silinecek. Öğrenciler aynı dönemde başka bir kursa devam edemeyecek. Kurslara katılan öğrencilerin kazandıkları bilgi ve becerileri ölçmek amacıyla kurs merkezinde kurs saatleri içinde her ay değerlendirme yapılacak. Değerlendirme sonuçları analiz edilerek, eksikliği görülen konular tamamlanacak. Hazırlanan yönergeye göre kursta görevli yönetici ve öğretmenlerin ders ve ek ders ücretlerine ilişkin hususlar, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşme ile Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar kapsamında belirlenecek.

Lüleburgaz’da iki dershane mühürlendi

Lüleburgaz’da iki dershane mühürlendi

Lüleburgaz’da FETÖ/PDY bağlantılı iki dershane, faaliyetlerine usulsüz devam ettiği gerekçesiyle mühürlendi.

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde FETÖ/PDY bağlantılı iki dershane, faaliyetlerine usulsüz devam ettiği gerekçesiyle mühürlendi.

Alınan bilgiye göre, Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesi gereğince faaliyetlerine usulsüz devam ettiği belirlenen dershanelerle ilgili Lüleburgaz Kaymakamlığı tarafından çalışma başlatıldı.

Dershanenin usulsüz şekilde faaliyetlerini sürdürdüğünün belirlenmesi üzerine oluşturulan komisyon dershanelerin kapatılmasını kararlaştırdı.

Lüleburgaz Belediyesi zabıta ekipleri sözü edilen dershanelerinin kapılarını mühürleyerek faaliyetlerini durdurdu.

‘Dershanelerin özel öğretim kurumlarına dönüşmesi’nin yürütmesinin durdurulması istemine ret

‘Dershanelerin özel öğretim kurumlarına dönüşmesi’nin yürütmesinin durdurulması istemine ret

Danıştay 8. Dairesi, MEB’in 18 Eylül 2015’te yayımladığı Özel Öğretim Kurumları ile İlgili İşlemler konulu yeni genelgesinin, “dershanelerin özel öğretim kurumlarına dönüşmesini” düzenleyen hükümlerinin yürütmesinin durdurulması istemini reddetti.

Danıştay 8. Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) 18 Eylül 2015’te yayımladığı Özel Öğretim Kurumları ile İlgili İşlemler konulu yeni genelgesinin, “dershanelerin özel öğretim kurumlarına dönüşmesini” düzenleyen hükümlerinin yürütmesinin durdurulması istemini reddetti. Genelgenin, “en fazla 3 bilim grubu”nda özel öğretim kursu açılabileceğine ilişkin maddesinin ise yürütmesi durduruldu.

Anayasa Mahkemesinin, dershanelerin dönüştürülmesine ilişkin kanun hükmünü iptal etmesinin ardından MEB, 12 Ağustos 2015’te özel eğitim kurumlarıyla ilgili işlemlere ilişkin genelge hazırlamış, ardından bu genelgeyi yürürlükten kaldırarak, 18 Eylül 2015’te yeni bir genelge yayımlamıştı.

PAK Eğitim İşçileri Sendikası, yeni genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açtı.

Davayla ilgili ilk incelemesini yapan Danıştay 8. Dairesi, genelgenin dershanelerin dönüşmesine ilişkin düzenlemelerinin yürütmesinin durdurulması istemini reddetti.

Dairenin gerekçesinde, genelgenin iptali istenen 1. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin kararı sonucu ilgili kanunda dershanelere yer verilmediği ve dershane tanımlarının bulunmadığı, bu nedenle ilgili kanunun yayımlandığı tarihte kurum açma izniyle iş yeri açma ve çalışma ruhsatı bulunan ve henüz kapanma, kapatma işlemi yapılmamış dershanelerin kurum açma izniyle iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarının iptaliyle ilgili valiliklerce herhangi bir işlem yapılmayacağının hükme bağlandığı belirtildi.

MEB’in savunmasında, davaya konu düzenlemelerin de dershanelerin kapatılmasına değil yönetmelikte tanımlanan özel eğitim kurslarına dönüşümüne ilişkin olduğunu iddia ettiği aktarılan gerekçede, bu kapsamda dava konusu genelgede 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde tanımı bulunan kurumlara kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılmasıyla ilgili iş ve işlemlerinin kanun ve yönetmelikte yer alan hükümler doğrultusunda yürütüldüğü, bu nedenle kanunda tanımlanmış özel öğretim kurumlarının kanun ve yönetmelik hükümleri doğrultusunda eğitim öğretim faaliyetlerini yürüteceğine işaret edildi.

MEB’in dava konusu genelgenin Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uygulanması amacıyla yapıldığını ifade ettiği belirtilen gerekçede, düzenlemenin bu amaca hizmet edip etmediğinin tespiti için Anayasa Mahkemesinin gerekçesine bakılması gerektiği vurgulandı.

Anayasa Mahkemesinin 1963’te verdiği bir başka kararda, bir kanunu yürürlükten kaldıran kanunun iptali halinde önceki kanunun kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceğinin belirtildiği, Danıştayın da bu yönde içtihatının bulunduğu anlatılan gerekçede, “Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarıyla bu kararların gerekçeleri doğrultusunda gerekli düzenlemeleri yapma hususunda asli sorumluluk yasama organına ait bulunmakta ise de yüksek mahkemenin bahse konu kararından sonra TBMM tarafından dershanelere ilişkin yasal bir düzenleme yapılmadığı görülmüş olup, sonuç itibarıyla hukuki dayanaktan yoksun bulunan bu kurumların faaliyetlerini devam ettirebilmesine olanak bulunmamaktadır” tespitine yer verildi.

‘En az 3 bilim grubu’ sınırlamasına durdurma

Genelgenin, en fazla 3 bilim grubunda özel öğretim kursu açılabileceğine ilişkin 7. maddesinin ise yürütmesi durduruldu. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin gerekçede, kursların faaliyet alanıyla ilgili mevzuatta bir sınırlama bulunmadığı, davalı idare tarafından da en fazla 3 bilim grubu sınırlamasının hangi gerekçelerle getirildiğinin ortaya konulamadığı kaydedildi.

Bu arada, MEB yetkililerince, yürütmesi durdurulan ve “en fazla 3 bilim grubunda özel öğretim kursu açılabileceği” yönündeki maddeye ilişkin gerekçeli kararın Bakanlığa ulaşmasının ardından gerekenin yapılacağı belirtildi.

20.02.2016

Giresun’da bir dershane ile özel okulda arama yapıldı

Giresun’da, FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma kapsamında bir dershane ile özel okulda arama gerçekleştirildi.

Giresun’da “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması‘na (FETÖ/PDY)” yönelik soruşturma kapsamında bir dershane ile özel okulda arama gerçekleştirildi.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Hacımiktat Mahallesi’ndeki bir dershane ile Gedikkaya Mahallesi’ndeki özel okulda arama yapıldı.

Ekiplerin, el koyduğu bazı bilgisayar ve dokümanların incelenmek üzere İl Emniyet Müdürlüğüne götürdüğü öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

Özel öğretim kurslarına 856 başvuru 229 onay

Özel öğretim kurslarına 856 başvuru 229 onay

Özel öğretim kurslarına 856 başvuru 229 onay

Okul dışı eğitim seçenekleri kapsamında sisteme yeni dahil edilen özel öğretim kursu için 856 kurum başvuru yaptı.

MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne, özel okula dönüşüm programına, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sayısı 3 bin 530 olan dershanelerden 2 bin 536´sı başvurdu. Bunlardan bin 463´ü dönüşüm işlemleri tamamlandı.
Anayasa Mahkemesinin 13 Temmuz 2015´teki kısmi iptal kararı sonrasında MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışma neticesinde yönetmelik değişikliği yapılarak yürürlüğe girdi.
Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında üzerinde durduğu “okul dışı eğitim seçenekleri” vurgusu merkeze alınarak düzenlenen yönetmelik kapsamında “özel öğretim kursu” adında yeni bir kurum tanımlandı.
Anayasa Mahkemesinin 12 yaş sınırını kaldırmasıyla etüt eğitim merkezleri, ilkokul ve ortaokullara yönelik bir kurum haline gelirken, bu süreçte etüt eğitim merkezleri, özel öğretim kursları ve temel liseleri öğrencilere destek oluyor.
Özel öğretim kursuna başvuru rakamları
Sisteme yeni dahil edilen özel öğretim kursları, yönetmelik ve yönergede tanımlamaları yapılarak, çerçeve programı da Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca onaylandı.
Bu kapsamda, özel öğretim kurslarına başvuru ve onay işlemleri, mevzuat düzenlemesine uygun yapılarak bu sistemin sağlıklı zeminde yürütülmesi sağlandı.
Bugüne kadar özel öğretim kursu olmak için başvuru yapan 856 kurumdan 683´ünün programı onaylandı, 173´ünün programı düzeltmeler yapılmak üzere iade edilirken, 229 özel öğretim kursunun açılışı gerçekleşti.
1 Eylül 2015´e kadar özel okula dönüşen bin 463 kurumdan bin 221´i ise temel lise oldu.
Temel liselere, mezunlara kurs verme imkanı da sağlanarak okul dışı eğitim seçeneklerinin çok daha çeşitli hale gelmesi sağlandı.
700 temel lisenin mezunları için özel öğretim kursu onayı alınırken, eksikliklerini tamamlayarak yeniden başvuran 174 temel lisenin de hazırladıkları programların inceleme aşaması devam ediyor.

12.01.2016

Özel eğitim kurumuna dönüştürülmeyen dershane mühürlendi

Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde özel eğitim kurumuna dönüştürülme başvurusu yapılmayan bir dershane süresiz olarak mühürlenerek kapatıldı.

Gölbaşı ilçesinde, dershanelere ilişkin yeni düzenlemenin ardından yasal süre içinde özel eğitim kurumuna dönüştürülme başvurusu yapılmayan bir dershane süresiz olarak mühürlenerek kapatıldı.

Alınan bilgiye göre, dershanelere ilişkin yeni düzenleme uyarınca tanınan süre içinde özel eğitim kurumuna dönüştürülme başvurusu yapılmayan bir dershane, Ankara Valiliği’nin Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderdiği emir yazısıyla İzinsiz Eğitim Veren Kurumları İnceleme ve Tespit Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonrası süresiz olarak mühürlendi.

11.12.2015

Üç Dershane Mühürlendi

Çorum’da, Özel Öğretim Kurumları Kanunu’ndan ‘dershane’ tanımının çıkarılması gerekçesiyle, 3 dershane valilik talimatıyla mühürlendi. Kent merkezi ile Alaca ve Osmancık ilçelerindeki 3 dershanenin okula dönüşmek için daha önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurduğu, ancak dönüşüm talebinin reddedildiği bildirildi.

Alaca ilçesindeki Özel FEM Dershanesi,  Osmancık’taki Özel Ahi FEM Dershanesi  ve Çorum merkezdeki Özel Ahi Sevgi Çiçeği Anafen Dershaneleri mühürlendi.

Öte yandan valilik talimatında kapatılması istenilen Osmancık Caddesi üzerindeki özel eğitim kurumunun belirtilen adreste bulunamadığı ve mühürleme işleminin yapılamadığı bildirildi.

19.07.2015

Okula dönüşüm için dershanelere 15 gün süre

AYM’nin iptal kararıyla “dershane” ibaresi yürürlükteki tüm kanunlardan çıkmış oldu. MEB yetkililerine göre yeni bir düzenleme olmadan hiç kimse dershane açamaz

Anayasa Mahkemesi’nin, 1 Eylül 2015’ten itibaren in kapatılmasını öngören yasal düzenlemeyi iptali yeni bir yasal durum oluşturdu. Zira AYM, CHP başvurusundaki “dershane” ibaresi geçen tüm maddeleri iptal etmiş oldu. Milli Eğitim Bakanlığı da Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda daha önce gerekli değişiklikleri yaptığı için ‘dershane’ ibaresi yürürlükteki tüm kanunlardan çıkarılmış oldu. MEB yetkililerine göre yeni bir düzenleme olamadan hiç kimse dershane açamaz.

RUHSATLAR FESH EDİLMİŞ OLDU
AYM’nin 6528 sayılı kanunu iptali ile Milli Eğitim’in Özel Öğretim Kanunu’nda aldığı tedbirle ‘dershane’ ibaresi şu an yürürlükteki hiçbir kanunda yer almıyor. Bu durum mevcut dershanelerin tümünün ruhsatının fiilen feshi anlamına geliyor. MEB kaynaklarına göre AYM, kararını açıklamasından sonra dershane sahiplerine 15 gün süre verilecek. Bu süre içerisinde dönüşmek istedikleri okul türünü bildiren dershanelerle ilgili işlem tamamlanacak. Bildirmeyenler ise hem okul hem dershane ruhsatını kaybedecek.

BİN DERSHANE KAPANACAK
Bugüne kadar mevcut 3 bin 107 dershanenin, 2 bin 280’i dönüşüm için başvurdu. Bunların 2 bin 260’ının başvurusu kabul edildi. Bugün itibarıyla 907 dershane ise dönüşüm sağlayarak özel okul ruhsatı alabildi. Yaklaşık bin dershane ise dönüşüm programına başvurmadı. Bu dershanelerin çoğunluğunun de paralel yapıya yakın olduğu belirtiliyor. Bu dershaneler dönüşüm için başvurmazsa dershane ruhsatının yanı sıra özel okula dönüşüm hakkını da kaybedecek.

MEB TEMEL LİSELERLE YOLA DEVAM EDECEK
Bu arada MEB, sektör temsilcileriyle istişare toplantılarına önceki gün başladı. Konuyu değerlendiren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, hali hazırda hukuki ve teknik olarak varlığını sürdüren kurumun “Temel liseler” olduğunu belirterek (Temel Liseler) bundan sonra da var olmaya devam edecekler” dedi. Yelkenci, “Teşvik tebliğinin imzalanması aşamasına gelindi. Zannediyorum önümüzdeki hafta bunu da kamuoyuyla paylaşabileceğiz. Teşvik, temel liselerin içinde bulunduğu okullarımıza da devam edecek” şeklinde konuştu.

PARALEL’DEN AYM’DE BEDDUALI SAVUNMA
AYM’nin iptal kararı öncesi MEB ve bazı dershane derneklerinin de savunması alındı. Bu savunmalarda Paralel Yapı’ya yakınlığıyla bilinen Pak Eğitim İş Sendikası Başkanı Abdullah Kayışkıran’ın öğrenci mektupları okuyup ağladığı öğrenildi. Mahkeme Başkanı Zühtü Aslan’ın uyarısı üzerine Kayışkıran’ın “Eğer dershaneler öğrencilerin hakkını yiyorsa Allah bizim belamızı versin” diye beddua ettiği öğrenildi.

Ünal: “Dershane kanunu diye bir kanun yok ki zaten”

Anayasa Mahkemesi dershanelerin kapatılmasına dair düzenlemeyi iptal etti.  Ancak,  daha önceki kanunun yürürlüğe girmesi konusunda karar alamaz. Bu şu demek; Şu anda dershane statüsü diye bir statü söz konusu değil.  Dershanelerin kapatılmasına dair bir düzenleme iptal edildi ama dershane diye de bir statü yok.” dedi. AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, “Anayasa Mahkemesi’nin işleyişi bakımından da manidardır. Paralel yapının dışında tüm dershaneler dönüşümünü tamamladı. Aslında AYM bu kararla paralel yapının dershanelerini rakipsiz hale getirdi kendi düşüncelerine göre. Ancak statüleri olmadığı için bu mümkün olmayacaktır.” diye konuştu.

Adı dershane olamaz

AK Parti’li Anayasa Hukukçusu Mustafa Şentop da AYM’nin kararıyla dershanelerin tekrar açılabileceği beklentisinin doğru olmadığını söyledi.  Şentop, , “Özel öğretim kurumları arasında dershane diye bir kurum yok. İptal kararıyla, kapatmaya, dönüştürmeye dair olan maddeler bütünüyle iptal edilmiş olsa bile dershane diye bir kurum yok. Onu yeniden AYM ihdas edemez. Yeni bir kanunla bunun ihdas edilmesi lazım” dedi. Şentop, AYM’nin tavrındaki çelişkilere de vurgu yaparak, “Madem hukuka açık aykırılık görüyordunuz, yürürlüğü durdurma kararı verebiliyordun. Bu talep edildi. Vakti zamanında yürürlüğün durdurulması talebini reddetti. AYM ‘açıkça hukuka aykırılığın’ olmadığını düşündüğü için o kararı vermedi, 6 ayda ne değişti? Hukuk mu değişti?” diye sordu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şentop, AYM’nin kararıyla, özel eğitim kurumları arasından dershane kavramının çıkartıldığını kaydetti. Şentop, “Dolayısıyla kanunun saydığı özel öğretim kurumları arasında ‘dershane’ diye bir kurum yok. İptal kararıyla, kapatmaya, dönüştürmeye dair olan maddeler bütünüyle iptal etmiş olsa bile dershane diye bir kurum yok, onu yeniden AYM ihdas edemez. Yeni bir kanunla bunun ihdas edilmesi lazım” dedi. Şentop, “Burada devlet, ‘dershane’ diye bir kavramı, nitelendirmeyi kaldırmış. Senin yaptığın ne olursa olsun ona ‘dershane’ diyemeyeceksin. Başka bir isimle devam etmesi gerekir. O zaman o kavramın çerçevesi de yine hukuk çerçevesinde belirlenerek devam edilecek” diye konuştu.

MEB Müsteşarı Tekin: “ÖSYM Soru Havuzunda Lise Öğretmenleri de Yer Alacak”

MEB Müsteşarı Tekin: “ÖSYM Soru Havuzunda Lise Öğretmenleri de Yer Alacak”

MEB Müsteşarı Tekin, “Öğrencilerimize, dershanelerden aldıkları eğitimin çok daha kalitelisini, ücretsiz takviye kursları aracılığıyla okullarımızda vereceğiz” dedi.

 

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, “Yeni eğitim öğretim dönemiyle öğrencilerimize, dershanelerden aldıkları eğitimden çok daha nitelikli ve kaliteli bir eğitimi, etkin bir şekilde faaliyete devam edecek olan takviye kursları aracılığıyla okullarımızda vereceğiz” dedi.

Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı Örgün ve Yaygın Eğitimi Destekleme Yönergesi kapsamında ortaokul ve ortaöğretim kurumlarında Destekleme ve Yetiştirme kurslarının geçen yıl ekim ayından itibaren açıldığını, mezunlara ise halk eğitim merkezlerinde takviye kursu verildiğini belirtti.

Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, Ekim 2014’ten itibaren 18 bin 290 okulda açılan 179 bin 306 kursa, 2 milyon 687 bin 946 öğrencinin devam ettiğini ve kurslarda 12 bin 284 öğretmenin de görev aldığını bildiren Tekin, kursların herhangi bir derse yönelik olmadığının altını çizdi.

Kurslarda, aynı zamanda kültürel, sanatsal ve sportif alanlardaki yeteneklerin geliştirileceği programların bulunduğunu ifade eden Tekin, öğrencilerin herhangi bir dersten yeterli kişi sayısı oluştuğunda kurs açılmasını talep edebileceğini söyledi.

Eğitim öğretim yılının başında takviye kurslarının etkin bir şekilde faaliyete geçeceğini kaydeden Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Takviye kurslarına ilişkin e-kurs modülü hazırladık. Modül okullar açılmadan hizmete sunulacak. Çocuklarımız o modül üzerinden takviye kurslarına başvuracak. Örneğin, 9. sınıf beden eğitimi dersinden veya herhangi bir dersten ‘takviye kursu istiyorum’ diyecek. Aynı şekilde kurs açmak isteyen öğretmenlerimiz de ‘takviye kurslarına katılmak istiyorum ve kurs vermek istiyorum’ şeklinde modülde kendilerine tanımlanan alanlardan başvurularını yapacak.

Bilindiği üzere bu kurslara destek olan öğretmenlerimize bazı ayrıcalıklar tanıdık. Bu kurslar kapsamındaki ek ders ücreti hesaplamaları iki kat olacak, bir yıl boyunca kurs vermeye devam eden öğretmenlerimizin hizmet puanları yüzde elli fazlasıyla hesap edilecek ve öğretmenlerimiz sadece kendi okullarında değil talep olması halinde başka okullarımızda da kurs verebilecek.

Velilerimiz de modül üzerinden çocuklarının hangi okulda kurs aldığını, öğretmeninin adını ve bilgelerini görebilecek, takviye kurslarına devam edip etmediğini, hangi hafta ve hangi gün hangi ünite ve konuyu işlediklerini ya da işleyeceklerini kurslarda yapılan değerlendirme sınavlarındaki sonuçlarını, bu kurslarda ne kadar gelişim kaydettiğini izleyebilecekler. Böyle bir modül oluşmuş durumda. Yakın bir zamanda, eylül ayının başı itibarıyla faaliyete geçecek.”

Tekin, okul ve ilçe müdürlüklerinin koordinesinde başvuruların eşleştirileceğini ve istisnasız kurs merkezi kabul edilen bütün okullarda, hem öğrenci hem öğretmen talebi olması halinde kursların açılacağını söyledi.

Dershanelerin, faaliyetlerinin 1 Eylül itibarıyla sona ereceğini anımsatan Tekin, dershanelerde, öğrencilere paket program sunulduğunu, veli veya öğrencilere tercih şansının bulunmadığını dile getirdi.

Dershanelerde ne tür bir eğitim verildiği, hangi konuların ne sıklıkta hangi müfredata uygun işlendiğine dair ellerinde veri olmadığına işaret eden Tekin, “Şimdi veli, öğrenci herhangi bir kursa başvurduğu zaman, eğitim öğretim yılı içerisinde kaç saat ders alacak, hangi hafta, hangi konuyu kaç saat işleyecek, en küçük detayına kadar bilecek” diye konuştu.

Özel hukuk sözleşmesine uygun bir biçimde velinin, ne tür bir hizmet satın aldığını, ne tür bir sözleşmenin altına imza attığını ve karşılığında ne tür hizmet alacağını önceden bileceğini aktaran Tekin, öğrencilerin, okuldaki takviye kurslarından memnun olmaması halinde programları Talim Terbiye Kurulu Başkanlığınca onaylanmış olan ve Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden izin alarak kurulan özel öğretim kurslarına devam edebileceğine dikkati çekti.

– Velilerin parası cebinde kalacak

Öğrencilerin bazı dersleri okuldaki takviye kurslarından bazı dersleri de özel öğretim kurslarından alabileceğinin altını çizen Tekin, şunları kaydetti:

“Böyle bir seçme özgürlüğü oluşturmuş olduk. Takviye kurslarıyla birlikte özel öğretim kurslarının da yeni öğretim yılı başından itibaren etkin ve faal bir biçimde hizmet etmesini sağlayacak tüm tedbirleri alıyoruz. Açtığımız takviye kurslarıyla çocuğunu dershaneye gönderen velilerin, hem dershaneye verdikleri para ceplerinde kalacak hem de dershanelere para vererek aldıkları hizmetten daha nitelikli eğitim hizmetini okullarımızda vereceğiz. Vatandaşlarımız, velilerimizin, öğrencilerimizin tedirgin olmasını gerektirecek hiçbir şey yok. Yeni eğitim öğretim dönemiyle öğrencilerimize, dershanelerden aldıkları eğitimden çok daha nitelikli ve kaliteli bir eğitimi, etkin bir şekilde faaliyete devam edecek olan takviye kursları aracılığıyla okullarımızda vereceğiz.”

Tekin, e-kurs modülüne ilişkin il müdürleriyle toplantılar gerçekleştirdiklerini belirterek, kurslarda örgün ve yaygın eğitimle ilgili okutulabilecek dersler ve haftalık ders saatlerine ilişkin çizelgelerini de oluşturulduğunu bildirdi.

Takviye kurslarının okul derslerine ve müfredatına yardımcı olmak üzere tasarlandığını ifade eden Tekin, ÖSYM ile üniversite sınav kapsamının okul müfredatı ve kazanımları çerçevesinde olması ve soru hazırlama havuzunda lise öğretmenlerinin de bulunması konusunda uzlaşıldığını kaydetti.

 

23 Ağustos 2015

Tekin: “Dershane devri sona erdi”

MEB Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin “Dershane devri sona erdi”

“Anarşist bir edayla süreci sabote eden/etmeye çalışan paralel yapının dershaneleri dışında, yasal durumu aşan ya da aşmaya yeltenen başka bir kurum bulunmamaktadır.”

Yazının Tümü İçin:

http://haber.star.com.tr/acikgorus/dershane-devri-sona-erdi/haber-1051642#.Vdkw552ZEJA.twitter

Anayasa Mahkemesi’nin, dershanelerin özel okula dönüşüm sürecini de içeren yasal düzenlemeye ilişkin olarak geçtiğimiz ay içerisinde verdiği kararla birlikte, eğitim sistemimiz açısından yeni bir dönem başlamış oldu. 1960’lı yıllardan beri tartışılagelen ve esas itibarıyla eğitim alanıyla ilişkili olmasına rağmen, siyasal, ekonomik ve toplumsal boyutları da olan çok yönlü bir sorunsalın çözümü açısından büyük bir önem taşıyan bu karar, dershanelerin ülkemizin ve eğitim sistemimizin gündeminden çıkmasına imkân hazırladı. Daha açık ifadesiyle, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla birlikte, bu kurumların yasal dayanaklarını kaybettikleri ve artık tarihe karıştıkları tescillenmiş oldu. MEB AYM’nin ilgili kararını takiben ve yine bu kararın bir gereği olarak Ağustos içinde yayınladığı yönetmelikde, bu duruma resmiyet kazandırdı.

Bugün itibarıyla, dershanelerin hukuksal ve pedagojik açıdan hiçbir karşılığının kalmadığı rahatlıkla söylenebilir. Ancak bu açık gerçekliğe rağmen, dershaneleri bir takım siyasal ve ideolojik gerekçelerle tartışma gündeminde tutmaya ve yeni süreci manipüle etmeye yönelik yoğun bir gayretkeşliğin yaşandığı da bir gerçekliktir. Dershanelerin ilga edildiğini ve bunun Anayasa Mahkemesi tarafından da tescillendiğini kabul edemeyen paralel yapıya ait medya organları ile bunların açık/gizli yönlendirmeleriyle hareket ettiği izlenimini uyandıran çeşitli yazılı ve sözlü basın organlarında örneğine sıklıkla rastlayabileceğimiz bu gayretkeşliğin asılsız iddialarına yanıt olması bakımından, yeni sürecin ne getirip ne götürdüğünün açıklanması büyük bir önem taşımaktadır.

Aslında ne oldu?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, kapsamlı bir eğitim reformu paketinin parçası olarak yürürlüğe giren yeni düzenlemenin temel hedeflerinden biri, malum yapının yayın organlarının iddia ettiğinin tam aksine, eğitim alanındaki özel sektör payını artırmak, bu alandaki kamu yükünü hafifletecek şekilde özel sektörü güçlendirmektir. Yeni düzenleme tam da bu hedefe uygun olarak biçimlendirilmiş ve bu sayede müteşebbislerin eğitim sektörüne yaptığı yatırımların rasyonel bir biçimde kullanılmasına dönük destekleyici tedbirler hayata geçirilmiştir.

Böylece yaklaşık olarak resmi rakamlara göre 50 bin, gayri resmi rakamlara göre ise 120 bin öğretmenin hizmet verdiği, yine gayri resmi rakamlara göre yaklaşık 4 milyon öğrencinin devam ettiği dershane sektörünün insan kaynağı, emek, zaman ve parasal maliyetler açısından bloke ettiği geniş ve verimli bir kaynak kamunun, yani bütün toplumun vergilerinden aktarılarak finanse edilen eğitim sistemimizin yükünün hafifletilmesinde kullanılmış olacaktır. Kaba bir hesapla, 20 milyona yaklaşan öğrenci sayımızın yaklaşık yüzde yirmisine tekraren hizmet sunan ve bir anlamda öğrenci sayısını 24 milyona çıkararak ülke kaynaklarının verimsiz şekilde kullanılmasına neden olan bir israf sonlandırılmış olacaktır.

Peki bu nasıl gerçekleştirilecektir? Yeni düzenlemeyle birlikte, eğitim alanındaki özel sektör payının artırılmasını sağlamak amacıyla verilen teşvikler kapsamında açılan özel okullar sayesinde,  neredeyse her beş öğrenciden birinin okullardan sonra ya da okullarla birlikte devam ettiği dershane düzenine son verileceği için, öğrenci sayımız gerçek değerinde kalacak ve kamunun üzerindeki yük ciddi anlamda hafifletilmiş olacaktır.

Esasında bu durum Türkiye için devasa nitelikli bir kaynağın yaratılması anlamına gelmektedir. Bu sayede velilerimiz ve öğrencilerimiz açısından da önemli bir tasarruf alanı ve imkânı sağlanmış olacaktır. Böylece devletin anayasal bir görev olarak sunması gereken “ücretsiz ve zorunlu eğitim hizmetini” ilave kaynak harcayarak alan vatandaşlarımızın dershaneler için ödemiş oldukları ücret ceplerinde kalacaktır.

