SON DAKİKA

Egitime Geleceğe Kariyere Dair / About Education Future Career... [Devamı]

Anasayfa > Haberler > Eğitim Gündemi > 2014 Yılı MEB Bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda

2014 Yılı MEB Bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda
Son Güncellenme : 13 Kas 2013 0:04

2014 Yılı MEB Bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda

Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki sunumumunda, ”Bakanlığımız bütçesi, Merkezi Yönetim Bütçesi’nden yine en büyük payı alarak 55 milyar 704 milyon 817 bin 610 TL olarak öngörülmüştür” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Millî Eğitim Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçesi üzerinde sunum yapan
Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın konuşmasının tam metni:
http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular2013/BasinMusavirligi/Bakan_Bey_Butce_Komisyon_Konusma_121113_AB.pdf
Sayın Başkan
Değerli komisyon üyeleri
Sayın Milletvekilleri
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2014 yılı bütçesini görüşlerinize sunarken, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Toplumların gelişmesinde ve ülkelerin kalkınmasında inkâr edilemez bir öneme ve işleve sahip olan eğitim olgusu, geride bıraktığımız son 11 yılda görev yapan Hükümetlerimizin ele aldığı en önemli ve en öncelikli konu başlıklarından biri olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
Siyasal, toplumsal ve ekonomik kalkınmanın, bilimsel ve teknolojik gelişmenin, düşünsel ve sanatsal ilerlemenin sağlanması, değişen ihtiyaçlarla uyumlu nesillerin yetiştirilmesi için eğitim alanının rasyonel bir şekilde organize edilmesi gerektiğinin bilincinde olan Hükümetimiz, eğitimi her türlü gelişmenin anahtarı ve insana yapılan, yapılacak en önemli ve en büyük yatırım alanı olarak görmektedir.
Bu bağlamda amacımız, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, demokratik değerleri ve millî kültürü özümsemiş, insan haklarına saygılı, paylaşıma ve iletişime açık, sanatsal ve estetik duyguları güçlü, özgüven ve sorumluluk duygusu yüksek, girişimcilik ve yenilikçilik özelliklerine sahip, bilim ve teknoloji kullanımına ve üretimine yatkın, çağımızın gerektirdiği temel bilgi, değer ve becerilerle donanmış üretken ve mutlu bireylerin yetişmesini sağlamaktır.
Ülkelerin tarihi ve sosyolojik seyirleri incelendiğinde, okul öncesi eğitimden yaygın eğitime kadar, her bir eğitim aşamasının özenle ele alındığı ve hayat boyu eğitim anlayışına dayalı olarak geliştirildiği görülmektedir.
Geride bıraktığımız 11 yıl boyunca ülkemizde de bu doğrultuda önemli çalışmalar yapılmış, gerek eğitime erişim olanaklarının artırılması, gerekse eğitimin niteliğinin yükseltilmesi açısından önemli gelişmeler kaydedilmiştir.
Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve hizmet sunumunun iyileştirilmesi kapsamında ücretsiz ders kitabı temini, şartlı eğitim yardımları, taşımalı eğitim gibi uygulamalar gerçekleştirilmiş, öğretmen istihdamında ve hizmet içi eğitimlerinde artış sağlanmış, bu alana ayrılan kamu kaynağı artırılmış, FATİH Projesi başlatılarak bilgi ve iletişim teknolojisi olanaklarının kullanımı aracılığıyla eğitimde kalite artışı hedeflenmiş, 12 yıllık kademeli zorunlu eğitim sistemi tesis edilmiş ve bu doğrultuda müfredatın bu doğrultuda yenilenmiştir. Bütün bunlara paralel olarak eğitimde beşeri ve fiziki altyapı iyileştirilmiş, başta kız çocuklarının okullaşması olmak üzere eğitimin bütün kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlanmıştır.
Eğitimde kalitenin yükseltilmesi, bölgeler ve okul türleri arasındaki başarı düzeyi farklılıklarının azaltılması için önümüzdeki süreçte de hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.
