Engelli Öğrenciler İçin Türkiye’nin “İstihdam Haritası” Çıkarıldı

Engelli Öğrenciler İçin Türkiye’nin “İstihdam Haritası” Çıkarıldı

Türkiye´nin tüm bölgelerinde engelli öğrenciler için potansiyel istihdam alanları belirlenerek, özel eğitim mesleki eğitim merkezlerinde bulunan atölyelerin bu alanlara uygun şekilde düzenlenmesi için çalışma başlatıldı.

 

Engelli öğrenciler için, bölgelerin ihtiyaç duyduğu istihdam alanları, el sanatlarından kimyaya, matbaadan motorlu araçlara, tekstilden iç mekan tasarımına kadar 22 başlıkta toplandı.

Engelli öğrencilerin eğitim aldığı meslek atölyelerinin bu alanlara uygun şekilde düzenlenmesi için bütçeden 2 milyon lira ayrılacak.

Böylece engelli çocukların kaliteli bir eğitim aldıktan sonra hayatlarını kendi başlarına devam ettirerek meslek sahibi olmalarının yanı sıra toplumla bütünleşmeleri adına büyük önem taşıyor.

 

Harita için okul müdürleri, öğretmenler ve meslek kuruluşları görev aldı

Bakanlıkça geçen yıl özel eğitim mesleki eğitim merkezlerinin materyal ve donanım açısından daha da iyileştirilmesi ve bu merkezlerde uygulamaların yapıldığı meslek atölyelerinin geliştirilmesi için yeni bir çalışma başlatıldı.

Engelli öğrencilerin iş bulma aşamasında işverenlerin aradıkları özelliklere sahip olabilmeleri için yöneticilerin, okul müdürlerinin, öğretmenlerin ve meslek kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla illerdeki potansiyel istihdam alanları belirlendi. Bu kapsamda okullarda bulunan atölyelerin bu alanları karşılama durumu analiz edildi.

Tüm illerde yapılan bu çalışmalar, Türkiye genelinde bu okullarda açılması gereken atölyeler ve halihazırda açık bulunan atölyelerin donanım ihtiyaçları tespit edilen ayrıntılı bir rapor hazırlandı.

2015’te Turkcell tarafından 45 okula 45 atölye yapılmasına yönelik imzalanan protokol kapsamında 5 özel eğitim mesleki eğitim merkezine çeşitli meslek alanlarında atölyelerin yapıldı, 40 atölye için de çalışmalar sürüyor.

2016 yılında ise 100 atölyenin daha yapılması için çalışmalar başlatıldı. Yapılacak atölyelerin tahmini maliyeti ise yaklaşık 2 milyon lira olarak hesaplandı.

 

İstihdam haritası nasıl çıkarıldı

Hazırlanan rapora göre, Türkiye´de 62 ilde toplam 129 özel eğitim mesleki eğitim merkezi bulunuyor. Bu merkezlerde toplamda bin 360 şube ve 456 atölyeyle eğitim öğretim hizmeti veriliyor. Bu merkezlerde uygulanan programlar içerisinde yer alacak 22 meslek alanı belirlendi. Bu meslek alanlarıyla ilgili 15 alan çalışması yapıldı. Daha sonra çalışılmak üzere 7 meslek alanı belirlendi ve alan komisyonları oluşturuldu.

Bu kapsamda el sanatları teknolojisi, kimya teknolojisi, matbaa teknolojisi, tesisat teknolojisi ve iklimlendirme, motorlu araçlar teknolojisi, mobilya ve iç mekan tasarımı, seramik ve cam teknolojisi, metal teknolojisi, tekstil teknolojisi, inşaat teknolojisi, konaklama ve seyahat, yiyecek içecek teknolojisi, güzellik ve saç bakımı, gıda teknolojisi, tarım, giyim üretim teknolojisi olmak üzere 15 meslek alanı çalışması tamamlandı.

 

Bölgelere göre haritada yer alan meslekler

İstanbul´da hemen her alanda mevcut olan istihdam potansiyeline yönelik okullarda atölyelerin mevcut olduğu ancak bunların geliştirilmesi gerektiği görüldü. Batı Marmara Bölgesi’nde ise hizmet elemanları, yiyecek içecek, konaklama ve seyahat, giyim, tekstil, paketleme, dokuma ve büro hizmetleri başta olmak üzere yine hemen her alanda istihdam imkanlarının olduğu tespit edildi.

Doğu Marmara Bölgesi´nin mobilya, tesisat, konaklama ve seyahat, tekstil, elektrik-elektronik, paketleme ve ambalaj, kuaförlük-saç bakım, alanları başta olmak üzere yine birçok alanda potansiyel barındırdığı ortaya çıktı. Ege Bölgesi’nde tarım, mobilya, dekorasyon, perakende marketçilik, hizmet elemanları, yiyecek içecek, konaklama ve seyahat, giyim, tekstil, paketleme, dokuma, mermercilik, seramik ve cam alanlarının potansiyel istihdam alanları bulunuyor.

Batı Anadolu Bölgesi´nde ise hizmet elemanları, büro hizmetleri, matbaa ve süs eşyaları alanında yoğun istihdam alanlarının mevcut olduğu aktarıldı. Akdeniz Bölgesi´nin de genel anlamda hizmet elemanları, konaklama ve seyahat, kimya, tesisat, metal, mermer süslemeciliği, oto bakım ve yıkama, tarım ve temizlik hizmetleri istihdam alanlarının fazla olduğu belirlendi.

Orta Anadolu Bölgesi´nin yiyecek içecek, konaklama ve seyahat, giyim, tesisat, tarım, süs eşyaları, oto tamir ve bakım, Batı Karadeniz Bölgesi´nde tekstil teknolojisi, hizmet elemanları, temizlik ve kat hizmetleri, el sanatları, hayvancılık ve paketleme, Doğu Karadeniz Bölgesi´nde çay üretimi ve paketleme, hizmet elemanları, ayakkabı üretim, konaklama ve seyahat, Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi’nde tarım ve ağaç işleri, Orta Doğu Anadolu Bölgesi yeterli düzeyde olmasa da tekstil, inşaat, paketleme, tesisat, hizmet elemanları, bahçecilik, hayvancılık alanları potansiyel istihdam alanları olarak tespit edildi. Güney Doğu Anadolu Bölgesi´nde triko, gıda, giyim, matbaa, hizmet elemanları, tarım, el sanatları, dokuma, oto tamir bakım ve temizliği alanlarında istihdam imkanları bulunuyor.

01-02-2016 01-02-2016

Ramazanoğlu: “Bir aya kadar bin 500 psikolog alacağız.”

Ramazanoğlu: “Bir aya kadar bin 500 psikolog alacağız.”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, “Bir aya kadar bin 500 psikolog alacağız. Toplum hizmetleri uzmanları, çocuk gelişimi ve sosyolog alıyoruz. Personel alımımız üç dört yıla kadar devam edecek. Hedefimiz, 15 bin sosyal danışmanıyla bütün Türkiye’nin, her ailenin bir sosyal danışmanı olması” dedi.

Ramazanoğlu, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ve İstanbul Ticaret Üniversitesi’nce “Kadın ve Yoksulluk” ana temasıyla düzenlenen 2. Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi’ne katıldı. Kongreye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı KADEM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan da katıldı.

Ramazanoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: Bir aya kadar bin 500 psikolog alacağız. Toplum hizmetleri uzmanları, çocuk gelişimi ve sosyolog alıyoruz. Personel alımımız üç dört yıla kadar devam edecek. Hedefimiz, 15 bin sosyal danışmanıyla bütün Türkiye’nin, her ailenin bir sosyal danışmanı olması. Aynı zamanda da çalışanlarımızla direkt ailenin içinden elde ettiğimiz verilerle de Türkiye’nin sağlıklı aile istatistiklerine ulaşmış olacağız. Şu anda aile istatistiklerinin çok sağlıklı olduğunu söyleyemiyoruz’

Kongreye “Göçmen kadınlar ve Devletsiz Neslin Çocukları: Haksızlıktan Yoksulluğa” adlı sunumuyla katılan Özlem Ünlü, sertifikasını Bakan Ramazanoğlu’nun elinden aldı.  KADEM Genel Başkanı Aydın da Bakan Ramazanoğlu’na çiçek verdi.

Durumu Uzman Psikolojik Danışman Farketti: Koruyucu aile şiddeti

Durumu Uzman Psikolojik Danışman Farketti: Koruyucu aile şiddeti

İstanbul’da koruyucu aileye verilen 7 yaşındaki çocuk, darp edildiği anlaşılınca geri alındı. Koruyucu anne Benay B. hakkında Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nce savcılığa darp şikâyetinde bulunuldu

İstanbul’da yaşayan Benay B., Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne başvurarak çocuk esirgeme yurdunda gördüğü 7 yaşındaki B.T. isimli çocuğu yanına almak istediğini söyledi. 7 yaşındaki B.T. geçen yıl koruyucu aile sözleşmesi ile Benay B.’nin yanına yerleştirildi. Eşinden 2012’de boşanmış olan Benay B. iki çocuğuyla yaşıyordu. Geçtiğimiz günlerde öğrenim gördüğü okula sol kolu morarmış bir vaziyette giden B.T.’nin durumunu rehber öğretmeni fark etti. Koluna ne olduğunu soran öğretmenine Benay B.’nin arabasının camını çizdiği için kendisini tartakladığını söyleyen B.T.’nin beyanı üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkililerine haber verildi.

TUVALETE KİLİTLEYİP KULAĞINI ÇEKİYORDU

Aynı gün Eyüp Devlet Hastanesi’ne götürülen öğrencinin koruyucu aile tarafından darp edildiği anlaşıldı. Çocuk ile uzman eşliğinde yapılan görüşmede annesinin kendisini tuvalete kilitlediği, kulağını çektiği ve evde bulunan ablasının da kendisini dövdüğünü anlattı. Benay B. önce inkâr etmek istese de çocuğa şiddet uyguladığını itiraf etti. B.T.’nin zor bir çocuk olduğunu söyleyen Benay B. ondan ayrılmak istemediğini bu durumun kendisine ders olduğunu belirtti.

GERİ ALINMASINA KARAR VERİLDİ
İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Koruyucu Aile Komisyon Toplantısı’nda koruyucu aile olarak atanan Benay B.’nin stres ve gerginliği çocuğa yansıttığı ve koruyucu aile görevlerini yerine getiremediği, tekrar bir ihmal ya da istismar yaşama ihtimali bulunduğu yönündeki uzman raporu üzerine çocuğun geri alınmasına karar verildi. Benay B. hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu; soruşturma başlatıldı.

Fransa’nın Migennes kentinde ‘güvenlik gerekçesiyle’ Türkçe dersleri yasaklandı

Fransa’nın Migennes kentinde ‘güvenlik gerekçesiyle’ Türkçe dersleri yasaklandı

Fransa’nın Migennes kenti Belediye Başkanı François Boucher, kendi bölgesindeki okulda ‘güvenlik gerekçesiyle’ Türkçe ve Arapça yabancı dil derslerini yasakladı.

Migennes Türk Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Faruk Bıyık yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçiler Partisi’nden olan Boucher’in, okul sonrası çarşamba günleri ‘Ana dil ve kültürü eğitimi’ (ELCO) kapsamında verilen Türkçe ve Arapça derslerini ‘güvenlik ve terör tehdidi’ gerekçesiyle yasakladığını anlattı.

Bıyık, yaklaşık 90 öğrencinin Arapça ve Türkçe dersi aldığını belirtirken, Belediye Başkanı’nın uygulamasını Fransız Eğitim Akademisi ve bölge valiliğine sorduklarını ve ‘asla böyle bir uygulama olmadığı’ yanıtını aldıklarını söyledi.

Boucher’in Türkçe ve Arapça dersini veren öğretmenler hakkında, “Nereden geldikleri belli değil, Fransızca bile bilmiyorlar” yorumunda bulunduğu ancak söz konusu öğretmenlerle hiç tanışma girişiminde bulunmadığı kaydedildi.

“HAKSIZ VE KEYFİ”

Bıyık, derslerin yeniden verilebilmesi için sonuna kadar mücadele edeceklerini, uygulamanın “haksız ve keyfi” olduğunu sözlerine ekledi.

Türkçe öğretmeninin Migennes haricinde dört farklı şehirde de aynı dersi verdiği, ancak oradaki okullarda hiçbir sorun yaşamadığı bildirildi.

Şu an ikinci döneminde görev yapan Belediye Başkanı Boucher, bölgede ırkçı ve İslam karşıtı fikirleriyle tanınıyor.

Fransa‘da ELCO ismiyle bilinen ‘Ana dil ve kültürü eğitimi’, Fransa’daki çalışan işçi ailelerin çocuklarına yönelik, Avrupa direktifi tavsiyesiyle Cezayir, Hırvatistan, İtalya, Fas, Sırbistan, Portekiz, Tunus ve Türkiye ile Fransa arasında imzalanan ikili anlaşma kapsamında 1977’den beri veriliyor.

Cumhurbaşkanı Sigarayı Bırakanları Ağırladı

Cumhurbaşkanı Sigarayı Bırakanları Ağırladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir resepsiyon verdi. ”Sigara içme özgürlüğü diye bir özgürlük asla olamaz” diyen Erdoğan, ”Asıl olan sigara içenin değil, sigara içmeyenin özgürlüğünü korumaktır. Çünkü sigara içmeyen kişi, tamamen kendi iradesi dışında bir tehlikeye, bir tehdide maruz kalmaktadır” dedi. Resepsiyonda sanatçı Ferdi Tayfur da ‘Sigarayı Bıraktım’ şarkısını söyledi.

9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir resepsiyon verildi. Resepsiyona; Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği kampanya çerçevesinde sigarayı bırakmış olan 250’yi aşkın kişi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isteği ve ikna etmesiyle sigarayı bırakanlar ile Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da katıldı.

FERDİ TAYFUR ‘SİGARAYI BIRAKTIM’ ŞARKISINI SÖYLEDİ

Resepsiyonda, 7 yaşından itibaren başlayan sigara bağımlılığına geçtiğimiz yıllarda son veren sanatçı Ferdi Tayfur da hazır bulundu. Ferdi Tayfur’un, sözlerinde alkolü ve sigarayı bıraktığını anlatan şarkısını da söylediği programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurtiçi gezilerinde sigarayı bırakma sözü aldığı kimselerin, üzerlerinde isim ve iletişim bilgilerinin olduğu sigara paketleri ve bu süreçte basına yansıyan fotoğraflar da sergilendi.