28 Şubat’ın eğitim ihalesi

Oluşan bu yeni durumdan, başta 28 Şubat olmak üzere, birçok darbe ve muhtıraya meşruiyet zemini hazırlayan ve bunun karşılığında da darbecilerin eğitim sektöründeki ihalesini alarak büyüyen legal görünümlü illegal kanun tanımazlık anlamında “anarşist” grup dışında herkesin memnun olduğunu söylemek mümkündür. Hatırlatmakta yarar var. Bu paralel yapının eğitim alanıyla iştigal eden kesimleri,daha yasa çıkmamış ve yasal düzenleme henüz nihayete ermemişken, özel öğretim kurumları yasasında yapılan değişikliği kabul etmeyeceklerini ve buna uymayacaklarını deklare etmişlerdi. Yasal düzenlemenin hazırlık evresinde sektör temsilcileri ile yapılan toplantıları aleni şekilde sabote etmiş ve kendileri dışındaki paydaşları sürece katkı vermemeleri için tehdit, şantaj ve benzeri yöntemlerle baskı altına almışlardı. Sayesinde ülkenin en değerli insan kaynağını kendi amaçları doğrultusunda devşirdikleri, milyarlarca liralık bir rant alanı oluşturdukları dershane düzeninin devamlılığını sağlamak adına, mümkün olan her yöntemi denemiş ve özel okula dönüşme sürecini engelleme çabası içine girmişlerdi. Nihayetinde süreç tamamlanıp, dershanelerin yasal karşılıktan yoksun kurumlar haline geldiği AYM tarafından tescillenince, bu “anarşist” kesimi yönlendirenlerin talimatıyla, oluşan yeni durumu kendi işlerine geldiği gibi yorumlayıp Bakanlığı kanun tanımazlıkla suçladılar. Yani kendisini yasama, yürütme ve yargı organlarının üstünde gören, vesayetçi bir mantıkla ve buyurgan bir üslupladevlet erkini-aklını yönlendirmeye çalışan bu yapı, kendi arzu ve çıkarlarının hilafına oluşan her uygulama ve düzenlemeye karşı geliştirdiği “hukuk ve ahlak dışı tavrı” birkez daha sergilemiş oldu.

Literatürde bunun karşılığı açıkça anarşizm, yani kural tanımazlıktır. Oysa yasal düzenleme öncesinde dershane olarak hizmet veren sektördeki diğer müteşebbis ve eğitimcilerin, sürece ilişkin büyük bir memnuniyet taşıdığı bilinmektedir. Çünkü toplam 3500 civarındaki dershaneden “anarşist” gruba mensup olanlar dışındakilerin neredeyse tamamı dönüşüm programına başvurmuş, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararlarının ardından oluşan, daha doğrusu paralel yapı tarafından oluşturulan “dershane yasası iptal edildi” algısına rağmen, geri adım atılmaması ve dönüşüm sürecinin sekteye uğramaması için Bakanlık nezdinde girişimlerde bulunmuşlardır.

Kanunun yayımlandığı 14 Mart 2014 tarihi itibariyle faal olan 3530 dershanenin 2290 tanesi dönüşüm programına başvurmuştur. Ağustos 2015 tarihi itibariyle bu kurumlardan 1233 tanesinin özel okula dönüşüm işlemleri tamamlanmıştır. Diğerlerinin ise değerlendirme süreci halen devam etmektedir. Ayrıca özel okula dönüşmek isteyen dershanelere sunulan kamu imkânlarından yararlanmak isteyenler için başvuru süreci de sürmektedir. Bu kapsamda, atıl durumdaki eğitim kurumlarının etkin hale getirilmesi amacıyla kullanım hakkı tahsis edilmesi, kamuya ait taşınmazlar üzerinde kullanım hakkı verilmesi ve öğrenci başına yardım gibi oldukça cazip teşvikler söz konusudur. Nitekim geçen yıl toplam 167.000 öğrenci için özel okullara teşvik verilmiştir. Sadece geçtiğimiz yıl için özel öğretim kurumlarına verilen teşvikin toplamı 532 milyon TL’dir. Ayrıca bu öğrencilerimizin ilgili eğitim kademesinin sonuna değin bu burstan yararlanmaya devam edeceğini de hatırlatmak gerekir. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da 230.000 yeni öğrencimiz bu imkândan yararlanma hakkı kazanacaktır. An itibarıyla devam eden başvuru süreci, oldukça yoğun bir talep ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Burada bir hususun daha altını çizmekte fayda var. Burs miktarları, eğitim kademelerine göre bir öğrencinin kamuya maliyeti esas alınarak belirlenmektedir. Bu yılki rakamlar açısından baktığımızda, okul öncesi öğrencileri için 2680 TL, ilkokul öğrencileri için 3220 TL, ortaokul ve lise öğrencileri için 3750 TL ve temel liselerde okuyan öğrenciler için 3220 TL tutarında bir burs verilecektir.

Öğrenci ve öğretmene teşvik

Öğrenci ve velilerden gelen geri dönüşler büyük bir memnuniyetin hâsıl olduğunu göstermektedir. Zira yeni düzenlemeyle birlikte, yalnızca yukarıda bahsedilen türden teşvikler değil, öğrenci ve velilerimizin arzularını karşılayacak nitelikte başka tedbirler de uygulamaya sokulmuştur. Örneğin okullarda verilen eğitimin kendisi açısından yetersiz kaldığını düşünen ve takviyeye ihtiyaç duyan öğrenciler için ücretsiz takviye kursu imkânı tanınmıştır. Bakanlığa bağlı okullardaki 10 kişilik bir öğrenci grubunun bir araya gelmesi durumunda, istenilen her ders için takviye kursu açılabilmektedir. Bu kursların öğretmenlerimiz açısından cazip hale gelmesi için de gerekli tedbirler alınmıştır. Mesela kurslara destek veren öğretmenlerin ek ders ücretleri iki katına çıkarılmış, hizmet puanlarının hesaplanmasında ayrıcalıklar içeren yönetmelik değişikliği yapılmıştır. Geçtiğimiz yıl pilot uygulaması gerçekleştirilen takviye kurslarına 112.284 öğretmen katılmış, 18.290 okulumuzda toplam 2.687.946 öğrencinin yararlandığı 179.306 takviye kursu açılmıştır. Pilot uygulama kapsamında tespit edilen eksikliklerin-aksaklıkların giderilmesine dönük tedbirlerle birlikte, yukarıdaki göstergelerin bu yıl daha da artacağı söylenebilir. Çünkü kursların kapsamı bu yıl daha da genişletilecek ve kurslar hem örgün öğretim çağındaki öğrencilerimiz için hem de mezun durumundaki gençlerimiz için açılacaktır. Örgün öğretim çağındaki öğrencilere yönelik kurslar okullarda, mezun durumundaki gençlere yönelik kurslar ise halk eğitim merkezlerinin koordinesinde gerçekleştirilecektir. Böylece geçtiğimiz yıllarda çocuğunu dershaneye göndermek zorunda kalan veliler için ortalama 3000 TL civarında bir eğitim öğretim desteği sunulmuş olacaktır.

Yapılan düzenlemenin sunduğu ayrıcalıkları ve teşvik imkânlarını bu şekilde özetledikten sonra, Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararına uygun olarak getirilen yeni bir düzenlemeden daha bahsetmek gerekmektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi, TBMM’nin 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda yaptığı değişiklikle birlikte, dershaneler özel öğretim kurumu olmaktan çıkarılmış ve bu husus AYM kararıyla da tescillenmiştir. Ancak Yüksek Mahkeme, özel teşebbüs hürriyetinin kısıtlanmaması ve eğitim hakkının sağlıklı şekilde kullanılabilmesi için daha fazla alternatif üretilmesi gerektiğinden hareketle, kısmi iptal kararı vermiştir. Milli Eğitim Bakanlığı da, AYM’nin gerekçeli kararında uyarılarda bulunduğu bu hususları göz önünde bulundurarak yeni bir yönetmelik yayımlamış ve Bakanlığın kontrol ve denetiminde olmak üzere, okullarda ve takviye kurslarında verilen eğitimi yetersiz bulan öğrencilerin destek alabilecekleri bir kurum olarak özel öğretim kurslarını oluşturmuştur. Bu kurslar; statü, rol ve işlevleri itibariyle dershanelerle kıyaslanamayacak ve asla onların devamı olarak nitelendirilemeyecek şekilde tasarlanmıştır. Bunlar Talim Terbiye Kurulu’nun sınırlarını çizdiği çerçevede eğitim veren, okullara alternatif olma özelliği bulunmayan, bir özel hukuk sözleşmesinin bütün unsurlarını bünyesinde barındırıp hangi desteği, hangi sürelerle ve hangi bağlamda vereceği açıkça tanımlanan, çocuklarımızın kişisel gelişimleri için kullanabilecekleri boş zaman ihtiyacını da gözeterek yapılandırılan kurumlardır.

Dershaneler kanun dışıdır

Bu kurumlar sayesinde hem özel teşebbüsün alanı genişletilmekte hem de isteyen öğrencilerimiz ve velilerimiz için yeni bir alternatif üretilmiş olmaktadır. Buna göre, Milli Eğitim Bakanlığı, okul derslerinde eksiklik hisseden aktif ya da mezun bütün öğrenciler için takviye kursları açacaktır. Okullardaki eğitime ve takviye kurslarına rağmen, herhangi bir bilim grubundan desteğe ihtiyacı olduğunu düşünen öğrencilerimiz iseözel müteşebbisler tarafından kurulmuş özel öğretim kurslarından yararlanabilecektir.

Halen faaliyetine devam eden dershanelere gelince, AYM’nin gerekçeli kararında görüldüğü üzere, dönüşüm programı konusunda herhangi bir iptal söz konusu değildir. Dolayısıyla bu kurumlardan kanunda belirtilen çerçevede eğitim öğretim faaliyetlerine devam etmek isteyenler 1 Eylül 2015 tarihine kadar başvuruda bulunabileceklerdir. Bu tarihe kadar başvuruda bulunmayan dershaneler ise illegal hale gelmiş olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı, valiliklere gönderdiği genelgeyle bir kez daha bu hususa dikkat çekmiş ve dershanelere yasal durumu hatırlatmıştır. Zaten anarşist bir edayla süreci sabote eden/etmeye çalışan paralel yapının dershaneleri dışında, yasal durumu aşan ya da aşmaya yeltenen bir kurum da bulunmamaktadır. Kanun tanımazcı tavrını sürdüren ve “yargı kararlarını benim istediğim şekilde yorumlamazsan hukuku çiğnemiş olursun” diye idareye meydan okuyan “anarşist” grup ise, tüm bu sürece rağmen, olmayan bir kuruma hukuka aykırı koşullarda kayıt alıp sahtekarlık yapmakta ve vatandaşları soymaya devam etmektedir. Ancak kaos üretmeyi ve çıkarlarına uygun düşecek her türlü eylemi meşru görmeyi kendisine şiar edinmiş paralel çeteye şunu hatırlatmakta yarar var; yaptıkları sözleşmenin, verdikleri hizmetin hiçbir yasal dayanağı kalmamıştır. Tabii oldukları anarşist başının mistik hezeyanlarına uygun bir paralel evren içinde yaşamanın verdiği alışkanlıkla, “yok’a var ya da var’a yok” muamelesi yapmanın onlar açısından bir değeri olsa da,  somut gerçekliğin ve meşru otoritenin çizdiği çerçeve bakımından dershaneler yalnızca mazinin bir konusu, eğitim tarihimizin çok da hayırla yâd edilmeyecek hazin bir hatırasıdır.

yusuftekin@yahoo.com

Özel öğretim kurslarına yeni standartlar

Özel öğretim kurslarına yeni standartlar

Milli Eğitim Bakanlığı, özel öğretim kurslarının standartlarını belirledi. Kurslar için sınıflardaki öğrenci sayısı en fazla 16 olacak.

 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel öğretim kurslarının standartlarını belirledi. Buna göre, özel öğretim kurslarında ve temel liselerin hafta sonu mezun öğrencilere vereceği kurslar için sınıflardaki öğrenci sayısı en fazla 16 olacak.

MEB’in, Anayasa Mahkemesinin dershanelere ilişkin iptal kararları sonrası Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklik, 8 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda geçen yıl yapılan düzenlemede olduğu gibi yeni yönetmelikte de dershane ibaresi yer almamıştı. Ancak Bakanlık, bireylerin tercihleri doğrultusunda okul dışı eğitim alma ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik farklı çözüm yollarının üretilmesi için özel öğretim kursu, kişisel gelişim kursu, meslek edindirme ve mesleki gelişim kursu ve yetenek kursu başlıklarında yeni kurs tanımları getirmişti.

Bakanlık, yönetmelik değişikliğinin ardından Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesi’ni de yeniden düzenledi. Yönergede, MEB’in Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, felsefe (felsefe, sosyoloji, psikoloji, mantık) bilim gruplarında açılabilecek özel öğretim kursları için belirlediği yeni standartlar yer alıyor.

Kontenjan 16 kursiyerle sınırlandı

Yönergede, eğitim öğretim faaliyetlerinin yapıldığı derslik tanımının yanına, bilim dersliği tanımı eklendi. Buna göre, bilim dersliği özel öğretim kurslarında her bir bilim grubu için ayrı ayrı oluşturulan, bilim grubunun öğrenim seviyesine uygun programın amaçlarının gerçekleşebilmesi için dersin işlenişinde gerekli araç gereçlerin bulunduğu mekanlar olarak yer alıyor.

Yönergeye göre, lise ve dengi okul mezunlarına yönelik özel öğretim kursları bilim grubu programlarını uygulayan temel liselerin hafta sonu kontenjanları, okulun derslik, laboratuvar ve bilişim teknolojileri derslikleri dikkate alınarak belirlenecek. Bu dersliklere en fazla 16 kontenjan verilebilecek.

Yeni yönergeyle, kişisel gelişim kursları, meslek edindirme ve mesleki gelişim kursları, yetenek kursları ile kategorisi belirlenmemiş diğer çeşitli kurslarda bulunması gereken bölümler de yeniden düzenlendi. Buna göre, özel öğretim kursları, bağımsız girişi bulunan binalarda açılacak.

Bu kurslarda en az 10 metrekare müdür odası, müdür yardımcısı odası, 5 öğretmene kadar en az 8 metrekarelik, 5’ten fazla her öğretmen için 1,5 metrekare yer ilave edilecek şekilde öğretmenler odası olacak.

Bilim dersliğinin standartları

Özel öğretim kurslarında, bilim dersliklerinin en az 15 metrekare olması gerekecek. Bir dersliğe 16 kursiyerden fazla kontenjan verilmeyecek.

Her bir bilim grubu için en az 2 bilim dersliği oluşturulacak. Lise ve dengi okul öğrencilerinin öğrenim gördüğü bilim derslikleri ile mezun kursiyerlerin öğrenim gördüğü bilim derslikleri kursun ayrı katlarında oluşturulacak. Bilim dersliklerinde, ilgili bilim grubuna yönelik kitap, süreli yayın gibi bulundurulan, ihtiyaca cevap verebilecek büyüklükte kitaplık yer alacak. Ayrıca isteğe bağlı olarak internet erişimi sağlanabilecek, sanal kütüphane oluşturulabilecek.

Özel öğretim kursunun fizik, kimya veya biyoloji bilim gruplarından en az birinde eğitim verilmesi halinde en az bir laboratuvar düzenlenecek. Bu bilim grupları için ortak bir laboratuvar oluşturulabileceği gibi her biri için ayrı ayrı laboratuvar da oluşturulabilecek.

Laboratuvarda her bir öğrenci için ayrılacak kullanım alanı en az 1,5 metrekare olarak belirlendi. Laboratuvarda ayrıca ihtiyaç duyulan ölçüde laboratuvarın içinde veya bitişiğinde hazırlık odası bulunacak. Birbirine bitişik laboratuvarlarda hazırlık odası ortak kullanılabilecek. Laboratuvarlarda insan sağlığını korumaya yönelik her türlü önlem alınacak.

Kütüphanede, kitapların konulduğu kısım ve okuma bölümü birlikte veya ayrı ayrı düzenlenebilecek. Okuma bölümü kitapların konulduğu bölümden küçük olmamak üzere kütüphanenin toplam alanı en az 20 metrekare olacak. Binanın farklı alanlarında aynı özelliklerde iki kütüphane düzenlenebilecek. Aynı alanda internet üzerinden bilgi iletişim imkanı verilecek şekilde düzenleme yapılabilecek. Kütüphane, binanın kolay ulaşılabilen bölümünde oluşturulacak.

Ölçme değerlendirme odası isteğe bağlı olarak en az 10 metrekare olmak üzere düzenlenecek. Lise ve dengi okul öğrencileri ile mezunlar için ayrı katlarda olmak kaydıyla, her 30 kursiyer için bir tuvalet ve lavabo, 30 öğretmene kadar bir tuvalet ve lavabo ayrılacak. 30’dan fazla öğretmeni olan kurslarda, her 30 öğretmen için bir tuvalet ve lavabo daha ayrılması gerekecek. Tuvalet ve lavabolar, kurumda öğrenim gören kız ve erkek kursiyerler ile kadın ve erkek öğretmenler için ayrı ayrı düzenlenecek.

Kız ve erkek kursiyerler için kurumda düzenlenen lavabo ve tuvaletlerden birer tanesi engelli bireylerin kullanımına uygun şekilde düzenlenecek.

Teneffüshane bina içinde bağımsız bir bölüm halinde olabileceği gibi ayrı ayrı bölümlerden de meydana gelebilecek. Toplam teneffüshane alanı olarak derslik, yönetim, eğitim ve öğretime ayrılan diğer alanlar dışındaki yerler kabul edilecek.

Dershaneler  / Temel liselere İlişkin Yeni Yönetmelik

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI

YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 20/3/2012 tarihli ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (ö), (p), (r), (s), (ş), (t) ve (u) bentleri eklenmiştir.

“ö) Bilim grubu: Bakanlıkça, lise ve dengi okul öğrencileri ile mezunlarına yönelik onaylanan çerçeve programı doğrultusunda (Ek-4)’te özel öğretim kursları kategorisinde belirlenen grupları,”

“p) Özel öğretim kursu: Kişilerin, Bakanlıkça belirlenmiş bilim gruplarına uygun eğitim ortamlarında, öğrenim seviyelerine, ilgi ve isteklerine uygun öğretim programları doğrultusunda, bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini geliştirdiği, serbest zamanlarını değerlendirdiği çeşitli kurs kapsamındaki en fazla üç bilim grubunda eğitim veren özel öğretim kurumlarını,”

“r) Ders yılı: Okullarda, derslerin başladığı tarihten kesildiği tarihe kadar geçen süreyi,”

“s) Kişisel gelişim kursu: Kişilerin, sosyal ve kültürel alanlarda Bakanlıkça belirlenmiş uygun eğitim ortamlarında, öğrenim seviyelerine, ilgi ve isteklerine uygun öğretim programları doğrultusunda, bilgi, beceri, dil, yetenek ve deneyimlerini geliştirdiği, serbest zamanlarını değerlendirdiği ve benzeri eğitimlerin verildiği çeşitli kurs kapsamındaki özel öğretim kurumlarını,”

“ş) Meslek edindirme ve mesleki gelişim kursu: Kişilerin, meslek edinme ve mesleklerinde ilerlemelerine yönelik alanlarda Bakanlıkça belirlenmiş uygun eğitim ortamlarında, öğrenim seviyelerine uygun öğretim programları doğrultusunda, bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini geliştirdiği ve benzeri eğitimlerin verildiği çeşitli kurs kapsamındaki özel öğretim kurumlarını,”

“t) Öğretim yılı: Ders yılının başladığı tarihten ertesi ders yılının başladığı tarihe kadar geçen süreyi,”

“u) Yetenek kursu: Kişilerin, sanatsal ve sportif alanlarda Bakanlıkça belirlenmiş uygun eğitim ortamlarında, öğrenim seviyelerine, ilgi ve isteklerine uygun öğretim programları doğrultusunda, bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini geliştirdiği, serbest zamanlarını değerlendirdiği çeşitli kurs kapsamındaki özel öğretim kurumlarını,”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinin sonuna aşağıdaki cümle ile aynı fıkraya aşağıdaki (p) bendi eklenmiştir.

“Ayrıca; özel öğretim kursu açacaklar için, (Ek-4)’te yer alan bilim gruplarının Talim ve Terbiye Kurulunca onaylanan çerçeve programına/programlarına uygun olarak kurum tarafından en fazla üç bilim grubunda hazırlanmış ve Genel Müdürlükçe onaylanmış kurs programı.”

“p) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereği ruhsatları harca tâbi kurum açacaklar için harç yatırıldığına dair onaylı belge.”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, beşinci fıkrasında yer alan “Bakanlık veya valilikçe” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, dokuzuncu fıkrasında yer alan “okul” ibaresi “dönüştüğü kurum” olarak değiştirilmiştir.

“(2) Maarif müfettişlerince görevlendirme onay tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde düzenlenen inceleme raporunda ve valilikçe kurumun açılmasında bir sakınca bulunmadığının belirtilmesi hâlinde, dosya beş iş günü içinde Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi uygun görülen okullar dışındaki kurumlara valilikçe beş iş günü içinde kurum açma izni (EK-2) düzenlenir. Valilikçe kurum açma izni düzenlenen kurumlara Bakanlıkça on beş iş günü içinde iş yeri açma ve çalışma ruhsatı (EK-2/A) düzenlenir.”

“(3) Bakanlıkça okullara on beş iş günü içinde kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı (EK-3) ve (EK-3/A) düzenlenir.”

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Maarif müfettişlerince eksikliklerini süresi içerisinde tamamlamadığı tespit edilen kurumlar hakkında sürekli kapatma işlemi uygulanarak bu kurumların kurum açma izinleri ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatları iptal edilir.”

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle ve aynı maddeye aşağıdaki dokuzuncu ve onuncu fıkralar eklenmiştir.

“Ancak; zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin devam ettiği programlarda eğitimler 07.00 ile 19.00 saatleri arasında yapılır.”

“(9) Özel öğretim kurslarında her bir program için haftada en az üç, en fazla sekiz saate kadar ders verilebilir. Özel öğretim kurslarında yıllık çalışma takvimi; öğretim yılı süresi içinde, en az on sekiz, en fazla otuz altı hafta olmak üzere planlanır.”

“(10) Lise ve dengi okul mezunlarına yönelik (Ek-4)’te yer alan bilim grubu programlarını uygulamak isteyen temel liselerde; Genel Müdürlüğün izni ile sadece hafta sonlarında  07.00 ile 19.00 saatleri arasında eğitimler verilebilir.”

MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“ç) Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin, bahçesi bulunan ve müstakil binalarda; özel öğretim kurslarının, bağımsız girişi bulunan ve bütün birimleri aynı binanın birbirine bitişik daire veya bitişik alt ve üst katlarında yahut aynı bahçe içerisinde tamamı kuruma ait binalarda; diğer kurumların ise bütün birimlerinin aynı binanın birbirine bitişik daire veya bitişik alt ve üst katlarında ya da bitişik binaların birbirine bağlantılı aynı katlarında yahut aynı bahçe içerisinde tamamı kuruma ait binalarda olması gerekir.”

MADDE 7 – Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “beş iş günü” ibaresi “on beş iş günü” olarak değiştirilmiş, üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Çeşitli kurslar kapsamında açılan özel öğretim kurslarına devam eden lise ve dengi okul öğrencileri ile mezunlarının eğitim aldıkları bilim derslikleri ayrı katlarda oluşturulur.”

MADDE 8 – Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile (d) bendinin sonuna sırasıyla aşağıdaki ibareler eklenmiş, üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki dördüncü ve beşinci fıkralar eklenmiştir.

“ayrıca; özel öğretim kursu açacaklar için özel öğretim kursları çerçeve programına/programlarına uygun olarak en fazla üç bilim grubu için, kurum tarafından hazırlanmış ve Genel Müdürlükçe onaylanmış öğretim programı,”

“lise ve dengi okul mezunlarına yönelik (Ek-4)’te yer alan bilim grubu programlarını uygulamak isteyen temel liselerde ise; her bir bilim grubu için standartları Bakanlıkça belirlenmiş bilim dersliği şartlarını sağlayan dersliği,”

“(3) Yapılan inceleme sonucunda program ilavesinde sakınca bulunmadığının belirtilmesi hâlinde, okullar dışındaki kurumlara on beş iş günü içinde valilikçe program ilavesi yapılarak kurum açma izni (EK-2) yeniden düzenlenir. Okullarda ise hazırlanan dosya beş iş günü içinde Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça okullara on beş iş günü içinde kurum açma izni (EK-3/B) yeniden düzenlenir.”

“(4) Lise ve dengi okul mezunlarına yönelik (Ek 4)’te yer alan bilim grubu programlarını uygulamak isteyen temel liselerin;

a) Öğretim programlarının süresi ve içeriği Genel Müdürlükçe onaylanmadıkça kurumlar tarafından değiştirilemez.

b) Program ilavesi ve değişiklik başvuruları her yıl Temmuz ayının ilk iş gününe kadar yapılır. Bu tarihten sonra yapılan değişiklik başvurularına ilişkin onaylar ertesi öğretim yılından itibaren geçerlidir.

c) Bakanlıkça onaylanan ilgili bilim grubunda yer alan çerçeve programda değişiklik olması hâlinde, değişiklik tarihinden itibaren altı ay içerisinde kurumca hazırlanan yeni programın onayı için başvuru yapılır. Değişiklik üzerine hazırlanan öğretim programını süresi içerisinde onaylatmayan kurumların programı iptal edilir.

ç) Genel Müdürlükçe onaylanan program örnekleri kurumda lise ve dengi okul mezunlarının görebileceği bir yerde ve kuruma ait internet sitesinde devamlı bulundurulur.

d) Kurum bünyesinde kendi kategorisinde olmak üzere en fazla üç bilim grubunun programına izin verilir.”

“(5) Özel öğretim kurslarının;

a) Öğretim programlarının süresi ve içeriği Genel Müdürlükçe onaylanmadıkça kurumlar tarafından değiştirilemez.

b) Program ilavesi ve değişiklik başvuruları her yıl Temmuz ayının ilk iş gününe kadar yapılır. Bu tarihten sonra yapılan değişiklik başvurularına ilişkin onaylar ertesi öğretim yılından itibaren geçerlidir.

c) Bakanlıkça onaylanan ilgili bilim grubunda yer alan çerçeve program/programlarda değişiklik olması hâlinde değişiklik tarihinden itibaren altı ay içerisinde kurumca hazırlanan yeni program onaylanmak üzere valilik aracılığıyla Genel Müdürlüğe sunulur. Süresi içerisinde değişiklik başvurusunda bulunmayan veya programları onaylanmayan kurumların ilgili programı iptal edilir.

ç) Genel Müdürlükçe onaylanan program örnekleri kurumda kursiyerlerin görebileceği bir yerde ve kuruma ait internet sitesinde devamlı bulundurulur.

d) Kurum bünyesinde kendi kategorisinde olmak üzere en fazla üç bilim grubunun programına izin verilir.”

MADDE 9 – Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “kurum binası kiralık ise” ibaresinden sonra gelmek üzere “binanın tapu senedi örneği ile başvuru tarihi itibariyle” ibaresi eklenmiş, ikinci fıkrası ile altıncı fıkrasında yer alan “beş iş günü” ibareleri “on beş iş günü” olarak değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Ancak; valilikçe yapılan incelemede kurumun müracaat tarihinden önce yapılan teftiş veya denetimlerinde, kurumun geçici kapatılmasına ilişkin teklif bulunması hâlinde, bu teklifin uygun görülerek uygulanmasından sonra; hakkında adlî ve/veya idarî soruşturma bulunan kurumların ise soruşturması sonuçlandıktan sonra devir işlemi gerçekleştirilir. Sürekli kapatılma teklifi getirilen kurumlar devredilemez.”

MADDE 10 – Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “beş iş günü” ibaresi “on beş iş günü” olarak değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki üçüncü fıkra eklenmiştir.

“(3) Bir başka kuruma dönüşmek amacıyla başvuru yapan kurumların müracaat tarihinden önce yapılan teftiş veya denetimlerinde, kurumun geçici kapatılmasına ilişkin teklif bulunması hâlinde, bu teklifin uygun görülerek uygulanmasından sonra; hakkında adlî ve/veya idarî soruşturma bulunan kurumların ise soruşturması sonuçlandıktan sonra dönüşüm talebi değerlendirmeye alınır.”