Bu süreçte, öğrenme ortamlarının niteliğinin artırılması, öğretmen yetiştirme ve geliştirme sisteminin yeterlilikleri esas alacak bir şekilde yeniden yapılandırılması, kariyer gelişim ve performans değerlendirme sisteminin oluşturulması, izleme ve değerlendirme faaliyetlerinde etkinlik sağlanması, akademik personelin gerek nicelik gerekse niteliğinin artırılması, bilgi ve
iletişim teknolojilerinin müfredata entegrasyonunun sağlanması, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve eğitim ile istihdam ilişkisinin güçlendirilmesine yönelik mekanizmaların etkinliğinin artırılması için gayret sarf ediyoruz.
Hükümetimizin, eğitime verdiği önemi göstermek üzere, 2014 yılında da genel bütçeden en büyük payı eğitime ayırması, bu doğrultudaki hedeflerimize ulaşma azim ve imkânımızı artırmaktadır.
Sayın Başkan
Değerli Milletvekilleri
Millî Eğitim Bakanlığımızın geride bıraktığımız bir yıl boyunca yürüttüğü faaliyetleri ve 2014 yılında Bakanlığımıza verilecek bütçe kaynağı ile eğitim alanında yakalamayı öngördüğümüz hedefleri sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum. Ancak konuşmam boyunca sizlerle paylaşacağım verilerin bazılarının kesinleşmiş veriler olmadığını da belirtmem gerekiyor. Zira 2013 yılına ait verilerin sisteme işlenme süreci Aralık ayına kadar devam etmektedir. Bu nedenle, burada sunacağım bazı verilerin ilerleyen haftalarda değişmesi mümkündür.
Eğitim, gerek bireyler ve toplumlar arası ilişkilerde, gerekse uluslar ve ülkeler arası ilişkilerde fark yaratan olguların başında gelmektedir. Bu nedenle günümüzde daha iyi bir eğitime yönelik talep ve beklentiler her geçen gün büyük bir hızla artmaktadır. Yakın bir gelecekte, süresi kısa, çeşitliliği fazla ve sürekli değişim gösterebilen eğitim talepleriyle daha sık karşılaşacağız. Bu nedenle eğitim bilimcilerimize, bilgi üretmek, öğrenme
ve öğretme süreçlerinde yeni yaklaşımlar geliştirmek ve donanımlı bireyler, nesiller yetiştirmek hususunda çok önemli vazifeler düşmektedir.
Bu bilinç ve sorumlulukla eğitimin hemen her alanında önemli atılımlar yapmak, neler yapabileceğimizi tasarlamak için çok yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Bu kapsamda, başta öğretim programları, ders içerikleri, ders çeşitleri, ders kitapları, derslikler ve teknolojik altyapı olmak üzere eğitimi ilgilendiren her alanda birçok yeniliği ve reform niteliğindeki uygulamaları hayata geçiriyoruz.
Şüphesiz ki bu doğrultuda gerçekleştirdiğimiz yeniliklerin ve reform niteliğini haiz uygulamaların en önemlisi 12 yıllık zorunlu kademeli eğitim sistemine geçiştir. Eğitim alanında yapılan en büyük reformlardan biri olan 12 yıllık zorunlu kademeli eğitim sistemi ile yeni bir paradigma kabul edilmiştir. Bu sistemle; ortalama eğitim süresini yükseltmek, dünyadaki çağdaşları ile rekabet edebilecek bir donanıma sahip nesiller yetiştirmek, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerini ve geliştirmelerini sağlamak, eğitim sistemini demokratik ve esnek bir yapıya kavuşturmak amaçlanmıştır.
12 yıllık zorunlu kademeli eğitim sistemine geçtiğimiz 2012 yılından itibaren eğitimin bütün bileşenlerini etkileyecek köklü düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu denli köklü bir değişim sürecine rağmen, öğretmenlerimizin, yöneticilerimizin ve Bakanlık çalışanlarımızın fedakârlıkları ve üstün gayretleri sayesinde süreç başarıyla atlatılarak verimli bir eğitim öğretim dönemi geçirilmiştir. Böylece büyük bir dönüşümü eğitim camiamızın el birliği ile, gayretle çalışmaları sonucu sancısız bir biçimde hayata geçirme imkânı bulunmuştur. Bu düzenleme
2013-2014 eğitim öğretim yılı ve sonrasında olumlu sonuçlarını daha fazla vermeye başlayacaktır.