FERDİ TAYFUR’UN SÖYLEDİĞİ ŞARKININ SÖZLERİ

Senden başka ne varsa terk ettim birer / Affet beni sevgilim sen kırdıysam eğer

Gece hayatım bitti / Kadehi yere attım / Beni kutlamalısın / Sigarayı bıraktım

Gece hayatım bitti / O sayfayı koparttım / En sonunda başardım / Sigarayı bıraktım

Kurtuldum meyhanenin mey kokan havasından / Hor gördüğün herşeyi çıkardım hayatımdan

Gece hayatım bitti / Kadehi yere attım / Beni kutlamalısın / Sigarayı bıraktım

Gece hayatım bitti / O sayfayı koparttım / En sonunda başardım / Sigarayı bıraktım

Davetlilere hitaben bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, resepsiyonun, “Hayat Sigarasız Güzel” mesajının Türkiye’ye ve dünyaya ulaşmasına katkı sağlamasını dileyerek; Sağlık Bakanlığı’nın, sadece geçen yıl 141 bini aşkın vatandaşa, sigara bıraktırma tedavisi için ücretsiz ilaç desteğinde bulunduğunu açıkladı.

2016 TÜTÜNLE MÜCADELE YILI

Yine Sağlık Bakanlığı’nın 2010 yılından bu yana Sigara Bırakma Danışma Hattı aracılığıyla 23,5 milyondan fazla çağrıya cevap vererek vatandaşlara yardımcı olduğunu ve 2016 yılını “Tütünle Mücadele Yılı” ilan etmeye hazırlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün aramızda, çeşitli yerlerde ve zamanlarda kendilerinden aldığım söz üzerine sigarayı bırakmış olan kardeşlerim var. Kendilerini bir kez daha bu isabetli kararları ve verdikleri sözde durma erdemini gösterdikleri için tebrik ediyorum” dedi.

Resepsiyonda, Cumhurbaşkanlığı personeline yönelik düzenlenen kampanyada sigarayı bırakma kararı alan 200 kişiyi temsilen personelin de bulunduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, onları da ortaya koydukları iradeden dolayı kutladı.

“SİGARA İÇME ÖZGÜRLÜĞÜ DİYE BİR ÖZGÜRLÜK ASLA OLAMAZ”

Anayasanın 58’inci maddesinde var olan “Devlet, gençleri kötü alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri alır” hükmüne atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin en üst temsilcisi olarak, bu hükmün gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin takibini yapmak, asli vazifesi olduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:
“Ayrıca, diğer tüm zararlı alışkanlıklarla birlikte sigaraya karşı mücadele etmek, şahsi olarak benimsediğim bir prensibimdir. ‘Sigara içme özgürlüğü’ diye bir özgürlük asla olamaz. Nasıl ‘intihar etme özgürlüğü’ yoksa, ‘kendi kendini ölümcül hastalığa maruz bırakma özgürlüğü’ yoksa, neticesi bu sonuçlara çıkan zararlı alışkanlıklarla ilgili özgürlük de olamaz. Asıl olan sigara içenin değil, sigara içmeyenin özgürlüğünü korumaktır. Çünkü sigara içmeyen kişi, tamamen kendi iradesi dışında bir tehlikeye, bir tehdide maruz kalmaktadır.”

Hırsıza karşı mal sahibini, teröriste karşı masum vatandaşı korumak mecburiyetinde olan devletin, tütüne, alkole, uyuşturucuya karşı da vatandaşını kollamak zorunda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede yürütülen çalışmaların, hem devletin en üst temsil makamı olan Cumhurbaşkanlığı adına, hem de şahsi olarak sonuna kadar arkasında olduğunu söyledi.

“TÜTÜN ALIŞKANLIĞININ PENÇESİNDEN KURTULANLARI KUTLUYORUM”

“Bugüne kadar kimin cebinde bir sigara paketi gördüysem, hemen pakete el koydum, kendisine de sigarayı bırakması için telkinde bulundum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziya Paşa’nın “Faniliğin kan dolu çeşmesinden bir yudum içen / Bir daha başını bela yağmurlarından kurtaramaz’ mealindeki beyitini okudu ve şunları ekledi:
“Başta tütün olmak üzere, zararlı alışkanlıkların tamamı da böyledir… Bir defa bu illetlere bulaştınız mı, başınızı bela yağmurundan kurtulmaz. Burada bulunan sizler, işte bu başarıyı göstermiş kişilersiniz. Tütün alışkanlığının pençesinden kurtularak, hem kendinize, hem ailenize, hem de topluma fayda sağladığınız için her birinizi bir kez daha kutluyorum. Darısı, halen kendisini bu illetin pençesinden kurtaramayanların başına diyorum.”

Gelişmiş ülkelerde sigara içme alışkanlığın giderek azaldığına, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise bu oranın arttığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sigara endüstrisinin, gelişmiş ülkelerde kaybettiği pazar payını diğer yerlerde telafi etme peşinde olduğunu ifade etti.

“EN YAKINIMIZDAKİLERDEN BAŞLAYARAK HERKESİ SİGARAYI BIRAKMAYA TEŞVİK ETMELİYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sigarayla mücadele konusunda, 1989 ve 2008 yılında çıkartılan kanunlarla ciddi bir mesafe kat ettiğine işaret ederek, “Veriler, sadece geçtiğimiz 4 yılda, 15 yaş üzeri nüfusta sigara kullananların sayısının 2,2 milyon azaldığını gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün, 2013 yılında ülkemizi tütün kontrolü politikalarında lider ülke olarak ilan etmesi, bu gelişmeyi destekliyor” diye konuştu.

Yine de pek çok ülkeye göre, bu konuda hâlâ yeterli bilinç ve uygulama düzeyine ulaşılamadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkelerde bu konuda güçlü bir toplumsal bilinç olduğunu Türkiye’de böyle bir anlayışa ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:
“En yakınımızdakilerden başlayarak, bu illetin pençesine düşmüş olan herkesi uyarmalı, bırakmaya teşvik etmeliyiz, bunda ısrarcı olmalıyız. Bilhassa Batı toplumlarının çok büyük tahribatlar sonucunda ulaştıkları noktaya, biz, aynı bedelleri ödemeden gelebilme başarısını göstermeliyiz. Sigara, alkol, uyuşturucu, obezite gibi sorunlar, hayat biçimiyle ilgilidir. Milletçe hayat tarzımızı değiştirmeden, bu sorunlara karşı güçlü bir direnç kazanamayız. Ama bunun için kamu kurumlarıyla, siyasi partileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla dayanışma içinde hareket etmemiz gerekiyor.”

“SİGARA DENETİMİ YAPAN GÖREVLİLERİMİZ, KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAMALIDIR”

Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığının, tıpkı küresel düzeyde tehdit oluşturan virüsler gibi ile alınması ve mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ülkemizde yılda 100 bin kişinin ölümüne yol açtığı hesaplanan bu bağımlılıkla mücadelede elde edeceğimiz her ilerleme önemlidir. Geçtiğimiz 6 yılda yapılan 11,5 milyon denetim ve kesilen 132,5 milyon lira ceza, kapatılan bine yakın işyeri, uygulamadaki kararlılığın birer işaretidir. Bununla birlikte uygulamada hâlâ birtakım eksikler, gevşeklikler olduğunu biliyorum. Sigara, nargile ve puro gibi tütün mamulleriyle daha etkin mücadele konusunda, gözüm ilgili tüm kurumların üzerindedir. Denetim yapan görevlilerimiz, kimsenin gözünün yaşına bakmayacaktır, bakmamalıdır. Aksi takdirde milletçe kaybettiklerimizin arkasından daha çok ağlarız.”

Nikotin bağımlılığıyla mücadelenin, ticari amaçlarla istismarına da izin verilmemesi gerektiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sigara alışkanlığının terk edilmesi, tıpkı kilo verme gibi, hem irade, hem de belirli yöntemler izlenmeyi gerektiren bir durumdur. Aldatıcı pazarlama taktikleriyle vatandaşlarımızın bu illetten kurtulma çabalarının baltalanmasına mutlaka engel olunmalıdır” uyarısında bulundu.