MADDE 11 – Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “beş iş günü” ibaresi “on beş iş günü” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 12 – Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “, diğer kurumlarda ise dönem sonuna kadar süre verilir.” ibaresi, “kadar, diğer kurumlarda ise üç ay süre verilir.” olarak, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer  alan “, diğer kurumlarda ise dönem sonuna kadar kurucu olarak göstermeleri gerekir.” ibaresi “kadar, diğer kurumlarda ise üç ay içinde kurucu olarak göstermeleri gerekir.” olarak, üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “, diğer kurumlarda ise dönem sonuna kadar usulüne göre seçilip bildirilmesi gerekir.” ibaresi “kadar, diğer kurumlarda ise üç ay içinde usulüne göre seçilip bildirilmesi gerekir.” olarak değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki beşinci fıkra eklenmiştir.

“(5) Soruşturma sonucunda kurumu sürekli kapatılan kurucuya beş yıl geçmeden tekrar kurum açma veya bir kurumu devir alma ya da bir kuruma ortak olma izni verilmez.”

MADDE 13 – Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin  (2) numaralı alt bendinin sonuna aşağıdaki ibare eklenmiştir.

“özel öğretim kurslarında ise ilgili bilim grubu programına uygun öğretmen veya uzman öğretici,”

MADDE 14 – Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 34 – (1) Kurumlarda, ölçme ve değerlendirme uzmanı sorumluluğunda isteğe bağlı olarak ölçme ve değerlendirme birimi kurulabilir. Birim, öğrencilerin/kursiyerlerin genel başarı seviyesini, özel yetenekli veya öğrenme güçlüğü çeken bireyleri ve öğrenme güçlüğü çekilen konuları tespit ederek diğer eğitim personeli ile işbirliği içerisinde gerekli iyileştirme tedbirlerini alır.”

MADDE 15 – Aynı Yönetmeliğin 46 ncı maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, yedinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle ile aynı maddeye aşağıdaki dokuzuncu fıkra eklenmiştir.

“(3) Kurumlarda, Bakanlıkça onaylanan öğretim programları uygulanır. Meslek edindirme ve mesleki gelişim kurslarında, yetenek kurslarında, kişisel gelişim kurslarında ve hizmet içi eğitim merkezlerinde, yirmi ders saatini geçmeyen kurs faaliyeti dışındaki diğer etkinliklerin programları, millî eğitim müdürlüğünce uygun bulunması durumunda uygulanabilir.”

“Lise ve dengi okul mezunlarına yönelik (Ek-4)’te yer alan bilim grubu programlarını uygulayan temel liselerde ise; kendi öğrencileri için valilik izni ile sadece hafta içi günlerinde haftalık ders çizelgesinde belirtilen saatler dışında takviye kursları açılabilir.”

“(9) Özel öğretim kurslarında, Genel Müdürlükçe onaylanan öğretim programlarında yer alan kazanımların ölçülmesi amacıyla açık uçlu soruların da yer aldığı ücretsiz sınavlar yapılır. Bu sınavlar kurumlar tarafından, kursiyerlerin gelişimini takip etmek amacıyla, eğitim döneminin başında, ortasında ve sonunda gerçekleştirilir. Sınav sonucunda, kursiyerlerin konulara göre başarı analizleri yapılır ve kursiyerlere geri bildirim verilir. Bu sınavlara sadece kurumda kayıtlı kursiyerler katılır. Bu kurslara devam eden kursiyerler için bu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan Kurs Bitirme Belgesi (EK-6) düzenlenmez. Lise ve dengi okul mezunlarına yönelik (Ek-4)’te yer alan bilim grubu programlarını uygulayan temel liselerde de bu fıkra hükümleri doğrultusunda sınavlar yapılır.”

MADDE 16 – Aynı Yönetmeliğin 48 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümleler sırasıyla eklenmiştir.

“Ancak; lise ve dengi okul mezunlarına yönelik (Ek-4)’te yer alan bilim grubu programlarını uygulayan temel liselerin bu programlarının sınıf mevcutları on altı kişiyi geçmeyecek şekilde düzenlenir.”

“Ancak; özel öğretim kurslarında sınıf mevcutları on altı kursiyeri geçmeyecek şekilde düzenlenir. Özel öğretim kurslarında kursiyer grupları,  öğretim programlarında belirtilen öğrenim seviyesine göre oluşturulur.”

MADDE 17 – Aynı Yönetmeliğin 51 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “yüzde otuzunu” ibaresi “yüzde kırkını” olarak değiştirilmiş, dokuzuncu ve onuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki on ikinci fıkra eklenmiştir.

“(9) Öğrenci etüt eğitim merkezlerine ilkokul ve ortaokul öğrencileri kayıt olabilir. Öğrencilerin kaydında; T.C. kimlik numarası ve öğrenci belgesi istenir.”

“(10) Okullara, çeşitli kurslara, motorlu taşıt sürücüleri kurslarına, hizmetiçi eğitim merkezlerine ve öğrenci etüt eğitim merkezlerine yabancı uyruklu öğrencilerin kayıtlarında;

a) Usulüne uygun pasaport ve öğrenim vizesi almış olmaları şartı aranır.

b) Ülkesi belli olmayan veya sığınmacı/mülteci durumundaki yabancılardan öğrenim vizesi istenmez. Bu durumda olanların emniyet makamlarınca verilmiş en az altı ay süreli ikamet izinleri yeterli görülerek kayıtları yapılır.

c) Türkiye’de çalışma ve ikametlerine izin verilen yabancılardan öğrenim vizesi istenmez. Ancak; öğrenim görecek kişinin veya anne, baba ya da vasisinin çalışma izni aldığını veya en az altı ay ikamet izinlerinin bulunduğunu belgelendirmeleri gerekir.

ç) Türkiye’deki yabancı misyon şefliklerinde veya uluslararası kuruluş temsilciliklerinde görevli personelin çocuklarının kayıtları için usulüne uygun pasaport almış olmaları şartı aranır.

d) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını kazanmış olup sonradan Bakanlar Kurulundan Türk vatandaşlığından çıkma izni alarak yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişilerin ve bunların çocuklarının kayıtları yapılır.

e) Kayıtlarda okulların kayıt ve kabul şartları ayrıca aranır.

f) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hususlarda 14/11/2002 tarihli ve 24936 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Göçmen İşçi Çocuklarının Eğitimine İlişkin Yönetmelik ve 5/3/2004 tarihli ve 25393 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Denklik Yönetmeliği hükümleri uygulanır.”

“(12) Lise ve dengi okul öğrencileri hafta içi günleri okul saatleri dışında ve/veya hafta sonu Cumartesi günleri özel öğretim kurslarına devam edebilirler. Okulla ilişiği kesilen lise ve dengi okul öğrencisi kursiyerin özel öğretim kursu ile de ilişiği kesilir. Zorunlu eğitim çağındaki kursiyerlerin MEBBİS kayıtları e-Okulla ilişkilendirilir. Kursiyerler, sadece öğrenim/sınıf seviyelerine uygun programlara devam edebilirler.”

MADDE 18 – Aynı Yönetmeliğin 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Temel liseler hafta sonu lise ve dengi okul mezunlarına yönelik eğitim verecekleri bilim grubu için alacakları ücretleri de aynı tarihlerde ayrıca tespit ve ilan ederler.”

MADDE 19 – Aynı Yönetmeliğin Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin başına “Takviye kursları, yemek, servis, pansiyon hizmetleri hariç,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 20 – Aynı Yönetmeliğin (EK-1), (EK-2), (EK-2/A), (EK-3/B), (EK-4), (EK-6), (EK-7), (EK-8) ve (EK-12) ekteki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 21 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 10 – (1) Bu Yönetmeliğin Geçici 5 inci maddesi doğrultusunda dönüşüm programına alınarak 2015 yılı sonuna kadar mevcut binalarında dönüşen özel öğretim kurslarında, 2018-2019 öğretim yılı sonuna kadar bu Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan bağımsız bina girişi şartı aranmaz.

GEÇİCİ MADDE 11 – (1) 2015-2016 öğretim yılında bilim grubu programlarını uygulayacak kurumlar, programlarını 2015 yılı sonuna kadar onaylatırlar.”

MADDE 22 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 23 – Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür.

Tekin: “Dershaneler asıl şimdi illegal” / “Temel liselere devam” / “Özel liselere teşvikler sürecek”

Anayasa Mahkemesi’nin dershane kararı eğitim sistemini kaosa sürükledi. Hukuk sisteminde artık ‘dershane’ kavramının bulunmadığını hatırlatan MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, “AYM şimdi dershaneleri tamamen kapatmış oldu, onları illegal hale getirdi” dedi.

Binlerce öğrenci ve öğretmenin merakla beklediği dershane yasası, Anayasa Mahkemesi tarafından oyçokluğuyla iptal edildi. MEB Müsteşarı Doç. Dr. Yusuf Tekin, şok kararın ardından özel okula dönüşen kurumlar ve temel liselere kayıt yaptıran öğrencilerin yaşadığı büyük belirsizlikle ilgili açıklamalarda bulundu. Daha önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde onaylanan ve kamuoyunda Demokratikleşme Paketi olarak bilinen kanun ile ‘dershane’ tanımının çıkarıldığını hatırlatan Tekin, “Eski kanunda dershane tanımı kaldırıldığı için yeni düzenleme yaptık. Bu sayede dershanelerin temel liseye dönüşümü sağlanacaktı. Fakat Anayasa Mahkemesi verdiği iptal kararıyla dershaneleri tamamen kapatmış oldu. Eğer bu karar toplu bir iptalse, AYM alenen dershaneleri illegal hale getirmiş oldu” dedi.
HANGİSİNİ İPTAL ETTİLER?
AYM’nin tam olarak neyi iptal ettiğini bilmediklerini anlatan Tekin, “Yaklaşık 40 sayfalık bir kanun metninden bahsediyoruz. Bunun içerisinde CHP’ye ait iptal davaları var. İptal davaları, maddenin tümü için değil, maddenin içerisindeki bir cümlenin iptali için de dava açılmış olabilir. Bu iptallerin ne olduğunu karar açıklandıktan sonra öğreneceğiz. Bir kanunun üzerine yeni bir kanun yapılır ve bu yeni kanunu AYM iptal ederse, kanun ilk hali uygulamaya konulamaz. Bu, yargının yasamaya müdahalesi ile yasama yetkisinin ihlali olur. AYM iptal kararı aldı ama kanunun ilk halinde dershane kavramı yok” ifadelerini kullandı. Sözkonusu iptalin, dershaneden temel liseye dönüşen kurumlarda hiçbir soruna yolaçmayacağını vurgulayan Tekin, şunları söyledi:
‘TEMEL’LER ŞİMDİ NORMAL
“Temel liselerin burada bir kaybı olmayacak. Dershane gibi bir lise düşündüğü için temel liseye gelmek isteyen adaylar, madem dershane açıktı, illegal faaliyet gösteren dershanelere giderim diyen öğrencileri kaybedebilirler. Bunun dışında hukuki bir sorun yok” dedi. İptal kararının temel liseler için önemli bir avantajı da beraberinde getirdiğini belirten Tekin, “Temel liselerin varlık sebebi olan dershaneler ortadan kalkınca, temel liseler de artık normal liselere dönüştü” dedi. Tekin, Temel liselerin durumunu daha da iyileştirecek önlemler alınacağını kaydetti.

Öğretmenler atanamayabilir

Dershanelerde yıllarını harcayan yaklaşık 50 bin öğretmenin belli kriterler çerçevesinde devlete ataması da gündemdeydi. İlk etapta yaklaşık 5 bin dershane öğretmeni atama müjdesi beklerken, Anayasa Mahkemesi’nin kanun iptaliyle adeta şok geçirdi. MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, “Kanunda yeralan dershane öğretmenlerinin Milli Eğitim Bakanlığı’na geçme tasarısının da iptal edileceğini tahmin ediyorum” dedi.

Nihai plan için gözler gerekçede

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminde hayata geçen Demokratikleşme Paketi kapsamında Milli Eğitim Temel Kanunu’nda değişiklikler yapılmış ve ‘dershane’ tanımı literatürden tamamıyla çıkarılmıştı. Ayrıca ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına ya da bu sınavlar kapsamındaki derslere hazırlık niteliğinde kurs açılması da engellenmişti. CHP’nin dershanelerin özel okula dönüştürülmesini öngören kanunun iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasıyla başlayan süreç, yasanın iptaliyle sonuçlandı. Şu an hali hazırda özel okula dönüşen kurumlar ve temel liselere kayıt yaptıran öğrenciler, dershane öğretmenleri ile özel okul olmak için başvuran kurumlar kararın gerekçesini merakla bekliyor.

Temel liseye devam

Anayasa Mahkemesi’nin dershane kararı sonrası Milli Eğitim Bakanlığı’nda (MEB) toplantı üstüne toplantı yapılıyor. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın önceki gün kurmaylarıyla biraraya gelmesinin ardından MEB’den bazı daire başkanları dün de sektör temsilcileriyle görüştü. Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, TÖDER Başkanı İbrahim Taşel, ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça, ÖZKUR-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Hami Koç, ÖZDEBİR Başkanı Faruk Köprülü ile MEB’den yetkililerin katıldığı ve yaklaşık 2 saat süren toplantıda çözüm önerileri masaya yatırıldı.
TEŞVİK SÜRECEK
Edinilen bilgiye göre, temel liseye dönüşen kurumlar öğrenci kaydı almaya devam edecek. Öğrenci ve okullara teşvikler de aynen sürecek. Temel liselere öğrenci başına aylık 3 bin TL, özel okullara da 3 bin 500 TL’ye kadar teşvik veren MEB, toplamda 167 bin 429 öğrenci için özel okullara ve temel liselere 576 milyon 774 bin 765 TL ödedi. Gerekçeli kararı gördükten sonra yol haritasını netleştirecek olan MEB, teşviklere devam edecek. MEB ayrıca dönüşüm sürecinde devlet okullarındaki öğrencilere takviye kursları vermeye başlamıştı. Kursların aynen devam edeceğini belirten yetkililer, bu yıl MEB’in kurs sayılarını artıracağını da ifade etti. Dönüşen dershanelerin öğrenci kayıtları için duyuruya çıkmasının kararlaştırıldığı toplantıda, temel liselerin belirlenen müfredata göre hareket etmesi ve eğitim öğretim takvimine göre eylül ayında derslere başlayacağı ifade edildi. Dershanelere kayıt için velilerin AYM gerekçeli kararını beklemesi tavsiye edildi.

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Zaman Gazetesi’ne Yalanlama

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Zaman Gazetesi’ne Yalanlama

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan “Dönüşmemiş dershaneler faaliyetlerini sürdürecek” şeklinde basında yer alan haberlerle ilgili yazılı bir açıklama yapıldı.

 

Milli Eğitim Bakanlığı’nca (MEB), “Dönüşmemiş dershaneler faaliyetlerini sürdürecek” şeklinde basında yer alan haberlerle ilgili, “Sayın Bakanımız açıklamasında, haberlerde iddia edildiği gibi, ‘Dönüşmemiş dershaneler faaliyetlerini sürdürecek’ diye bir ifade kullanmamıştır” açıklaması yapıldı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bugün bazı basın yayın organlarında, “Dönüşmeyen dershaneler faaliyetlerine devam edecek” ve benzeri başlıklarla haberler yayımlandığı anımsatıldı.

Bakan Nabi Avcı’nın, dün, Anayasa Mahkemesi’nin dershaneler hakkındaki kararının ardından Bakanlığın üzerinde çalıştığı yönetmelikle ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladığı belirtilen açıklamada, “Sayın Bakanımız açıklamasında, haberlerde iddia edildiği gibi, ‘Dönüşmemiş dershaneler faaliyetlerini sürdürecek’ diye bir ifade kullanmamıştır” değerlendirmesinde bulunuldu.

Bakan Avcı’nın, dün “Şu anda mevzuatımızda 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunumuzda ve ona dayalı olarak yapılmış olan yönetmeliklerde, yönergelerde ‘dershane’ diye bir kurum yok. Hukuki boşluk derken, kastettiğimiz de bu. Dolayısıyla yasada ve yönetmeliklerde olmayan ama fiilen bugün daha önceki düzenleme nedeniyle 1 Eylül’e kadar faaliyetlerinin devam etmesi öngörülmüş olan dershanelerin dönüşebileceği ve Anayasa Mahkemesinin kararında da işaret edilen genişlikte bir yeni çözüm üretmiş oluyoruz. Bunu da sektörle görüşerek yaptık. Dolayısıyla yönetmelik yayınlandığı zaman halen dönüşmemiş olan kurumlarımız da bu yasal çerçevede faaliyetlerini sürdürecek” şeklinde değerlendirmelerde bulunduğu aktarıldı.

Açıklamaya, şöyle devam edildi:

“Bu açıklamadan, Anayasa Mahkemesi kararından sonra dershanelerin kurum türü ve tanımı olarak hiçbir yasal zemini kalmadığı dolayısıyla yeni düzenlenen yönetmeliğe göre konumlanmaları gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.

Konu bu kadar açık ve net olmasına rağmen bazı basın yayın organlarının kasıtlı olarak, Sayın Bakanımızın açıklamasını ‘Dönüşmemiş dershaneler faaliyetlerini sürdürecek’ şeklinde çarpıtarak haber yapmaları manidardır.”

Bakan Avcı’dan ‘dershane’ açıklaması

Milli Eğitim Bakanı Avcı, dershanelerle ilgili idari bir düzenlemeye gidileceğini, öğretmenlerin de rotasyona tabi tutulmayacağını açıkladı.

 

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Anayasa Mahkemesinin dershanelerle ilgili iptal kararını göz önüne alarak, sektör temsilcileriyle ve hukukçularla bir araya geldiklerini belirterek, “Ortaya çıkan boşluğun bir idari düzenleme ile giderilebileceği kanaatine vardık. Bunu da sektör temsilcileriyle görüşerek oluşturduk. Yönetmeliğimizi bu hafta içinde yayımlayacağız” dedi.

Rotasyon uygulanmayacak’

Avcı, öğretmen rotasyonuyla ilgili olarak da “Dün akşam konuyu Sayın Başbakanımıza da arz ettim. Onun da tavsiyeleri doğrultusunda, Bakanlığımızda da yaptığımız istişare görüşmeleri sonucunda rotasyonun uygulanmamasına karar verildi”  ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ‘dershaneler yasası’ kararına 3 ders formülü

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ‘dershaneler yasası’ kararı sonrası, Milli Eğitim Bakanlığı  (MEB) sektör temsilcileriyle geçtiğimiz hafta yaptığı toplantıda bir yönetmelik açıkladı.

Haftaya kamuoyuna açıklanması beklenen yönetmeliğe göre ‘dershane’ adı altında bir kurum olmayacak.

Yönetmelik maddelerinden bazıları :

Dönüşmeyen dershaneler ‘özel öğretim kursları’ adı altında bakanlığın tanımladığı kurs çerçevesinde faaliyet yürütebilecek.

Bu kurslarda matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, Türk dili ve edebiyatı ile felsefe bilim alanları tanımlanacak.

Bir kurs, bu alanlardan sadece 3’ünü verebilecek.

Hem mezunlar hem de lise öğrencileri bu kurslara gidebilecek.

Ancak ayrı katlarda ders alabilecek.

Aynı binada farklı 3 bilim alanı içeren kurs açılamayacak.

8 alanın tamamını kurs olarak vermek isteyen kurumlar bunu ancak 3 farklı binada yapabilecek.

Ayrıca temel liseler de hafta sonu mezun öğrencilere takviye kursu verebilecek.

Temel liselerdeki sınıf sınırlandırması da yüzde 30’dan yüzde 40’a çıkarılacak. Böylelikle temel liseler her sınıf düzeyinde toplam kontenjanın yüzde 40’ı kadar öğrenci kaydı alabilecek.

 

 

Bakanlığın yol haritasına göre okul müfredatına yönelik eğitime önem verilecek.  Dershanelerin olmayacağı yol haritasında takviye dersler MEB kurslarında, halk eğitim merkezlerinde ve özel işletmelerin açacağı kurslarda verilecek.

Temel liseler yollarına güçlenerek devam edecek. Bu liselere kayıt yaptıran öğrenciler bir sorun yaşamayacak ve eğitimlerini kayıt oldukları okullarda sürdürebilecek. Kurslar eğitim saatleri dışında kendi öğrencilerine takviye dersleri de verecek. Üniversiteye hazırlık dönemine başlayacak öğrencilere de temel liseler yardımcı olacak. Temel liseler hafta içi 19.00’dan sonra ve hafta sonları mezunlara ders verebilecek.

MEB KURSLARININ KALİTESİ ARTIRILACAK

Okullardaki takviye kursları artırılarak kaliteli hale getirilecek. Öğrencilerin bu kurslardan maksimum derecede yararlanması sağlanacak. Halk eğitim merkezlerinde verilen takviye kurslarına devam edilecek. Mezun öğrenciler sınava hazırlanmak için bu kurslardan da faydalanacak. Özel okullar ise kendi öğrencilerine hafta sonları takviye dersler verebilecek.

ÖĞRENCİ KURSLARI KAYIT ALTINDA TUTULACAK

Öte yandan edinilen bilgiye göre takviye kurslarına giden öğrencilerin hangi kurslara gittiği de kayıt altına alınacak. Kurslar, e-okul sistemindeki gibi öğrenci kayıtlarını resmi ortamda tutacak. Böylece hangi okuldaki öğrenciler en çok hangi dersten takviye alıyor bakılacak ve okulların o dersteki performansları kontrol edilecek.  Örneğin A okulundaki öğrenciler en çok matematik dersinden takviye alıyorsa bu okuldaki öğrencilerin neden bu derse yöneldiği araştırılacak ve bu yönde çalışma yapılacak. Daha önce dershanelerin denetimsiz olarak öğrenci alım işlemleri böylece takviye kurslarında MEB tarafından denetlenmiş olacak.

KURSLAR CİDDİ DENETİME TABİ TUTULACAK

Kursların nasıl eğitim vereceği, hangi beşeri ve fiziki altyapı çerçevesinde hizmet verebileceği, yeni açılacak olan kursların hangi programları nasıl uygulayacakları da yeni hazırlanan yönetmelikte belirtilecek. Kurslar ne kadar ders veriyor, öğrencilerin durumu ne, bunların hepsinin kayıtları tutulacak. Saha ciddi bir denetim altına alınmış olacak. Ayrıca dershanedeki öğretmenler takviye kurslarında ve temel liselerde görev yapmaya devam edecek.

MEB KARARI ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA AÇIKLAYACAK

Şimdiye kadar dönüşmeyen dershanelere yeni programla dönüşüm seçeneklerinden birini seçmeleri istenecek. Yeni bir yasa çıkmadığı ve mevcut yasada dershane kavramı bulunmadığı için dönüşümü tercih etmeyen dershaneler otomatik olarak sistem dışında kalacak ve kapanacak. Bakanlık önümüzdeki hafta içerisinde yayımlayacağı yönetmelikle ikincil mevzuattaki düzenlemeleri kamuoyuna duyuracak.

A Haber´de Deşifre programının canlı yayın konuğu olan Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın yaptığı açıklamalardan öne çıkan başlıklar:

 

“Dershane denilen yapılanma aslında bir tür gölge eğitim sistemi”

“Dershane denilen yapılanmanın aslında bir tür gölge bir eğitim sistemi oluşturduğu ve bunun da aslında hem millî kaynaklarımızı israf ettiği, hem de aslında merkezdeki okulları, müfredatı, öğretmenleri bir anlamda işlevsizleştirmeye, itibarsızlaştırmaya başladığı, sanki bütün eğitim süreçleri belli sınavlar ve o sınavlara hazırlayan dershanelerden ibaretmiş gibi bir algının yaygınlaşmasına yol açtı; bu bir illüzyon aslında. Yani dershanenin olmazsa olmaz bir kurum olduğu yanılsaması, özellikle üretilmiş bir yanılsamadır. Sektör tarafından, daha doğrusu sektörün özellikle eğitim dışı amaçlar taşıyan bölümü tarafından üretilmiş bir illüzyon, bir yanılsamadır. Müteaddit vesilelerle bu süreç boyunca açıkladık, gerek dershanelere giden öğrenci profiline baktığımız zaman, gerek o öğrencilerin sınavlardaki başarı oranlarına baktığımız zaman bunu açıkça görebiliyoruz. Bir öğrencinin herhangi bir sınavda elde ettiği başarının ne kadarı hafta sonunda gittiği dershaneden edinilmiş kazanımlar sayesinde gerçekleştiği, ne kadarının haftanın beş günü devam ettiği okulda aldığı eğitimden kaynaklandığını test etmeniz mümkün değil. Ama yıllar boyunca dershaneler, biraz da reklam ve tanıtım imkânlarının devlet okullarına göre çok fazla olması nedeniyle bu tür başarılı öğrencileri kendilerine mal etmek konusunda -doğrusu- bir kamuoyu oluşturdular. Ama dershanelere giden öğrencilerin profiline baktığımız zaman gerçekten takviyeye olan öğrencilerden ziyade, zaten herhangi bir dershane takviyesi olmaksızın da sınavda başarılı olabilecek olan öğrencilerin özellikle seçildiğini, bunların özel sınıflarda özel bir eğitimden geçirildikten sonra dershanenin reklamı için kullanıldığını, ama buna karşılık dershanede eğitim-öğretim gören diğer çocukların sınav sonuçlarının ne olduğunu bilmiyoruz.

 

“Dershane, yavaş koşmakta olan öğrencileri dolgu malzemesi olarak kullanıyor”

“Onlar dolgu malzemesi, daha doğrusu dershanenin çarkının dönmesi için kullanılan dolgu malzemeleri. Nitekim dershaneye giden öğrenci profilinde de bu çok açık görülüyor. Yani dershaneye giden, geçmiş yıllara, bütün geriye doğru baktığımızda fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, Anadolu liseleri, özellikle çok başarılı olduğu görülen Anadolu liseleri öğrencilerinin daha çok dershaneye alındığını, buna karşılık gerçekten takviyeye daha fazla ihtiyacı olabileceği düşünülebilecek olan meslek liselerinden, imam hatip okullarından veya düz liselerden, şimdi düz lise kalmadı ama, düz liselerden öğrencilerin ise bu dershane profili içinde çok az bir yüzdeyi teşkil ettikleri görülüyor. Yani dershane aslında normal şartlarda zaten hızlı koşmakta olan öğrencileri biraz daha hızlandıran, zaten daha yavaş koşmakta olan öğrencileri de dolgu malzemesi olarak kullanılan bir mekanizma.

Bir de dershane dediğimiz kurum çok monolitik, tek tip, tek yapılı bir kurum değil. Yani dershane var, dershane var; dershane var 20 bin liraya öğrenci alıyor, dershane var 2 bin liraya öğrenci alıyor. Hatta dershanelerin kendi içinde ayrıcalıklı sınıflar var. Şimdi çocuğu dershaneye giden bütün veliler hatırlayacaklardır. Gittikleri dershanede mutlaka başarılı öğrencilerin toplandığı ayrı bir sınıf, derecelendirilmiş olarak diğer öğrencilerin dağıtıldığı diğer sınıflar vardır. Dolayısıyla bu dershanelerde verilen ve daha çok belli test reflekslerini geliştirmeye yönelik eğitimin, aslında bizim okullarda verdiğimiz eğitimi gölgeleyen, zedeleyen ve bir anlamda işlevsizleştiren, itibarsızlaştıran bir süreç olduğunu…

Özellikle okullardaki öğretmen, ister devlet okullarında ister özel okullarda olsun öğretmenlerimizin gayretlerini göz ardı eden, öğrencinin başarısında onların yaptığı katkıları görmezlikten gelen ve sanki başarılı öğrencilerin bütün başarılı dershanelerde edinilmiş birtakım becerilerden kaynaklanıyormuş gibi bir hava, bir atmosfer yıllar boyunca pompalandı. Ve bu atmosfer nedeniyle de veliler işin aslını bizim kadar tek tek araştırma şansı olmayan veliler de, herkes de gittiğine göre veya herkes gitmek istediğine göre ´bunda bir hikmet vardır´ diye düşünerek bu konuda sanki olmazsa olmaz bir kurum havası oluşturuldu.