Yine 2013–2014 eğitim öğretim yılında uygulanmak üzere ortaokul ve liselere ait haftalık ders çizelgelerinde ve seçmeli derslere ait öğretim programlarında çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.
Öğrencilerimizin bilişim teknolojilerini kullanarak tasarım ve üretim yapabilme becerilerini geliştirmek amacıyla, 5 ve 6 ncı sınıflarda Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi zorunlu dersler arasına alınmıştır. Yabancı dil öğretimini geliştirmek ve öğrencilerimizin günlük iletişim ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde en az bir yabancı dil öğrenmelerini sağlamak amacıyla, ilköğretim kurumlarında İngilizce (2-8), Fransızca (2-8) ve Almanca (2-8) öğretim programları yenilenmiştir. Benzer şekilde, ilköğretim kurumlarında fen bilimleri (3-8) ve ortaokullarda matematik (5-8) dersi öğretim programları da yenilenmiştir. Bu programlar 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren kademeli olarak uygulamaya konulmuştur. Bütün bu derslerin program içerikleri yalnızca öğrencilerin ortaöğretime geçiş ve uyumlarını kolaylaştıracak şekilde sadeleştirilmemiş, aynı zamanda günlük hayat ile ders içerikleri arasındaki ilişkiler de güçlendirilmiştir.
Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasının bir gereği olarak her öğrencinin sahip olması gereken asgari düzeydeki fen bilimleri, matematik bilgileri ve becerileri yeniden tanımlanmış, ortaöğretim kurumları için, matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinin öğretim programları güncellenmiştir. Bu dersler için 9 uncu ve 10 uncu sınıf öğretim programları temel düzey olarak yeniden tasarlanmıştır. Matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinin yeni öğretim programları, 2013-2014 eğitim ve öğretim yılından geçerli olmak
ve 9’uncu sınıflardan başlamak üzere kademeli olarak uygulamaya konulmuştur.
Ülkemizde eğitim öğretim programlarının hedeflerinin gerçekleştirilme düzeyini belirlemek, sistemin performansını izlemek ve izleme değerlendirme çalışmalarından elde edilen verileri değerlendirerek öğrencilerimizin öğrenme ve gelişimlerinin iyileştirilmesini sağlayacak önlemler almak amacıyla, öğretim programlarının uygulamaları, öğretim materyallerin kullanımı ve etkililiği ile ilgili izleme ve değerlendirme çalışmaları yapılmaktadır. Bu kapsamda, 2013 yılında okullarımızda sayıları hızla artırılan zenginleştirilmiş kütüphanelerin kullanımı, bazı derslerin öğretim programlarının izlenmesi ve değerlendirilmesi ile ilgili çalışmalar planlanmıştır. Bu çalışmalar 2013-2014 eğitim öğretim yılında tamamlanacak olup, çalışmalar sonunda elde edilen veriler ülkemizde eğitimin kalitesinin artırılması ve dolayısıyla çocuklarımızın daha iyi eğitim alması amacıyla kullanılacaktır.