“ZARARLI ALIŞKANLIKLARDAN KURTULMA HUSUSUNDA MİLLETÇE SEFERBERLİK BAŞLATMALIYIZ”

“Biraz önce de ifade ettiğim gibi, hayat biçimimizi değiştirerek, hem zararlı alışkanlıklardan, hem de obezite gibi sağlık sorunlarından kurtulma hususunda milletçe bir seferberlik başlatmalıyız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanlığı’nın kampanyalarını, bu doğrultuda atılmış birer adım olarak değerlendirdiğini söyledi. Türkiye’nin tamamını ‘Dumansız Hava Sahası” haline getirene kadar bu mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resepsiyondakilere hitaben, “Sigarayı bırakma iradesini gösteren siz kıymetli kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyorum. Halen sigara içmeye devam eden herkes bu güzel manzaraya iyi bakmalıdır. Sizlerin hikâyesi, isteyince, azmedince, sabredince başarılı olunacağının en güzel, en somut örneğidir” dedi.

9.2.2016

Artık Çocuk Parklarında da Sigara İçilemeyecek

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, AVM önü, ibadethane bahçesi, yürüyüş alanları ve çocukların bulunduğu parklarda sigara içilmesinin yasaklanacağını açıkladı.

Sağlık Bakanlığı tütünle mücadele kapsamını genişletiyor. Kış aylarında kapalı mekanların camlı bölümlerinin tamamen kapatılarak sigara içilmesiyle ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılacak.

Açık alanda sigara yasakları da bu yıl uygulamaya geçecek. Buna göre, çay bahçesi gibi alanlarda sigara içen masa ile içmeyen masa yan yana olamayacak. Masalar arasında belirli mesafe şartı getirilecek.

Çocuk parkı da yasak

Bakanlık, park, bahçe, AVM önü, ibadethane bahçesi, yürüyüş alanları ve çocuk parklarında sigara içimini yasaklayacak. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Çocuk parkında sigara olmaz” dedi.

07.09.2014

Sigara yasağı genişleyecek

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, “Açık alanlarda sigara içilen alan, sigara içilmeyen alan olacak. Üçte bir gibi bir alanı sigara içilebilen olarak ayıracağız” dedi.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Bakan Müezzinoğlu, AA Editör Masası’nda, “Türkiye’nin sigarayla mücadelede dünyada örnek bir başarı sergilediğini ve Dünya Sağlık Örgütünce bu başarının ödüllendirildiğini söyledi.

Türkiye’de sigara kullanım oranının “Yüzde 31’lerden yüzde 27’lerin altına indiğini ve 2 milyondan fazla vatandaşın sigarayı bıraktığını anlatan Müezzinoğlu, son 5 yılda 15-25 yaş grubunda sigaraya başlama oranının da düştüğünü, bunu kendilerinin çok mutlu ettiğini belirtti.

Sigara içenleri bıraktırmanın büyük bir başarı olduğunu ancak tiryakiliği önlemeyi daha da önemli gördüğünü söyleyen Müezzinoğlu, gençlerin sigara içmeyi artık negatif bir Sigara yasağı genişleyecekunsur olarak algıladığını dile getirdi.

Müezzinoğlu, 2017 sonu itibarıyla sigara kullanım oranını, yüzde 25’lerin altına indirmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Esas hedefimiz de 2023’lerde yüzde 20’ler ve altına inebilmek. Toplumda yüzde 31’lerden aldığımız sigara içme oranını, 15 yaş üstü, yüzde 20’lerin altına indirebilmek. İlk hedefimiz yüzde 25’in altına inmek.”

Tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye yeni alanlar eklendiğine, nargilenin de kapsam içine alındığına işaret eden MüezzinoğluYeşilay Cemiyetinin “Ucunda Ölüm Var” kampanyasının bu konuda ciddi bir farkındalık sağladığını ifade etti.

“Üçte bir gibi bir oran tartışıyoruz”

Bakan Müezzinoğlu, açık alanlarda sigara kullanımına sınırlama getirilmesinin planlandığını belirterek, “Açık alan restoranlarda, ‘Zaten komple açık, masalar da açıkta, her masada herkes sigara içebilir’ dersek, masadaki veya yan masadaki içmeyene haksızlık ediliyor. Dolayısıyla açık alanlardaki restoran, kafelerde sigara içilen alan, sigara içilmeyen alan” diye konuştu.

Sigara içilen alan oranını henüz netleştirmediklerini belirten Müezzinoğlu, şunları kaydetti:

“Üçte bir gibi bir alan sigara içilebilen olarak ayıracağız. Sigara içenler o tarafta, yine açık alanda, sigara içmeyenler için de çoluğu, çocuğu, ailesiyle gelmiş sigara içilmeyen alanda. Bunu yüzde 25’e kadar indirmek gibi bir bakışımız da var. Ama yine de aile geldi, parçalamayalım, baba içiyorsa, onlar da katlanıyorsa gibi üçte bir gibi bir oran tartışıyoruz.

Bununla ilgili yılbaşı, çünkü Başbakanlığa sunacağız, yılbaşı gibi, hedefimiz o. Önce bir ekim ayını düşünüyorduk ama diğer gündemler üst üste geldi. Ama en geç yılbaşı veya 2014 sonu itibarıyla diyelim.”

Çocuk parklarında içilemeyecek 

Parklar ve diğer açık alanlarda yapılacak kısıtlamalarla ilgili de bilgi veren Müezzinoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Adı çocuk parkıysa çocuk parklarında içilmeyecek. Yetişkin parklarında da parkın bir köşesinde sigara içme alanı olacak. Cami avlularında da… Cami avlusunda, çıkar çıkmaz yakıyor, yok.

Hastane bahçelerinde, yoğun bakımda hastası var, hastasını kaybetmiş olan var, ilk defa ağır teşhis konulmuş hastası var, o psikolojisinin üzerine yeni bir yük yüklemek doğru değil ama onu en azından diğer vatandaşların hak ve hukukunu gözetecek şekilde belirli bir mesafede.

AVM, hastane girişlerinde, giriş kapısından belirli bir mesafe, çizgiler çizilecek, o mesafe dışında sigara içme alanları yapılacak. Açık alan gibi. Oralarda sigara içilecek.”

“Sağlıkta şiddet bizim için önemli”

İstanbul’da bir inşaatta meydana gelen asansör kazası anımsatılarak iş sağlığı ve güvenliği konusunda sağlık kurumlarında alınacak önlemler sorulan Müezzinoğlu, Bakanlığının iş sağlığı ve güvenliği açısından örnek olabilecek bir bakanlık olduğunu söyledi.

Yer yer bazı sıkıntılar olduğunu, bunun da sağlığın riskli bir alan olmasından kaynaklandığını ifade eden Müezzinoğlu, “Yoğun bakımlar, laboratuvarlar, devamlı enfeksiyon riski, bulaşıcılık riski olan hastalarla çalışıyoruz. Ama bu alanda titiz, duyarlı bir yönetim anlayışımız var” dedi.

Bakan Müezzinoğlu, Bakanlar Kurulu’nun, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki yeni sürece son şeklini gelecek hafta vereceğini belirterek, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş’ün kendi alanlarındaki iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili bütün illere birer genelge gönderdiğini bildirdi.