Şimdi önce ilk söylediğinize kısaca bir temas etmek istiyorum. Bu psikolojik zorlama, yani anneler-babalar, herkes haklı olarak çocuğu için en iyisini yapmak ister. Türkiye’deki eğitim harcamalarına baktığımız zaman benzer gelir düzeyindeki ülkelere göre Türkiye’de velilerin, annelerin-babaların çocukların eğitimi için gerçekten olağanüstü fedakarlıklar yaptıklarını, bütçelerinin çok büyük bir bölümünü eğitime ayırdıklarını görüyoruz. Hani klasik laftır, babalarımızdan da hepimiz duymuşuzdur; ´işte ceketimi satar seni okuturum´. Bu hakikaten doğru bir slogandır. Yani anneler-babalar gerçekten çocukları için ceketini satar en iyisini yapmaya çalışır. Yapamadığı zaman da bunun vicdanen ağırlığını hisseder. Özellikle çalışan anne-babalar, çocuklarıyla hani akşam eve geldiğinde, zaten anne-baba çalışıyor, yorgun argın geliyor, çocuğunun dersiyle ödeviyle fazla yakından ilgilenemiyor veya okuldaki durumuyla fazla yakından ilgilenemiyorsa, o zaman bir vicdanen de rahatsız oldukları için çocuğu kendilerince iyi bir dershaneye gönderdikleri zaman, iyi dershanenin ölçüsü de yine yaratılan hava nedeniyle en pahalı, ne kadar yüksek ücret isteyen bir dershaneye gönderirse anne-baba olarak bunun sorumluluğunu yapmış addediyorlar kendilerini, yani vicdanen biraz daha rahatlamış oluyorlar; bu anlaşılabilir psikoloji. Ama bu aynı zamanda pompalanan bir psikoloji. Şimdi ama bu süreçte bütün bu dershane tartışmaları sürecinde bu illüzyon kırıldı. Yani artık anneler-babalar, veliler ve çocuklar ve genel kamuoyu dershanenin aslında hiç de öyle olmazsa olmaz bir kurum olmadığını görmeye başladılar. Şimdi o argüman, bizim de sürekli karşılaştığımız, Meclis’teki tartışmalar sırasında da dile getirilen ve doğru da bir tarafı olan bir argüman, nedir o? Efendim, madem sınavlar var, o zaman bu sınavlara hazırlayacak bir ekstra kuruma da ihtiyaç vardır argümanı. Şimdi eğer bu sınavları geçmişte olduğu gibi, geçmişte özellikle yapıldığı gibi dershanedeki becerilere endeksli sınavlar olarak yaparsanız evet o zaman dershaneye ihtiyaç olur. Yani şunu demek istiyorum: Geçmişte üniversite sınavlarında da, ortaöğretimden liseye geçiş sınavı, yani SBS filan benzeri sınavlarda da öyle sorular sorarsınız ki o sorular ancak dershaneye giden bir öğrencinin edindiği becerilerle çözülebilecek sorular olabilir.

 

“Öğrenci pekala dershaneye gitmeden de başarılı olabilir”

“Siz sınavların niteliğini değiştirir, sınavlarda okulda kazanılan, sınıfta kazanılan becerilere endekslerseniz, o beceriler üzerinden sorular üretirseniz, o zaman okula giden, dersini takip eden, müfredatı takip eden bir öğrenci pekala dershaneye gitmeden de başarılı olabilir. Şimdi bunun bir örneğini biz kamuoyunda TEOG diye bilinen temel eğitimden ortaöğretime geçiş sürecinde gördük. Nasıl gördük? Eskiden SBS diye tek bir sınav yapılıyordu, seviye belirleme sınavı. Ortaokulu bitiren çocuklar sene sonunda bir sınava giriyorlar, bir oturumda 100 dakikada diyelim belli soruları cevaplandırıyorlar, sonra oradan aldıkları puanlarla, biraz da okuldaki başarı puanı eklenerek liselere dağıtılıyorlardı. Ama bu SBS’ye yönelik çalışmalar, daha doğrusu soru hazırlamalar hep dershaneye teknikleri üzerinden düşünüldüğü ve yapıldığı için ister istemez öyle bir algı karşılık buluyordu burada. Şimdi biz bu SBS’yi kaldırdık. Yerine sene sonunda yapılan böyle de çok belirleyici olan tek bir sınav filan koymadık. Şunu yaptık: her birimiz ortaokuldayken, lisedeyken yazılı sınavlara giriyorduk. Bugün de öyle. Çocuklarımız her dersten 1, 2, 3 yazılı yapıyorlar her dönemde. Bu yazılılardan ortaokul son sınıflarda, yani sekizinci sınıflarda yapılan yazılılardan her dönemde birer tanesini kontrollü olarak yapmaya başladık. Nasıl kontrollü? Sorular merkezden Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanıyor ve bu sorular müfredat soruları oluyor, müfredata dayalı sorular oluyor. Çocuklar kendi sınıflarında normal yazılılara girer gibi bu sınavlara giriyorlar, yani yazılılara giriyorlar aslında, sonra cevap kağıtları toplanıyor merkezde değerlendiriliyor. Sorular da dediğim gibi müfredattan çıkıyor. Yani müfredattan dediğim, bizim okulda, sınıfta okuttuğumuz derslerden. Öğretmenlerimiz biliyorlar ki çocuk şu tarihte bu yazılıya girecek, o tarihe kadar yetiştirmesi gereken bir müfredat var, işlemesi gereken konular var. Eskiden biz müfredatın zamanında yetiştirilmesi konusunda çok zorlanıyorduk. Bir okul üçüncü ünitedeyken öteki okul beşinci üniteye geliyor, bazı üniteler atlanabiliyor, bazıları üstünkörü geçiliyor, bazıları daha derin. Şimdi öyle değil, şimdi öğretmenlerimiz biliyorlar ki çocuklar bu ünitelerden, bütün Türkiye genelinde bu ünitelerden şu tarihte yazılı sınava girecekler. Dolayısıyla çocuklarını o sınava, o yazılıya iyi hazırlamak için o üniteleri gereği gibi o müfredatı işlemeleri gerekiyor. Bu öğretmenlerimize büyük bir özgüven kazandırdı. Niçin özgüven kazandırdı? Çünkü sınıfta anlattığı konuyu, sınıfta verdiği dersi öğrencinin ne kadar ciddiye aldığını görmeye başladılar. Hem öğretmenlerimiz kendi yaptıkları işi daha fazla ciddiye almaya, hem de öğrencilerimiz bu sınıf eğitimini daha fazla. Eskiden, nasıl olsa bu konuyu siz dershanede görürsünüz, bununla ilgili şeyleri dershanede çözersiniz diye top biraz dershaneye atılıyordu. Şimdi öyle değil, şimdi sınıfta ne okutuluyorsa sınavda, yazılıda onlar soruluyor ve onlar sorulacağı için de öğretmenlerimiz kendi çocuklarını başarılı kılmak için müfredatları fevkalade ciddi bir şekilde uyguluyorlar. Dolayısıyla geçen yıl daha önce 8. sınıf öğrencilerinde dershaneye gitme talebi yüzde 52 düzeyindeyken bu uygulamalar sonucunda 8. sınıflarda dershaneye gitme talebi yüzde 18’e düştü. Yani her 100 öğrencinden 52’si dershaneye gitmezsem olmaz derken, şimdi bu geçen sene yaptığımız uygulamaların bu seneki sonuçlarıyla görüyoruz, öğrenciler artık dershaneye gitme ihtiyacını duymuyorlar. Çünkü dershanenin bu sınavlar için yapacağı bir şey kalmadı. Sınavlar okulda, sınıfta müfredattan işlenen konulardan yapılıyor. Şimdi benzer bir şeyi lise düzeyinde de yapıyoruz, yapmaya başladık. İnşallah TEOG benzeri sınıf içi sınavları, yazılıları lise 1, lise 2, lise 3, lise 4’te de yapmaya başlayacağız.”

 

“ÖSYM sınav komisyonunda MEB öğretmenleri görev alacak”

Dolayısıyla üniversiteye girerken üniversite sınavında sorulacak soruların da lisede okunan müfredattan çıkacağını, müfredat ağırlıklı ve müfredattaki kazanımları ölçmeye yönelik sorular olduğunu öğrenciler, veliler, öğretmenler gördükleri zaman o düzeyde de dershane talebinin fevkalade düşeceğini görüyoruz.

Yani kısa vadede üniversite sınavı kalkacak gibi şeyler yok. Ama uzun vadede onun da bir biçim değişikliği için çalışmalarımız var. FATİH Projesi ve tablet bilgisayarların yaygınlaştırılmasıyla çocuklarımıza okullarda her an açık uçlu sorularla sınav yapabilir hale geleceğiz. FATİH Projesi, o bakımdan sadece bir tablet dağıtma projesi değil. Aynı zamanda bütün sınav ölçme-değerlendirme süreçlerini de yeniden biçimlendirecek bir proje. Ama şu aşamada yaptığımız şeylerden bir tanesi de lise düzeyinde, işte bu yıldan itibaren üniversite giriş sınavlarında sorulacak soruları bizim öğretmenlerimiz de hazırlayacaklar. Şimdi bugüne kadar üniversiteye giriş sınavlarında sorular üniversite akademisyenleri tarafından hazırlanıyordu. Akademisyenlerin hakkını yemek istemem, onları eleştirmek için söylemiyorum, ama üniversite hocasının hazırladığı soru daha çok o bilim dalının genel ilkelerine uygun sorulardır. Bir de ama o genel ilkelerin sınıfta uygulanması vardır. Sınıfta bu konunun nasıl anlatıldığını, öğrencinin bu konuyu öğrenirken nerelerde zorlandığını, dolayısıyla oraları daha iyi anlaması için ne tür eğitim stratejileri uygulanması gerektiğini en iyi bizim öğretmenlerimiz bilirler. Yani arazide çalışan öğretmenlerimiz bu soruları hazırladıkları zaman öğrenci o soruyu anlamakta da, o soruyu cevaplandırmakta da çok daha başarılı olur. Dolayısıyla şimdi ÖSYM ile yaptığımız anlaşma gereğince, biz ÖSYM ve YÖK’le bu konularda görüştüğümüzde şuna karar verdik: Bundan sonra üniversite giriş sınavlarında sorulacak soruları hazırlayan komisyonlarda akademisyenlerin yanı sıra, üniversiteden ilgili bilim dallarından hocaların yanı sıra bizim sınıfta bu işin tatbikatını yapan öğretmenlerimiz de görev alacaklar ve o soruların hazırlanma sürecine onlar da katkıda bulunacaklar. Böylece sınıfta yapılan derslerin üniversiteye giriş sınavlarında ne kadar önemli olduğunu öğrenci de görecek. O zaman dediğim gibi, bir de bu sınav süreçlerini ders yılı içinde TEOG benzeri sınavları-yazılıları da bu şekilde yapmaya başladığımız zaman lise düzeyinde de artık dershane takviyeli bir sınav sistemi kalmayacağı için o düzeyde de bu illüzyon dağılmış olacak, dağılıyor da zaten.”

 

“Anayasa Mahkemesi´nin dershanelerle ilgili iptal kararı”

Şimdi önce öğretmen istihdamıyla ilgili kısmını cevaplandırmaya çalışayım. Bizim çıkardığımız yasada dershaneler dönüşeceği için bu dönüşüm sürecinde aslında biz dershanede çalışan eğitimcilerin çok da işsiz kalmayacaklarını, tam tersine dershaneler okula dönüştükleri zaman okullarda daha fazla eğitimciye, daha fazla öğretmene ihtiyaç olacağını öngörüyorduk. Yani dershanede 10 öğretmenle yaptığınız bir işi okulda yapamazsınız. Okul olduğunuz zaman her branş için ayrıca öğretmen filan, dolayısıyla biz bu dönüşüm sürecinin aynı zamanda atama bekleyen öğretmen adayları açısından da yeni bir kapı oluşturacağını varsaymıştık, öyle bir öngörüyle bunları da düşünmüştük. Ama buna rağmen dönüşmeyen, yani dönüşmemek mümkün mü? Evet, ben kapatıyorum, dönüşmüyorum diyebilirdi. Nitekim bizim bu dönüşüm sürecinde 400’e yakın dershane kendiliğinden kapattı, yani onlar herhangi bir okul türüne dönüşemeyeceğiz biz dediler ve kapattılar. Dolayısıyla bu tür kapanan kurumlar nedeniyle boşta kalabilecek olan öğretmenlerimizden, dershane öğretmenlerinden şartları uygun olanlarını yine bir sınavla biz Millî Eğitim Bakanlığında biz değerlendirmeyi öngörmüştük, yasa bunu öngörüyordu. Nasıl yapacaktık bu işi? Bir; 6 yıl sigortalı çalışma koşulu vardı. Fakat bu 6 yılı biz kesintisiz yapmadık. Çünkü biliyorduk ki dershanelerde çalıştırılan öğretmenler maalesef büyük bir emek sömürüsüyle… Hepsi için söylemiyorum, şimdi dershaneler deyince gerçekten eğitimcilik yapan, gerçekten bu işte eğitimin ilkelerine uygun davranan büyük bir blok da var, onları tenzih ederek söylüyorum. Ama bir bölümünde 8 aylık sözleşmelerle öğretmenler istihdam ediliyor, kıdem tazminatı yükünden kurtulmak için yaz gelince bu öğretmenlerin, eğitmenlerin işlerine son veriliyor, sonra tekrar yeni dönem başlarken tekrar işe alınıyorlar.”

 

“KPSS uygulanmaya başlandıktan sonra KPSS sınavına girmemiş bir tek öğretmen bile atanmamıştır”

“Tam bir emek sömürüsü, kesintili-kesintili. Madem sektörde böyle bir uygulama var, bu insanlar da mağdur olmasınlar diye biz 6 yıllık sigortalı olmak koşulunu toplamda 6 yıl, yani yasanın çıktığı tarihte toplam kesintili de olsa, 3 ay buradan, 8 ay buradan, 10 ay buradan topladığınızda eğer 6 yıllık bir sigortalılık manzarası ortaya çıkıyorsa onların müracaat edebileceği bir yöntem oluşturmuştuk. Sonra bunları sınava alıp KPSS dışında sınava alıp Millî Eğitim Bakanlığı’nın uygun gördüğü yerlerde ve uygun gördüğü koşullarda istihdam etmeyi öngörmüştük. Bunun için de müracaatlar başlamıştı aslında, yani bu durumda olan öğretmen adayları, dershaneden geçecek öğretmen adayları Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilan ettiği takvim doğrultusunda müracaatlara başlamışlardı. Fakat Anayasa Mahkemesi bunu da iptal etti. Şimdi bunu iptal edince biz öğretmen alımını yıllardan beri, 98’den beri yanlış hatırlamıyorsam KPSS sınavlarına dayandırıyoruz. Bugünlerde bu paralel yapının bazı yayın organlarında KPSS’siz öğretmen atandığına dair yalan haberler de çıktı, bu vesileyle onu da bir kere daha vurgulayayım. KPSS sınavına girmemiş bir tek öğretmen bile atanmamıştır KPSS uygulanmaya başlandıktan sonra. Dolayısıyla bunun istisnası dershaneden gelecek olan öğretmenler olacaktı, bunu da ancak kanunla yapabilirsiniz. Yani bununla ilgili bir kanun olduğu takdirde. Aksi takdirde KPSS’ye giren ve öğretmen ataması için bekleyen insanlar başka bir kanunla atanmamış olanlarla haksız rekabete sürüklenmiş olurlar. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi bu kanunu iptal ettiği zaman bizim artık bu öğretmenleri, dershaneden gelecek öğretmenleri atamak için elimizde yasal bir dayanak kalmadı.

Bu öğretmenler hangi kurumda çalışıyor idiyseler o kurumun dönüştüğü yeni kurumda vazife yapmaya devam edecekler.

Dönüşmemişse dönüşecek. Yani şu ana kadar dönüşmemişse de dershane olarak devam edecek bir kurum kalmadı artık.”

 

“Anayasa Mahkemesi iptal ettiği bir yasanın yerine yeni bir yasa ihdas edemez”

Anayasa hukuku diyor ki, anayasa uygulamaları ve anayasa hukuk tekniği ve bizim anayasa hocalarından, üniversitelerde bu işin dersini veren hocalarımızdan ve uygulamanın içinden gelen uzmanlardan aldığımız raporlar, bilgiler ve zaten bilinen ortadaki uygulamalar da şunu söylüyor: Anayasa Mahkemesi kendisini yasa koyucu yerine koyarak iptal ettiği bir yasanın yerine kendisi yeni bir yasa yazamaz, ihdas edemez. Şimdi bizim özel öğretim kurumları kanunu, bu kanun neyle ilgili? Devletin okulları, resmi okullar dışındaki özel eğitim kurumları, bunlar nedir? Özel okullar, kurslar, sürücü kursu, meslek edindirme kursu vesaire. Kurslar, etüt eğitim merkezleri, azınlık okulları, yabancı okullar filan diye sayar. Kanun özel eğitim kurumundan ne anladığını kanunun başında sayılır. Bunların içerisinde eskiden dershane vardı, o kalktı. O kalktığı için Anayasa Mahkemesi 15 Eylül’den itibaren bunlar kapanmış olacaklar maddesini iptal etse bile ki etti, yerine oraya kanuna şimdi ben tekrar buraya dershane diye yazıyorum diyemez. Nitekim şu anda kanuna bakarlarsa, internetten girsinler kanunun metnine baksınlar, orada bir boşluk vardır, o yok artık; okul var, özel okul var, kurslar var. Dolayısıyla burada yapılacak iki şey var. Bir; Meclis’te yeni bir yasa verilir. Bu kanunun iptal edilmesini isteyen milletvekillerine düşer bence bu esas olarak, CHP’li milletvekilleri vermişti. Onlar bir yasa teklifi verirler, derler ki özel öğretim kurumları kanununa dershane maddesi yeniden eklensin. Şuraya yazın ve dershaneyi de şöyle tanımlayın.

Yasal zemini o zaman kazanmış olur. Yoksa şu anda kanunda dershane diye tanımlanmış bir kurum yok.

İdare düzenleyici işlem yapmak zorunda. Anayasa Mahkemesi kararlarının sonuçlarından bir tanesi de; böyle bir durum olduğu zaman idare buradaki boşluğu düzenleyici işlemlerle giderebilir. Düzenleyici işlemle, yani yapacağı yönetmeliklerle bu konudaki boşluğu gidermenin yolunu arar, yine yasaya uygun olmak koşuluyla. Şimdi bizim bu konuda yaptığımız çalışma şu: Özel Öğretim Kurumları Kanununda bizim sayılmış türlerimiz var; okul, özel etüt eğitim merkezi, çeşitli kurslar. Dedik ki; bu çeşitli kursların içinde henüz dönüşmemiş olan dershanelerin de dönüşebileceği bir kurs türü tanımlayalım. Onunla ilgili olarak sektör temsilcileriyle görüştük.

Biz zaten bununla ilgili olarak müteaddit toplantılar yaptık sektör temsilcileriyle, buna uygun olarak yönetmelik taslağımızı hazırladık. Bugün yaptığımız toplantıda da bu yönetmelik taslağımızın son halini sektör temsilcileriyle tartıştık, onların nihai görüş ve önerilerini de aldık, çok da verimli bir toplantı oldu. Onlar da çok memnun ayrıldı, biz de çok memnunuz. Neticede hem sektörün taleplerini, hem çocuklarımızın geleceğini, velilerimizin beklentilerini karşılayacağını ümit ettiğimiz bir yönetmelik taslağını biçimlendirmiş olduk. Buna bugünkü toplantıda dile getirilen önerileri de ilave ederek bu hafta sonu çalışmalarımızı tamamlayıp önümüzdeki hafta içerisinde yönetmeliğimizi açıklayacağız.”

 

“2 milyon 600 bin öğrenci okullarda ücretsiz takviye kurslarından yararlandı”

“Takviye kursunun ne olduğunu bilmeyen vatandaşlar karıştırabilir. Okullarda verilen derslerden yeterince yararlanamadığını düşünen veliler, öğrenciler nerede bunu takviye edecekler, bu eksikliklerini nerede giderecekler? İşte bu kurslarda giderecekler. Yani eğer illa bu konuda bir destek arıyorlarsa biz bunun için aslında bir mekanizma geliştirdik daha önce.

Dershanelerde bugüne kadar ciddi bir başıbozukluk vardı, yani hangi dershane hangi programı uyguluyor, neye göre uyguluyor, bu belli değil idi. Şimdi bizim yaptığımız düzenlemeyle zaten bizim şoför eğitim kursunda da, kuaförlük meslek kursunda da uygulanacak eğitim programı talim terbiye kurulunun denetiminden geçer ve genel bir çerçeve program zaten vardır, her kursta nasıl bir program uygulanacağı çerçeve olarak belirlenmiştir. Onun için de siz bir kurs olarak ben ekstradan şunu da yapmak istiyorum, bunu da yapmak istiyorum dediğiniz zaman bu önerinizi verirsiniz, talim terbiye bunu değerlendirir, uygun görürse onu da koyarsınız. Şimdi burada da kursların hangi alanlarda, hangi bilim alanlarında, hangi branşlarda haftada kaç saat hangi nitelikteki eğiticiler tarafından nasıl fiziki ortamlarda verileceği ve buralarda hangi konuların müfredatla bağlantılı olarak okullarda okutulan müfredata destek olmak üzere hangi konuların nasıl okutulacağını biz belirlemiş olacağız. Talim Terbiye’den geçecek…

Şimdi bakın bu düzenlemenin içerisinde hangi öğrenci hangi kursa gidiyor, hangi sınıfta, bir defa sınıf sayıları falan da onlar da ayrıca belli bir düzene kavuşturulacak inşallah. Ayrıca, hangi öğrenci hangi sınıfta hangi öğretmenden haftada kaç saat destek alıyor. Bu aldığı desteği gerçekten kursun içinde yapılacak sınavlarla kanıtlıyor mu, okulla bağlantısı ne durumda; bütün bunlar e-yaygın diye yeni bir modül oluşturuyoruz, o modül üzerinden anlık takip edeceğiz. Güzel bir özdeyiş var; tilki 40 çeşit yol bilir, kirpi bir tane yol bilir ama sağlam bir yol bilir.

“Şimdi Anayasa Mahkemesi kararında, niye böyle bir karar verildi? Şunu da vurgulamamda fayda var: Anayasa Mahkemesi yaptığımız işlemi 4 kriter açısından değerlendiriyor dershanelerle ilgili olarak. Yani bir defa temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulmuş mu, dokunulmamış mı, öyle bakıyor. Burada özüne dokunmadığımızı kabul ediyor. İkincisi, bu ancak kanunla sınırlandırılabilir diyor Anayasa. Kanuna uygun olarak yapmış mı, ona da evet diyor. Demokratik ilkelere aykırı bir şey yapmış mı? Hayır, ona da evet diyor. Bir tek ölçülülük, yani siz dershaneleri dönüştürürken okul dışı eğitim alma hakkını ölçülü bir biçimde dengelememişsiniz diyor.

Halbuki biz de iddia ediyoruz ki; bakın kurslarımız var, ayrıca özel okul açma hakkı vermişiz. Özel okul açmaya gücü yetmeyenler, en azından şu andaki imkanlar itibariyle özel okul kriterlerini karşılayamayacak olanlar için temel lise diye bir geçiş kurumu oluşturmuşuz. Bunlar hep okul dışı eğitim alma seçeneklerini çoğaltmak için yaptığımız düzenlemeler diye inanıyoruz ve yaptık bunları. Bu da yetmedi, ayrıca özel sektör açısından değil ama öğrencinin okul dışı, yani normal okul dersleri dışında destek alma ihtiyacını karşılamak üzere okullarımızda takviye kursları açtık biz geçen yıl. Ve 2 milyon 600 bin küsur öğrencimiz geçen yıl okullarımızda açtığımız ücretsiz takviye kurslarından yararlandılar. Bu, bu yıl da devam edecek. Yani hani dershaneye olan ihtiyaç falan meselesinde. Bir de, bizim okullarda kendi öğretmeninden yeterince istifade edememiş. Bir başka yine bizim öğretmenimiz ona hafta sonunda okulunda ücretsiz takviye dersi veriyor, bütün derslerde bu böyle. Dolayısıyla okul dışı saatlerde de öğrencinin destek alma olanaklarını genişlettiğimiz bir düzenleme yapmıştık, bunu da kamuoyu bilsin diye bir kere daha vurgulamakta fayda var.

Yani Anayasa Mahkemesi üyelerinin kişisel siyasi tercihlerinden dolayı ortaya çıkan bir karardır anlamında söylemiyorum, ama neticede bu tür konularda gerek yürütmenin verdiği kararlarda, gerek yasamanın verdiği kararlarda siyasi sonuçlar doğar, siyasi sonuçları itibarıyla, siyasi sonuçlar doğurmak kabiliyeti itibarıyla bu da siyasi bir karar olur. Ama bununla mahkeme bütün hukuki gerekçeleri, bütün hukuki kriterleri bir tarafa bıraktı ve sadece siyaseten bir karar verdi deme hakkını ben kendimde görmem.

Ama şunu yapması gerekirdi, mahkemeden şu da beklenir: Yani bu tür düzenlemeler eleştirilirken veya Anayasa Mahkemesi bakımından değerlendirilirken onun da hesaba katması gereken sosyal sonuçları da yeterince değerlendirmediğini…

Biz bu dershane düzenlemesini yaparken hangi sosyal soruna çözüm bulmak için bunu yapıyoruz? Bunu sadece okulların etrafında dönen bir mesele olarak değil, geniş toplumsal çerçeve, bir toplumsal sorunu çözmek üzere, bunun yol açtığı yan sorunları çözmek üzere geliştirdiğimiz bir modeldi bu. Bir bu tarafıyla tabi ki siyasi sonuçları olan bir şeydir, bir de genel atmosferden de ister istemez herkes etkileniyor.

Yani şunu: Anayasa Mahkemesi normal şartlarda böyle bir düzenleme veya böyle bir iptal kararı verirken, bununla ilgili olarak Meclisin nasıl bir yeni işlem tesis etmesi gerektiği konusunda da bir ışık verebilirdi. Çünkü geçmişteki uygulamalarda görüyoruz, Anayasa Mahkemesi diyelim bir kanunu iptal ederken orada bir boşluk doğacağını gördüğü zaman diyor ki, bu iptal kararı diyelim bir sene sonra yürürlüğe girer. Niye? Çünkü o bir sene içerisinde Meclis o konuda oturur Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerini de göz önüne alarak yeni bir kanun oluşturur veya hayır, Anayasa Mahkemesi yanıldı, ben o konuyu pekiştirerek şöyle yapıyorum der, Meclisin yetkisinde. Yani Anayasa Mahkemesi kendini Meclis´in yerine koyarak, yasamanın yerine koyarak böyle bir işlem yapmaz, yapmamalıdır ve sosyal sonuçlarını da hesaba katarak karar vermelidir. Bu sadece işin esası, özü itibarıyla değil, zamanlaması itibarıyla özellikle böyle.

Şimdi bu dava 1 Mart 2014 yılında açıldı, Kanun 1 Mart 2014’te çıktı, bir hafta sonra da CHP’li 124 milletvekili iptal davası açtı. Mart 2014, karar ne zaman verildi? Temmuz 2015; aradan 16 ay, 17 ay geçmiş.

Bir de üstelik geçen süre içerisinde yürütmeyi durdurma talebini de ret etmiş, yani iptal davası açan milletvekilleri aynı zamanda yürütmeyi durdurma talebinde de bulunmuşlar, mahkeme onu da ret etmişler. Ya o yürütmeyi durdurma kararını ret etmesi yanlış, ya bu yanlış. Eğer bu doğruysa, yürütmeyi niye o zaman durdurmadı?

 

Paralel yapıya karşı mücadele

“Elinde hukuki bir delil olmamakla birlikte, sizin yaptığınız düzenlemelere aykırı davranan veya onları engelleyen, onları sabote eden birtakım girişimler, ama delillendiremediğiniz birtakım girişimler olduğunu görürseniz tedbirini alırsınız, en azından yer değişikliği alırsınız, karar verme süreçlerinden uzaklaştırarak alırsınız, yöneticilikten alarak yaparsınız, dolayısıyla Millî Eğitim Bakanlığı’nda da bu tür tasarruflar olur. Bunu illa paralel yapıyla irtibatlı olanlar üzerinden olduğunu da söylemek, sadece onlarla sınırlı da olmaz. Yani adam tembelliği sebebiyle de sizin işlerinizin aksamsına sebep oluyordur, beceriksizliği sebebiyle de yapıyordur veya kötü niyetiyle veya işte dediğiniz gibi bir grupla, bir örgütle, hiyerarşi dış bir otoriteyle bağlantısı sebebiyle de bunu yapıyordur. Bunu yasal olarak delillendiremeseniz bile…

(paralel yapının Millî Eğitim imamı, asker imamı, polis imamı gibi) Onları yakaladığımız zaman hemen gereğini yaparız.

Sadece idari bir soruşturma değil, aynı zamanda cezai bir soruşturmayla yürütülmüştür.

 

KPSS ve ÖSS sınavlarında soruların çalınması

“Onlarla ilgili savcılık soruşturmasını yaptıkça mahkemeye sevk ediyor zaten.

Şimdi şunun bilinmesinde fayda var yalnız: KPSS sınavı ÖSYM tarafından yapılıyor, ÖSYM’nin yaptığı sınavlar Millî Eğitim Bakanlığı’yla irtibatlı değil, yani ÖSYM özerk bir kurum, YÖK’e bağlı, ama özerk bir kurum. Dolayısıyla, Millî Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı sınavlar ayrı, bizim kendi yaptığımız sınavlar ayrı, ÖSYM’nin yaptığı, KPSS de dahil olmak üzere yaptığı sınavlar ayrı. Dolayısıyla, biz o sınav süreçlerindeki suiistimaller konusunda Millî Eğitim Bakanlığı olarak yapabileceğimiz bir şey yok, onlar ÖSYM yönetimi tarafından ve savcılıklarca yürütülüyor. Ama bu süreçlere müdahil olan, bu suçların işlenmesinde…

Hangi kurumda olursa olsun, yani bu sınavlarla hak etmediği birtakım makamlara, mevkilere gelen insanların hemen görevlerine son verilir.”