Millî Eğitim Bakanlığı, diğer kurum ve kuruluşlarla (sivil toplum kuruluşları, belediyeler, okul aile birlikleri, hayırseverler, il özel idareleri vb.) yaptığı işbirliği ve protokoller sonucunda zenginleştirilmiş kütüphane sayısını 192’ye çıkarmıştır. Daha önce yaptığımız uygulamalarda olduğu gibi bu yıl da Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) üzerinden 66 ayını dolduran ve kayıtları zorunlu olan çocukların ikametgâhlarına en uygun ilkokullara yerleştirilmeleri yapılmıştır. Ayrıca 60 ile 66 ay yaş grubundaki çocuğunu birinci sınıfa göndermek isteyen velilerimizin yazılı istekte bulunmaları üzerine de bu çocukların okullarımıza kesin kayıtları yapılmıştır. Yeni eğitim sistemiyle tek tip insan yetiştirme anlayışından ve
endoktrinasyon çabalarından vazgeçilmiş, insanın doğuştan getirdiği ya da iradi tercihleriyle oluşturduğu kişisel farklılıklara saygı duyan, onları güvence altına alan çoğulcu bir yaklaşım geliştirilmiştir.
Bu yaklaşım uyarınca, eğitim öğretim hizmetlerinde hedefimiz kız-erkek ayırımı yapmaksızın herkesin sağlıklı bir eğitim almasını sağlamak, ulusal ve küresel düzeyde ihtiyaç duyulan bilgi, değer ve becerileri öğrencilerimize kazandırarak onları hayata hazırlamaktır. Bunun adımlarından biri de eğitim sistemimizin sadece ezbere ve yarışmacı mantığa dayalı olmaktan çıkarmak, elemeli sınav geçiş sistemlerinin tüm eğitim alanında yarattığı olumsuzlukları ortadan kaldıracak tedbirleri almaktır.
Bu bağlamda, Bakanlığımız, kamuoyunda Seviye Belirleme Sınavı (SBS) olarak bilinen elemeye dayalı ortaöğretime geçiş sınavını 2013 yılı itibarıyla kaldırmıştır. Bugüne kadar uygulanan biçimleriyle bakıldığında, sınav odaklı olarak şekillenen ortaöğretime geçiş modelleri, arzu edilen öğrenci profilinin oluşmasını engelleyen etkenlerden biri olarak temayüz etmiştir. Oysa eğitimde başarı yalnızca sınava dayalı bir performans olarak algılanmamalıdır. Getirilen yeni uygulamayla birlikte ortaöğretime geçiş, öğrenci ve okul odaklı bir hale dönüştürülmüştür. Gerçek başarı, temel derslerin yanı sıra, yabancı dil, spor ve sanat dallarında da kendisini geliştirmiş, uluslararası platformlarda kendi akranlarıyla rekabet edebilecek bir donanıma erişmiş ve evrensel değerlerle birlikte medeniyet değerlerimizi de özümseyebilmiş bir öğrenci profilinin oluşturulmasıyla yakalanabilir.
Bu düşünceyle Bakanlığımız, uzun vadede merkezi sınavların olmadığı ve çocukların bireysel yetenek ve eğilimlerine göre eğitim alabildiği bir yapıyı hayata geçirmek için önemli bir adım atmış, kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri olan bir yerleştirme sürecini hayata geçirmiştir. Sürecin uzun
vadeli hedefi, “her çocuğu kendi özgünlüğü ve özelliği içinde kabul etmek, kendi yetenek ve eğilimlerine göre orta ve yükseköğretime yönlendirebilmektir. Bu amaçla, orta vadede test sınavları yerine açık uçlu sınavların yapıldığı ve FATİH Projesi kapsamında dağıtılan tabletlerin daha etkin kullanıldığı bir yerleştirme sürecini aktif hale getirmeyi planlarımızı yapıyoruz.
Bu kapsamda en temel varsayımımız; “çocuklarımızın eğitim öğretim süreci içindeki sınavlarının sayısını mümkün olduğunca azaltmak, orta öğretime geçişte uygulanan ilave sınav ya da sınavları tamamen ortadan kaldırmak, okula alternatif olarak ortaya çıkan eğitim kurumlarının işlevini azaltmak ve çocuklarımızın sanatsal/sportif/sosyal/kültürel etkinliklere zaman ayırmasını sağlamak”tır. Dolayısıyla öngördüğümüz en temel husus; içinde bulunduğumuz eğitim öğretim yılında çocuklarımızın ilave bir sınava girmemesi ve eğitim öğretim süreci içinde zaten yeter sayıda mevcut olan sınav sonuçlarının yerleştirmeye esas alınmasıdır.