24 saat boyunca sıkıntısı olan kişilerle ve hastalarla ilgilendiklerini dikkati çeken Müezzinoğlu, şunları kaydetti:

“Sağlıkta şiddet bizim için önemli ama sağlıkta şiddeti sıfırlayabilmek için alınabilecek tedbirler de çok sınırlı. Bir de hastayla hekim arasına güvenliği, emniyeti, kuralları koymak, sağlık hizmeti sunumunda yeni yeni zafiyet noktaları oluşturuyor. Zor alanlarımız var. Duyarlı ve titiz bir şekilde alınabilecek önlemlerin azamisini alıyoruz ama Türkiye geneline ve meslek alanlarına baktığımızda kendi meslek alanında bu alanda örnek olabilecek dinamikleri de herhalde Sağlık Bakanlığı olarak yaptığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.”

“Meslek hastalıkları hastaneleri gündemimizden çıkacak”

İş sağlığı ve güvenliği eylem planı çerçevesinde meslek hastalığı hastanelerinin sayısının artırılması konusunda bir çalışma yürütülüp yürütülmediği de sorulan Müezzinoğlu, şu bilgileri aktardı:

“Meslek hastalığı hastanelerinin 20-30 yıl önce bir önemi vardı ama artık eğitim ve araştırma hastaneleri, şehir hastanelerinde her türlü uzman bulunuyor. Dolayısıyla bütün eğitim ve araştırma hastanelerinde, şehir hastanelerinde meslek hastalıklarıyla ilgili alanlar hastane bünyesi içinde olacak. Yani ayrıca meslek hastalıkları hastanesi diye bir konsepti bundan sonra uzun süre devam ettirmeyi düşünmüyoruz. Çünkü sağlık sorunları yalnız eskiden olduğu gibi madenlerde veya kot taşlama işçilerinde ortaya çıkmıyor. Neticede bu kapalı mekanlarda, bu koltuklarda uzun süre oturuyor olmanın da getirdiği bir meslek sorunu var. Mesleğin getirdiği sorunlar var. Meslek alanının sorunları ve bu anlamdaki bizim uzmanlık alanlarında yine o eğitim merkezi, eğitim araştırma hastanesi… Bunların kapasitelerinde hem eğitim uzmanı var hem de diğer bütün konsülte edilebilecek dallar var. Dolayısıyla meslek hastalıkları hastaneleri gündemimizden yavaş yavaş çıkacak.”

Türkiye’de ilaç üretimi

Müezzinoğlu, “Türkiye’de ilaç üretiminin ne zaman başlayacağı?” sorusu üzerine, Türkiye’nin sağlık hizmeti sunumunda geldiği noktanın, bugün dünyanın, hatta gelişmiş ülkelerin bile anlamakta zorlandığı bir başarı hikayesi olduğunu söyledi.

Türkiye’de sağlık hizmetlerinin en ileri düzeyde verildiğini, birçok Avrupa ülkesinde bile bu düzeyde hizmet verilmediğini ifade eden Müezzinoğlu, sorunlar olduğunu ama dünyada bu kadar dinamik yapıyı bu kadar iyi ve başarılı yöneten örnek bulunmadığını vurguladı.

Bu hizmet verilirken ilaç ve teknoloji tüketildiğini, şehir hastanelerine en iyi altyapı kurulduğunu ancak bunların yurt dışından getirildiğini anlatan Müezzinoğlu, “Burada ciddi bir tüketiciyiz. Bu tüketici halimiz devam ederse hizmet kalitemizi daha büyütebilmemiz veya bu standardı koruyabilmemiz çok mümkün olmayacak. Bir ayakla zıplaya zıplaya gidebilmemiz mümkün değil” ifadesini kullandı.

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, sağlıkta üretici konumunda da söz sahibi olunmasının önemine işaret ederek, Türkiye’nin 2-3 marka değeri olan ilacı veya tıbbi cihazı üreterek dünyaya pazarlaması gerektiğini söyledi.

Müezzinoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bunun altyapısı büyük oranda var. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda (EKK), Bilim Sanayi Teknoloji Bakanlığında da… Stratejik alanlardaki ürünlerin üretimine 3, 5 ve 7 yıla kadar… Yani biz neyi tüketiyoruz şimdi? Şu kanser ilacını. Bu kanser ilacını biz senden 5 yıl süresince, 7 yıl süresince devamlı alacağız. Rakam ne? İşte bu yıl 500 milyon dolar ödemişiz. Biz sana her yıl 500 milyon dolar ödemeye devam edeceğiz. Ama yanında şunu istiyoruz. O 7 yıl süresince o ilacı ben zaten tüketiyorum. O satma garantisini alacağım ve o garanti gelecek rakama göre yatırım yapma projelendirecek. Diyoruz ki şu alanda 200 milyon dolarılık yatırım projeni getir.”

Bu uygulamaya örnek veren ve plazma konusunda YPK onayı beklendiğini anlatan Müezzinoğlu, Türk Kızılayının her yıl 2 milyon ünite kan topladığını ama plazması ayrıldıktan sonra bazı bileşenlerinin çöpe atıldığını, oysa plazma ürünlerinden, tedavide kullanılan bazı ilaçların yurt dışından alındığını ve buna 400 milyon lira harcandığını söyledi.

Bu konuda bir planlamaya gidilerek alım garantisiyle firmalara çağrıda bulunduklarını bildiren Müezzinoğlu, bir yandan ülkenin ihtiyacı satın alınırken yapılan üretimin ihraç edilebileceğini bildirdi.

Sağlıkta üç ayak

Bakan Müezzinoğlu, sağlık alanının hizmet, sağlık ürünleri ve sağlık turizmi olmak üzere üç ayağı bulunduğunu, tüketen değil tükettiğini de üretebilen bir stratejiyi uygulayacaklarını belirtti.

32 bin yatak kapasiteli hastane inşaatının devam ettiğini, 2016 yılı sonuna kadar bu kapasiteyi hizmete sunacaklarını, şehir hastaneleriyle de 2017 sonu itibariyle 20 bin yeni yatağın hizmete gireceğini belirten Müezzinoğlu, böylece toplamda 50 bin yatak kapasitesinin 2017 sonunda hizmette olacağını söyledi.

Bu sene ihalesi yapılacaklarla 2018 sonu itibariyle de 90 bin yatağın sağlık hizmetine sunulacağını bildiren Müezzinoğlu, dünyada hiçbir ülkenin son 10 yılda bütün sağlık tesislerini sıfırdan yenileyemediğine dikkati çekti.

2017-2018’de Türkiye’yi bölgesinde sağlık turizmi merkezi haline getirmek istediklerini dile getiren Müezzinoğlu, bunun için 3-4 yıla ihtiyaç olduğunu bildirdi.

Bakan Müezzinoğlu, halen sağlık turizminden 2,5 milyar lira gelir elde edildiğini, bunun 2018’de de 9-10 milyara, 2023’te de 20-25 milyar liraya çıkarılmasının planlandığını ifade etti.

Müezzinoğlu, bir soru üzerine ilaca yılda 16 milyar lira harcandığını bildirdi.

Sağlıkçılara yıpranma hakkı

Müezzinoğlu, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın başarısında sağlık çalışanlarının katkısına işaret edilerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde söz verdiği sağlıkçılara yıpranma hakkı verilmesiyle ilgili düzenlemenin hangi aşamada olduğunun sorulması üzerine, sağlık hizmeti sunumunda elde edilen başarıda sağlık çalışanlarının katkısına dikkati çekti.

Bunun sırrını soranlara, hekimler ve diğer sağlık çalışanlarının gayretini örnek gösterdiğini anlatan Müezzinoğlu, dünyanın hiçbir ülkesinde 24 saatini, hafta sonunu, bayramını bu kadar fedakarca kullanan; insanını, mesleğini sevdiği, mesleğini saygın yapma derdi taşıdığı için mesai kavramı olmadan çalışan meslek grubu bulunmadığını belirtti.