Paralel yapının dezenformasyon ve iftira haberleri

“Şimdi bu konuyu açmışken, KPSS’ye işte çocuklar girdiler, gençler girdiler, memur olacaklar, öğretmen olacaklar, çeşitli kurumlara müracaat edecekler, herkes KPSS sonuçlarıyla ilgili bir beklenti içerisinde. Bu havadan istifade paralel yapının bugünlerde köpürtmeye çalıştığı bazı dezenformasyon ve yalan haberler var. Bunun çok çarpıcı bir örneği var, eğer müsaade ederseniz onu kısaca özetleyeyim.

Şimdi bakınız, KPSS 1998’den itibaren bir sınav. Ondan önce değişik kamu kuruluşları kendilerine göre sınavlar yapıyorlardı, Millî Eğitim Bakanlığı da 98’den önce öğretmen alımını yine yasalara uygun olarak başka prosedürler üzerinden yapılıyordu.

Şimdi 1994 yılında bir öğretmen Balıkesir’de göreve başlamış 94 yılında. Yani ortada KPSS diye bir sınav yok, o gün cari olan öğretmen atama prosedürü, mevzuatı neyse ona uygun olarak bir öğretmen Balıkesir’de atanmış 94 yılında, 3 yıl çalışmış,  yani asaleti tasdik edilmiş, 3 yılın sonunda kendi isteğiyle istifa etmiş. Sonra, 2012 yılının Ocak ayında tekrar öğretmenliğe dönek istemiş 2012 yılının Ocak ayında. Şimdi 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre herhangi bir memur, ister öğretmen olsun, ister maliyede çalışıyor olsun, nerede çalışıyorsa, asaleti tasdik edilmiş bir memur istifa ettiği takdirde iki defayı aşmamak şartıyla tekrar memuriyete dönebilir. Bu öğretmen de 94’te atanmış, 3 yıl sonra istifa etmiş, sonra 2012 yılının Ocak ayında da tekrar öğretmenliğe dönmeye müracaat etmiş, 657 Sayılı Kanun gereğince de öğretmenliğe atanmış.

Tarafa Gazetesi geçen sene 2014 Ocak’ında bunu haber yaptı. Haber şu: Millî Eğitim Bakanlığı KPSS’siz öğretmen atıyor, örnek bu.

Bir de, bununla ilgili olarak bir eğitim sendikası dava açmış belli bir mahkemede, o mahkeme de 94 yılında KPSS var mı, yok mu falan bunlara hiç bakmadan, evet, haklısınız, bu KPSS’siz atanmış diye hüküm tesis etmiş. Sonra Millî Eğitim Bakanlığı buna bir üst mahkemede itiraz etti, o ayrı, ama böyle bir mahkeme de bulmuşlar.

2014 yılı Ocak ayında da Taraf Gazetesi, Millî Eğitim Bakanlığı KPSS’siz öğretmen atadı diye haber yapmış. Bunu biz 2014 yılı Ocak ayında tekzip ettik, olayı anlattık, aynı size anlattığım gibi anlattık ve bunun ne kadar yalan, çarpık bir haber olduğunu tekzibimizde vurguladık.

Aradan bir sene geçti, şimdi tam da KPSS şeyleri, yine bu yapıyla bağlantılı Meydan Gazetesi’nin internet sitesinde aynı taraf gazetesinde bir yıl önce yayınlanmış olan bizim tekzip ettiğimiz bu haber kelimesi kelimesine, hatta muhabirin adı da yine Taraf Gazetesi muhabiri adıyla bunu internet sitesinde yayınlandı. Bu sefer yalnız başlığı değiştirmişler, Nabi Avcı KPSS’siz öğretmen atadı diye.

Altında da okuyucu yorumları, 10’a yakın belli KPSS’ye girmiş olan öğretmen adayı bunun doğruluğuna inandığı için oradan bize lanetler yağdırıyorlar, yani bizim emeğimizi gasp ediyorsunuz, şöyle yapıyorsunuz, böyle yapıyorsunuz.

Şimdi bunu niye anlatıyorum? 3 yıldan beri Millî Eğitim Bakanlığı’na, Millî Eğitim Bakanına, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığına, bütün genel müdürlerine, okul müdürlerine, öğretmenlerine yönelik çok sistematik bir kampanya var. Bulabildikleri zaman o güne ait işte bilmem neredeki okulun bacısı yıkıldı, eğitim çöktü türünden, ama bulamadıkları zaman şimdi örneğini verdiğim gibi geçmişte tekzip edilmiş yalan haberleri tekrar ısıtarak Millî Eğitim Bakanlığı’na yönelik günün duyarlılığını da gözeten bu tür sansasyonel dezenformasyon ve iftira haberleri yapılıyor.

Çocukların eline, deposunda daha sonra yaptığımız araştırma gördük, deposunda 15 ton kömür, 1,5 ton da tutuşturmak için odun olan bir okulu, Ağrı’daydı yanlış hatırlamıyorsam, bir okulun önüne elinde tezeklerle çocuk doldurup fotoğraflarını çekip…

Hatırlıyorsunuz değil mi? Tezekli eğitim diye haber yaptılar arkasını şununla doldurarak: Siz daha kendi okullarınızda doğru dürüst ısıtma yapamazken, Afrika’daki bilmem ne okullarına mı?..

Müsaade ederseniz, bir de şöyle bir yalanı bu vesileyle tespit edeyim.

Anayasa Mahkemesi’nde ben 8 Temmuz günü bu kapatma davasıyla ilgili bilgilendirme yaptım, 1,5 saat süren bir konuşma yazılı metne dayalı olarak. Bu dışarıya oradaki paralel yapı avukatları tarafından şöyle yalanlarla yansıtıldı: Efendim, Millî Eğitim Bakanı orada demiş ki, biz bu dershaneleri çok sevdiğimiz için kapatıyoruz.

Bir de Millî Eğitim Bakanı demiş ki, orada bana birtakım sorular sorulmuş, ben bu sorulara cevap vermek istemiyorum demişim. Bu tür yalanları da Anayasa Mahkemesi’nin salonundan bile servis yapabilecek dar fütursuzlar.”

 

Öğretmenlerin eş durumu atamaları

“Son 3 yıl içinde asgari şu kadar gün sigortalı olanlar eş durumundan yararlanabilir gibi bir düzenleme Başkanlıkta, o düzenleme Başkanlık tarafından uygun görülürse bugün, yarın zannediyorum…

Biz bütün atamalarımızı mümkün olduğu kadar ders yılı başlamadan önce yapmak istiyoruz.

Fakat mesela en basitinden bir örnek vereyim, bizim Millî Eğitim Bakanlığı olarak öğretmenlerimizin en çok evlendikleri kesim askerler, askerlerin içinde de eş durumundan en çok… Askerlerle biz çok iç içeyiz, dolayısıyla askerlerin de atama takvimi 30 Ağustos’a endeksli, şûra oluyor 30 Ağustos’ta, ondan sonra yer değiştirecekler olan askerlerin yerleri belli oluyor. Ve biz de asker eşleri de -çok büyük bir yekun teşkil ediyor onlar- mağdur olmasınlar diye onları bekliyoruz, yani önce askerler atansınlar, sonra bizim öğretmenlerimiz eş durumundan vesaire atama talebinde bulunsunlar veya biz atamaları o zamana erteleyelim ki mağduriyetler oluşmasın diyoruz. Bu tür şeyler nedeniyle maalesef istediğimiz halde, mesela bize kalsa biz Temmuz ayında bütün atamaları herkes yapsın bitsin, evini bilsin, okullar başlarken herkes yerine alışmış olarak girsin isteriz.

 

“TBMM 47 bin kadro ihdas etti, ama Maliye Bakanlığı’nın bu yıl kullanabilirsiniz dediği kadro 37 bin”

“Meclis kanunla kadro ihdas eder biliyorsunuz, önce kadrolar kanunla ihdas edilir ve sonra bakanlıklara dağıtılır. Şimdi Millî Eğitim Bakanlığı’na ihdas edilen, kurulan, yani Maliye Bakanlığı izin verdikten sonar kullanılabilecek potansiyel kadro 47 bindir, bu 47 bin kadro ihdas edilmiş kadrodur, ama her zaman bu ihdas edilen kadrolar fiilen gerçekleşenlerin üzerinde olur. Yani 50 bin kadro tahsis edilmiştir diyelim geçen sene, 40 bin atama yapılmıştır.

Bütçe dengeleri bakımından Maliye Bakanlığı bakar, Çalışma Bakanlığı’na ihdas edilmiş olan kadrolardan şu kadarını Çalışma Bakanlığı kullanabilir der. Yıllardan beri kamu için ihdas edilen kadroların en büyük payını biz alıyoruz, bunun içinden de fiilen serbest bırakılan en çok kadro yine bizde oluyor. Şimdi bu sene de oluyor, 47 bin büyük bir rakam ihdas edilen, ama bunun içinden Maliye Bakanlığı’nın bize bu yıl kullanabilirsiniz dediği, onayladığı, serbest bıraktığı kadro 37 bin.”

 

“Her pedagojik formasyon alan kendisini atanamamış öğretmen olarak tanımlıyor”

Her pedagojik formasyon alan kendisini atanamamış öğretmen olarak tanımlıyor. Siz de eğer pedagojik formasyonunuz varsa mesela kendinizi şu son söylediğimiz bilişim teknolojileri veya medya okuryazarlığı dersinde atamamış bir öğretmen olarak tanımlayabilirsiniz, İletişim fakültesi mezunusunuz, bir de pedagojik formasyonunuz varsa rahatlıkla şunu diyorsunuz: Ben medya okuryazarlığı dersini okutabilecek evsafta bir öğretmenim, o ada yanlış aslında, öğretmen adayayım, ama atanmadım, bunu deme hakkını arkadaşlarımız görüyorlar, o anlaşılabilir bir şey.

Onun çaresi bu planlamayı bir an önce hayata geçirmek, ona başlandı zaten, şu anda eğitim fakültelerin birçok alanında ya kapatıldı kontenjanlar veya çok ihtiyaca göre yeniden rasyonel bir seviyeye çekildi, o da devam edecek zaten.

Ama verdiğiniz örnek de çok doğru, yani siyasal bilgiler fakülteler fakültesini, insanlar siyasal bilgiler veya ilgili alanı bitirmeden kaymakam olamıyorlar, ama her o alanı bitiren de atamayan kaymakam olmuyor, onun sınav şartları ayrı. Yani sadece onunla ilgili okulu bitirmiş olmak atanmaya hak kazanmak anlamına gelmiyor. İşte onun için KPSS sınavı yapılıyor, KPSS sınavında da belli bir puanın üzerinde alanlar atanmaya devam ediliyor.

Şimdi atamayı da şöyle yapıyoruz: Diyelim bizim 100 bin öğretmen açığımız var, hesap anlaşılsın diye yuvarlak rakam üzerinden söylüyorum, toplam bütün Türkiye genelinde 100 bin öğretmen açığımız var diyelim. Bunun ne kadarı mesela biyoloji öğretmeni? Diyelim ki 3 bin, 3 bin biyoloji öğretmeni alırsak hiç biyoloji öğretmenine ihtiyacımız kalmayacak diyelim. Ne kadar tarih? İşte 3 bin 800 tarihçi alırsak burada da kontenjan dolmuş oluyor, bir daha emekliler dışında yeni bir öğretmen alımı yapamayacağız demiştir.

Şimdi 3 bin biyoloji öğretmenine ihtiyacımız var 100 bin açığımızın içinde ne demek? İhtiyacımızın yüzde 3’ünü biyoloji öğretmenleri teşkil ediyor demek. 3800 tarihçiye ihtiyacımız var ne demek? İhtiyacımızın yüzde 3,8’ini tarihçiler oluşturuyor demektir. O zaman bize tahsis edilen kadro ne? 37 bin, biz 37 binin yüzde 3’ünü biyolojiye tahsis ediyoruz, yüzde 3,8’ini tarihini, işte rakamları atarak söylüyorum, yüzde 5’ini matematik öğretmenliğine. Yani burada hiçbir branş lehine veya aleyhine psikolojik bir şeyle karar verilmiyor, tamamen ihtiyaçlar ve onların branşlara göre adil dağılımı üzerinden bu. O yüzden arkadaşlarımızın işte matematiğe bu sene çok verdiniz, geçen sene şu kadar vermiştiniz, onu bu sene şuraya indirin de bize şu kadar verin gibi taleplerinin arkasında rasyonel bir hesap yok.

Millî Eğitim Bakanlığı bu hesaplamaları şu söylediğim mantık üzerinden yapıyor. Ondan sonra da, bunları belirledikten sonra, yani 37 binden ne kadarı biyolojiye düşüyor, ne kadarı tarihe düşüyor, ne kadarı matematiğe düşüyor, onları belirledikten sonra da şuna bakıyoruz: Elimizde şimdi ne kadar yeni matematik öğretmeni var? 2 bin yeni matematik öğretmeni var, bunları illere nasıl dağıtalım? O zaman illerdeki boşluk durumuna bakıyoruz. Diyelim ki Artvin’de 8 tane matematik öğretmenimize ihtiyacımız var, Yozgat’ta da 1 tane matematik öğretmenimize var. O zaman Yozgat’a vermiyoruz 1 taneyi, Artvin’i de 1’e indirecek şekilde 7 tanesini oraya gönderiyoruz. Yani iller arasındaki dengeleri sağlamak için, eşitliği sağlamak için her yerde olabildiğince aynı sayıda, aynı branşta öğretmenleri istihdam etmeye çalışıyoruz.

Bunun şöyle bir dezavantajı var: En çok açığımız geçmişe dayalı olarak Doğu’da ve Güneydoğu’da olduğu için, yeni atanan bütün genç öğretmenlerimizi maalesef en tecrübesiz oldukları bir zamanda, yeni işe başlarken buralara göndermek zorunda kalıyoruz. Bu bizi çok rahatsız ediyor, ama belli bir tecrübe sahibi olan öğretmenlerimizi de zorunlu olarak Doğu’ya, Güneydoğu’ya gönderemiyoruz, orada da yine mahkeme ve şeyler devreye giriyor. Yani biz istiyoruz ki her yerde dengeli bir biçimde, tecrübeli öğretmenlerimizle yeni başlayan öğretmenlerimiz dengeli bir şekilde dağılsınlar ki hem birbiriyle tecrübe paylaşımı bakımından birlikte olsunlar, hem de bütün illerde tecrübeli ve tecrübesiz öğretmen dağılımları dengeli olsun, ama bunu şu andaki mevzuat gereği yapamıyoruz.

Bakın küçük bir rotasyon düzenlemesi yapmaya kalktık, onunla ilgili bir süre yeni asıllı, asılsız şeyler çıktı. Şimdi onu da belki soruluyor diye hemen ekleyeyim mi?”

 

 

Öğretmelerin rotasyonu

“Şimdi rotasyon şu: Bizim büyük şehirlerimizde, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, buralarda özellikle merkezi okullarda Çankaya’da, Gaziosmanpaşa’da, Antalya’nın en gözde semti diyelim Kemeraltı’nda okullarda 15 yılın üzerinde, 20 yıllık, 25 yıllık, 30 yıllık öğretmenlerimiz kümelenmiş vaziyetteler. Hizmet puanlarına bakarak oralar isteniyor, bu çok kıdemli öğretmenlerimiz de kendilerince haklı olarak kendilerince en mutena ilçelerdeki semtlerdeki okulları tercih ediyorlar, ama buralarda bir kemikleşme oluyor, oraya gelmek isteyen binlerce başka öğretmen var.

Şimdi rotasyon dediğimiz şey, bir ilden alıp bir başka ile göndermek, doğudan alıp batıya, batıdan doğuya, kuzeyden güneye filan değil, Aynı ilin içerisinde ilçe grupları oluşturmuşuz, yani Çankaya Yenimahalle, Bahçelievler filan gibi 3-4 ilçe. Diyoruz ki, sen Çankaya’daysan, 15 yılı da geçtiyse bulunduğun okuldaki hizmet süren, şu 3 ilçeden 40 tane okul tercih et, 40 tercih, 40 okuldan birine seni rotasyona tabi tutacağız diyoruz. Niye? Diğerlerinden buraya da gelebilenler olsun diye.

Şimdi bundan etkilenecek olan öğretmen sayımız 13 bin, bu 13 binin içinden büyük bir kitle bunu sürgün filan diye kamuoyunda bir köpürtme var. Ama buraya gelmek isteyen 60 bin öğretmen var, onların sesi çıkmıyor, onlar kendilerini yakıştıramıyorlar, onlar gitsin de biz oraya gelelim demeyi yakıştıramıyorlar ama, biz biliyoruz şeylerden, rakamlar önümüzde, en az 60 bin kişi oraya gelmek için sıra bekliyor. Dolayısıyla, öyle sürgün falan değil bu rotasyon meselesi, 15 yıl ve üzeri.

Bazı illerde, mesela bizim Ankara’da sınıf öğretmeni fazlamız var, Türkiye genelinde binlerce fazla sınıf öğretmenimiz var, yani derse giremiyor, oralar dolu. İşte Ankara’da mesela kitlenmiş dediğim o. Buna mukabil birçok ilde de hala sınıf öğretmeni açığımız var, şimdi bu yeni atama döneminde de sınıf öğretmeni alacağız. Elimizde bu kadar sınıf öğretmeni fazla, norm fazlası, ama onları o ilden alıp başka bir ile gönderemediğimiz için onları şimdi işte başka türlü değerlendirmeyi düşünüyoruz.”

25 Temmuz 2015

MEB’den Dershanlere Yazı: “Ya dönüşün ya da TBMM yeni yasa çıkarana kadar kapanın”

AYM kararına ilişkin MEB’de “hukuki boşluk oluştu” değerlendirmesi yapıldı. Dershanelere mektup gönderilip “Hukuken yoksunuz. Ya dönüşün ya da TBMM yeni yasa çıkarana kadar kapanın” denilecek

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) dershanelerle ilgili gerekçeli kararı yayımlanırken, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bundan sonra izlenecek yol haritasını belirledi. AYM’nin kararının ardından kanunen dershanenin karşılığı kalmadığı için MEB, dershanecilere mektup göndererek, “Artık hukuken yoksunuz. İster 15 gün içinde dönüşün istemezseniz TBMM yeni yasa çıkarana kadar kapanın” çağrısında bulunacak. AYM’nin dershanelerle ilgili gerekçeli kararını dün Resmi Gazetede yayımlamasının ardından Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, sabah saatlerinde bakanlıkta Müsteşar Yusuf Tekin, üst düzey bürokratları ve hukukçularıyla toplandı. Toplantıda, AYM’nin kararının dershaneler açısından hukuki bir boşluk ortaya çıkardığını, TBMM’nin yeni bir kanun çıkartana kadar mevcut mevzuat kapsamında ne yapılacağı görüşüldü. İşte MEB’in yol haritası:
DÖNÜŞÜME DEVAM: Dershanelerin özel okula dönüşümü kapsamında 3 bin 107 dershaneden 2 bin 260’ı bugüne kadar dönüşüm için bakanlığa başvuru yaptı. Bu dershanelerin okul dönüşümleri hızlanarak devam edecek. 967 dershane özel okula dönüştü. Dönüşüm için sırada bekleyen binden fazla dershanenin ruhsat başvuruları hızla değerlendirilerek sonuca bağlanacak. Dönüşümden geri adım olmayacak.
İSTEYEN RUHSATINI GERİ ÇEKEBİLİR: Dönüşüm için sırada bekleyen ancak AYM’nin kararından sonra dönüşmek istemeyen dershaneler ruhsat başvurularını geri çekebilecek. Ruhsatını geri çeken ve bugüne kadar dönüşüm için hiç başvurmayan binden fazla dershane bugünden sonra resmi olarak faaliyetlerini sürdüremeyecek. Bakanlık bu durumda olan dershane sahiplerine yönelik bir mektup hazırlayacak.
‘DÖNÜŞÜN’ MEKTUBU: Mektupta, Anayasa Mahkemesi’nin dershanelerle ilgili kararı hatırlatılacak. Bu kararın ardından geçerli kanunlarda dershanelerin yasal dayanağı kalmadığı belirtilecek. Dershanelerin yeniden faaliyete geçmesi için TBMM’de yeni bir kanun çıkartılması ve dershanelerin varlığının kanunen kabul edilmesi gerektiği belirtilecek. Eğitim hizmetlerini düzenleyen Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni bir kanun çıkana kadar mevcut mevzuata göre düzenleme yapmak zorunda olduğunu belirtilerek, “Eğitim hizmeti vermeye devam etmek istiyorsanız kanunen tanımlanmış, okul, çeşitli kurs, özel eğitim kursu, motorlu taşıt kurslarından birine dönüşebilirsiniz” çağrısında bulunulacak.
15 GÜNLÜK KRİTİK SÜRE: Bakan oluruyla bir defaya mahsus istisnai olarak bu durumdaki dershanelere mevcuttaki eğitim kurumlarından birine dönüşmeleri için 15 günlük süre verilmesi planlanıyor. Bu süre içinde başvurmayanların TBMM yeni bir kanun çıkartana kadar dershanecilik faaliyeti yürütemeyeceği belirtilecek.
KURSLAR SINAVA HAZIRLAYAMAZ: Çeşitli kurslar adı altında ‘Tek Ders Kursu’ da dershanelere sunulan alternatifler arasında olacak. Ancak tek ders kursları bakan oluruyla sadece öğrencilerin müfredat kapsamında gördükleri ‘Matematik’ ‘İnkılap Tarihi’ ve ‘Edebiyat’ derslerine takviye içerikli bir kurs olabilecekler. İşletmeler, bu kurslar için ayrı ayrı ruhsat almak zorunda olacaklar. Bu kursa dönüşebilmek için Özel Öğretim Kurumları’ndan ruhsat ve Talim Terbiye Kurulu’ndan da eğitim programlarının uygunluğu iznini almak şartı aranacak. Bu kursların dershanenin alternatifi olamayacağı, test içerikli sınava hazırlık eğitimi veremeyeceğine dikkat çekildi.
MEB AÇIKLAMA YAPACAK: Milli Eğitim Bakanlığı basın müşavirliği, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak, hukuk müşavirliği ve ilgili genel müdürlüklerin AYM’nin gerekçeli kararı ile ilgili ayrıntılı bir çalışma yürüttüğüne dikkat çekerek, “Bu çalışma tamamlandığında konuyla ilgili gerekli açıklamalar yapılacaktır” dedi.

‘KAPATILAMAZ AMA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİRLER’
Anayasa Mahkemesi’nin “dershane yasası” olarak bilinen ve Özel Eğitim Kurumları Kanunu’nda değişiklikler öngören yasaya ilişkin iptal kararının gerekçesi Resmi Gazete’de yayımlandı. AYM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın nasıl yorumlayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak bu kararıyla, “Kapatılmaları Anayasa’ya aykırıdır ama okula dönüştürülmeleri uygundur” dedi. Devletin bu alanda ölçülü olmak kaydıyla düzenleme yapma yetkisinin bulunduğunu kabul eden AYM, okul dışı öğrenim desteği alma ihtiyacının karşılanmasına yönelik alternatif çözüm yolları öngörülmedikçe dershanelerin kapatılmasının ölçüsüz olduğunu belirtti.

24 Temmuz 2015

MEB AYM’nin dershane kararını inceletiyor

Milli Eğitim Bakanlığının AYM’nin dershanelerin dönüştürülmesinin iptalinin gerekçeli kararı üzerinde ayrıntılı bir çalışma yürütüldüğünü bu çalışma tamamlandığında açıklama yapılacağını bildirildi.

 

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), Anayasa Mahkemesinin, dershanelerin dönüştürülmesini de öngören kanunun ilgili hükümlerinin iptaline ilişkin gerekçeli kararı üzerinde bakanlığın hukuk müşavirliği ve genel müdürlüklerin ayrıntılı bir çalışma yürüttüğü, bu çalışma tamamlandığında konuyla ilgili gerekli açıklamaların yapılacağı bildirildi.

MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna yönelik olarak açılan iptal davasına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 2014/88 Esas ve 2015/68 sayılı kararı ve gerekçesi 24 Temmuz 2015 tarih ve 29424 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı anımsatıldı.

Açıklamada, “Bakanlığımız hukuk müşavirliği ve ilgili genel müdürlükler gerekçeli karar üzerinde ayrıntılı bir çalışma yürütmektedir. Bu çalışma tamamlandığında konuyla ilgili gerekli açıklamalar yapılacaktır” ifadesine yer verildi.

AYM ‘Dershane’ kararının gerekçesini yayımladı

Anayasa Mahkemesi, Dershanelerin dönüştürülmesine ilişkin kanunun iptaline ilişkin gerekçeli kararını yayımladı.

 

Anayasa Mahkemesinin, dershanelerin dönüştürülmesini öngören Kanun’un ilgili hükümlerinin iptaline ilişkin kararının gerekçesi Resmi Gazete’de yayımlandı.

CHP, 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un, dershanelerin dönüştürülmesine ilişkin hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açmıştı.

Yüksek Mahkeme, 5 üyeye karşı 12 üyenin oy çokluğuyla Özel Eğitim Kurumları Kanunundaki “dershaneleri” ibaresinin yürürlükten kaldırılması, dershanelerin dönüştürülmesi ve gerekli dönüşümü tamamlamayan öğrenci etüt eğitim merkezlerinin eğitim öğretim faaliyetlerinin 1 Eylül 2015’e kadar devam edebileceğine ilişkin hükümleri iptal etti.

Kanun’un, “Okul ve Kurum Müdürleri, İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir” şeklindeki düzenlemenin iptal istemi ise oy birliğiyle reddedildi.

Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve Grup Başkanı ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Milli Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin, bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceğine ilişkin düzenleme ise oy birliğiyle iptal edildi.

Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanların ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına, Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanların ihdas edilen Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına, Şube Müdürü kadrolarında bulunanların ise Eğitim Uzmanı kadrolarına, halen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacaklarına ilişkin düzenleme de oy çokluğuyla iptal edildi.

Gerekçeden

Anayasa Mahkemesinin gerekçesinde, “Dershaneler, okul müfredatı konularına ilişkin bilgi edinmeye yönelik bir ihtiyacı karşılamaktadır. Kişilerin bir üst okula veya yükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık amacıyla özel teşebbüsler tarafından kanuna uygun verilen eğitim öğretim hizmetlerinden yararlanmaları ve bu suretle okul dışı eğitim almaları, Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı kapsamındadır” denildi.

Gerekçede, “Dava konusu kurallarla, eğitim ve sınav sisteminin yol açtığı, devletin de yasal statüye kavuşturduğu dershanelerin doğurduğu sakıncaları önleyici tedbirler almak yerine, bu kurumları tamamen yasaklamak suretiyle dershanelerin kapatılması yoluna gidilmesi, kişilerin sınavlara hazırlık kapsamında okul dışı özel kurumlardan eğitim desteği alma imkanını ortadan kaldırmakta, bu nedenle de eğitim ve öğrenim hakkını ihlal etmektedir” görüşü savunuldu.

“Okul dışı eğitim alma ihtiyacına çözüm yolları öngörülmeliydi”

Gerekçede, “Dershanelere ilişkin düzenleme yapılırken, bireylerin tercihleri doğrultusunda okul dışı eğitim alma ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik farklı çözüm yollarının öngörülmesi gerekmektedir. Belirtilen nitelikte bir düzenleme getirilmeksizin ve demokratik toplum düzeni yönünden zorlayıcı bir neden ortaya konulmaksızın, sınırlama amacını gerçekleştirecek, daha az sınırlayıcı araçlara da başvurulmadan tamamen yasaklayıcı bir yöntemle dershanelerin kapatılması, teşebbüs özgürlüğüne demokratik toplum düzeninde gerekli olmayan ölçüsüz bir sınırlama niteliğindedir”

Gerekçede, söz konusu nedenlerle, dava konusu kuralların, Anayasa’nın 13, 42. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ve iptalinin gerektiği ifade edildi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Başkanvekilleri Alparslan Altan, Burhan Üstün, üyeler Serdar Özgüldür, Serruh Kaleli, Osman Alifeyyaz Paksüt, Recep Kömürcü, Engin Yıldırım, Celal Mümtaz Akıncı, Erdal Tercan, Emin Kuz, Hasan Tahsin Gökcan’ın bu görüşüne, üyeler Nuri Necipoğlu, Hicabi Dursun, Muammer Topal, Kadir Özkaya ile Rıdvan Güleç katılmadı.

Karşı oy gerekçesi

Çoğunluğun görüşüne katılmayan üyelerin karşı oy gerekçesinde, eğitim öğretim alanında faaliyet gösterecek özel teşebbüslerin söz konusu faaliyetlerinin eğitim öğretim politikasını belirleme yetkisi olan kanun koyucunun öngöreceği düzenlemelere uygun olması gerektiği belirtildi.