Yeni sistemin işleyişi de oldukça basittir. Bilindiği üzere, çocuklarımız, aldıkları derslere göre bazı derslerden iki, bazı derslerden de üç yazılı yoklamaya tabi tutulmaktadır. Üç yazılısı olan derslerin ikinci yazılıları ile iki yazılısı olan derslerin birinci yazılıları, tüm Türkiye genelinde ortak sınav olarak gerçekleştirilecektir. Okullardaki müfredat takvimine göre, tüm Türkiye genelinde altı temel derse ait (Türkçe, fen bilgisi, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi, yabancı dil, TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük) derslerine ait sınavlara ilişkin sorular Bakanlığımızca hazırlanacak, okullara gönderilecek ve ortak sınav gerçekleştirilecektir. Yani bu sınavlar zaten yapılıyordu ve yapılacaktı. Şimdi daha denetimli merkezden gönderilecek sorularla yapmayı planladık. Değerlendirmeye ilişkin hesaplama da oldukça basittir. Çocuğun okul notlarının akademik ortalaması hesap edilecek; 6, 7 ve 8 inci sınıf yılsonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasının yüzde 30’u
ile 8 inci sınıf ağırlık andırılmış ortak sınav puanının yüzde 70’inin toplamı, yerleştirmeye esas puanı oluşturacaktır.
Yeni dönemde değişen en önemli hususlardan biri de sınavlara ilişkin olarak, anne baba olarak ve öğretmenler olarak ve öğrenciler olarak hepimizin yaşadığı “ya bir şey olur da çocuğum sınava giremezse” endişesini ortadan kaldıracak telafi sınavlarının hayata geçirilmesidir. Normal zamanda sınava giremeyen ve mazereti olan bütün çocuklarımız, makul bir süre içinde telafi sınavlarına gireceklerdir. Bunun da sınav stresini azaltacak önemli bir tedbir olduğu aşikârdır. Sınav stresi açısından aldığımız bir diğer önlem de “dört yanlış bir doğruyu götürür” uygulamasından vazgeçilmesidir.
Tekrar etmek gerekirse, uzun vadede temel hedefimiz, çocuklarımızı yeteneklerine göre ortaöğretim kurumlarına yerleştirme sürecini hayata geçirmektir. Bütün çocuklarımızın bir sanat dalı ile ciddi biçimde ilgilenmesini, bir spor dalı ile ilgili altyapısını oluşturmasını ve sosyal bir birey olarak yetişmesini sağlamak istiyoruz. Bu niteliklerine göre de bir üst öğretim kurumuna yerleştirilmesini arzu ediyoruz. Temel mantığımız ise, kuşkusuz “her çocuk özeldir”. Çocuklarımızın kendilerini gerçek anlamıyla özel hissetmeleri ise, eğitim ortamlarının onlara sunduğu özgürlük düzeyiyle yakından ilişkilidir. Bakanlığımız, bu bilinçle geçtiğimiz yıl itibarıyla serbest kıyafet uygulamasını başlatmıştır. Serbest kıyafet uygulaması önümüzdeki dönemde de devam edecek, ancak serbest kıyafet seçenekleri arasında forma da yer alacaktır. Artık resmi ve özel, bütün okullarımızda öğrenci kıyafeti velilerimizin % 50’sinden fazlasının tercihi ile belirlenecektir.
Bakanlık olarak bütün çabamız, Türk eğitim sistemini değişen toplumsal ihtiyaçlara ve çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırmaktır. Bu bağlamda, Bakanlığımız, Onuncu Kalkınma Planında öngörülen “yeniden şekillenmekte olan dünyada milletimizin temel değerlerini ve beklentilerini esas alarak gerçekleştirecek yapısal dönüşümlerle ülkemizin uluslararası konumunu ve halkımızın refahını yükseltmek” vizyonuyla uyumlu olacak şekilde, yeniden yapılandırma sürecini sürdürmektedir. Şimdi bu bağlamda yaptıklarımızı çok hızlı bir biçimde, başlıklarla dikkatinize arz edeceğim. Zaten sizlere dağıtılan kitapçıklarda bunların ayrıntıları da var.