Bakan Müezzinoğlu, sağlıkta elde edilen başarıda esas lokomotif görevini hekimler ve diğer sağlık çalışanlarının gördüğünü vurgulayarak şu bilgileri aktardı:

“Onların hakkını maddi düzenlemelerle de karşılayabileceğimiz kanaatinde değilim. Dolayısıyla ne verirsek verelim bir defa manevi boyutta yaptıkları hizmetin karşılığı çok daha büyüktür. Şiddetten şikayetçi olsak bile vatandaşımızın büyük çoğunluğu hemşiresini, hekimini seviyor ve ciddi düzeyde hayır duada bulunuyor. Tabii ki yıpranma payı 5 yıla 1, Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği ‘Bu yıl sonuna kadar yasalaştıracağız’. Biz tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın sözünü, Mecliste olağanüstü gündem sorunu yaşamazsak, muhalefetin de buna itiraz edeceğini sanmıyorum, Meclis açılır açılmaz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla çalışarak düzenlemesini getireceğiz. 5 yıla 1 yıl olarak düşünüyoruz. Çalışmalar devam edince son şeklini nasıl alır Meclisten çıktığı halini görmek lazım. Ama bizim düşüncemiz bu.  Daha iyi imkanları vermek istiyoruz, bunun için hükümet olarak da çalışıyoruz.”

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bakanlıklardan brifing alacağını anımsatan Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığındaki brifingde bu anlamdaki sorunları da ileteceklerini bildirdi.

Bakan Müezzinoğlu, ülkenin, bütçenin imkanları çerçevesinde sağlık çalışanlarının durumlarının iyileştirilmesi için düzenlemeler yapmayı sürdüreceklerini anlattı.

Yabancı uyruklu hekimler

Türkiye’nin sağlık hizmet sunumunda çok iyi bir noktada olduğunu, ancak bunun daha kaliteli ve hızlı yapılabilmesi için hekim açığının giderilmesi gerektiğini belirtenMüezzinoğlu, şu anda 20 bin uzman hekim, 10 bin pratisyen hekim açığı bulunduğunu ifade etti. Müezzinoğlu, gelecek 4-5 yıl içinde Türkiye’nin hekim açığının ortadan kalkacağını öngördüklerini dile getirdi.

Yabancı uyruklu hekimlerin özel sektörde olmak koşuluyla Türkiye’de çalışabileceklerine ilişkin yasal düzenlemenin yapıldığını anımsatan Müezzinoğlu, bunun için hekimin çalışma izninin bulunması ve Türkçe biliyor olmasının şart olarak konulduğunu hatırlattı. Hekimin mesleki yeterliliğinin YÖK tarafından denkliğinin onaylanması şartının arandığını belirten Müezzinoğlu, “Türkçe bilmesi, çalışma izni şartı getirildi. Bize genellikle gelişmiş ülkelerin hekimlerinden çok talep olmadı. Şimdi önümüzdeki süreçte kamuda da nicelikten ziyade nitelikli cerrahi, pediatri, onkoloji, kardiyovasküler cerrahide dünya çapında standardı yüksek ülkelerden hekim getirme stratejilerinin alt yapılarını kuruyoruz” açıklamasında bulundu.

“Şartların değişeceğine” dikkati çeken Müezzinoğlu, şunları kaydetti:

“Türkçe bilme şartı… Düşünebiliyor musunuz, 35 yaşında doçent olmuş, belli bir marka değeri olan hekime diyoruz ki ‘Türkçe bilmeniz gerekli’. Oysa, yanına iyi bir tercümanı ver. Çünkü, bize onun mesleği, bilgi birikimi, icrası lazım.

Dolayısıyla, bizim eğitim ve araştırma hastanelerimizde, üniversitelerimizde bu tür bilgi birikiminin yüksek, eğitim kapasitesi olan, nitelikliğinin peşinde koşan bir bakış açısıyla alt yapıyı kuruyoruz. İnşallah, Mecliste, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesinde bu alana da kamu olarak yasal hak tanıyoruz. O yasal hakları elde ettiğimizde, rakamlar çok daha değişecek.”

Edirne’de bir doktorun görevden alınması

Edirne Devlet Hastanesinde çalışan uzman doktorun, basına yaptığı açıklamadan dolayı görevden alınmasıyla ilgili de bilgi veren Müezzinoğlu, gastroenteroloji uzmanı bir doktorun bir hafta kadar önce, “Ergene Nehri’nin kirliliği dolayısıyla pirincin kanser yaptığına” ilişkin açıklamada bulunduğunu anımsattı.

Kamuda çalışan bir hekimin, bir bilimsel çalışması varsa bilim kurullarına, bilim dergilerine iletmesi, gözlemlerini de Sağlık Bakanlığı ile paylaşması gerektiğini ifade eden Müezzinoğlu, “(Ergene’nin kirli suyuyla yetişen pirinç kanser yapıyor) gibi, kahvedeki, sokaktaki bir vatandaşın bakış açısıyla bir cümle söylemesini, bir meslektaşımızın mesleki etiği veya deontolojisi açısından çok doğru bulmadığımı ifade etmek isterim” dedi.

Ergene Nehri’nin suyuyla çeltik alanlarının sulanmadığını hatta bu havzadaki mülk sahiplerinin 50 bin dönümlük alana çeltik ekilemediği için siyasetçilerden suyun temiz akmasını talep ettiğini belirten Müezzinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Edirne, Türkiye’nin çeltiğinin yüzde 50’sini üretiyor. Edirne’nin ürettiği pirincin kanser ihtimali gibi bir şeyi, bir hekimin bilimsel veriye dayanmadan konuşuyor olması, tabii ki doğru değil. Bazı sivil toplum örgütleri, vatandaş bunu konuşabilir, kendine göre bir yorum yapar ama bir bilim adamı, kamu görevlisi, elinde veri olmadan veya elindeki veriyi ilgili yere iletmeden kamuya konuşuyorsa herhalde bir müeyyide gerekir. Yoksa üretici feveran eder. Düşünün ki binde bir etkili oldu ve pirinç tüketimi binde bir azaldı. Bedelini kim ödeyecek? Vatandaş ödeyecek. O nedenle meslektaşımız yanlış yapmıştır. Elinde bu tür veri varsa bizlere göndermesi gerekir.”

Türkiye’de Mülteci 600 Bin Suriyeli Okul Çağındaki Çocuktan 300 Bini Okulla Buluştu

Suriyeli öğrencilerin karne sevinci

Siirt’te eğitim gören 120 Suriyeli öğrenciye, Türkçe ve Arapça hazırlanan karneleri ikinci dönemin başlamasıyla törenle dağıtıldı.

Ülkelerindeki iç savaştan aileleriyle kaçarak sığındıkları Siirt’te eğitimlerine devam eden 120 Suriyeli öğrenci, karne sevinci yaşadı.

Kentteki 14 Eylül Ortaokulunda kendi ülkelerindeki dil ve müfredata uygun eğitim verilen Suriyeli ilkokul ile ortaokul öğrencileri için Türkçe ve Arapçahazırlanan karneleri ikinci dönemin başlamasıyla törenle dağıtıldı.

Siirt Vali Yardımcısı Bünyamin Kuş, yaptığı konuşmada, 10 öğretmenin görev yaptığı okulda Suriyeli çocukların eğitim gördüğünü söyledi.