Karşı oy gerekçesinde öne çıkan görüşler şöyle:

“Kanun koyucuya göre, dershaneler tarafından ifa edilen faaliyetler ve dershaneciliğin geldiği fiili durum, devletin bizzat kendisi tarafından veya izin verdiği özel eğitim öğretim kurumları tarafından yürütülen eğitim ve öğretim hizmetlerini olumsuz etkilemeye başlamış, aksatır hale gelmiştir.”

“Bu durum önemli kamusal zararlara yol açmıştır ve açmaya devam etmektedir. Dershaneleri önceki dönemlerde eğitim öğretim faaliyetleri yönünden kamuya yararlı gören ve bu nedenle ‘özel eğitim kurumları’ kapsamına alan kanun koyucu, aradan geçen süre zarfında dershane faaliyetlerinin eğitim öğretim alanında yol açtığı olumsuz sonuçları ortadan kaldırmak amacıyla dershaneleri ‘özel eğitim kurumları’ kapsamından çıkarmıştır.”

“Genel ve sosyal bir hak öğrenim hakkının bir parçası ‘bilgiye erişme hakkının’ somut kullanılmasına imkan sağlanmasının bir zorunluluk olduğu söylenebilir ise de bilgiye erişimin mutlaka mevcut statüdeki dershaneler aracılığıyla sağlanması gerektiğinin, bunun bir anayasal zorunluluk olduğunun söylenmesi mümkün değildir.”

21 Temmuz 2015

Avcı: “Kanunda karşılığı kalmayan dershaneler KPSS kursu, takviye kursu olabilirler. Bizim önerimiz takviye kursu olmaları”

Milli Eğitim Bakanlığı Anayasa Mahkemesi’nin dershanelerle ilgili iptal kararının ardından özel okula dönüşmek istemeyen dershaneler için yeni bir model oluşturdu. Binden fazla dershane “Tek Ders Kursu” olacak. Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, “Kurslar sadece matematik, edebiyat ve inkılap tarihi olarak takviye kursları altında hizmet verebilir” dedi. Kurslar her ders için bakanlıktan ayrı ayrı izin alacak. Düzenleme, bir defaya mahsus yapılacak. Bakan Nabi Avcı “Kanunda karşılığı kalmayan dershaneler KPSS kursu, takviye kursu olabilirler. Bizim önerimiz takviye kursu olmaları” diye konuştu.

19 Temmuz 2015

Avcı: ‘Öğrencilerimizi ortada bırakmayız’

Milli Eğitim Bakanı Avcı, “Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı ne olursa olsun gereğini yaparız. Hiçbir öğrencimizi mağdur etmeyiz. Öğrencilerimizi ortada bırakmayız, kurda, kuşa kaptırmayız” dedi.

 

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, partisinin il başkanlığınca Türkiye Lokomotif Sanayi AŞ (TÜLOMSAŞ) Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen bayramlaşma töreninde konuşma yaptı.

Milli Eğitim Bakanı Avcı, Anayasa Mahkemesinin dershanelere ilişkin kararına da değinerek, şu görüşleri dile getirdi:

“Milli Eğitim Bakanı olarak, bu günlerde bayram sohbetlerinde de gündeme gelen bir konuda birkaç söz söylemek istiyorum. O da Anayasa Mahkemesinin aldığı söylenen ve henüz gerekçeli kararı bize ulaşmamış olan iptal düzenlemesi. Bununla ilgili muhtelif vesilelerle açıklama yaptım. Bir kere daha burada tekrar etmek istiyorum. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı her ne olursa olsun, hangi gerekçeyle hangi madde ne kadar iptal edilmiş, onu görelim, gereğini yaparız. Hiçbir çocuğumuzu, öğrencimizi mağdur etmeyiz. Öğrencilerimizi ortada bırakmayız. Öğrencilerimizi kurda, kuşa kaptırmayız.”

‘Sektör temsilcilerini yarı yolda bırakmayız’

Bakanlık olarak martta iptal davası için müracaat edildiği günden beri alternatif senaryolar üzerindeki çalışmalarını tamamladıklarını aktaran Avcı, “Bizimle çok verimli iş birliği yapan sektör temsilcilerini ve gerçekten eğitime katkıda bulunmak isteyen özel girişimcileri mağdur edecek, yarı yolda bırakacak hiçbir kararı da onaylamayız, yürürlüğe koymayız” değerlendirmesinde bulundu.

Avcı, Anayasa Mahkemesinin kararını dikkate alacaklarını vurguladı.

Avcı, şunları kaydetti:

“O karar çerçevesinde her ne ise o karar, gerekçesi her ne ise o karar çerçevesinde yine hukukun içinde kalarak, çocuklarımızın, gençlerimizin ve girişimcilerimizin hukukunu koruyacak tedbirleri başından beri zaten planladık. Onları uygulamaya koymakta bir saniye bile tereddüt etmeyiz. Onun için herkes çok rahat olsun. Bu tür söylentiler üzerinden kargaşa ve kaos duygusu uyandırmak isteyenlere de kimse fırsat vermez. Türkiye’de dün olduğu gibi bugün de sorumlu hükümet iş başındadır.

Yarın da sorumluluklarının bilincinde olarak hizmetlerine devam edecektir. Bunun için rahat olalım. Tabii ki hukuka saygımız var ama mahkemelerin, Anayasa Mahkemesi de dahil, karar verirken kararı zamanında yani uygulanabilir süre içinde vermeleri büyük önem taşıyor.”

Eğitimin çok geniş alanı kapsadığını, her ailede eğitimle ilgili çocukların, öğretmenlerin ve velilerin bulunduğuna işaret eden Avcı, bu alana yönelik bozgunculuk girişimlerinin bütün toplumu ilgilendirdiğini söyledi.

Avcı, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Önümüzdeki günlerde Milli Eğitim Bakanlığına, Milli Eğitim Bakanlığının icraatlarına yönelik bu tür kanun dışı, korsan girişimler olursa’ diye şimdiden bunları mahkemelere de hatırlatıyorum. Kanun çok açık, herkes görevini yasalarda yazdığı şekilde yapmak zorundadır. Milli Eğitim Bakanlığı olarak ne yaptığımızı, ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Endişeye mahal yok. Çocuklarımızın geleceğini karartacak hiçbir girişime fırsat vermeyeceğimizi bir kere daha buradan bayram gününde kamuoyuyla paylaşmak istedim.”

18 Temmuz 2015

Avcı: “AYM Dershaneler Yasası İptal Gerekçesini Çarşamba Yayımlayabilir”

TRT Haber’e konuk olan Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Canan Reçber´in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

 

Bayram mesajı

“Öncelikle sizlerin, stüdyodaki arkadaşların ve tabi bizi izleyen izleyicilerimizin, öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin, velilerimizin, milletimizin Ramazan Bayramını tebrik ediyorum, sağlık içinde, afiyet içinde nice nice bayramlar diliyorum.”

 

“Anayasa Mahkemesi yürütmesinin durdurulması talebini ret ettiği yasayı iptal etti”

“Önce ne olup bittiğini kısaca bir özetlemekte fayda var. 1 Mart 2014’te yaptığımız bir yasal düzenlemeyle Millî Eğitim kurumları arasında bundan böyle  -yani 1 Eylül 2015 tarihi itibariyle- dershane kurumlarının özel öğretim kurumlarına, yani okullara veya farklı kurslara dönüşmesine ilişkin bir düzenleme yapılmıştı. Mart 2014’te çıkan bu yasaya daha sonra Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açıldı. Bu iptal davası Aralık 2014’e kadar, yani yaklaşık 8 ay Anayasa Mahkemesi’nde bekledi. 8 ay sonra, Aralık 2014 tarihinde, Anayasa Mahkemesi yürütmenin durdurulması talebini reddetti; yani bu yasanın iptali için dava açan milletvekilleri aynı zamanda yürütmenin durdurulması talebinde de bulunmuşlardı, ama Anayasa Mahkemesi Aralık 2014 tarihinde verdiği ara kararla yürütmenin durdurulması talebini ret etti, ´yani devam edin işlemlere´ demiş oldu. Nitekim, o dönüşüm takvimine ve frekansına, yani kurumların dönüşüm müracaatlarına baktığımız zaman, Aralık ayına kadar nispeten yavaş işleyen dönüşüm taleplerinin,  Ocak’tan itibaren, yani Anayasa Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma talebini ret etmesinden sonra hızla arttığını gördük. Bunu ben muhtelif programlarda da söyledim.

Niye böyle oldu? Çünkü özellikle bu alanda çalışan sektör temsilcileri, dershane sahipleri Anayasa Mahkemesi’nden yürütmenin durdurulması reddedildiğine göre iptal davasının da reddedileceği izlenimini edindiler ve dolayısıyla müracaatlar arttı. Bugüne kadar gerçekleşen  rakamları kısaca özetleyeyim:  Toplam 3 bin 107 dershaneden 2 bin 280’i bugüne kadar dönüşüm için başvurdu. 3 bin 107 dershanenin 2 bin 280’i… Bu 2 bin 280 müracaattan da 2 bin 260’ına biz, ´sizi dönüşüm programına alıyoruz, hakkınızda incelemeler yapılacak, ona göre karar verilecek, dolayısıyla siz hazırlıklarınızı yapın´ demiş olduk. Bu incelemeler devam ederken,  967 dershane de bu arada özel okula dönüştü; ya temel liseye, ya Anadolu lisesine, ya ilkokula, ya ortaokula, veya anaokuluna dönüştü…

Ve geldik bugüne…

Anayasa Mahkemesi´nin  gerekçeli kararı bugüne kadar henüz  bize ulaşmış değil; dolayısıyla şimdi duyumlar üzerinden konuşuyoruz…  Burada da bir sıkıntı var;  çünkü biliyorsunuz  Anayasa Mahkemesi kararları gerekçesiyle açıklar. Yani gerekçesi olmaksızın Anayasa Mahkemesi karar açıklamaz, açıklayamaz… Bu kural, Anayasa Mahkemesi’ni de bağlayan bir kural. Ve henüz gerekçeli karar ortada yok.”

 

Anayasa Mahkemesi kararının sızdırılması

“Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı açıklanmadı, bize resmen herhangi bir bildirimde bulunulmadı, ama özellikle belli medya organları üzerinden Anayasa Mahkemesi’nin ne tür bir karar aldığı bilgisi veya duyumları sızdırılmaya başladı; şimdi o duyumlar üzerinden konuşuyoruz…

Ben Anayasa Mahkemesi’nin karar toplantısından sonra, karar için toplandığı günün ertesinde,  bu duyumlar, bu spekülasyonlar medyada çok fazla yer almaya başlayınca bir açıklama yaptım ve henüz gerekçeli kararın açıklanmadığını, dolayısıyla şu anda yapılan yorumların uygun olmayacağını, mahkemeyi bağlayıcı şeyler söylemenin doğru olmadığını özellikle vurguladım. Fakat bu spekülasyonlar devam ediyor.  Bugün bayram, bayramda insanlar ziyaretlere gidecekler, bu konular bayram sohbetlerinde de gündeme gelecek…  Binlerce, yüz binlerce ailede bu spekülasyonlardan kaynaklanan  yerli-yersiz tereddütler oluşabilecek…  Dolayısıyla hiç olmazsa onlara gerçek durumun ne olduğunu, ne olabileceğini anlatalım;  medyada yer alan pek çok yalan-yanlış haberin etkisiyle yanlış kanaatlere kapılmamaları için böyle bir program yapalım diye düşündük.

Bayram günü daha güzel, daha ufuk açıcı konulardan da söz etmek isterdik, ama bu da doğrusu çok iç karartıcı konu değil şimdi birazdan açıklayacağım nedenlerle…

 

“Velilerimizin, öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin, sektörün tedirgin olmasını gerektirecek bir durum yok”

“Velilerimizin, öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin, sektörün tedirgin olmasını gerektirecek bir durum olmadığını şimdi ben gerekçeleriyle açıklayacağım.

Geçen hafta, bu duyumlar üzerine,  biz sektör temsilcilerini davet ettik. Biz zaten bu dershanelerin dönüştürülme sürecini sektörle çok yakın işbirliği içinde yürüttük. Hatta 1,5 ay önce İstanbul’da sektör temsilcileri bir toplantı düzenlediler, sektörün yüzde 70’ini temsil eden şemsiye dernekler, kuruluşlar bir toplantı düzenlediler ve orada Millî Eğitim Bakanlığı’na hem sürecin yürütülme aşamasındaki işbirliğinden ötürü, hem de varılan sonuçlarla ilgili olarak teşekkür ettiler. Özel öğretim sektörüyle bu işbirliğimizi ve istişarelerimizi bundan sonra da,  bu yeni ortaya çıkan durumla ilişkili olarak da sürdüreceğiz. Bunun ilk işareti olmak üzere de Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürümüzü sektör temsilcileriyle bir toplantı yapması konusunda talimatlandırdık ve sektör temsilcileriyle Genel Müdürlüğümüzde bir toplantı yapıldı. O toplantıda alternatif senaryolar üzerinden her konuyu elden geçirdik. ´Alternatif senaryolar´ diyorum, çünkü  Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı elimizde olmadığı için şöyle de olabilir, böyle de olabilir diye düşünerek alternatif senaryolar üzerinden konuşuyoruz…

 

“Kimse bir kaos, karışıklık beklemesin”

“Dediğim gibi, bütün alternatifleri göz önünde bulundurarak ´ne olursa ne yaparız, nasıl yaparız, birlikte nasıl yaparsak doğru çözümlere ulaşırız,´ bunu konuşmak üzere sektör temsilcileriyle toplandık, çok verimli bir toplantı oldu. Ve duyduğuma göre Anayasa Mahkemesi  önümüzdeki Çarşamba günü, bayramdan sonraki Çarşamba günü gerekçeli kararını açıklayacak  deniyormuş… Eğer öyle olursa, Çarşamba’dan itibaren biz o gerekçeli kararda  iptali istenen  7 maddeden hangilerinin iptal edildiğini; hangi gerekçeyle iptal edildiği, iptalin tümden mi, yoksa kısmî bir iptal mi olduğunu; bunları gerekçelerini,  okuyarak göreceğiz. Ona göre de her bir maddeyle ilgili olarak bundan sonra ne yapılması gerekiyorsa onu yaparız. Dediğim gibi muhtemel alternatifler üzerinde çalışmalarımız var, geçmişte de vardı… Anayasa Mahkemesine iptal başvurusunda bulunulduğu günden itibaren biz olası bütün sonuçları göz önüne alarak çalışmalarımızı sürdürdük. Dolayısıyla, kimse bir kaos, bir karışıklık beklemesin. Biz,  gerekçeli karar açıklanır açıklanmaz,  sektörle, ilgili bütün paydaşlarla da istişare ederek, görüşerek geliştirdiğimiz çözüm önerilerini paylaşırız ve en uygun çözümleri birlikte oluştururuz.”

 

“Anayasa Mahkemesi kararları geriye işlemez”

“Genel kural olarak , zaten Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye işlemeyeceği  kuralı var, ama onun da ötesinde,  anayasa hukukçularının büyük  bir bölümü -başka görüşte olanlarda var ama bizim de kanaatimiz o- şu anda  Özel Öğretim Kurumları Kanununda tanımlanmış olan eğitim kurumlarımız var. Özel Öğretim Kanunu, ´özel öğretim kurumu´ndan neleri anlıyor? Burada özel okullar var, yani okullar var, kurslar var, dershaneler vardı onu kaldırmıştık kanundan; 1 Eylül 2015 tarihinden sonra bunlar dönüşmüş olacaklar kanunun gereği olarak diye o madde, o kategori, dershane kategorisi çıkarılmıştı. Dolayısıyla, okul var, kurslar var özel etüt eğitim merkezleri var. Dolayısıyla,  şimdi bu iptalden sonra,  Anayasa Mahkemesi´nden eğer bu şekilde bir karar çıkarsa, bu kararla Anayasa Mahkemesi  bizim dönüştürmek istediğimiz dershaneleri tümüyle hükümsüz hale getirmiş olur, çünkü kanunda karşılığı olmayan bir kurum haline gelirler, deniyor.”

 

Temel liseler faaliyetlerine devam edecek

“Bugün basına yansıyan bazı yorumlarda şöyle bir şey vardı: Anayasa Mahkemesi´nin bu durumu sonradan fark ettiği veya bu durumu göz önüne alarak ´bu kurumlar dershane adıyla devam edemezler ama, kurs olarak müracaatlarının alınması gerekir´ türünden bir gerekçe hazırlandığı söyleniyor…  Şimdi böyle bir öneriyi yapması hukuk tekniği bakımından,  anayasa hukuku bakımından gerekli mi, gereksiz mi, uygun mu, değil mi onlara girmeyeyim, ama zaten bizim de dönüşmemiş olan veya dönüşüm için müracaat etmiş ama henüz ruhsat almamış olan kurumlardan eğer bu müracaatlarını geri çekmek isteyenler olursa bunlara önerebileceğimiz şudur: Dediğim gibi bu gerekçeli karar elimizde olmaksızın senaryo olarak söylüyorum; bu takdirde bugün dershane adı altında faaliyet göstermekte olan ama kanunda karşılığı kalmadığı görülecek olan kurumlara, şunu söyleyebileceğiz:  ´Kanunda tanımlanış kurum türleri, yani elimizdeki kurumlar şunlar: Özel okula dönüşebilirsiniz;  Etüt Eğitim Merkezine dönüşebilirsiniz veya Kurslara dönüşebilirsiniz… Kursların da farklı türleri var biliyorsunuz. İşte KPSS kursu da var, takviye kursu olabilirler, yani bizim geliştirdiğimiz senaryo önerisi takviye kursu olmasıydı. Temel Liselere gelince…  Onlarla ilgili bir sorun yok, dönüşüm için müracaat etmiş, temel lise olmak için ruhsat almış veya sıra bekleyen,  müracaatlarını devam ettirecek olan kurumlar için hiçbir sorun yok. Temel Liseler devam edecek. Mevcutlar devam edecek;  sırada bekleyen müracaatlar da, yeni başvuracak olanlar da değerlendirilecek ve dershaneden temel liseye dönüşmesi uygun görülenler ruhsatlandırılmaya devam edecek.”

 

 

Mahkeme, gerekçeli kararında temel lise ile ilgili karar verebilir mi?

“Onu diyemez, çünkü o iptal davası müracaatları içerisinde temel liselerle ilgili bir iptal talebi yok. Dolayısıyla, temel lise yeni bir kurum…  Bununla ilgili herhangi bir iptal kararı, müracaat falan da yok… Dolayısıyla temel liseler faaliyetlerine devam edecekler. Bu arada kamuoyundan bize gelen, muhtemelen size de gelen sorular olabilir;  hemen bunun devamı olarak: Özel okula dönüşmek isteyenler dönüşmeye devam edebilecekler mi? Evet, devam edebilecekler. Özel okul peki…

Bizim kriterlerimizi karşılayan  967 tanesi zaten bu kriterleri karşılamış ve dönüşmüş. Diğer bekleyen 2 bin 260 tanesinden 967’yi düşün, geri kalan 1293  tanesinden  kriterleri karşılayanlara da peyderpey ruhsatları verilecek,; dolayısıyla, orada bir sorun yok. Şunu sorabilirler size veya bize: ´Peki bu 2260 müracaat sahibinden 967’si  ruhsatlandırıldı; diğerleri henüz ruhsatlandırılmamış, onlar bu müracaatlarını geri çekebilirler mi?´  Geri çekebilirler.”

 

Yasada olmayan bir kuruma ´kapatılamaz´ hükmü

“Dershaneler kurs olabilirler, okul olabilirler, ama ´dershane´ olarak  yasada karşılığı yok. Anayasa Mahkemesi´nin -eğer dediyse- ´kapatılamaz´ dediği o kategori kanundan çıkmış zaten…  Kanunda şu anda dershane diye bir kurum tanımlanmıyor. Anayasa Mahkemesi yeni bir düzenlemeyi iptal ettiği zaman eski kanunu yürürlüğe sokma kabiliyetine veya hakkına veya yetkisine de sahip değil.

Dönüşecekler kursa dönüşebilirler, okula dönüşebilirler, takviye kursuna dönüşebilirler, etüt eğitim merkezine dönüşebilirler. Bizim önerimiz takviye kurslarına dönüşmeleri olabilir.  Takviye kursu nedir? Biz bu kursları geçen sene başlattık. Devlet okullarında, çocukların normal müfredatta gördükleri derslerden herhangi birinde veya birkaçında eğer ayrıca bir takviye ihtiyacı duyuyorlarsa, yani o dersten yeterince iyi yetişmediklerini, yeterince hazırlanamadıklarını düşünüyorlarsa, onlar için biz  bütün okullarımızda hafta sonlarında ücretsiz takviye kursları açıyoruz. Geçen yıl pilot uygulama olarak başladığımız bu uygulama çerçevesinde  geçen yıl  18 bin 290 örgün ve yaygın kurumumuzda takviye kursları açtık. Buralarda kaç tane kurs açtık? 179 bin 306 kurs açtık. Bu kursları öğrencilerimizin ve velilerimizin talebi doğrultusunda açıyoruz; yani 10 öğrenci, meselâ  ´biz matematik takviye kursu almak istiyoruz´ dedikleri zaman,  onlara bir kurs açıyoruz. En az on  öğrenci biyoloji dersinde, fizik dersinde, Türkçede, İngilizcede.. hangi dersten takviye almak istiyorlarsa onlara o kursu açıyoruz.”

 

“Kaç öğrenci müracaat etmiş, kaç öğrenciye biz geçen yıl takviye kursu vermişiz?

İki milyon 687 bin 946 öğrenci… Şimdi bu rakamları  bir kere daha söylemekte fayda var: Evet, tam  2 milyon 687 bin 946 öğrenci, geçen yıl devlet okullarında ücretsiz takviye kursları aldı. Önümüzdeki yıl bunun artarak devam edeceğini görüyoruz. Bu takviye kurslarında 112 bin öğretmenimiz görev yaptı; buradan bir kere daha onlara çok teşekkür ediyorum. Verdiğimiz bu takviye kurslarına katıldıkları için öğretmenlerimize verdiğimiz ders ücretini yüzde 100 arttırdık.  Evet, öğretmenlerimiz de ona memnun oldular ama gönül tabii  daha fazlasını istiyor. Daha fazlasını şu anda yapamıyoruz, ama buradan bir kere daha öğretmenlerimize hatırlatmak istiyorum, bu öğretmenlerimize gerçekten müteşekkiriz. Önümüzdeki yıldan itibaren bu takviye kurslarına giden ve yılsonuna kadar bunu aksatmadan sürdüren öğretmenlerimize, bulundukları hizmet bölgesinde geçerli olan hizmet puanın yüzde 50 fazlasını vereceğiz. Bu öğretmenlerimiz için önemli bir bilgi.

Dolayısıyla bu şu anda dershane olarak çalışan veya dönüşüm için müracaat etmiş ama dönüşümden vazgeçmek isteyen kurumlar takviye kurslarına dönebilirler senaryolarımızdan biri bu. Ama dediğim gibi bütün bunları yapabilmemiz için, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını görmemiz ve bize nasıl bir hareket sahası bıraktığını görmemiz lâzım.  Neleri yapıp, neleri yapamayacağımızı o gerekçeli karar üzerinden netleştirdikten sonra bunları daha rahat konuşuruz  inşallah.

Ama dediğim gibi,  temel liselere kaydını yaptırmış olan öğrencilerimizin tedirgin olmalarını gerektirecek bir durum yok. Temel liselerdeki o eğitimlerine, öğretimlerine devam ederler. Temel lise açmış olan müteşebbislerimizin tedirgin olmalarına gerek yok. Millî Eğitim Bakanlığı bu süreçte bizimle çok yararlı işbirliği yapmış olan ve temel liselere dönüşmüş olan bütün bu kurumlarımızın arkasındadır. Bu kurumların geleceğini de çok parlak görüyoruz. Bu kurumlar üzerinden bu dershane sorununun da büyük ölçüde giderildiğini önümüzdeki yıllarda daha net göreceğiz.

Tabii mezun öğrenciler de bu takviye kurslarından yararlandılar, bundan sonra daha çok yararlanacaklar. Onlara da bütün halk eğitim merkezlerimizde bu takviye kurslarını açıyoruz”

 

Takviye kursları herkes için ücretsiz

“İster mezun olsun, ister şu anda örgün veya yaygın eğitime devam ediyor olsun, bütün kursa katılanlar için bu takviye kursları ücretsizdir. Onunla ilgili olarak da bazı medya organlarında bu takviye kurslarını karalamak adına, -çünkü bunlar dershaneler için çok ciddi bir rekabet ortamı oluşturdular, o yüzden-  bunlara yönelik bazı dezenformasyon faaliyetleri olduğunu da görüyoruz, biliyoruz;  bunlar doğru değildir. Bu kurslar her düzeyde, her branşta ücretsiz kurslardır.

 

Temel liseler ile özel liseler arasında fark var mı?

“Müfredat aynı, yalnız ders saatleri daha az. Biz  dershanelerin dönüşüm sürecinde,  bu kurumları,yani dershanelerden okula dönüşecek kurumları tasnif ettik ve gördük ki bazı kurumlar, bazı dershaneler, beşerî ve fizikî  altyapı imkanları itibariyle özel okula dönüşmeye müsait… Özel okul için belli kriterler var;  işte bahçeniz şöyle olacak, merdiveniniz böyle olacak, bahçeniz,  sınıfınız, laboratuvarınız, atölyeniz şöyle olacak gibi…  Gördük ki  bazıları henüz bu şartlara sahip değil. Onlara da dedik ki ´siz de dönüşün; ama size, dört yıl için,  bir ara formülle,  temel lise formülüyle bir geçiş dönemi sağlayalım. Özel okullarda aradığımız bu asgarî standartları sizin için biraz esnetelim, ama siz de bize taahhütte bulunun…  Dört yıl sonra ben özel okula dönüşeceğim ve o koşulları yerine getireceğim diye taahhüt imzalayın…´

İşte bu koşullarla 967’si şu anda faaliyete geçmiş durumda, diğerlerinin   müracaatları da değerlendiriliyor. 1293 tanesinin de müracaatları değerlendiriliyor. Dolayısıyla, bu kurumlar kalıcı kurumlardır. Büyük bir kısmı,  bence hemen hemen tamamı,  bu koşulları yerine getirerek standart özel okullara dönüşeceklerdir.  Nereden biliyorum? İşte dershane sahipleriyle, sektör temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde hep şunu söylüyorlar: ´Biz ilk defa eğitimci olduğumuzun farkına vardık.  Dershanecilikten buraya geçtiğimiz zaman gerçekten eğitimin tadına vardık.´  Bazıları dediğim gibi hemen dönüşemeyebilir; bir sürü teşvik tedbiriyle dört yıllık bir süre tanımışız zaten… Dört yıl içerisinde, hem alacakları teşviklerle, hem de görecekleri  rağbet oranında onlar da özel okula dönüşeceklerdir.”

 

Özel okul teşvikleri

“Türkiye’nin özel okullaşma oranları OECD ülkelerine göre çok geride, 2002´de yüzde 2,3  civarındaydı. Şimdi bu yaptığımız düzenlemelerle yüzde 5,2´ye çıktı; önümüzdeki yıllarda daha da artacak… OECD ortalaması yüzde 15…  Özel okullaşma ne getirir? Özel okullaşma devlet okulları üzerindeki yükün özel sektör tarafından paylaşılması demektir. Bu konuda da kamuoyunda da çok ciddi bir talep var. Dolayısıyla, biz hem özel okul girişimcilerini teşvik etmek, hem de çocuklarını özel okula vermek isteyen sınırlı imkanlara sahip velileri desteklemek için her okul kademesinde,  okul öncesinde, ilkokulda, ortaokulda, lisede ve temel lisede çocuklarını buraya gönderecek velilere,  kademesine göre 2 bin 500 lirayla 3 bin 500 lira arasında değişen öğrenci başına destek verdik. Geçen yıl ne kadar öğrenciye destek verdik? 167 bin öğrenciye destek verdik. Bu yıl ne kadar vereceğiz? Bu yıl en az 180 bin öğrenciye vereceğiz.