Bu çerçevede biraz önce öğütlediğim ilkeler, hedefler doğrultusunda yaptığımız çalışmalar, eğitimde fırsat ve imkân eşitliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar. Yani toplumun bütün kesimlerinin eğitim imkân ve fırsatlarından bir engel olmadan erişimin sağlanması amacıyla yürütülen projeler. Bunlardan bir tanesi derslik ve pansiyon yatırımları. Derslik sayısı, öğrencilerimize en uygun eğitim ortamının sağlanması hedefini en çok etkileyen hususların başında geliyor. 2003 yılından 23 Eylül 2013 tarihine kadar, 39 bin 575’i hayırseverlerimiz tarafından olmak üzere toplam 205 bin 36 dersliğin yapımı tamamlanarak eğitim öğretim hizmetine sunulmuştur.
2002-2003 yılından bugüne kadar 956 adet ilköğretim ve ortaöğretim pansiyon binası açılmış 110 bin 605 yeni yatak kapasitesi sağlanmıştır.
Böylece pansiyonlarımızda, koğuş sisteminden oda sistemine geçiş hızlandırılmıştır. 2002-2003 eğitim öğretim yılında 1450 pansiyonda, 348 bin 311 öğrenci kalmaktayken, 2013 yılında 2347 pansiyonda, 435 bin 174 yatak kapasitesinden 342 bin 408 öğrenci faydalanmıştır. 1450 pansiyondan 2347 pansiyona 348 bin 300 öğrenciden 340 sivil öğrenciye..
Şartlı Eğitim Yardımı
Aile ve sosyal politikalar bakanlığı ile bakanlığımız koordinasyonunda Türkiye çapında şartlı eğitim yardımı programı uygulanmakta olup, ihtiyaç sahipleri öğrencilerin yardım ödemelerini alabilmeleri için okula devam etme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu da okula devamlar konusunun ciddi bir teşvik unsurudur. Özellikle kız çocuklarımızın okullulaştırılmasında çok işlevsel olduğu görülen bir uygulamadır. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma teşvik fonundan karşılanan şartlı eğitim yardımıyla 2003 yılından itibaren 2013 şubat ayına kadar ilk ve orta öğretimdeki 15 milyon 176 bin 425 çocuğumuzun annelerine 2 milyar 536 milyon TL ödeme yapılmıştır.
İlköğretimdeki kız çocukları için 25 TL erkek çocuklar için 20 TL, ortaöğretimdeki kız çocukları için 45 TL, erkek çocukları için 35 TL aylık ödenmekte iken, 23.12.2010 tarihinden itibaren ilköğretimdeki kız çocukları için 35, erkek öğrenciler için 30, orta öğretimdeki kız çocukları için 55, erkek çocukları için de 45 TL aylık ödenmektedir.
Bursluluk parasız yatılılıklarda da ciddi iyileştirilmeler sağlanmıştır.2002 yılında ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine verilen aylık yurt içi burs ücreti öğrenci başına 12 TL iken 2013 yılında 135 TL yükseltilmiştir.
Böylece 2002 yılına göre %973 artış sağlanmıştır. Yatılı öğrenciler için öğrenci başına günlük ödenen yemek ve yatak bedelleri 2002 yılında 142 kuruş iken 2003 yılında 754 kuruşa yani 7 lira 54 kuruşa çıkartılmıştır. Böylece 2002 yılına göre %431 artış sağlanmıştır.