Öğrencilerin karnelerinin genel olarak iyi olduğunu belirten Kuş, “Öğrencilere kendi müfredatlarına göre eğitim verildiğinden karnelerini bugün dağıttık. Çocuklara Türkçe ve Arapçanın da aralarında bulunduğu dersler verildi. Aynı başarıyı devam ettirmelerini diliyoruz” dedi.

İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Fethi Suay da Suriyeli öğrencilere iki ülkenin müfredatına uygun şekilde eğitim verildiğini dile getirdi.

Arapça öğretmeni Suriyeli Hammud Elmatar ise Suriye’de karne dağıtımın ikinci yarıyılın ilk gününde gerçekleştiğini vurgulayarak “Karnelerimizin bir yüzü Türkçe bir yüzü ise Arapça’dır. Bu karneler bizim kardeşliğimizin göstergesidir. Ayrıca dersleri iyi olan öğrencilerimize takdir ve teşekkür belgelerini de verdik” diye konuştu.

Karnelerini alan öğrenciler, şarkı söyleyerek eğlendi.

23.12.2015

Türkiye’de Mülteci 600 Bin Suriyeli Okul Çağındaki Çocuktan 300 Bini Okulla Buluştu

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük, Türkiye’de 300 bin Suriyelinin eğitim öğretim gördüğünü bildirdi.

Büyük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki Suriyelilerin eğitiminden Milli Eğitim Bakanlığının sorumlu olduğunu hatırlatarak, Bakanlığın Suriyelilerin eğitime dahil edilmesi için yoğun çaba gösterdiğini belirtti.

Türkiye’de 2,5 milyon Suriyelinin bulunduğunu ifade eden Büyük, sığınmacılar için kamu kaynağından 8 milyar doların harcandığını aktardı.

“Yıl sonuna kadar 150 bin öğrenciyi daha okullaştıracağız”

Suriyeli çocuklar için geçici eğitim merkezleri, yeni binalar ve özel okullar açtıklarını belirten Büyük, “Başbakanımız ve Bakanımız her yıl bize hedef koyuyor. Bu yılki hedefimiz 450 bin öğrenciydi. Şu anda 300 bin sayısındayız. Yıl sonuna kadar inşallah 150 bin öğrenciyi daha okullaştıracağız. Göç İdaresi verilerine göre 620 bin öğrenci olması gerekiyor okullarımızda. Biz bütün kaynaklarımızı seferber ederek bu çocukları nasıl okullu yapabiliriz bunun gayreti içindeyiz” dedi.

05.08.2013

Suriyeli çocukların okul özlemi

AA-Yeter Erdine-05 Ağustos 2013 1
Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınan ve Malatya’daki konteyner kente yerleştirilen Suriyeli ailelerin çocukları, savaşın olumsuz etkilerinden kurtulmayı ve okula gitmeyi arzuluyor.
Malatya merkeze bağlı Fatih köyünde “Beydağı Konaklama Tesisi” adıyla kurulan 10 bin kişi kapasiteli konteyner kentte, 5 bin 500 civarında Suriyeli kalıyor. Konteyner kentteki camide açılan yaz Kur’an kursuna devam eden 136 çocuk, Kur’an-ı Kerim öğrenerek ve yerleşke içinde kendileri için yaptırılan parklarda oynayarak vakit geçiriyor.

Yaşı biraz daha büyük olan çocuklar ise küçük kardeşleriyle ilgileniyor. Camiye gelen çocuklardan Dua Sabri Kurdi (13) de kardeşine bakıyor. Bir yaşındaki kardeşini de yanına alarak kursa katılan Dua Sabri Kurdi, AA muhabirine, ailesiyle Suriye’den Türkiye’ye hangi şartlarda geldiklerini anlattı.

Hama’da yaşadıklarını belirten Kurdi, ülkelerinde eskiden her şeyin çok güzel olduğunu söyledi. Yaşadıkları şehrin güvenli olmadığını anladıklarında hazırlık yapıp gece ailesiyle kaçtıklarını ifade eden Kurdi, yolun büyük bölümünü yürüyerek, bir kısmını da araçlarla katederek Türkiye’ye geldiklerini kaydetti.

Yanlarında başka aileler de olduğunu belirten Kurdi, yolculuk sırasında çocukların çoğunun soğuktan hastalandığını dile getirerek, “Çocuklar aç, susuz kaldı. Birçoğu sarılık, grip ve ishal gibi hastalıklara yakalandı” dedi.

Ülkesinde okula gittiğini ifade eden Kurdi, “7. sınıftaydım. Okulda arkadaşlarımla eğlenmek güzeldi. Okulu çok özledim. Okula gitmek, okumak istiyorum” diye konuştu

“Savaş yüzünden topraklarımızdan ayrıldık”

Hama’dan ailesiyle gelen Luryan Abdulhalim Antakli (12) de savaş öncesi ülkelerinde çok rahat olduklarını belirterek, “Okulumuz, derslerimiz çok iyiydi. Yaşantımız, hepsi güzeldi ama şimdi öyle bir acıya geldik ki savaş yüzünden hepimiz topraklarımızdan ayrıldık” diye konuştu.

Kevser Hamiş (14) de Humus’tan geldiklerini söyledi. Ülkesinde arkadaşlarıyla çok güzel yaşadığını anlatan Hamiş, “Bir gece yatıyorduk, evimize girdiler. Bizi kenara çekip evdeki bütün erkekleri aldılar ve götürdüler. Köydeki bütün erkekleri aldılar, kadınları bir yere topladılar. Sonra biz annemle Türkiye’ye geldik. Babam ve kardeşlerim Esed’in elinde. Hayattalar mı, ölüler mi bilmiyorum” diye konuştu.

Çağla Demirsal ve Berk Akalın’dan tarihi başarı

Çağla Demirsal ve Berk Akalın’dan tarihi başarı

Milli artistik buz patenciler Çağla Demirsal ve Berk Akalın, bir ilke imza atarak çiftler kategorisinde Türkiye’ye ilk madalyasını kazandırdı.

Uluslararası Buz Pateni Federasyonu tarafından organize edilen Saraybosna Açık 2016 Artistik Buz Pateni Şampiyonası’nda mücadele eden Çağla Demirsal-Berk Akalın çifti, başarılı bir performans göstererek bronz madalya elde etti.

Çağla-Berk çifti, bu kategoride Türkiye’ye ilk madalya kazandırmış oldu.

Milli sporcular, 2013 yılında düzenlenen 38. Dünya Gençler Artistik Buz Pateni Şampiyonası’nda finale kalarak en iyiler arasına girmeyi başarmıştı.

Yoksul ailelere bedava internet

Yoksul ailelere bedava internet

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu ‘Önümüzdeki hafta yoksul ailelere bedava internet vermeye başlayacağız’ dedi

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Yassıada’da ağaçların kesildiği iddiasıyla ilgili olarak, “Aydın’da caminin yakınında muhteşem bir yeşillik vardı. Orada ağaçlar kesildi ve beton bir yapı yapıldı. Siz bunu görmeyip 3-5 ağacı görüyorsunuz diyorum. Biz bir kesilen ağacın yerine beş ağaç dikeriz. Aydın’ın merkezinde yeşillik yok. Orada ağaçlar kesildi. Kimsenin sesi çıkmıyor. Mesele ağaç meselesi değil” dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Denizli’deki ziyaretleri kapsamında Denizli Valiliği’ni ziyaret etti. Ziyarette bakanları Denizli Valisi Şükrü Kocatepe karşılarken, efe kıyafetli kız ve erkek çocuklar da bakanlara çiçek verdi. İki bakan, daha sonra Valilik defterini imzalayarak, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Yassıada’da ağaçların kesildiği iddiaları ile ilgili konuşan Bakan Eroğlu, “Ben bu soruya Aydın’da cevap verdim. Orada caminin yakınında muhteşem bir yeşillik vardı. Orada ağaçlar kesildi ve beton bir yapı yapıldı. Siz bunu görmeyip 3-5 ağacı görüyorsunuz diyorum. Biz bir kesilen ağacın yerine beş ağaç dikeriz. Aydın’ın merkezinde yeşillik yok. Orada ağaçlar kesildi. Kimsenin sesi çıkmıyor. Mesele ağaç meselesi değil. Yassıada’da bildiğim kadarıyla ormanlık alan yok zaten. Orada bana kasıtlı sordular zaten bana. Büyükşehir orada tüm ağaçları kesince yazmıyorlar. Kasıtlı davranmayalım. Dosdoğru olalım” dedi.