Biz velilerin gelir durumuna bakarak, çocuğun başarı durumuna bakarak, aynı ailede eğitime devam eden kaç çocuk olduğuna bakarak, yani nesnel koşullarla bazı kriterler belirliyoruz.  Geçen yıl 250 bin öğrenciye  teşvik verecek şekilde hazırlık yapmıştık, fakat 167 bin bu kriterlere uyan çocuğumuza verdik. Bu yıl 180 bin üzerinden Maliye Bakanlığı’yla önümüzdeki hafta bu müzakerelerimizi netleştirmiş oluruz, ama en az 180 bin öğrencimize,  teşvik miktarını da biraz arttırarak, bu teşvikleri vermeye devam edeceğiz; temel lisede de vereceğiz, Anadolu liselerinde de vereceğiz, özel Anadolu liselerinde de vereceğiz, özel fen liselerinde de, özel ortaokullarda da, özel ilkokullarda da, özel ana sınıflarında da… Miktarlar değişebilir, dediğim gibi 2 bin 500 lira ana sınıfındaki öğrenci, 3 bin 500 lira Anadolu lisesindeki öğrenci, ama miktarlar değişebilir, biraz daha artabilir şimdi. Dolayısıyla, teşvikler devam edecek, hiç kimsenin endişesi olmasın. Ve o teşvik alan öğrencilerimiz de bunu okulu bitirene kadar almaya devam ediyor, yani bir yıllığına vermiyoruz; derslerinde başarılı oldukları sürece, o eğitim kademesinden mezun olana kadar bu teşvikleri almaya devam edecekler…

Bir de şu var: Geçen yıl sadece devlet okulundan özel okula geçen öğrencilere veriyorduk, şimdi özel okulda okuyan öğrenciler de müracaat edebilecekler. Yani illa bir devlet okulundan geçenlerle sınırlı değil, özel okulda okuyan, ama diyelim ki şartları bugün biraz daha zorlaşmış ve özel okul ücretlerini denkleştirmekte sıkıntı çekenlerde  müracaat edebilirler. Kriterleri karşılıyorlarsa onlar da teşvik alabilecek.”

 

Dershane öğretmenlerinin MEB kadrosuna atanması

“Anayasa Mahkemesi’nin aldığı söylenen karara ilişkin duyumlarımıza dayanarak şimdilik şunu söyleyebilirim: Eğer Anayasa Mahkemesi bunu  da iptal ettiyse o zaman yapacak bir şey yok.  Biz bu dönüşüm sürecinde dershanelerden ayrılacak veya kurumu kapandığı için veya dönüşen yeni kurumda kendisine yer bulamadığı için başta kalabilecek  öğretmenler için böyle bir imkan planlamıştık, ama bu iptal edildiyse şayet, gerekçeli kararı görünce onu da görmüş oluruz, o zaman onlarla ilgili bir şey yapmamız mümkün olmayabilir.”

 

Millî Eğitim Bakanlığının sınavsız bir sistem çalışması var mı?

“Şimdi tümüyle sınavsız bir sistem olmaz.  Sınavsız olmaz ama, sınav var, “sınav” var. Yani bizim en büyük önceliğimiz, her düzeydeki sınavları olabildiğince test sınavı olmaktan çıkarmak; ikincisi yine test olabilir ama müfredata dayalı test yaptığınız zaman sadece test becerileriyle birileri birilerinin önüne geçmiş olmaz. Biz bunun ilk uygulamasını kamuoyunda TEOG diye bilinen sınavlarla yaptık. TEOG aslında yeni bir sınav değil, SBS denilen merkezi sınavı kaldırdık, seviye belirleme sınavını kaldırdık ve ortaokul son sınıftaki öğrencilerin her dönemde 6 dersten birer yazılılarını merkezden kontrollü olarak yapmaya başladık. Neye dayalı olarak? Müfredata dayalı olarak… Yani öğretmenlerin sınıfta anlattıkları, sınıfta işlenen konular  sınavın gövdesini oluşturmaya başlayınca dershane talebi birden 8. sınıflarda çok düştü. Dolayısıyla, biz aynı şeyi liselerde de öngörüyoruz.

Bu tablet bilgisayarlarımızın -3 yıl veya 4 yıllık bir vade içerisinde-  bütün öğrencilerimize dağıtılması halinde, bu sınavları her istediğimiz zaman merkezden ve sadece test de değil, açık uçlu yapabilir hale geleceğiz, FATİH Projesi o bakımdan çok önemli bir proje. Bununla ilgili olarak tabii ki bizim yaptığımız, gerçekleştirdiğimiz çalışmalar da var, planladıklarımız da var, şu anda yürürlükte olanlar da var, şu anda pilot uygulamaları sürenler de var;  bunlar önümüzdeki hükûmet döneminde de  inşallah hızlanarak, yaygınlaşarak devam edecek.”

 

Mahkemelerin sınav sorusuyla ilgili kararları çok geç vermesi

“Anayasa Mahkemesi’nin kararından kaynaklanan tartışmalar üzerine bir konuyu kamuoyunun bilmesinde yarar var: Millî Eğitim Bakanlığı’nın uygulamalarıyla ilgili olarak çok sık şöyle bir klişe kullanılıyor: ´Efendim, Millî Eğitim Bakanlığı sık sık mahkemelik oluyor, hatta mahkeme kararlarını da dinlemiyor, uygulamıyor…´  Böyle söylentiler ve iftiralar çok sık gündeme getiriliyor.  Özellikle sınav iptalleriyle ilgili olarak veya soru iptalleriyle ilgili olarak…

Şimdi bakınız, 1 milyon 300 bin çocuk her yıl bu sınavlara giriyor.  Bu sınavlarda hata olmaz mı? Olur. Bunlarla ilgili mahkemeye gidilmez mi? Gidilir, en tabii haklarıdır. Herhangi bir mağduriyet yaşadığını düşünen herkes, özellikle sınavlarla ilgili olarak mahkemeye müracaat edebilir.

Fakat bizim gerek SBS sürecinde, gerek TEOG süreçlerinde yaşadığımız bir şey var:  Biz diyelim Nisan veya Mayıs veya Haziran ayında sınav yapıyoruz. Sonuçları açıklıyoruz. Aradan zaman geçiyor; diyelim Temmuz ayında bir veli veya birkaç veli bir soruya itiraz ediyor.  Ama mahkeme bu itirazı hemen değerlendirmiyor. Ne oluyor? Çocuklar tercihlerini yapıyorlar, okullar açılıyor, sınıflarına yerleşiyorlar, sınavlara giriyorlar, tam sömestr tatiline çıkacağımız zaman mahkemeden bir karar geliyor:  Mayıs ayında yaptığınız şu sınavın şu sorusunun iptaline… Şimdi, aradan aylar geçmiş; 1 milyon 300 bin çocuğumuz  o arada okuluna yerleşmiş, yazılalar, sözlüler, dersler yapılmış, sömestr bitmek üzere ve siz geçen senenin sınavıyla ilgili bir şeyi iptal ediyorsunuz. Bu çok sık başımıza geldiği için, 11 Eylül 2014’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, bu sınavlara ilişkin mahkemelerin yargılamaların ivedi yargılama usulüne göre yapılmasını istedik. İvedi yargılama usulü ne demektir? Gecikmesinde sakınca olan hallerde yargı sürecini kısaltalım, öncelik versin mahkeme, bir an önce konuyu görüşsün, kararını versin, biz de uygulayalım; aksi takdirde böyle  çok geç verilen bir kararın uygulama kabiliyeti fiilen kalmıyor . Bizim bu ivedi yargılanma talebimiz   önce komisyonda görüşüldü, orada bütün partilerin mutabakatıyla geçti.  Yani bu sadece Millî Eğitim Bakanlığının bir talebi olarak ve sadece bizim oylarımızla geçmedi. Biz  bu derdimizi orada parlamenter arkadaşlarımıza anlattık, hepsi bize hak verdiler, ve bu öneriyi bütün partilerin mutabakatıyla geçirdik, Bu tasarı Genel Kurul´da da tasvip gördü ve 11 Eylül 2014 tarihinde yasalaştı.

Ne diyor bu kanun? Şu anda yürürlükte olan bu kanun ne diyor?  Şimdi Kanun diyor ki: Millî Eğitim Bakanlığının ve ÖSYM’nin yaptığı sınavlarda, itirazlar,  sınav bittikten sonra  en geç 10 gün içinde yapılır. Sınav bitmiş, biz soruları açıklıyoruz, doğru cevapları açıklıyoruz, eğer itirazı olan varsa 10 gün içinde itiraz etsin, yasa böyle diyor. 10 günün içinde itiraz edilir. Yani bu ne demek? Yasa şunu demiş oluyor: 11’inci, 12’nci gün veya 1 ay sonra, 2 ay sonra itiraz ederse mahkeme bunu kabul etmeyecek. Peki, itiraz mahkemeye ulaşınca, mahkeme ne yapacak? Mahkeme 7 gün içinde askıya çıkacak, kanunda bu süreler belirlenmiş,  7 gün… Arkasından ne olacak? 3 gün içinde idare, yani  Millî Eğitim Bakanlığı olarak,  varsa itirazımız söyleyeceğiz. Eğer çok sıkışırsak,  3 gün daha mühlet alabiliriz, ama en geç 6 gün içinde Millî Eğitim Bakanlığı da savunmasını verecek. Bu işlemler tamamlanınca dosya tekemmül etmiş, tamamlanmış sayılacak… Kanun bunları böyle açık açık yazıyor. Bu tekemmül etmiş olan dosya üzerinden de mahkeme en geç 15 gün içinde karar verecek. Bu âzâmî süreleri topladığınız zaman hepsi 38 gün yapıyor. Yani bizim sınavı yaptığımız günden itibaren yapılacak  itirazlar mahkemece  38 gün içinde sonuçlandırılmış olacak , ve biz de rahat rahat varsa yanlışımız özür dileriz, düzeltiriz, mahkeme kararını uygularız. Böylece,  38 gün içinde kimse mağdur olmadan, tercihler yapılmadan, kayıtlar yapılmadan, çocuklar okula başlamadan  bunlar sağlanmış olur. Nitekim bu sene, yaptığımız sınavla ilgili olarak, kanuna uygun olarak yapılabilecek itiraz ve yargı sürelerini hesapladık, 38 gün içinde yargı süreci tamamlanıyor ve şu tarihte sonuçlanıyor dedik. Hatta ilave pay bıraktık; buna rağmen, hani mahkeme biraz daha uzattı, bilmem ne yaptı -uzatamaz aslında, yasa böyle ama-  yine de ilave tedbir aldık ve tercihlerin başlama tarihini ona göre belirledik.

Buna rağmen, bir mahkeme, tam  55. gün, tam tercih işlemleri başlayacakken,  55 gün sonra,  mahkeme,  İngilizce sınavında sorulan bir soruyla ilgili iptal kararı verdi. Şimdi üstelik aynı konuda iki ayrı mahkemenin birbirine 180 derece zıt kararı da var.  Biz buna rağmen, çocuklar mağduriyet duygusuna kapılmasınlar diye, -mağdur olmayacaklarını biliyoruz ama, mağduriyet duygusuna bile kapılmasınlar diye-  ayın 24’ünde gelen bu mahkeme kararını hemen uyguladık. Biz mahkeme kararlarını uygulamaktan kaçınmayız, hatta bunu biz kendimiz talep ederiz. Ama yeter ki mahkemeler yasal süre içerisinde kararlarını versinler ve okullar başlamadan, kayıtlar başlamadan, çocuklar yerleşmeden bize itirazlar sonuçlanmış olarak gelsin; biz hemen gereğini yaparız. Şimdi bunu niçin söylüyorum?  Bunu özellikle söylüyorum çünkü aldığımız bazı duyumlara göre önümüzdeki Ağustos veya Eylül veya Ekim ayında, bizim yaptığımız TEOG sınavlarıyla ilgili bu tür korsan girişimler olacağına dair duyumlar var. Mahkemelere bir kere daha hatırlatıyorum: 2014-2015 Ders Yılında yapılan sınavlarla ilgili olarak bazı mahkemelerde Ağustos ayında, Eylül ayında, Ekim ayında davalar açıp tekrar bir kaos ortamı oluşturmaya yönelik girişimler olabileceğine dair duyumlarımız var. Onun için mahkemeleri uyarıyorum tabirini yanlış anlamasınlar, mahkemelere hatırlatıyorum: Önümüzde bir yasa var, bu yasaya göre Millî Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı sınavlara itiraz süresi sınavın yapılış tarihinden itibaren 10 gündür. Bir hafta içinde mahkeme askıya çıkar, 6 gün içinde idare savunmasını verir; mahkeme de 15 gün içinde kararını verir.  Şu anda böyle kanunî sürelerine uygun olarak yapılmış bir itiraz ve verilmiş bir karar olmadığı için, bu saatten sonra herhangi bir  mahkemede  bu kanuna aykırı işlemler yapılırsa bütün hukukî yollara başvuracağız ve gerekirse  haklarında Yüksek Hakimler Kuruluna da suç duyurusunda bulunacağız. Bunu söylemek zorundayım, çünkü bakın,  işte Anayasa Mahkemesi…  Eğer bu karar zamanında alınmış olsaydı sıkıntılı bir atmosfer oluşmazdı. İptal davası açıldıktan tam sekiz ay sonra, 2014 Aralık ayında,  mahkeme bununla ilgili yürütmeyi durdurma talebini reddetti. Bu ilgili kamuoyunda bir ihsas-ı rey gibi algılandı; öyle bir perspektif çizdi. Bizim için de aynı şekilde… Onun için ben iptal kararına ilişkin duyumlar gelmeye başlayınca, bana ´böyle bir karar  bekliyor muydunuz?´ diye  sordukları zaman, ´hayır, beklemiyordum´ dedim…  Çünkü ilgili kamuoyu, sektör temsilcileri, anneler-babalar, veliler çocuklarını değişik kurumlara kaydettiren insanlar bunu ayrıca neye dayanarak yaptılar? Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir eğilimi olduğunu düşündüler, yani veliler bunların o kadar inceliklerini bilmezler ama en azından sektör kendi tutumunu buna göre düzenledi. Dolayısıyla mahkemelerimiz  de,  çok gecikerek verdikleri kararların, özellikle eğitimle ilgili olarak geç verdikleri kararların ne kadar geniş bir kitlede,  ne tür karışıklıklara veya kaos ve kargaşa algısına ve tedirginliklere yol açabileceğini önceden hesap ederek kararlarını geciktirmeden vermelidirler. Bizim yargı kararlarına itirazımız yok, yeter ki zamanında ve telafi edilebilir dönemde bunlar verilsin. Yoksa Mayıs´ta  yaptığımız bir sınavın yürütmesini  8 ay sonra 15 Ocak’ta durdurmaya kalkarsanız onun uygulanma kabiliyeti olmaz, olamaz.   Yargı camiası, Millî  Eğitim Bakanlığı’nın yargıyı yıpratmamak için gösterdiği bu özeni, kendisi de kendisi için göstermelidir.”

 

“Çocuklarımızın dershane ihtiyacı radikal bir biçimde düştü”

“Deniyor ki; ´efendim, bu dershanelerin dönüşüm süreci böyle kapattım demekle olmaz!´

Biz zaten hiçbir zaman kapattım demedik. Biz bunları hem ülke ekonomisi için, hem çocuklar için, hem millî eğitim için daha verimli olabilecekleri bir düzene kavuşturmak için dönüştürmeyi öngörmüştük ama, bu arada deniyor ki; sınavlar böyle devam ettiği sürece dershaneye de ihtiyaç olur. Hayır, böyle devam etmiyor, etmeyecek. TEOG’da bunu gördük. TEOG uygulamalarıyla o düzeydeki çocuklarımızın dershane ihtiyacı radikal bir biçimde düştü. Çünkü müfredat öne geçti, okul öne geçti, öğretmen öne geçti. Bakın bu dershane serüveninin çok olumsuz yansımalarından bir tanesi de; bizim okullarımızda görev yapan öğretmenlerimizin haklarının göz ardı edilmesidir. Şimdi bir çocuk hem okula gidiyor, hem dershaneye gidiyor;  sınava giriyor, sınavı kazanırsa başarı dershanenin başarısı, kazanamazsa okulun başarısızlığı… Böyle bir şey olabilir mi? O çocuğun,  o sınavı,  okulda kazandığı kazanımlarla mı, dershanede kendisine verilmiş olan test teknikleriyle mi kazandığını siz nasıl ölçüyorsunuz?  Bunu ölçmenin yolu yok. Yani aynı çocuğu hem dershaneye gitmiş, hem gitmemiş gibi varsayamayacağınız için bunu ölçemezsiniz. Ayrıca, dershaneye giden çocukların çok az bir bölümünün okuldaki kazanımlarına ilâveten gerçekten özel eğitimden geçirilerek başarılı olduklarını, diğerlerinin büyük ölçüde dolgu malzemesi olarak kullanıldıklarını da biliyoruz.”

 

“TEOG benzeri sınav uygulamalarımızı yaygınlaştıracağız”

“Dolayısıyla TEOG benzeri sınav uygulamalarımızı yaygınlaştıracağız.

Üniversite sınavı da dahil. Üniversite sınavı için de hemen değil, ama şimdi önümüzdeki yıldan itibaren şuna başladık:  ÖSYM  ile yaptığımız toplantılarda şu karara vardık: Bugüne kadar  üniversite giriş sınavlarındaki sorular daha çok akademisyenler tarafından hazırlanıyordu ve geçmişte gerek lise girişlerinde, yani SBS’lerde, gerekse üniversite girişlerinde sorulan sorular büyük ölçüde dershanede tekniği öğretilmiş sorular oluyordu.  Yani sınavlar dershaneye göre biçimlenen süreçler haline gelmişti. Şimdi önümüzdeki yıldan itibaren bu soruların, yani  üniversite giriş sınavında sorulacak olan soruların hazırlanmasında, okullarımızda,  sınıflarda o dersi okutan bizim öğretmenlerimiz de görev alacak o komisyonlarda. Bu ne demektir? Bundan sonra üniversite giriş sınavlarında lise müfredatında işlenen konular daha ağırlıklı olarak sorulacaktır ve o kazanımlar doğrultusunda sorulacaktır. O kazanımların nasıl sorulacağını da en iyi bizim o dersleri okutan öğretmenlerimiz bilirler. Onun için akademisyenlerin yanı sıra, -akademisyenler  yanlış anlamasınlar, yani onların emeğini  göz ardı ediyor değilim,-  ama bu sahadan gelen, bu çocukları yetiştiren,  bu çocukların eğitimini bire-bir gözlemiş, değerlendirmiş olan bizim öğretmenlerimizin de o soru hazırlama komisyonlarında yer almaları sayesinde, üniversite giriş sınavları da ayrıca dershane ihtiyacı göstermeyecek türden sorular olacak. Dediğim gibi, onun dışında da takviye kurslarımız zaten var.”

 

“Harvard’ın önünde de kuyruk oluşuyor”

” Bizim üniversite kontenjanlarımız son 10 yılda çok arttı. Dolayısıyla liseyi bitiren öğrencilerimizin çok büyük bir bölümü Türkiye’nin herhangi bir yerindeki bir üniversiteye yerleştirilebilir bir hale geldi. Ama çocuklar haklı olarak o üniversiteye değil, kendilerince daha iyi olduğunu düşündükleri şu üniversiteye gitmek isteyeceklerdir…

Aldığı puan belki bu bölüme yerleşmesine yetiyor, ama onun gözü şu bölümde… Dolayısıyla nasıl onun gözü o bölümdeyse, pek çok başka öğrencinin de gözü o bölümde veya o üniversitede… Dolayısıyla sınavlar, herhangi bir üniversiteye girme yarışı olmaktan çıkıyor;  adayların kendilerine göre daha iyi olduğunu düşündükleri bir üniversiteye girme yarışına dönüşüyor. Dolayısıyla, bazı üniversitelerin kapısında daha çok birikme olacak girmek için, bazı üniversitelerse daha kolay giriliyor olacak.  Kapısında daha çok yığılma olan öğrencileri seçmek için de ister istemez bir eleme, bir seçme yapmak zorunda kalacaksınız. Bu dünyanın her yerinde böyledir, Harvard’a da her isteyen gidemiyor. Amerika’da da pek çok öğrenci için, lise düzeyindeki okulu bitiren öğrencilerin herhangi bir yüksekokula yerleşme imkânı var ama, Harvard’ın önünde yine kuyruk oluşuyor veya farklı üniversitelerin önünde. Dolayısıyla bu sınavlar olur. Önemli olan bu sınavların bu tür mekanik ve çocuklarda analitik düşünme kabiliyetini yitirmelerine de yol açan sadece birtakım test becerilerine dayalı olmaktan çıkarılmasıdır. Bunun için de yaptığımız çalışmalar işte TEOG bunlardan bir tanesidir, takviye kursları bunlardan bir tanesidir, müfredatın ona göre düzenlenmesi bunlardan bir tanesidir, üniversite sınav komisyonlarının ona göre düzenlenmesi bunlardan bir tanesidir; öğrencilerin ders dışı sanatsal, kültürel, sportif ve sosyal etkinliklerini de dikkate alan bir değerlendirme yapılmasına yönelik çalışmalarımız bunlardan bir tanesidir…”

 

 

Korsan kayıt yaptıran dershanelere dikkat

“Şu anda durumları  tartışmalı olan, ne olacağı henüz netleşmemiş olan ve bizim yorumumuza göre, -Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını gördükten sonra doğrulanacağını düşündüğümüz yorumumuza göre- dershane statüsüyle öğrenci alacak kurum kalmayacak. Takviye kursuna dönüşmüş olabilirler, özel okulla dönüşmüş olabilirler ayrı, ama şu anda velilerimiz acele etmesinler, dershane kayıtları filan diye birileri apar topar bu hengamede velilerimizi zor durumda bırakacak birtakım vaatlerde bulunuyorlar, onları duyuyoruz, sıkıntıya girmesinler.

Zaten il millî eğitimi müdürlüklerimiz, ilçe millî eğitim müdürlüklerimiz bu konularda uyarıldılar, böyle korsan kayıt yapanlar hakkında da, daha sonra bunlar takviye kursu olarak ruhsat almaya geldikleri zaman eğer bu tür yasadışı işlemler yapmışsa onu biz dikkate alacağız.

Ama ben bir kere daha özetleyeyim müsaadenizle; öğrencilerimiz, velilerimiz, özel okul girişimcilerimiz, sektör temsilcilerimiz katiyen tedirgin olmasınlar, biz hiçbir çocuğumuzu ortada bırakmayız. Takviye kursu ihtiyacı olan öğrencilerimize okullarımızda, halk eğitim merkezlerimizde takviye kursları verdik, önümüzdeki yıl daha da arttıracak vereceğiz, hem tür olarak, hem sayı olarak arttırarak vereceğiz, ücretsiz kurslardır bunlar, dolayısıyla orada bir sıkıntı olmayacak, temel liseler devam edecekler. Sektörün bugüne kadar bizimle gayet uyumlu çalışan gerçek eğitimcileri zaten durumu biliyorlar, onların tedirgin olmalarını gerektirecek bir şey yok.”

 

Nakil işlemleri

“Mesela sizin sormadığınız, ama benim sormanızı beklediğim şeylerden bir tanesi de, nakiller nasıl olacak meseleydi. Ben diyelim temel liseye kaydoldum, okuluma dönebilir miyim veya şimdi başka bir okulda okuyorum, temel liseye geçebilir miyim gibi…

Nakil takvimimiz şöyle: Yeni kayıt olan çocuklarımız için  14 Ağustos’ta tercihler sonuçlanmış olacak ve öğrencilerimiz nereye yerleştiklerini görecekler, ondan sonra ´ben o okula değil de şu okula gitmek istiyorum´ diyenler geçmek istedikleri okulların  kontenjanlarına bakarak 17-21 Ağustos tarihleri arasında birinci nakil başvurularında bulunacaklar.

Bu nakil başvurularını biz puan üstünlüğüne göre, -burayı özellikle vurguluyorum, puan üstünlüğüne göre-  sıraya koyuyoruz ve 24 Ağustos’ta bu birinci nakil taleplerini değerlendirmiş olacağız. Sonra buna rağmen istediği okula yerleşememiş olanlar olursa veya o nakiller sebebiyle boşalan kontenjanlara gitmek isteyenler olursa 24-28 Ağustos’ta ikinci nakil dönemini açıyoruz, bunu da 31 Ağustos’ta ilan edeceğiz. Buna rağmen üçüncü bir nakil dönemi daha var; yeni başlayan öğrencilerin nakil başvurularını  31 Ağustos-4 Eylül arasında üçüncü defa alacağız, bunları da 7 Eylül’de sonuçlandıracağız, böylece okullar açılmadan önce nakil işlemleri tamamlanmış olacak. Daha sonra, velisi tayin olmuştur, aile taşınmıştır veya farklı bir gerekçeyle çocuklar okul değiştirmek istedikleri zaman, normal nakil koşullarına bağlı olarak her ayın son haftasında o nakil başvuruları değerlendiriliyor, orada bir sorun yok. Ama yeni başlayanlar için okullar açılmadan 3 defa nakil imkanı koyduk.  Geçen yıl; şimdi o velilerimizden bir kere daha bizi hoş görmelerini diliyorum, geçen yıl, bu nakiller kayıt dönemiyle üst üste geldiği için bazı sıkıntılar yaşadı velilerimiz, bu sene o yaşanmasın diye bu tedbirimizi aldık;  okullar açılmadan önce nakil işlemleri bitecek ve 14 Eylül’de 2015-2016 eğitim-öğretim yılı sorunsuz bir biçimde, hayırlı bir biçimde çocuklarımız için başlamış olacak inşallah.”

Kars’ta 2 dershaneye vergi ve evraklarda usulsüzlük operasyonu

Kars’ta 2 dershaneye vergi ve evraklarda usulsüzlük operasyonu

Kars’ta “Paralel Devlet Yapılanması”na yönelik düzenlenen operasyonda, iki dershanede bilgisayar, CD ve bazı dokümanlara el konuldu.

Alınan bilgiye göre, Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Kağızman ve Sarıkamış ilçelerinde faaliyet gösteren iki dershaneye yönelik, öğrenci sayısını az göstererek vergi kaçakçılığı yapıldığı iddiası üzerine soruşturma başlatıldı.

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Sarıkamış ve Kağızman’daki dershane binalarında yapılan aramada bazı dokümanlar, 10 adet bilgisayar hars diski ve 7 adet CD’ye incelemek üzere el konuldu.

3 Haziran 2015

Elazığ’da 2 dershaneye vergi ve evraklarda usulsüzlük operasyonu

Elazığ’da polis ekipleri, ’paralel yapı’ operasyonu kapsamında 2 dershaneye operasyon düzenledi.

Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen çalışma kapsamında, Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, Özel Erkan Fırat Eğitim Merkezi Dershanesinin (FEM) Malatya Caddesi ve İzzetpaşa Mahallesi’ndeki iki şubesine operasyon düzenledi.

Polis ekiplerinin dershanelerdeki arama çalışması devam ediyor.

“Vergi ve evrakta usulsüzlük” yapıldığı gerekçesiyle başlatılan aramada, bilgisayar ve evraklara el konulacağı öğrenildi.

Dershaneler ile öğrenci etüt merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin ataması yapılıyor

Dershaneler ile öğrenci etüt merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin ataması yapılıyor

Dershaneler ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinde eğitim personeli olarak görev yapanlar arasından MEB çeşitli alanlardan 3.121 öğretmen kadrosuna atama yapılacaktır. Bu kapsamda atanacak adayların başvuruları, Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümleri ile “Dershaneler ile Öğrenci Etüt Eğitim Merkezlerinde Görev Yapan Eğitim Personelinin Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Duyurusu”nda yapılan açıklama doğrultusunda alınacaktır.

Dershaneler ile öğrenci etüt merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin öğretmenlik için başvuru ve atama duyurusu:

http://ikgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2015_07/01112514_dershaneretmenatamaduyurusu.pdf

ATAMA YAPILACAK ALANLAR İLE BAŞVURUYA ESAS OLACAK KONTENJAN LİSTESİ:

http://ikgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2015_07/01112529_dershanealankontenjan.pdf

Sözlü Sınav Merkezleri

http://ikgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2015_07/01112551_sinavmerkezler.pdf

24 Haziran 2015

Dershane öğretmenlerinin MEB’e başvuru süresi uzatıldı

Dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin MEB’e geçiş için ön başvuru süresi yarın saat 17.00’ye kadar uzatıldı.

 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlarının belirlenmesine yönelik ön başvuru süresini uzattı.

Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre,  dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlar itibarıyla belirlenmesine yönelik 24 Haziran’a kadar verilen ön başvuru süresi, yarın saat 17.00’ye kadar uzatıldı.

Asıl başvuru, ön başvuru sonucunda belirlenecek atama alanına ilişkin kontenjana atanmak üzere 1 Temmuz-1 Ağustos’ta yapılacak.

17 Haziran 2015

Dershane öğretmenlerinin MEB’e geçiş takvimi açıklandı

MEB, dershane ve etüt merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları kadro alanlarının belirlenmesi amacıyla 22-24 Haziran arasında ön başvuru alacak.

 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlarının belirlenmesi amacıyla 22-24 Haziran 2015’te ön başvuru alacak.

MEB tarafından dershane ve etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin öğretmenliğe geçişlerinde atanacakları kadro alanlarının belirlenmesine ilişkin ön başvuru duyurusu yayımlandı.

Buna göre, dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinden 22-24 Haziran 2015 tarihleri arasında ön başvuru alınacak.

Ön başvurular için 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde 14 Mart 2014 itibarıyla yönetici, öğretmen, uzman öğretici veya usta öğretici olarak çalışmakta olma şartı aranacak.