Taşımalı ilköğretim Uygulaması
Öğrencilerin nitelikli bir eğitim öğretim hizmetine kavuşturmak amacıyla taşınan öğrenci sayısı 97-98 öğretim yılında 281,833 iken 2012-2013 öğretim yılında 812,260 yükselmiştir. İlköğretim öğrencilerinin eğitim
öğretim hakkından eşit şekilde yararlanabilmesi ve eğitime erişim imkânlarının arttırılmasına yönelik olarak uygulanmakta olan taşımalı ilköğretim uygulaması devam etmekte olup, 2012-2013 eğitim öğretim yılında 80 il ve 891 ilçedeki ilkokul ve ortaokul öğrencileri taşınarak öğle yemeği hizmetinden yararlanmışlardır. Taşımalı eğitim-öğretim faaliyetlerinin devamını sağlanması amacıyla 2014 yılı bütçemizde 800 milyon liralık ödenek ön görülmüştür.
Taşımalı ortaöğretim uygulamamız 2010 yılında başlamış olup, 2011-2012 eğitim öğretim yılında 9.sınıf öğrencilerinin yanı sıra 10. sınıf öğrencileri de uygulama kapsamına alınmıştır. 2011-2012 eğitim öğretim yılında 78 ilde 71,291 kız, 88,513 erkek öğrenci olmak üzere toplam 159,804 orta öğretim öğrencisi taşımalı eğitim uygulamasından yararlanmıştır.
Zorunlu eğitim süresini 8 yıldan 12 yıla çıkarılması nedeniyle 2012-2013 eğitim öğretim yılında taşımalı eğitim öğretim uygulaması kapsamına 11 ve 12 sınıflar dahil edilmiş olup, bu doğrultuda 172,111 kız öğrenci, 205,529 erkek öğrenci olmak üzere, toplam 377,640 öğrenci taşınmış ve 3,557 öğrenci yemek hizmetlerinden yararlanmıştır. Taşımalı orta öğretim uygulamasına ilişkin olarak da 2014 yılı bütçesine 680 milyon lira kaynak tahsisi yapılmıştır.
Taşımalı ilköğretim ve ortaöğretim uygulaması kapsamındaki öğrencilere öğle yemeği verilmekte olup giderleri sosyal yardımlaşma ve dayanışma teşvik fonundan karşılanmaktadır. Bu amaçla 2014 yılı bütçesinde 430 milyon lira kaynak tahsisi yapılmıştır.
Bakanlığımızca geliştirilmiş ve 2011 nisan ayında yurt genelinde uygulanmaya başlanmış olan ilköğretim kurumları standartları okulda çocuğa yönelik sunulan her türlü hizmete ilişkin verileri yönetici, öğretmen, çocuk ve veli katılımıyla MEBBİS üzerindeki ilköğretim kurumları
standartlarındaki yazılım modülü aracılığıyla okul ilçe ve il düzeyinde toplanmasını, analiz edilmesini ve değerlendirilmesini sağlayacak bir iç kontrol ve öz değerlendirme sistemidir. İlköğretim Kurumları Standartları (İKS) okullarımızın mevcut durumlarının tespit edilmesi olması gereken ideal okul yapısıyla mevcut durumu arasındaki farkın ortaya konulması devamında okullarımız arasındaki nitelik farklılıklarının giderilmesi ve hepsinin istenen niteliklere ulaştırılması için yapılan bir çalışmadır. 6287 sayılı kanun ve bakanlıktaki diğer çalışmalar çerçevesinde İlköğretim kurumları standartlarının güncellemesine devam edilmektedir. Sistemin 2013-2014 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde açılması planlanmaktadır.
Kız Çocuklarının Okullaştırılması
Halen kız çocuk brüt okullulaşma oranının erkek çocuk brüt okullulaşma oranına olan göreceli büyüklüğü gösteren cinsiyet oranları ilköğretimde 1997-1998 eğitim öğretim yılında %85,63 iken 2002-2003 eğitim öğretim yılında %91,10 çıkmış, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında %101,76’ya ulaşmıştır. Yani kız çocuklarımızın okullaşma oranı erkek çocuklarımızı geçmiştir.