BAKAN MÜJDEYİ VERDİ

Bakan Ramazanoğlu ise, yoksul ailelere internet paketlerinin önümüzdeki hafta verilmeye başlanacağını kaydederek, “Ellerinde tableti olan çocuklarımız evinde internet paketi olmadığı için evlerinden çıkıp başka mekanlara gitmek zorunda kalıyorlar. Ruhsatlı internet kafeleri dışarıda tutarak söylüyorum. Ama birçok yerde çocuklar internete girmek amacıyla gidiyorlar ancak orada birçok tehlike ve tehditlerle karşı karşıya kalıyorlar. Bizim ailelere ulaştıracağımız ücretsiz internet paketleri hükümetimizin ilk icraatlarından biri olacak. Bakanlık olarak hazırlıklarımızı tamamladık. Diğer bakanlıklarla da görüşüp başlatacağız. Yoksul aileleri de tespit ettik. Bu çalışma Türkiye’nin önünde devrim olan bir çalışma olacak. Önümüzdeki hafta yoksul ailelere bedava internet vermeye başlayacağız” diye konuştu.

İki bakan, daha sonra basına kapalı olarak gerçekleştirilen İl Koordinasyon Kurulu toplantısına katıldı.

Her okula bir bilardo masası

Her okula bir bilardo masası

Bilardonun, okul sporları arasına alınması için çalışma başlatan Türkiye Bilardo Federasyonu, her okula bir bilardo masası konulması için proje hazırladı.

Bilardonun okul sporları arasına alınması amacıyla çalışma başlatan Türkiye Bilardo Federasyonu, her okula bir bilardo masası konulması için proje hazırladı.

Türkiye Bilardo Federasyonu Başkanı Ersan Ercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya bilardosunda Türkiye’nin yerinin ayrı olduğunu, her zaman dünyada ilk 3’te yer aldıklarını vurguladı.

Türk sporcuların bireysel olarak da dünyada söz sahibi olduğuna işaret eden Ercan, Tayfun Taşdemir’in dünya klasmanında ilk 5 arasında yer aldığını, Semin Saygıner’in dünyanın kabul ettiği çok önemli bir sporcu olduğunu, bunların yanı sıra Murat Naci Çoklu, Adnan Yüksel ve Lütfü Cenet’ten de ciddi bir patlama beklediklerini anlattı.

“Bu, bizim için büyük bir hedefti”

“Dünyada çok iyiyiz, söz sahibiyiz ve bu ivmemizi devam ettirip dünyanın merkezine oturmak istiyoruz” diyen Ercan, bu yüzden altyapıya büyük önem verdiklerini vurguladı.

Bilardonun okul sporları arasına alınması için çalışma başlattıklarını bildiren Ercan, şöyle konuştu:

“Bakanlığa gerekli başvuruyu yaptık ve büyük ihtimalle kabul edilecek. İnşallah 2016-2017 eğitim ve öğretim döneminde bilardo okul sporları arasında yer alacak. Bu bizim için büyük bir hedefti. Her okula bir bilardo masası konulması maliyetli bir iş. Bunun için desteğe ihtiyacımız olacak. Okullara bilardo masası koymak için bir proje geliştirdik. Bunu Avrupa Birliği’ne sunacağız.”

8.12.2013

Dünya Bilardo Şampiyonasında gümüş madalya

Mısır’ın sahil kenti Hurgada’da düzenlenen Dünya Bilardo Şampiyonasında finale çıkan Türkiye milli sporcu Tayfun Taşdemir, finalde Belçikalı rakibi Eddy Merckx ile karşılaştı.
Finalde Merckx, ilk seti 40-22 alırken, ikinci turda 16-16 beraberlik sağlandı. Merckx birinci olup altın madalya aldı.
Taşdemir, ikinci olarak gümüş madalya almaya hak kazandı.

Kadıköy’de voleybol kursunda tecavüz skandalı

Kadıköy’de voleybol kursunda tecavüz skandalı

İstanbul Kadıköy’de halk eğitim merkezindeki voleybol kursuna katılan küçük yaştaki kız öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen voleybol antrenörü O. E. (41), hakkında çok sayıda kız çocuğu ailesinin şikâyeti üzerine tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Yaşları 12-15 arasında değişen, Kadıköy’de voleybol kursu alan bazı öğrenciler, art arda Voleybol Antrenörü O. E. hakkında cinsel istismar iddiasıyla şikâyette bulundu. Mağdur öğrenciler, ailelerine O. E.’nin kendilerini daha iyi voleybol oynayabilmek ve etkili smaç atabilmek için kalça ve göğüslerine özel masaj yapması gerektiğini söylemek suretiyle cinsel tacize maruz kaldığını ifade etti. Çok sayıda mağdur öğrencinin emniyete yaptığı başvurular sonucu, şüphelinin mağdur çocukları farklı şekillerde taciz ettiği anlaşıldı.

GÖRÜNTÜLERİNİ ÇEKTİ

S.E. isimli öğrenci hocasının iyi bir voleybolcu olabilmesi için kendisiyle cinsel birliktelik yaşaması gerektiğini söyleyerek Kadıköy’de bir otele götürdüğünü, orada birlikte olduklarını, en son götürdüğünde ise yanında getirdiği laptopu açtığını, voleybol kulübünde bulunan diğer kızların görüntülerini kendisine izlettirdiğini söyledi. Mağdur C.S. ise O. E.’nin zayıflayabilmesi için kendisiyle cinsel birliktelik yaşaması gerektiğini söylediğini, Kadıköy’de bir otele götürdüğünü, burada birliktelik yaşadıklarını, bunun en az 5-6 kez tekrarlandığını anlattı. D.Y. isimli öğrencinin velisi H.Y. ise ifadesinde kızının Kadıköy’de bir voleybol kursuna gittiğini, bir anda kursu bırakmak istediğini, nedenini sorduklarında ise kurs veren antrenörün kendisinden farklı zamanlarda cinsel içerikli isteklerde bulunduğunu, “Bu tür şeyleri arkadaşlarınla da yaptık, seninle de yapalım” dediğini anlattı.

CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ

Mağdur öğrencilerin Çocuk Şube Müdürlüğü’nde Sosyal Uzman eşliğinde alınan ifadelerinin ardından şüpheli O. E. hakkında soruşturma başlatıldı. Şüphelinin Sarıyer’deki evinde arama yapıldı. Evdeki dijital verilere el konulurken, antrenör hakkında daha önce de bir öğrencisini taciz ettiği iddiasıyla şikâyet olduğu fakat ifadesinin ardından serbest kaldığı öğrenildi. Sonradan tutuklanarak cezaevine gönderilen O. E. hakkındaki soruşturma Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Savcısı Zeki Taşpınar tarafından yürütülüyor.