Ayrıca, bu kanun kapsamında faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde sigorta primi ödenmiş çalışma süresinin, 1 Ocak 2014 itibarıyla en az toplam altı yıl (2160 gün) olması gerekecek.

Başvuru yapacakların KPSS şartı hariç olmak üzere, MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde öğretmen olarak atanacaklar bakımından belirlenen şartları taşıması istenecek.

Bu kapsamda, başvuranlarda aranacak diğer hususlar şöyle olacak:

“Türk vatandaşı olmak (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları için Türk vatandaşı olma şartı aranmayacak). Talim ve Terbiye Kurulunun 20/02/2014 tarihli ve 9 sayılı kararında belirtilen yükseköğretim programlarının birinden mezun olmak. Eğitim fakültesi mezunu olmayanlar bakımından, Bakanlık ile YÖK işbirliği çerçevesinde açılan ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans, pedagojik formasyon programı/pedagojik formasyon eğitimi sertifikası, ilköğretim sınıf öğretmenliği sertifikası ve İngilizce öğretmenliği sertifikası programlarından birini başarıyla tamamlamış olmak.

Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar bakımından, yükseköğreniminin ve/veya pedagojik formasyon belgesinin YÖK tarafından yurt içindeki yükseköğretim kurumlarına veya programlarına denkliği kabul edilmiş olmak.”

“Başvuruda bulunanlara herhangi bir hak sağlamayacak”

MEB’in duyurusuna göre, öğretmenliğe ön başvuru, elektronik ortamda http://ikgm.meb.gov.tr web adresinde açılacak link üzerinden 22-24 Haziran 2015’te yapılacak. Adaylar, elektronik ortamda yaptıkları başvuruları ve bu başvurulara ilişkin elektronik başvuru formunun çıktısını, şahsen ya da noter aracılığıyla vekalet verecekleri kişiler vasıtasıyla en son görev yaptıkları dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin bulunduğu il, ilçe milli eğitim müdürlüklerine onaylatacak.

Ön başvuru, yalnızca dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlar itibarıyla belirlenmesi amacıyla yapılacak ve başvuruda bulunanlara herhangi bir hak sağlamayacak. Ön başvuru alanların tespiti bakımından yapıldığından, şartları taşıyan söz konusu personelin ön başvuruda bulunmaları atama yapılacak alanlara ilişkin kontenjanın belirlenmesi bakımından önem taşıyor.

Atamaya esas asıl başvuru, ön başvuru sonucunda belirlenecek atama yapılacak alanlara ilişkin kontenjana atanmak üzere 1 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihleri arasında yapılacak.

20 Nisan 2014

MEB’den Dershane dönüşüm yönetmeliği / Dershane öğretmenleri atamaları Mart-2015’te

Dershanelere ilişkin yasanın yürürlüğe girdiği 14 Mart itibariyle en az 3 yıldır dershane kurucusu olanlardan özel okul açmak için programa alınacakların başvuruları 2 Haziranda başlayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından, özel okula dönüşecek dershane ve özel etüt merkezlerini dönüşümüne ilişkin yol haritasının belirlendiği ilk genelgeyi illere gönderdi. Genelgenin ardından, dönüşüm sürecine ilişkin alt mevzuatla ilgili de değişikliğe gidileceği bildirildi.

Ortaöğretim özel okulu, özel okul ve diğer özel kurum türlerine dönüşmeyi hedefleyen dershanelerin, yol haritasının belirlendiği genelgede, dershane ve özel etüt merkezlerinin dönüşümü sürecinin nasıl yürütüleceği ve takvimin nasıl işleyeceğine ilişkin bilgiler yer alıyor.

Genelgede, Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda yapılan değişikliklerde, öğrenci etüt eğitim merkezlerinin dönüşümü, özel okula dönüşmek isteyen dershaneler için 25 yıla kadar irtifak hakkı tesisi ve 10 yıla kadar bina kiralama imkanı, dershane ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinde çalışan eğitim personelinden şartları taşıyanların Bakanlıkta istihdamı ve özel okullarda öğrenim gören öğrenciler için eğitim ve öğretim desteği verilmesi gibi hususların yer aldığı belirtildi.

Genelgede bu kapsamda, dönüşüm öncelikleri ile sürece ilişkin olarak yapılacaklar sıralandı. Buna göre, 14 Mart 2014-1 Eylül 2015’te dershane veya öğrenci etüt eğitim merkezi kurucularından, kurumunu başka bir özel öğretim kurumuna dönüştürmek isteyenler, binalarını Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesindeki şartlara uygun hale getirmeleri ve Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 15. maddesindeki “Kurumların Dönüşümü” hükümlerine göre başvurmaları halinde, inceleme sonucu uygun görülenlere, “Kurum Açma İzni ile İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” verilecek.

Yasanın yürürlüğe girdiği 14 Mart 2014’te faal olan dershaneler ile 5580 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemelere göre gerekli dönüşümü tamamlamayan öğrenci etüt eğitim merkezlerinden, dönüşüm programına dahil olmak istemeyenlerin faaliyetleri 1 Eylül 2015’te sona erecek.

Dönüşüm için başvurular  2 Haziran sonrası başlayacak

14 Mart 2014 itibariyle en az 3 yıldır dershane kurucusu olanlardan 4706 sayılı kanuna göre, irtifak hakkı tesisi veya bina kiralama talebinde bulunarak özel okul açmak için dönüşüm programına alınacaklar, 2 Haziran 2014-1 Eylül 2015 tarihlerinde Bakanlıkça belirlenecek dönemlerde başvuru yapacak.

Öğrenci etüt eğitim merkezleri ile 14 Mart 2014’te faal olan dershanelerin kurucuları mevcut binalarını,  ortaöğretim özel okulları için Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesi’nde belirlenecek şartlara uygun hale getirmeleri halinde gelecek eğitim öğretim yılından itibaren 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonuna kadar ortaöğretim özel okulu olarak faaliyette bulunabilecek. Bu tür faaliyette bulunmak isteyenler 2 Haziran 2014-1 Eylül 2015 tarihleri arasında Bakanlıkça belirlenecek dönemlerde başvuracak.

Yasanın yürürlüğe girdiği 14 Mart itibariyle en az 3 yıldır  dershane kurucusu olanlar, mevcut binalarını ortaöğretim özel okulu yapmak için Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinde belirlenecek şartlara uygun hale getirmeleri halinde 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonuna kadar ortaöğretim özel okulu olarak faaliyette bulunabilecek. Budershane kurucularından, aynı zamanda  arsa tahsisi veya bina kiralama talebinde bulunarak özel okul açmak için dönüşüm programına alınacaklar, 2 Haziran 2014-1 Eylül 2015 tarihlerinde Bakanlıkça belirlenecek dönemde başvuru yapabilecek.

14 Mart itibariyle faal olan dershaneler ile 5580 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemelere göre gerekli dönüşümü tamamlayan öğrenci etüt eğitim merkezlerinin devir, nakil, kurucu temsilcisi değişikliği işlemlerinin yapılmasına 1 Eylül 2015’e kadar devam edilecek.

MEB’e atanmak isteyen öğretmenler için kılavuz Mart 2015’te yayımlanacak

Dershaneler ile öğrenci etüt merkezlerinde kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 14 Mart itibariyle eğitim personeli olarak çalışmakta olup, emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olanlardan, bu iş yerlerinde sigortalı olarak 1 Ocak 2014 itibarıyla en az 6 yıl çalışan ve  memurluk şartları ile öğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartları taşıyanlar 1 Temmuz-1 Ağustos 2015’te başvurmaları halinde, KPSS şartı aranmaksızın, sözlü sınavda başarılı olmaları kaydıyla öğretmen kadrolarına atanacak. Buna ilişkin hususlar Maliye Bakanlığı ile hazırlanacak olan yönetmelikle belirlenecek. Öğretmenlik kadrolarına atanmak isteyenlerle ilgili usul ve esaslara ilişkin kılavuz Mart 2015’te yayımlanacak.

14 Mart 2014’te faal olan öğrenci etüt eğitim merkezlerinin kurucularından 1 Eylül 2015’e kadar talepte bulunanlar dilerse dönüşüm kapsamına alınabilecek.

Eğitim öğretim desteği verilecek öğrenci sayısı, okulların ve öğrencilerin belirlenmesi, okulların seviyesine göre her bir öğrenci için verilecek eğitim ve öğretim desteği tutarı Maliye Bakanlığı ile müştereken hazırlanacak yönetmelikle belirlenecek.

Dönüşüm kapsamında özel okula dönüşenler Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda belirtilen teşviklerden yararlanabilecek.

“Birleşen dershaneler”in başvuruları şirket tüzel kişiliklerince yapılınca öncelik alabilecek

Aynı ilde ve bir başka dershanenin şubesi niteliğinde olmaksızın faaliyet gösteren birden çok dershanenin kurucuları tarafından yapılacak müracaatlar ancak bu kişilerin bir araya gelerek kurdukları şirket tüzel kişiliklerince yapılması halinde öncelik kapsamında değerlendirilebilecek.

Dönüşüm Programına alındıktan sonra kapanan dershaneler ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinin kurucuları Dönüşüm Programı doğrultusunda hareket edebilecek.

Yönetmeliklere ilişkin çalışmalar devam ediyor

Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, irtifak hakkı tesisi ve bina kiralama, dershane ve özel öğrenci etüt eğitim merkezi iş yerlerinde çalışan eğitim personelinin öğretmen kadrolarında istihdamı ve dönüşüm programı usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerin hazırlanması çalışmaları ilgili Bakanlıklarla birlikte devam ediyor. Bu yönetmeliklerin hazırlanmasının ardından dönüşümle ilgili değerlendirmeler bu yönetmelikler çerçevesinde yapılacak.

“Merdiven altı” eğitim kurumlarına sıkı denetim

“Merdiven altı” eğitim kurumlarına sıkı denetim

MEB’den izin almadan ya da mevzuata aykırı şekilde eğitim faaliyeti yürüten kurumların denetlenmesi, gerektiğinde de kapatılması için valiliklerde izleme ve koordinasyon komisyonları kurulacak.

ANKARA – SELMA KASAP/YILDIZ AKTAŞ

Dershanelerin özel okula dönüşümü sürecinde, Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) izin almadan ya da mevzuata aykırı şekilde “merdiven altı” olarak tabir edilen eğitim faaliyeti yürüten etüt merkezi, eğitim koçluğu, eğitim merkezi, eğitim danışmanlığı, ödev evi, eğitim rehberliği, öğrenci apartı, öğrenci pansiyonu adlarıyla açılan kurumlara yönelik denetimler artırılacak. Bu kurumlara iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmeyecek, verilen ruhsatlar iptal edilecek ve faaliyette bulunması önlenecek.

Bakanlık, dershanelerin özel okula dönüşüm sürecinde, MEB’den ruhsat alan ancak mevzuata aykırı uygulamalarda bulunan, farklı bakanlıklar ve belediyelerden çalışma izni alarak eğitim faaliyeti yapan ya da herhangi bir izin almadan “merdiven altı” eğitim yapan kuruluşların faaliyetlerine ilişkin denetimlerini artırdı. Bu kapsamda, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın imzasıyla illere genelge gönderildi.

Genelgede, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin devletin gözetim ve denetiminde olduğu, Bakanlıkça, resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun, eğitimle ilgili faaliyetlerinin milli eğitimin amaçlarına uygunluğu bakımından kontrol edildiği belirtildi.

Eğitim faaliyetlerinin, MEB’den kurum açma izni almadan yapılamayacağı bildirilen genelgede, her ne ad altında olursa olsun eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetlerin izinsiz yapıldığının tespiti halinde, bu kurumların valilikçe kapatılacağı ifade edildi.

Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanun’a göre, yemekli veya yemeksiz özel öğrenci yurdu ve buna benzer kurumların açılması ve işletilmesinin de MEB’in iznine bağlı olduğu belirtilen genelgede, Bakanlığın denetleme hakkının bulunduğu kaydedildi.

Genelgede, yetkili idareden otel, motel, pansiyon ve benzeri konaklama ruhsatı aldığı halde, sadece öğrenci barındıran ve öğrenci yurdu gibi çalıştırılan yerler ile öğrenci evi, öğrenci pansiyonu, öğrenci apartı adlarıyla faaliyet sürdüren yerlerin de valiliklerce kapatılacağı aktarıldı.

“İzin aldığı konu dışında faaliyet yürüten kurumlar var”

Her türlü eğitim ve öğretim faaliyeti ile öğrencilerin yurt hizmetlerinin, MEB’in izni ve denetiminde olduğu bildirilen genelgede, “Ancak bazı iş yerlerinin gerekli izinleri almadığı veya aldığı izin ve ruhsatın çalışma konusu dışında faaliyet yürüttüğüne ilişkin bilgiler, Bakanlığımıza ulaşmaktadır. Anayasanın, kanunların ve bunlara dayalı çıkarılan diğer mevzuat hükümlerinin, sağlıklı işletilmesi, devletin düzenleme ve denetim yetkisinin yerinde ve etkili kullanılarak sorumluluğunu yerine getirmesini sağlamak yine devletin öncelikli görevlerindendir” ifadesine yer verildi.

Ruhsat verilirken milli eğitim müdürlüklerine sorulacak

Bu çerçevelerde yapılan düzenlemeyle İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri kapsamında, il özel idareler, büyükşehir belediyesi veya belediyeler tarafından, iş yeri açma ve çalışma ruhsatları verilirken, tereddüt halinde milli eğitim müdürlüklerinden, faaliyetin Milli Eğitim Temel Kanunu ve Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği kapsamında olup olmadığı sorulacak.

Milli eğitim müdürlüklerince, etüt merkezi, eğitim koçluğu, koçluk merkezi, eğitim merkezi, eğitim danışmanlığı, ödev evi, test evi, eğitim rehberliği, öğrenci apartı, öğrenci pansiyonu veya hangi ad altında olursa olsun, söz konusu faaliyetlerin bahsi geçen mevzuat kapsamında olduğunun belirtilmesi veya tespiti halinde, ilgili yerlere işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmeyecek, verilen ruhsatlar iptal edilecek ve bu yerlerin söz konusu faaliyetleri yürütmesine izin verilmeyecek.

 Ruhsata aykırı öğrenci barındıran kurumlar kapatılacak

Yetkili idareler ile milli eğitim müdürlüklerince, ruhsat verilen iş yerlerinde, ruhsata aykırı eğitim veya öğrenci barınma faaliyetlerinin yürütüldüğünün tespiti halinde, ivedilikle yasal işlem yapılacak, gerektiğinde bu yerler kapatılacak, ruhsatları iptal edilecek.

Diğer bakanlıkların elemanlarınca işyerlerinde yapılan denetimlerde, iş yerlerinin ilgi Milli Eğitim Temel Kanunu ve Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği kapsamına giren faaliyetleri sürdürdüğü tespit edildiğinde veya kanaati oluştuğunda, valiliklere ve yetkili idarelere bilgi verecek. Belediye zabıtaları ve kolluk güçlerince işyerlerinin, açma ve çalışma ruhsatının olup olmadığı kontrol edilecek ve ilgili makamlara durum iletilecek.

Koordinasyon için izleme komisyonları kurulacak

Valiliklerce, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması için milli eğitim müdürlüğü, ilgili belediye başkanlığı, defterdarlık, SGK il müdürlüğü, il özel idaresi, emniyet müdürlüğü ve valinin uygun gördüğü diğer kurumların temsilcilerinin yer aldığı izleme ve koordinasyon komisyonları kurulacak.

Valilikler gerektiğinde ilçeler düzeyinde de söz konusu komisyonları kurabilecek, çalışma usul ve esaslarını belirleyecek.

8 Mayıs 2015

Avcı: ‘Paralel dershanelerin okula dönüşümüne izin vermeyeceğiz’

Milli Eğitim Bakanı  bağlantısı saptanan dershanelerin özel okul dönüşümüne izin verilmeyecek. Başvuran dershaneler, mali yapı, sigortasız öğretmen gibi kriterlerle çok detaylı inceleniyor

Milli Eğitim Bakanı , Kırmızı Kitap’ta devleti yıkmaya karşı tehdit olarak kabul edilen  ile bağlantısı kanıtlanan dershanelerin, özel okula dönüşümlerine izin verilmeyeceğini söyledi. Bakan Avcı, bu dershaneleri; mali yapıları, kaçak işçi çalıştırıp çalıştırmadıkları, sigortasız öğretmen olup olmadığına ilişkin çok ayrıntılı incelemeden geçirdiklerini açıkladı. Bakan Avcı SABAH’a, çarpıcı değerlendirmeler yaptı:

YURTDIŞINDAN DA ŞİKÂYET
 Dönüşüm için şu ana kadar 2 bin 206 kurum başvurdu. Bunların 2 bin 174’ü kabul edildi. Müracaat eden dershanelerin, kurumları; mali yapılarından, kaçak işçi veya öğretmen çalıştırıp çalıştırmadıklarına kadar tüm özellikleriyle değerlendiriyoruz. Bu araştırmalar neticesinde izinler veriliyor. 2 bin 174’ten 118’ine ruhsat verdik. Bu nasıl sıkı incelemeden geçirdiğimizi gösteriyor.

 Paralel Yapı’ya yakın dershaneler dönüşme şartlarını taşımıyorlarsa dönüşemeyecekler. Paralel Yapı’nın dershanesi ya da kurumu olduğunu bilirsek ve bunu kanıtlarsak ki, bunu kanıtlamak da o kadar zor değil o bilgileri değerlendiriyoruz ona göre ruhsatlandırıyoruz.
 (Paralel Yapı’nın yurtdışındaki okulları) Bazı ülkelerden şikâyetler geliyor. Bazı ülkeler de Türkiye’deki olaylar nedeniyle bu okullardan endişe duyuyor. Paralel Yapı’ya atfedilen okulların çok büyük bir bölümü vakti zamanında yine Türk Devleti’nin de referanslarıyla bugüne gelebilmiş okullardır. Türkiye’de olup bitenler dünyanın gözü önünde… Dolayısıyla oranın otoriteleri, yöneticileri, Somali’de olduğu gibi, Kazakistan’da hatta Japonya’da olduğu gibi bize soruyorlar, ‘Bu okullara zamanında siz referans oldunuz, biz de izin verdik. Ama yaşananları görünce bizde de tereddüt hasıl oldu’ diyor. Veya bazı ülkelerde istihbarî bilgilerine dayalı olarak bunu söylüyor. Mesela Azerbaycan diyor ki, ‘Buradaki okullardan ben de şikâyetçiyim, ya siz bunları devralın veya ben kapatacağım.’ Bu tür öneriler oranın yöneticileri tarafından geldiği zaman bunları karşılayabilmek üzere Maarif Vakfı adında bir vakıf kuruyoruz.

21 Nisan 2015

‘Dershane dönüşümünde %60 hedefine ulaşıldı’

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Yelkenci, 3 bin 145 dershaneden yüzde 60’ı dönüşüm için başvurdu. Böylece, başta söylediğimiz yüzde 60 hedefine ulaştık” dedi.

 

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dershanelerin özel okula dönüşümünü içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçen yıl 14 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlattı.

Özel okula dönüşmek isteyen dershaneler için başvuruları 2 Haziran 2014’ten itibaren almaya başladıklarını dile getiren Yelkenci, bu çerçevede 1 Eylül 2015’e kadar 7 başvuru dönemi belirlediklerini bildirdi.

İlk dönemde 327, ikincide 240, üçüncüde 182, dördüncüde ise 885 dershane başvurusunun kabul edildiğini belirten Yelkenci, şöyle devam etti:

“4. başvuru döneminde sayının yükselmiş olması, bazı malum kesimlerin Anayasa Mahkemesinden ümidini kestiğini ve dönüşümün kabul gördüğünü gösteriyor. Şimdi 5. dönemdeyiz. Bu dönemde başvuran dershanelerin halihazırda 402’sinin başvurusu kabul edildi. Şu anda 3 bin 145 dershane bulunuyor. Bu başvuru dönemiyle, dershanelerin yüzde 60’ı dönüşüme başvurmuş oldu. Böylece dershanelerin dönüşümünde, başta söylediğimiz yüzde 60 hedefine ulaştık. Dershanelerin yüzde 60’ının, zihinsel olarak dönüşüme hazır bulunduğunu belirtmiştik. Bu tahminimiz tuttu.”

Programa 2 bin 119 kurumun başvurduğunu, bu müracaatların 2 bin 36’sını kabul ettiklerini anlatan Yelkenci, “En çok dönüşüme alınan il, 217 başvurunun yapıldığı İstanbul oldu. İstanbul’u, 89 başvuruyla Ankara, 57 başvuruyla İzmir ve 52 başvuruyla Mersin izledi” ifadelerini kullandı.

Dönüşümü tamamlanan 75 kurumun, özel okul olarak açılışını yaptığına işaret eden Yelkenci, bunların 63’ünün temel lise, 6’sının ortaokul, 3’ünün Anadolu lisesi, 2’sinin anaokulu ve 1’inin de ilkokul olduğunu kaydetti.

30 Mayıs 2014

Dershanelerin Özel okula dönüşüm kılavuzu yayımlandı

Dershanelerin özel okula dönüşüm başvuruları 2 Haziran’dan itibaren 7 dönemde alınacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), dershanelerin özel okula dönüştürülmesine ilişkin esasların belirlendiği kılavuzu yayımladı.

MEB, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından, Bakanlığa bağlı özel dershane ve özel etüt eğitim merkezlerinin özel okula dönüşümü çerçevesinde ilgili paydaşların görüşlerini de alarak yol haritası niteliğinde bir kılavuz hazırladı.

Dershane ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinin dönüşümüyle ilgili ilgi genelge hükümlerinin uygulanmasına yönelik açıklamaları içeren “5580 Sayılı Kanun Kapsamında 14 Mart 2014 Tarihinde Faal Olan Dershaneler İle Öğrenci Etüt Eğitim Merkezlerinin Dönüşüm Başvuru ve Uygulama Kılavuzu”na ilişkin genelge illere gönderildi.

Dönüşüm programına başvuracak dershane ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinin dönüşüm iş ve işlemleri bu kılavuz doğrultusunda yürütülecek.

Kılavuza göre, dönüşüm başvuru şartlarını taşımadıkları halde dönüşüm programına alınanların, bu durumlarının tespit edilmesi halinde, haklarında 5580 ve 4706 sayılı kanunlar doğrultusunda işlem yapılacak.

Dönüşüm programına başvuracak dershane ve öğrenci etüt eğitim merkezleri, 1 Eylül 2015’e kadar dönüşüm programına Bakanlıkça MEBBİS’te oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü üzerinden başvuracak.

14 Mart 2014’te faal olan dershanelerle 5580 sayılı Kanun’da yapılan düzenlemelere göre gerekli dönüşümü tamamlamayan öğrenci etüt eğitim merkezlerinin eğitim öğretim faaliyetlerine ise 1 Eylül 2015’te son verilecek.

Başvurular yedi dönem halinde alınacak

Dönüşüm programına erken başvuranlara, Dönüşüm Programı Değerlendirme Formu üzerinde, dönem önceliğine göre yüksek puan verilecek.

Aynı ilde ve bir başka dershanenin şubesi olmaksızın 14 Mart 2014 itibarıyla en az üç yıldır faaliyet gösteren birden çok dershanenin kurucuları bir araya gelerek kurdukları şirket tüzel kişiliklerince dönüşüm programına başvurmaları halinde, bina kiralama ve irtifak hakkı kullanımında öncelikle değerlendirilecek. Aynı ilde ve bir başka dershanenin şubesi olmaksızın faaliyet gösteren birden çok dershanenin kurucuları bir araya gelerek kurdukları şirket tüzel kişiliklerince dönüşüm programına başvurmaları halinde Dönüşüm Programı Değerlendirme Formuna göre her dershane için puan verilecek.

Dönüşüm programına alınan kurumlar, kurucularının veya kurucu temsilcilerinin talep etmeleri ve Bakanlığın uygun görmesi kaydıyla dönüşüm programından çıkabilecek.

Programa alındıktan sonra kapanan kuramların kurucuları istemeleri halinde dönüşüm programı doğrultusunda hareket edebilecek. Dönüşüm programından çıkan ve kapanan bu kurumlar için 5580 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri saklı kalacak.

Aynı kurucuya ait dershaneler için ayrı ayrı dönüşüme başvuru yapılacak

Aynı kurucuya ait her dershane ve öğrenci etüt eğitim merkezi için ayrı ayrı dönüşüm programına başvuru yapılacak. Dönüşüm programına alınmak üzere birden çok kurumu için başvuran kurucu, bu kurumlarını dönüşüm programı doğrultusunda tek kuruma dönüştürebilecek.

Kurumlar, dönüşüm programına alınmaları kaydıyla 2018-2019 eğitim öğretim yılının bitimine kadar okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul ve temel lise olarak faaliyet gösterebilecek.

Gerçek dışı beyanda suç duyurusunda bulunulacak

Dönüşüm Programına alman kurumların kurucu veya kurucu temsilcilerinden, başvuru esnasında gerçek dışı bilgi ve belge sunduğu tespit edilenler hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulacak. Bu kurumlar dönüşüm programından çıkartılacak. Bu kuramların kurucularına 5 yıl geçmeden tekrar kurum açma veya bir kurumu devir alma ya da ortak olma izni verilmeyecek.

Kuruluş amacına aykırı faaliyet gösteren kurumlar dönüşüm programından çıkartılacak.

Dönüşüm programından çıkartılan kuramların durumları ayrıca kanun ilgili maddesi hükümlerine göre de değerlendirilecek.

Başvurular 2 Haziran’da başlayacak

Başvurular, kurucu veya kurucu temsilcisi tarafından, 2 Haziran’dan itibaren 7 başvuru döneminde 1 Eylül 2015’e kadar, Bakanlıkça MEBBİS’te oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü üzerinden yapılacak.

Birinci dönem başvuruları 2 Haziran- 4 Ağustos 2014, ikinci dönem başvuruları 5 Ağustos-27 Ekim 2014, üçüncü dönem başvuruları 28 Ekim-31 Aralık 2014, dördüncü dönem başvuruları 2 Ocak- 2 Mart 2015, beşinci dönem başvuruları 3 Mart-4 Mayıs 2015, altıncı dönem başvuruları 5 Mayıs-6 Temmuz 2015, yedinci dönem başvuruları 7 Temmuz-31 Ağustos 2015’te alınacak.

Aynı ilde ve bir başka dershanenin şubesi niteliğinde olmaksızın faaliyet gösteren birden çok dershanenin kurucusunun bir araya gelerek kurdukları şirket tüzel kişiliği adına, yetkili genel kurul veya yönetim kurulunca yetkilendirilen kurucu temsilcisi müracaat edecek.

Başvuru için gerekli olan belgeler kurucu veya kurucu temsilcisi tarafından MEBBİS’te oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü’ne işlenecek.

Belgelerini süresinde tamamlamayanların başvuruları iptal edilecek

Kurucu/kurucu temsilcisi tarafından MEBBİS’te oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü üzerinden yapılacak başvuru sonrasında gerekli belgelerle il milli eğitim müdürlüğüne müracaat edilecek.

Dönüşüm programına alınmak üzere başvuru yapanlardan bilgi ve belgeleri, özel öğretim kurumlarına bakmakla görevli milli eğitim müdür yardımcısı veya şube müdürü başkanlığında oluşturulan komisyonca en geç 10 iş günü içerisinde incelenecek. Uygun görülen kurumların başvuru işlemleri MEBBİS’te oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü üzerinden onaylanacak. Ayrıca onaya ilişkin Modül çıktısı imzalanıp mühürlenerek bir örneği kurucu veya kurucu temsilcisine imza karşılığı teslim edilecek.

Başvuru dönemi içerisinde, belirtilen belgeleri il milli eğitim müdürlüğüne teslim etmeyen kurumların başvuruları, başvuru döneminin son günü itibarıyla iptal olacak. Bu kurumlar son başvuru tarihine kadar olan dönemler içerisinde yeniden başvuru yapabilecek.

İl milli eğitim müdürlüklerince onaylanan başvurular Genel Müdürlükçe oluşturulan “Değerlendirme Komisyonu” tarafından incelenerek uygun olanlara “Dönüşüm Programına Kabul Formu” düzenlenecek.

Dönüşüm programına alınan kurumların listesi, her dönemin bitim tarihinden itibaren en geç 30 iş günü içerisinde Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünü web sayfasında yayımlanacak.

Başvurusu herhangi bir nedenle reddedilen kurumlar eksiklerini gidermeleri durumunda 01 Eylül 2015’e kadar yeniden başvurubilecek.

Dönüşüme ilişkin itirazlar 10 gün içinde yapılacak

Dönüşüm programına alınmaya ilişkin itirazlar, listelerin http://ookgm.meb.gov.tr internet adresinden yayımlanmasından itibaren en geç 10 gün içinde dilekçeyle Özel Öğretim Kurumlan Genel Müdürlüğüne yapılacak.

Süresi geçtikten sonra yapılan itirazlar dikkate alınmayacak.