Ülkemizde dezavantajlı grupların engelli çocuklarımızla kız çocuklarımızın toplumsal hayata katılımını sağlamak amacıyla yürütülen çalışmalarla birlikte yukarıdaki verilere göre ilköğretimde kız ve erkek çocukların büyük okullaşma oranı arasındaki fark 1997-1998 eğitim öğretim yılında 13,83 iken 2002-2003 eğitim-öğretim yılında 8,9 2012-2013 eğitim yılında 1,87 oranında kız çocuklarında artış olmuştur. Orta öğretimde kız ve erkek çocuk arasındaki cinsiyet oranları 1997-1998 eğitim-öğretim yılında %74 iken 2002-2003de %72 düşmüş ve 2012-2013
döneminde ise %94.15 ulaşmıştır. Orta öğretimde kız ve erkek çocukların brüt okullaşma oranları arasındaki fark 2002-2003de 25,84 iken 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 5,83 düşürülmüştür. Yüksek öğretimdeki kız ve erkek çocukları arasındaki cinsiyet oranları 1997-1998 eğitim-öğretim yılında %69,58 iken 2002-2003 eğitim yılında %74,33 çıkmış 2012-2013 döneminde ise %88 ulaşmıştır.
Yükseköğretimdeki kız ve erkek gençlerin brüt okullaşma oranları arasındaki fark 1997-1998 eğitim-öğretim yılında 6,97 iken 2002-2003 eğitim yılında 7,96 yılında gerçekleşmiş, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında ise 9,5 olmuştur. Bu süreçte kız çocukların öğrenim hayatına kazandırılmasına büyük önem verilmiştir. 12 yıllık kademeli zorunlu eğitim sistemine geçiş ve özellikle kız çocuklarının okullaşma oranları arttırılması projesi kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda okula devam eden kız öğrencileri sayılarında çok önemli artış sağlanmıştır.
Proje kapsamında 2012-2013 eğitim öğretim sonuna kadar 3200 ev ziyaret edilerek 2350 çocuk okullulaştırılmış ve okullulaştırılan çocuklara eğitim materyali dağıtılmıştır.
Sayın Başkan
Değerli Milletvekilleri
Başta da belirttiğimiz gibi hükümetlerimiz döneminde eğitim-öğretim ülkemizin en öncelikli konusu olarak ele alınmaktadır. Her yıl olduğu gibi Bakanlığımız bütçesi merkezi yönetim bütçesinden yine en büyük payı alarak 55milyar 704 milyon 817 bin 610 TL olarak ön görülmüştür.
Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 2002 yılında 7,5 milyar TL iken 2013 yılında %532 artışla 47 milyar olmuştur. 2014 yılında ise 55,7 milyar TL bütçe öngörüldüğünden artış oranı 2002 yılına nazaran %642,6 olmuştur.
Bakanlığımızın 2002 yılında komisyondan aldığı pay %7,6 iken 2013 yılı bütçesinde %11,76 2014 yılı bütçesinde ise %12,81 olarak öngörülmüştür.
Yine gayri safi hasıladan 2002 yılında aldığımız pay %2,13 iken 2013 yılında %3,02 olarak gerçekleşmiş 2014 yılında ise bu rakamın %3,24 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
Sayın Başkan
Değerli Milletvekilleri
Ülkemizdeki kamu yatırım ödenekleri bir önceki yıla göre ortalama %11 artarken Bakanlığımız 2014 yılı yatırım ödeneğinde bir önceki yıla göre %31 oranında artış sağlanmıştır. Bu artışın sağlanmasında büyük destek veren Sayın Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’a, Sayın Kalkınma Bakanımıza, Sayın Maliye Bakanımıza, bütün Hükümet üyelerimize ve siz değerli komisyon üyelerimize çok teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.
Nabi Avcı
Millî Eğitim Bakanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Eğitim Gelecek Kariyer / Education Future Career
Eğitime ve Kariyere Dair / About Education and Career
T: 0212-427 0982 E:egitimvegelecek@gmail.com
Eğitime ve kariyere dair haberler verir. Okul öncesinden liseye, üniversiteden yaşam boyu eğitime eğitimin ve sınavların her düzeyinde danışmanlık hizmeti sunar. / News about educaion and career. Counseling on educaition of all level from preschool to lifelong education.